Antik Tarihin Canlı Tanığı:Büyülü Şehir Atina

Temmuz 09, 2018, 3:00 pm
10 dakika

 

Atina, dağlar arasına gizlenmiş, inanılmaz bir tarihi dokuya sahip, masalsı bir şehir. Her köşesi başka bir dönemin tarihine tanıklık
ediyor. Sokaklarında gezerken zamanda yolculuk yapıyorsunuz adeta. Atina’nın en dikkat çekici yapıları, tarihin farklı dönemlerine
ait tapınaklar. Her yönden bizlere aşina bir kültür. Yunanca ile birlikte Arnavutça ve Pomakça konuşuluyor. Tanıdık gelen başka bir
şey de Akdeniz insanı sıcakkanlılığı. Atina’yı keşfimiz Akropolis’te başlıyor; ardından Monostariki Meydanı, Anafiotika, Plaka,
Koloniki, Antik Agora ve Roma Agora’sı ile devam ediyor.

Akropolis’e Beu kapısından giriş yapıyoruz. Romalılar tarafından yapılan bu kapı, adını bu kapıyı bulan arkeologdan alıyor. Bu girişe
Propylaea adı veriliyor. Propylaea’nın sağında Athena Nike Tapınağı ve Erechtheion yer alıyor. İkisinin arasında kalan bu yere
“kutsal yol” deniliyor. Buradaki diğer önemli yapı, Akropolis Tapınağı ve Parthenon Tapınağı.

 

Akropolis Tapınağı: Oldukça yorucu bir yürüyüşün ardından Akroplis Tapınağı’na ulaşıyoruz. Tapınak, yüksek kayalık bir tepenin
üzerine inşa edilmiş. MÖ 6.yy’da Pers saldırıları sonucunda yakılıp, yıkılmış. Yunan devlet adamı Pericles, aynı bölgede tekrar bir
tapınak inşa etmeye başlamış. Tapınağın tekrar inşası 100 yıl sürmüş. Akropolis, Yunanca’da “yüksekte olan şehir” anlamına
geliyor. Bu yapılar Antik Yunan’da tanrıların oturacağı yerler olarak inşa edilirdi. Akropolis de, şehrin koruyucu tanrıçası Athena için
inşa edilmiş. Bu yüzden bölgedeki en yüksek tepenin üzerine konumlanmış. Akroplis, tarihin farklı dönemlerinde dini merkez olarak
da kullanılmış.

Akropolis Müzesi: Akropolis’in büyüleyici tarihini gözler önüne seren müze, İsviçreli Mimar Bernand Tschumi tarafından inşa
edilmiş. Yapımı 11 yıl sürmüş, 2009 yılında ziyarete açılmış. Müzede Parthenon Tapınağı’na ait değerli parçalar sergileniyor.
Parthenon Tapınağı, Yunan tarihinin en önemli sembollerinden biri.

Monastrika Meydanı: Burası Atina’nın en kalabalık turistik yerlerinden biri. Monastrika Meydanı, tavernaları ile ünlü, yolunuz
düşerse mutlaka bir tavernaya uğrayın derim; aşina olduğunuz Akdeniz ezgileri eşliğinde uzonuzu içebilirsiniz. Renkli ve cıvıl cıvıl
çarşılarında yine tanıdık tatlara rastlayabilirsiniz. Bu meydan, size İstanbul’daymışsınız hissini yaşatıyor. Buradaki en önemli
yapılardan biri de Tzstarakis Camii. Osmanlı dönemine ait olan bu camii, 1759 yılında yapılmış. Yunan bağımsızlık savaşında
tahrip edilen caminin minaresi yoktur. Daha sonra restore edilerek müzeye dönüştürülmüştür.

Plaka: Plaka’nın en dikkat çekici özelliği mütevazı bir ambiansa sahip olması. Küçük ve dar sokakları, pencerelerine renkli saksılar
sırlanmış cumbalı evleri ile çocukluğunuzun küçük mahalle yaşantısından bir kesit gibi. Yine burada da Türk kültürüyle benzerlik
gösteren hediyelik eşyaları, antikaları ve yiyecekleri görmek mümkün. Ayrıca burada Roma, Yunan ve Bizans dönemlerine ait
birçok eserin sergilendiği Kanellopoulos Arkeoloji Müzesi ve Bizans Müzesi bulunuyor.

