Bosch, Karbon Ayak İzini 2020’ye Kadar Sıfıra İndireceğini Duyurdu

09 Mayıs 2019

 

Başarılı bir yıl geçiren Bosch Grubunun satış gelirleri 2018 yılında 78,5 milyar Euro seviyesini buldu. Firma, araştırma ve geliştirme harcamalarını da arttırdı, bu rakam satış gelirinin yüzde 9,3’üne, yani 7,3 milyar Euro’ya ulaşmış oldu.

Yeni cari yılda küresel ekonominin sadece yüzde 2,3 oranında büyüyeceğini öngörmesine rağmen Bosch firması, 2019 yılı satışlarının 2018 düzeyini bir miktar aşacağını tahmin ediyor.

Yıllık basın toplantısında Bosch Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Volkmar Denner, önemli açıklamalarda bulundu. İklim değişikliğinin bilim-kurgu değil, gerçekten meydana gelmekte olan bir durum olduğuna dikkat çeken Denner “Paris Anlaşması’nı ciddiye alıyorsak, o zaman iklim eyleminin sadece uzun vadeli bir hedef olarak görülmemesi, şimdi ve burada gerçekleşmesi gerekiyor. Bosch insanların şehirlerde daha iyi hava kalitesine yönelik talebini çok ciddiye alıyor. İnovasyon lideri olarak, ekolojik sorunlara teknolojik çözümler getirmek istiyoruz” dedi.

Bosch 2020 yılından itibaren ilk sıfır karbon işletmesi olmayı hedefliyor

Sanayinin, küresel karbondioksit (CO2) emisyonlarının yaklaşık üçte birinden sorumlu olduğunu, Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) raporlarından görebiliyoruz.

Karbon ayak izini düşüme anlamında yoğun çaba göstermiş olan şirket, çıtayı daha da yükseğe taşıyor. Bir yıl kadar kısa bir sürede, iddialı ‘sıfır karbon’ hedefini gerçekleştiren ilk büyük sanayi işletmesi olacaklarını iddia eden Dr. Denner, “2020 yılından itibaren, Bosch’un net sıfır karbon ayak izi olacak. Dünyanın dört bir yanındaki 400 Bosch lokasyonunun tamamı, 2020 yılından itibaren ‘sıfır karbon’ statüsünde olacak” şeklinde konuştu.

Şirket bu iddialı hedefi başarabilmek için enerji verimliliğini artırmayı, enerji kaynağında yenilenebilir enerjilerin oranını yükseltmeyi, daha fazla yeşil enerji kullanmayı ve kaçınılamaz karbon emisyonlarını dengelemeyi planlıyor. Bunun önlemler vasıtasıyla, 2020 yılı itibarıyla 3,3 milyon ton CO2 emisyonu önlenmiş olacak.

Daha iyi hava kalitesi

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 90’nın kötü hava soluduğu, Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) raporlarından anlaşılan bir durum ve Bosch, bu durumu düzeltmek için istekli.

Dr. Volkmar Denner trafik kaynaklı hava kirliliğini neredeyse sıfıra indirmek istediklerini belirtti. Bu amaçla Bosch, üç başlık belirlemiş. Bunlardan birincisi, az kirletici maddeye neden olan güç aktarım mekanizması teknolojileri geliştirilmesi. İkinci olarak da, Bosch’un sabit trafik akışını sürdürmeye yönelik projelerde belediyelerle çalışması. Üçüncüsü ise kendi lokasyonlarında da şirket mobilite yönetimi sistemini uygulamaya geçirmesi.

Yapay zeka kullanımı ile içten yanmalı motorların
optimizasyonu

Şirket, tüm yeni araçların ve hafif ticari araçların yaklaşık yüzde 75’inin 2030 yılında hala bir içten yanmalı motora sahip olacağını öngörüyor.

