Biyoteknolojinin Sunduğu Olanaklar Ankara Biyoteknoloji Günü’nde Konuşuldu

30 Eylül 2019

 

Amgen’ın sponsorluğunda İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi (İBG) tarafından düzenlenen “Ankara Biyoteknoloji Günü” kapsamında uzman bilim insanları, kişi ve kurumlar bir araya geldi. 25 Eylül’de Ankara Sheraton’da düzenlenen Ankara Biyoteknoloji Günü’nde “Sürdürülebilir Biyoteknoloji Ekosistemi”, “Yenilikçi Ar-Ge Yaklaşımları”, “Biyoteknolojik / Biyobenzer Tedaviler”, “Biyobenzerlerde Global Uygulamalar ve Kalite”, “Romatolojide Pratik Uygulamalar”, “Onkolojide Pratik Uygulamalar” ile “Biyoteknoloji İçin Bilim Odaklılığı Desteklemek” başlıkları altında biyoteknolojinin sunduğu olanaklar masaya yatırıldı.

Günümüzde kimyasal içerikli ilaçlardan biyoteknolojik ürünlere doğru ciddi bir evrilme olduğunu vurgulayan Amgen ve Mustafa Nevzat Genel Müdürü Güldem Berkman, dünyanın lider biyoteknoloji şirketlerinden biri olarak 1980 yılından bu yana aralarında Türkiye’nin de olduğu 100’den fazla ülkede insanlar için tedaviler keşfedip, geliştirdiklerini ve bunları tıbbın hizmetine sunduklarını belirtti. Berkman, “Bilim ve biyoteknolojinin sunduğu olanakları en üst düzeyde kullanarak gerçekleştirdiğimiz araştırmalardan elde ettiğimiz genetik bilgiler ve ileri analiz araçlarıyla DNA ile hastalık arasındaki bağlantıları kuruyoruz. Onkoloji, hematoloji, nefroloji, romatoloji ve kardiyoloji alanlarında mevcut tedavilere farklılık getiren birçok biyoteknolojik ürünün keşfedilip geliştirilmesi ve tıbbın hizmetine sunulması süreçlerini gerçekleştiriyoruz. İnovatif ilaçlar keşfetme, geliştirme, üretme ve sunma yoluyla ciddi hastalıklarla mücadele eden insanlar için biyolojinin potansiyelini çözmek üzere kararlı bir şekilde çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Önümüzdeki 25 yılda geliştirilecek olan tedavilerin, şu anda kullanılmakta olanlara kıyasla çok daha etkin olacağı belirten İBG Müdür Yardımcısı ve İBG-FARMA Direktörü Soner Gündemir, şöyle devam etti: “Bu çığır açıcı yeni nesil tedaviler yalnızca insan hayatını kökten değiştirmekle kalmayacak, kendilerini geliştiren toplumların da zenginleşmesine ve refahının artmasına yardımcı olacaktır. Türkiye’nin bu yeni teknolojilerin yalnızca tüketicisi olmaması, aynı zamanda geliştiricisi ve üreticisi de olması bu açıdan çok önemlidir. Bu misyonla kurulmuş olan İBG, henüz 5 yaşında olmasına rağmen Türkiye’yi 21. yüzyılın tıbbıyla tanıştırmak için pek çok faaliyeti aynı anda başlatmış, yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.”