Koloniki: Koloniki, Atina’nın en gösterişli semti. Özellikle moda tutkunuysanız size Milano’yu aratmayacaktır. Çok sayıda butiğin
bulunduğu Koloniki, “Atina’nın Nişantaşısı” olarak bilinir. Burada yürüyüş yaparken Yunanistan’ın ünlü sanatçılarına ya da
siyasetçilerine denk gelebilirsiniz.

Anafiotika: Plaka’ya ve Akropolis’e oldukça yakın bir bölgede yer alıyor. Tek katlı evleriyle doğanın bozulmadığı, metropol
kültüründen uzak, sevimli bir ada semti. Bu kendine has semtin oldukça ilginç bir öyküsü var. Yunanistan kralı ülkesine yeni bir
başkent inşa etmek ister. Kiklad Adaları’na bağlı Anafi Adası’ndaki halkı, Atina’ya yerleştirir. Anafi halkı, özgün mimari
anlayışlarıyla Atina’yı yeniden inşa eder. Yaz sıcağına göre tasarlanmış teraslı, taş ada evleri Atina’ya yeni bir kimlik kazandırır.
Ve böylece, küçük Anafi yani Anafiotika mahallesini kurarak kendilerine özgü kültürlerini, Atina’da yeniden canlandırırlar.

Ermou Caddesi: Atina’da alışveriş yapmak ve ardından lezzetli kahvelerin tadına bakmak isterseniz bu caddeye mutlaka
uğramalısınız. Özellikle giyim ve kozmetik ürünlerini bulabileceğiniz birçok mağaza bulunuyor. Bunun yanında atıştırmalık
lezzetlerin satıldığı küçük dükkanlar da Ermou Caddesi’ne ayrı bir renk katıyor. Atina’da gece hayatı denince yine bu cadde akla
geliyor.

Antik Yunan Agorası: “Agora” kelimesi Yunancada “toplanma” anlamına gelmektedir. Antik Yunan’da halk için oluşturulmuş
sosyal alanlardır, günümüz milli parkları gibi düşünebiliriz. Antik Yunan Agorası’nı önemli kılan bir diğer özellik de Sokrates’in
yargılandığı stoanın burada bulunmasıdır. Stoa’lar yine halk için inşa edilmiş korunaklı, üstü kapalı yapılardır. Stoa’ların yapımı,
MÖ. 6.yy.’a dayanmaktadır. Günümüzde restore edilerek müzeye dönüştürülmüştür. Hephaistos Tapınağı da Agora’nın içerisinde
yer alır. Bu tapınak Yunan Ateş Tanrısı Hephaistos’u temsilen inşa edilmiştir. 13 sütundan oluşan oldukça yüksek bir yapıdır.
Kutsal Havariler Kilisesi de yine Agora’nın en önemli bir yapısıdır. Bu kilise, su perilerini kutsamak amacıyla bir su kaynağının
üzerine yapılmıştır. Hz. İsa, kanatlı melekler ve baş melek resimleri, kilisenin en değerli eserleridir. Günümüzde halen orijinalliklerini
korumaktadır.

Roma Agorası: Antik Yunan Agorası’na göre daha küçük olan Roma Agorası’nın en çarpıcı özelliği, Fatih Sultan Mehmet
tarafından yaptırılan Fethiye Camii’nin burada bulunmasıdır. 1456’da yaptırılan camii, Türk mimari sanatı açısından da önemlidir.
İstanbul’daki birçok önemli yapı ile benzer özellikler taşır. Kubbeli yapısı ile Türk mimari tarzını büyük ölçüde yansıtır. Türk mimari
sanatının 18.yy. özelliklerini taşımaktadır.

Athena Archegetis yani Lider Athena da Julius Caesar döneminden kalan önemli bir anıttır. Üzerinde ait olduğu döneme yönelik
yazılar yer alıyor. Yine dönemin önemli devlet adamları ve imparatorlarının heykellerinin yer aldığı Propylon da bu Agora’nın
içerisinde bulunuyor.

Roma Agorası’nın en önemli eserlerinden biri de Rüzgâr Kalesi’dir. MÖ. 50 yılında Suriyeli astronom Andronikos Kyrrhestas
tarafından yapılan yapı, rüzgâr gözlemi, güneş saati, su saati amacıyla kullanılmış. Sekizgen biçimindeki yapı, her biri, bir rüzgâr
tanrısını temsil edecek şekilde inşa edilmiştir. Yapı, 18.yy.’da Osmanlı döneminde Mevlevi evi olarak da kullanılmıştır.

  • (gizli tutulacaktır)