Her ne kadar elektrikli araçlar bir yükseliş trendinde olsa da, 2030 yılında tüm yeni araçların ve hafif ticari araçların yaklaşık yüzde 75’inin hala bir içten yanmalı motora sahip olması öngörülüyor. Bu kapsamda Bosch, benzinli ve dizel motorları optimize etmek adına önemli yatırımlar yapmayı sürdürüyor. İçten yanmalı motorların daha fazla geliştirilmesi için Bosch, yapay zeka da kullanıyor. Örneğin, kişilerin sürüş davranışlarından elde edilen modellere göre egzoz gazının arıtılmasını kestirimci olarak kontrol etmek üzere yapay zeka kullanılması, araçların emisyonlarını daha fazla azaltmaya yardımcı oluyor.

Yüzde 20 daha düşük azot oksit emisyonları mobil analizör üniteleri ile sağlanabilir

Avrupa’da halihazırda yaklaşık 100 belediye ile yürüttüğü görüşmelerle Bosch, hava kalitesinin iyileştirilmesi için spesifik adımlar atıyor. Örneğin Stuttgart, Paris ve Marsilya’da bir mobil analizör ünitesi test ediliyor. Bu ünitelerle ortam havasındaki kirleticilerin seviyesini sürekli olarak ölçülebiliyor. Simülasyonlarla birlikte bu ölçümlerden ulaşılan bilgiler, araç emisyonları ve çevre kirliliği arasındaki ilişkinin daha net anlaşılmasına olanak sağlıyor. Bu bilgiler trafik yönetimini optimize etmek için kullanılabilecek.

Şirket mobilite yönetimi

Şirket mobilite yönetimi ise trafiği azaltmak ve böylece Bosch çalışanlarının özellikle de şehirleşmiş bölgelerde sorumluluk sahibi olduğu emisyonları azaltmak hedefleniyor. Bu kapsamda Brezilya, Çin ve Türkiye’deki büyük şehirlerde ring seferlerinden evden çalışma seçeneklerine, bisikletlerin ve elektrikli bisikletlerin kiralanmasına kadar değişiklik gösteren birçok farklı önlem alınıyor.


2022 sonunda elektomobilitede 14 milyon araç

Elektrikli araçların da şehirlerdeki hava kalitesini iyileştirme konusunda önemli bir rol oynayacağını öngören Bosch, yükselen elektromobilite kitle pazarında pazar lideri olmayı amaçlıyor. Şirket, 2025 yılı itibarıyla elektromobilitede pazarında 2018 yılına göre on kat artırarak, 5 milyar Euro’ya çıkarmayı hedefliyor.

Bosch Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Volkmar Denner, “Güç aktarım mekanizması teknolojisi alanında değer oluşturma konusunda artan rekabette, önümüzde iyi fırsatlar olduğunu görüyoruz. Sistem teknik bilgimiz, geniş ürün portföyümüz ve üretimdeki ölçek ekonomimiz, bizi dünya genelinde araç üreticilerinin ve mobilite sağlayıcılarının seçtiği iş ortağı haline getiriyor” dedi. Daha şimdiden dünya genelinde bir milyondan fazla otomobilde yer aldığı Bosch güç aktarım mekanizması bileşenlerinin 2022 yılının sonu itibarıyla bu sayının 14 milyona ulaşması hedefleniyor.

Otonom sürüş ile daha düşük tüketim ve emisyon

Otonom sürüş sadece gelecek vaat eden bir alan olmadığını, şimdiden bir büyüme alanı sunduğuna dikkat çeken Bosch Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Denner “2022 yılı itibarıyla otomasyona ve bunun neticesinde sürdürülebilir mobiliteye yaklaşık 4 milyar Euro yatırım yapmış olmayı planlıyoruz” şeklinde konuştu.

İki yıl öncesine göre sayısı ikiye katlanarak günümüzde 5.000’in üzerinde Bosch mühendisi otonom sürüş alanında çalışıyor.