Boya ve Kaplama Sektöründe Üniversite-Sanayi İş Birliği

25 Mart 2020

Ülkemizin kalkınması ve 2023 hedeflerine yaklaşması üretim ve ihracatın arttırılmasından geçmektedir. İmalat sanayiinde kaliteli ürün, ürün çeşitliliği, yenilikçi ve maliyet düşürücü alternatif çözümler özellikle boya ve kaplama sektörü açısından da büyük önem arz etmektedir.

Ekonomi Bakanlığı’nın himayesinde İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ve Boya Sanayicileri Derneği’nin 2012 yılında hazırladığı “Boya ve Ham maddeleri Sektörü Gelişim Çalıştayı 2015- 2023 Hedefler-Stratejiler Sonuç Raporu’nda sektörün güçlü yanları olarak; ürün çeşitliliği, yüksek kurulu kapasite, Ar-Ge ve inovasyona verilen önem ile insan sağlığı ve çevreye duyarlı, ileri teknoloji alt yapısına sahip olunması olarak tespit edilirken zayıf yönleri ise boya hammaddelerinin yurt dışından ithal edilmesi, ara eleman eksikliği, sektörün küçük işletmelerden oluşması ve finansman problemleri, ürün standartlarının piyasa kontrollerinin yetersiz olması vb. şeklinde ifade edilmiştir. Aynı raporda; toplumsal tüketim düzeyinin artış eğiliminde olması, inşaat sektörünün dinamik yapısı ve müteahhitlik sektörünün gelişmesi ve yalıtıma ilişkin mevzuat değişiklikleri nedeniyle boya tüketiminin artması gibi hususlar fırsat olarak değerlendirilmiştir.

Bu bağlamda; katma değer yaratan yenilik olarak ifade edebileceğimiz inovasyona dayalı Ar-Ge ve dışa bağımlılığı azaltacak alternatif hammadde çalışmaları sektör açısından son derece önemli görülmektedir. Kamu-özel sektör iş birliği ile bu konulara sağlanacak akademik destek, hammadde Ar-Ge’sine yönelik sanayi odaklı master ve doktora tez çalışmaları, üniversitelerin bu konularda yenilikçi ürünler geliştirmesi ve sanayiye aktarmasının teşvik edilmesi, sanayi ile akademi arasında bir ara yüz görevi üstlenen teknoparklar ve teknoloji transfer ofisleri aracılığı ile iş birliklerinin artırılması ilk akla gelen çözümler olmaktadır.

Öte yandan; üniversitelerin temel görevi eğitim ve öğretim hizmetleri vermenin yanı sıra temel ve uygulamalı alanlarda araştırma yapmak suretiyle yeni bilgi üretilmesi ve mevcut bilgilere yenilerinin eklenmesidir. Akademik alanda üretilen bilgi birikiminin üretim sürecine aktarılmasının en etkin yolu ise üniversite-sanayi iş birliğinin sağlanmasıdır.

Üniversitelerdeki teknoloji tabanlı bilimsel bilginin, sanayiye aktarılarak ekonomik değere dönüşmesine katkıda bulunmak ve firmaları Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına yönlendirerek, üniversitedeki akademisyen ile sanayici arasında karşılıklı güvene dayalı, sürdürülebilir iş birliğini sağlamak günümüzde oldukça önemli hale gelmektedir.

Boya ve kaplama sektöründe Ar-Ge ve inovasyona verilecek önem, ülkemizin bu alanda Avrupa ile daha güçlü bir rekabete ulaşmasına katkı sağlaması ve toplumsal refah seviyemizin yükselmesi anlamına gelecektir.

 

Prof. Dr. Öner Yusuf Toraman

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi
Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi&Kamu-Üniversite-Sanayi İş Birliği İl Koordinatörü