Bebeğin Cilt Anatomisinin Bebek Bezi Geliştirilmesindeki Yeri

06 Ocak 2020

 

Ezgi Sayınkaplan
Kimya Yüksek Mühendisi
Kıdemli Ar- Ge Mühendisi
Evyap Sabun Yağ Gliserin
San. ve Tic. A.Ş.

Özet
Bir insanın ortalama yaşam süresi 70 yıl olarak düşünülürse insan cildinin bu süre zarfında çeşitli çevre koşullarına maruz kalıp, bu koşullara karşı olağanüstü bir uyum gösterdiği aşikardır. Ciltte oluşacak su kayıplarını önlemek, vücut ısısını sabit tutmak, dışarıdan gelebilecek her türlü tehditlere karşı vücudu korumak gibi çok kritik görevlere sahip olan cildimizin bu noktada rolu oldukça büyüktür. Özellikle bebeklik döneminde cilt çok fazla değişikliğe maruz kalmaktadır ve bebeklerin cilt yapısı ve bariyer özellikleri yetişkinlere kıyasla tam gelişmemiş olduğu için bebekler bakımları süresince ekstra hassasiyete ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmada bebek cilt anatomisi ve cildi etkileyen faktörler ile bebek bezi üzerine yapılacak çalışmalarda göz önüne alınması gereken faktörlerden bahsedilmiştir.

Cilt Anatomisi
Deri, yetişkin bir insan ağırlığının %15’ini oluşturan vücudun en geniş organıdır. Dışarıdan gelebilecek herhangi fiziksel, kimyasal, biyolojik tehlikelere karşı koruma sağlamasının yanı sıra vücuttan çıkacak aşırı su kaybını önlenmek ve vücut ısısını korumak gibi çok hayati fonksiyonlara sahiptir. İnsan derisi dıştan içe doğru epidermis, dermis ve derialtı dokusu (subcutaneous tissue) olmak üzere üç katmandan oluşmaktadır. Bahsi geçen bu deri tabakalarının kalınlıkları vücutta bulundukları yerlere bağlı olarak değişkenlik gösterir. Örneğin; vücudun en ince epidermis tabakasına sahip olan gözkapağının kalınlığı 0.1 mm’den az olarak ölçülürken, avuçiçi veya ayak tabanlarının epidermal tabakasının kalınlığı yaklaşık 1.5 mm olarak ölçülmüştür [1].

Stratum Corneum Tabakası
İnsan cildi, vücut ile dış çevre arasında bariyer rolu oynamaktadır. Bu bariyer görevini derinin en dış katmanında bulunan stratum corneum (SC) yapısı yerine getirmektedir. Stratum corneum tabakasının; epidermis tabakasından fazla sıvı çıkışını önlemek ve dış çevreden girebilecek zararlı bileşiklerden vücudu korumak gibi kritik görevleri vardır. Stratum corneum tabakası kolestrol, serbest yağ asitleri ve seramidler oluşturmaktadır [2].

Stratum korneum, iç katmanları çevresel etkilerden koruyan oldukça yüksek su geçirmezlik özelliğe sahip yağı seven (lipofilik) yapıdadır. Hatta cildin bariyer fonksiyonu; yaş, dış faktörler (nem, sıcaklık vb.) göre çeşitlilik göstermektedir. Örneğin 20 yaşından sonra insan cildinde var olan hiyalüronik asid (HA) miktarı giderek azalır ve bunun sonucunda cildin elastikiyeti ve ciltte tutulan su miktarı azalır ve kırışıklıklar oluşmaya başlar. Ciltte bulunan su miktarı, cildin normal nem miktarının (%20–35) altına düştüğünde; cilt kurur, sertleşir, pul pul olur, kırmızımsı kılcal çatlaklar veya kaşıntı oluşur [3].

Bebeklerin Cilt Anatomisi
Yeni Doğan Bebeklerin Cilt Anatomisi
İnsan cildinin çevre koşullarına karşı gösterdiği en güzel uyum örneği olarak doğum verilebilir. Böylesi aniden gelişen bir olay karşısında; yeni doğan bir bebek, annenin sağladığı oksijen ile hayatta kalıp 37°C sıcaklıkta su dolu bir haznede gelişimini tamamlarken; dakikalar içerisinde soğuk, kuru, karasal ortama geçip aktif olarak akciğerleri ile nefes almaya başlar. Dolayısıyla cilt bu süre zarfında oldukça fazla değişikliğe maruz kalmış olur.

Bebek cildindeki epidermis tabakası hamileliğin 30-37. haftaları arasında tam olgunluğa ulaşmaktadır. Stratum corneum (SC) tabakasının oluşumu her ne kadar hamileliğin son 3. ayında tamamlansa da doğumdan sonra geçen bir yılda bile tam anlamıyla yetişkinlerin cildi kadar koruyucu özelliğe sahip olmaz. Dolayısıyla birbirleriden farklı özelliklere sahip olan bebek cildi ile yetişkin cildi arasındaki fonksiyonel, yapısal ve biyolojik farklılıkları gösteren tablo aşağıdaki gibidir [2].

