4 Mevsim Londra

Kasım 22, 2017, 8:05 am
10 dakika

 

Londra’nın sokaklarını gezmemiş olsaydım ve şehirlere renk adları verilseydi Londra için kesinlikle gri derdim. Yaz – kış eksik
olmayan yağmurun ve o gri gökyüzünün altında adeta rengarenk bir şehir var. Kozmopolit düzeni ile bir çok kültürün bir
arada yaşadığı bu şehir herkese hitap ediyor ve şehri her yönü ile bir renk cümbüşüne çeviriyor. Caddeleri, parkları, müzeleri,
tiyatro ve özellikle müzikalleri ile insana yaşam enerjisi veriyor.

Mevsim yaz da olsa montunuz üzerinizden hiç eksik olmayacak olan bu şehirde, şemsiyenizin yanınızda olma şartı ile her
mevsim şehrin tadını doyasıya çıkarabilirsiniz. Benim Londra’da favori mevsimim sonbahar. Parklar, yollar en iyi ressamın
elinden çıkan bir tablo gibi ve siz o an siz tablonun bir parçası oluveriyorsunuz.

Dünyanın en önemli iş ve finans merkezlerinden biri olan ve yaklaşık 8 milyonluk nüfusuyla Avrupa’nin 2. kalabalık kent olma
özelliğine sahip Londra’da buna rağmen çok sayıda park ve bahçesi bulunuyor ve %47’si yeşil alanla kaplı.

Londra’nın Ünlü Parkları Hyde Park
Şehrin Merkezinde yer alan Hyde Park, en popüler parklar arasında yer alıyor. Doğanın kusursuz güzelliğini ve tarihin kokusunu
yaşamak isterseniz Hyde Park, herkesi fazlasıyla memnun edebilecek bir yer. Hyde Park’ı ünlü yapan diğer bir unsur ise
Speaker’s Corner’ dır. Her Pazar günü buraya gelen kişiler bir kutunun üzerine çıkarak politika, din, sanat ya da istedikleri her
hangi bir  konuda özgürce konuşabiliyorlar.

Regent’s Park
1811 yılında tasarlanan bu park en çok güzellikteki gül bahçeleri ile biliniyor. Regent’s Park ayrıca futbol, rugby, kriket gibi açık
hava sporlarına da ev sahipliği yapıyor. Parkın içersinde aynı zamanda bir açık hava tiyatrosu ve Londra Hayvanat Bahçesi yer
alıyor.

Richmond Park
Londra’nın en büyük kraliyet parkı olma özelliğine sahip Richmond Park’a her yıl milyonlarca turist ve halk tarafından ziyaret
ediliyor.

St. James’ s Park
Kraliyet parklarından en eskisi olan ve Buckingham Palace’ a giden yolda yer alan St. James’ s Park’da küçük bir göl ve gölün
üstünde de iki adacık bulunuyor.
Kensington Gardens
Kensington Sarayı, İtalyan Bahçeleri, Albert Anıtı, Peter Pan Heykeli ve Serpentine Galerisine ev sahipliği yapan Kensington
Gardens muhteşem ağaçlar ve dekoratif çiçek yataklarıyla çevrili.

Diğer Parklar
Green Park
Greenwich Park
Hampstead Heath
Kew Gardens
Bushy Park
Primrose Hill
Brompton Cemetery
Victoria Tower Gardens
Grosvenor Square Gardens
Epping Forest
Queen’ s Park
West Ham Park
Highgate Wood
Battersea Park
Holland Park

 

İki bin yıllık tarihini şehrin her köşesinde hissedeceğiniz  Londra, dünyanın en önemli sanat eserlerine ev sahipliği yapan
bir kültür kenti olma 
özelliği ile öne çıkıyor.

History Müze
Mimarı olara ihtişamlı bir görüntüye sahip olan müze 1884 yılında açılmış. Müzeye giriş ücretsiz. Dünya’nın bugüne kadar varoluş
sırlarını ve hiç bir yerde  göremeyeceğiniz binlerce çeşit içeriği yakından inceleme fırsatı sunan National History Museum’i mutlaka
ziyaret etmelisiniz.

 

Müzeye ilk girdiğinizde; Müzenin ortasında yer alan dev bir dinozor iskeleti ziyaretçileri karşılıyor. Müze içerisinde sergilenen
ürünler 4 galeri olarak ayrılıyor.

Kırmızı bölge’de dünya ve jeolojiyle ilgili eserler ve objeler bulunuyor. Bu bölümde depremler hakkında tarihi bilgilerin yanı sıra
volkanik patlamalar, dünyanın oluşumu ve yaşam kaynakları hakkında da hiç bir yerde bulamayacağınız içerikleri barındırıyor.