İki yaşına kadar bebeklerin cildindeki epidermis tabakasının kalınlığı yetişkinlere göre %20; stratum corneum tabakası ise %30 daha incedir [2]. Bebeklerin cildi, anne karnında bulunduğu sürenin son 3 ayında ayrıca vernix caseosa adı verilen, beyaz, peynirimsi görünümlü, lipofilik (yağı seven) yapıda, uteronun içerisinde ve doğum sonrasında epidermal tabakanın olgunlaşmasını sağlayan koruyucu madde ile kaplıdır [4]. Genellikle bebekler, ilk doğduğunda bu kremsi, yoğun tabakadan arınması için yıkanmaktadır. Fakat yıkandığı zaman bu tabakanın büyük bir kısmı silinip gitmektedir. Doğum sonrasında yıkanmayan bebeklerde yenidoğan döneminde sıklıkla karşılaşılan deri döküntülerinin daha az olduğuna rastlanmıştır. Ayrıca bebeklerin doğumdan sonraki ilk 6 saatte yıkanmamaları Dünya Sağlık Örgütü tarafından da önerilmektedir [5].

Prematüre Bebeklerin Cilt Anatomisi
Stratum korneum tabakası hamileliğin son 3. ayında oluştuğu için prematüre doğan bebeklerin cildindeki epidermis tabakası tam olarak gelişmemiştir ve prematürelik evresine bağlı olarak stratum korneum tabakasının inceliği değişkenlik gösterir. Prematüre bebeklerde transepidermal su kaybının (TEWL) yüksek olduğu öngörülmektedir. Aşağıdaki tabloda rahim içerisinde gelişimini sürdüren fetüsün zamana bağlı olarak TEWL değerleri verilmiştir. Şekil 3’ten de görüleceği gibi 24. haftadan başlayarak 33-34. haftaya kadar TEWL değerinde giderek azalma söz konusudur. Dolayısıyla özellikle 34-40. haftadan daha erken doğan prematüre bebeklerde TEWL değerinin; gelişimini tamamlayan bebeklere göre daha yüksek olduğu için prematüre bebeklerin cildinin daha hassas ve de enfeksiyon kapmaya daha yatkın olduğu söylenebilir [6].

Bebeklerin idrar ve kakalarını tutma yeteneklerinin olmamasından dolayı, genital bölgelerinde uygun hijyen koşullarının sağlanması, cildin korunması için birtakım önlemlerin alınması söz konusudur. Dolayısıyla emici özellikte bebek bezlerinin kullanımı hijyen sağlamak için oldukça önemlidir. Ebeveynlerin/bakıcıların ihtiyaçlarını karşılamak ve bebeğin gelişimini desteklemek için kullanılan bebek bezi ürünlerinin sürdürülebilir ve inovatif olması için cildin anatomisi ve biyokimyasını derinlemesine anlamak gereklidir [4]. Dolayısıyla anne karnındaki süreçle başlayıp, doğumda ve sonrasında sayısız değişikliğe uğrayan cildi etkileyecek değişikliklerin biyofiziksel ölçümleri transepidermal su kaydı (TEWL), cilt hidrasyonu ve cildin pH değeri olarak sıralanabilir.

Transepidermal Su Kaybı (TEWL)
TEWL ölçümü, epidermal dokunun fonksiyonel durumunu anlamanın en etkili yoludur. Belirli bir süre içinde, belirli deri alanından kaybedilen su miktarını ifade eder (g/m2/saat veya gün). Epidermal dokudan olan su kaybını ölçmek için kullanılır [6]. TEWL yöntemi bezlenmiş bölgedeki cildin bariyer durumunu ya da cilt yüzeyinden olan su kaybını (TEWL) ölçerek bezin bebeğin cildini kuru tutup tutmadığını anlamak için oldukça önemlidir [4].

Cilt Hidrasyonu
Derinin önemli birçok fonsiyonlarından biri de dehidrasyonu önlemek ve vücut sıvılarının korunmasını sağlamaktır. Derinin nemli hissetmesi için gerekli olan %10’luk su içeriği azaldığında kuruluk oluşur. Dış ortamda nemin azalması ile buharlaşma yolu ile artan trans epidermal su kaybı epidermal ve dermal dokulardan tamamlanır ve nemliliğin devamlılığının sağlanması önemlidir. Yenidoğan derisi daha büyük bebeklerle karşılaştırıldığında göreceli olarak daha kuru bir yapıya sahiptir [7].

Cilt pH’ı
Doğumda yenidoğan deri yüzeyi nötral veya alkali pH’ya sahiptir (pH: 6,2-7,5). Hem term hem de preterm bebeklerde deri pH değeri, doğumu izleyen ilk hafta içinde hızlı, sonrasındaki 3 hafta boyunca daha yavaş bir ivme ile düşme gösterir. Birinci ayın sonunda yetişkin cilt pH değerine çok yakın pH değeri (pH: 5,0-5,5) kazanırlar. Deri pH değeri asiditeye doğru kaydıkca deri bütünlüğüne katkı sağlanmakta, epidermal doğal bağışıklık desteklenmekte ve patojen bakteri koloni sayısı azalmaktadır. Dolayısıyla bebek cildinin pH değeri oldukça kritik önem taşımaktadır [8].

Şekil 4’te gösterildiği gibi; bebeğin bez bölgesinde hijyen sağlamak için kullanılan su, ıslak mendil, bebek bezi vs. gibi materyaller bazı özel durumlarda stratum korneum tabakasındaki yağ asitlerine zarar verir böylelikle derinin bütünlüğü bozulmaya başlar. Bebeğin idrarında veya kakasında bulunan enzimler, bütünlüğü bozulmuş olan stratum korneum tabakasından girerek buradaki proteinleri bozar. Enzimler, cildin daha alt katmanlarındaki şerit yapılı kısımları da geçerek epidermis tabakasına tamamen penetre olup iltihaplanma, pişik vs. gibi problemlere yol açarlar.

Yukarıda bahsedilen materyallerin yanı sıra pişik problemine yol açabilecek diğer nedenler; bebeğin diş çıkardığı dönemde antibiyotik kullanımı, 6-12 aylık bebeklerde katı gıda kullanımına başlanması, ishal veya sindirim sistemi problemleri, bebeğin portakal, mandalina gibi asidik gıdalar tüketmesi, ıslak mendil kullanımı sonrası veya terleme sonrası cildinin yeterince kurutulmaması, bezin uzun süre bebeğin üzerinde kalıp cildin havasız kalması ve bezin sık değiştirilmemesi vb. olarak sıralanabilir. Hatta yıkanabilir kumaş bezlerin yerine selülozlu kullan-at bezlerin kullanılmaya başlanması ve sonrasında daha fazla sıvı emici özellikte Süper absorban polimer (SAP) malzemesinin kullanılmaya başlanması ve nefes alabilen dış yüzeylerin kullanılması pişik problemini kayda değer bir şekilde düşürdüğü görülmüştür [8].

Sonuç
Yapılan çalışmada bebeklerin ve yetişkinlerin cilt anatomisi incelenip, cilt özelliklerinde farklılaşan noktalar karşılaştırılmıştır. Bu bilgiler ışığında yetişkinlere kıyasla bebek cildinin hassasiyeti göz önünde bulundurulduğunda, bebek bezinde yapılmış/yapılacak olan çalışmaların cilt ile uyumluluğu ve bitmiş üründeki performansı kritik önem taşımaktadır. Dolayısıyla bebek bezi ile ilgili yapılacak çalışmalarda cildi etkileyecek değişikliklerin kantitatif karşılığı olan transepidermal su kaydı (TEWL), cilt hidrasyonu ve cildin pH değerlerinin göz önünde bulundurulması önerilmektedir. Ayrıca yapılan araştırmada; pişiğin tek sebebinin bebek bezi veya ıslak mendil kullanımın olmadığı aksine bebeğin hasta olması, diş çıkarması gibi bebeklik dönemleri veya yediği çeşitli gıdalar gibi faktörlerin de sebep olacağı görülmüştür.

Kaynaklar
[1] Kolarsick, P., A., J., Kolarsick, BS, M., A., Goodwin,
C., Anatomy and Physiology of the Skin, Chapter 1.
[2] Agner, T., Skin Barrier Function, Current Problems
in Dermatology, Vol.49, Karger.
[3] Freitas, F., Vítor D. Alves, V. D., Reisa, M., A., M.,
Bacterial Polysaccharides: Production and Applications
in Cosmetic Industry, Springer, 2014.
[4] Adam, R., Skin Care of the Diaper Area, Pediatric
Dermatology Vol. 25, Wiley, 2008.
[5] http://www.abcderm.com.tr/?makale=yenidoganbebegin-
özel-kremi-verniks (Son Erişim Tarihi:
20.09.2019).
[6] Fluhr, J., Elsner, P., Berardesca, E., Maibach, H., I.,
Bioengineering of the skin, Water and the Stratum
Corneum, 2. Edition, CRC Press, 2005.
[7] Karabulut, A., A., Yenidoğanda Deri Fizyolojisi ve
Topikal İlaç Kullanımı, Türkderm, 2011.
[8] Odio, M., Thaman, L., Diapering, Diaper Technology
and Diaper Area, Skin HealthPediatric Dermatology
Vol. 31, 2014.