 

 

 

Yeşil bölgede ise kuşlar, ekoloji, mineraller ve doğa ile ilgili geçmişten günümüze kadar süregelmiş ürünler bulunuyor.

Mavi bölgede dinazorlar hakkında kalıntılar ve bilgiler, balık ve su canlıları, insan bijolojisi gibi konularında içinde bulunduğu
ürünlerin sergilendiği bölüm. Turuncu bölge ise vahşi yaşamı oluşturan hayvan ve kalıntıların yanı sıra ünlü İngiliz bilim adamı
Charles Darwin’in çalışmalarına ayrılmış durumda.

Tower Bridge
Londra’nın en önemli sembollerinden olan Tower Bridge, 1876 yılında köprü tasarım yarışması sonucunda; 1884 yılında Horace
Jones isimli İngiliz mimarın projesi kabul edilmesiyle inşa edilmiş. Köprü yapımı 1886 yılında başlayarak 8 yılın sonunda
tamamlanmış. Köprü, nehrin iki yakasındaki iskelelere birer köprü inşa edilerek, köprülerin arasındaki yolun iki kanat halinde 83°
açı ile açılıyor ve böylece nehir trafiğine de izin veriliyor.

Harrods
Dünyanın ve Londra’nın en ünlü ve en büyük mağazaları arasında olan Harrods Brompton Road’da yer alıyor. 1834 yılında Charles
Henry Harrod tarafından kurulan  bina,1883’de çıkan bir yangınla tamamen yanmış ve 1894 ile 1903 arasında mağazanın şu anda
bulunduğu bina Eklektisizm stilinde mimarisi oluşturulmuş.

 

Parlamento Binası
Parlamento Binası, Lordlar ve Avam Kamarası kanatlarına ev sahipliğini 1512’den beri sürdürüyor. Avam Kamarası,
Parlamento’daki partilerin seçimle gelen üyelerinden oluşuyor. En fazla üyeye sahip olan parti, hükümet; parti başkanı da
Başbakan olur. Lordlar Kamarası’nda ise Kraliçe, resmi Parlamento Açılışı’nda bu salondaki tahttan hükümet planlarını içeren bir
konuşma yapar. Parlamento Binası’nın öne çıkan diğer bölümü, 1097 yılından günümüze kadar kalan tek bölüm olan Westminster
Sarayı’dır. Sarayın tavanındaki oyma ahşaptan yapılan tavan ise 14. yüzyıldan kalmıştır.

Big Ben
106 metre yüksekliğinde ve Parlamento Binası’nın önünde kulenin tepesinde bulunan dört cepheli dünyaca ünlü saat Big Ben
olarak biliniyor. Fakat Big Ben aslında saat başı sesi duyulan 14 tonluk çanın adı. Dünya çapında İngiltere’nin simgesi hâline gelen
saat, 1859 Mayıs’ındaki ilk kuruluşundan bu yana hiç aksatmadan doğru zamanı gösteriyor.

Notting Hill
Notting Hill, 1950 yıllarında Karayipliler’in bölgeye yerleşmesiyle göçmenlerin merkezi haline gelmiş. Günümüzde Rio’dan sonra
dünyanın ikinci büyük sokak karnavalına ev sahipliği yapan bölge 19. yüzyıla kadar çiftlik arazileriyle kaplıydı.

Ağustos ayının son haftasında düzenlenen Notting Hill karnavalı ile kostümlü sokak gösterileri, Portobello Çarşısı turistlerin gözde
yerlerinden. Envai çeşit antika, mücevher ve hediyelik eşyayı burada bulabilirsiniz.

Camden Town
Londra’da yaratıcılığın merkezi sayılabilecek yerlerden olan Camden Town’da deriler, çiviler ve postallar sıkça görülebilecek
objeler arasında yer alıyor. Camden Town’daki binalarda yüzlerce duvar resmi, graffiti parçası ve portreler de görmeniz mümkün.
Sanatın  farklı halleri Camden Town sokaklarında karşınıza çıkabilir. Londra’nın en heyecan verici, eksantrik ve eklektik
bölgelerinden olan Camden Town, Regent’s Canal, Camden Lock’ın doğusunda Regent’s Park’a doğru ilerliyor. Camden Lock
ile Küçük Venedik arasında bir tekne ile Londra Hayvanat Bahçesine uğramak mümkün.

 

 

 

  • (gizli tutulacaktır)