Cilt Mikrobiyotasının Daha Önce Hiç Anlatılmamış Hikayesi

24 Mart 2020

Ciltteki reaksiyonların sayısı önemli bir artış halindeyken ve tüketici günden güne daha talepkar bir hale gelirken hassas ciltler için ürünler üretmek oldukça zor bir hale geldi.

Günümüzde hala tüm markalar ellerinden gelen en etkili ve hafif içerikleri oluşturmaya çalışsalar da pek çok eleştiri ile karşılaşmaktadırlar. Hem formülasyon maliyetinin yüksek olmaması hem de etkili bir ürün üretmek gözetildiğinde, markalar bir adım ileriye gidip daha önce keşfedilmemiş bir alana ulaşmak için büyük efor sarf etmeye başladılar: Cilt Mikrobiyotası.

Cilt, besin (korneositler, sebum ve ter vb.) sağlar. Cilt mikrobiyotası ise bu besinleri antimikrobiyal peptidlere ve asitlere, koruyucu antioksidanlara, güneş koruma ve nemlendirme ajanlarına dönüştürür. Cilt mikrobiyotasının en önemli görevi cilt için var olan tehditlerin henüz daha bu tehditler cilde ulaşmadan önüne geçmesidir.

Cilt üzerindeki koşullar ciltteki mikroorganizmalar için tahmin edilemeyecek kadar zararlıdır. Cilt sürekli kanserojenik UV ışınları tarafından uyarılan Çernobil çevresi gibidir. Aynı zamanda, yeterince suya sahip olmayan bir cilt çöl gibidir. Koruyucu cilt mikrobiyotası çevre kirliliği gibi farklı sorunlarla da karşılaşmaktadır. Fakat ciltteki mikroorganizmalar tüm bu kötü koşullara rağmen yaşamsal faaliyetlerini sürdürecek enerjiyi ve besini bulduklarında hayatta kalmaya ve cildi korumaya devam ederler.

Klasik kozmetik ürünler cilt mikrobiyotası için herhangi bir destek sunmazlar. Hatta aksine mikrobiyotayı desteklemek yerine, içeriklerindeki koruyucu, alkol ve ağır yüzey aktifler ve emülgatörlerle cildi daha da hassas bir hale getirirler.

Tüm bu tehditlere karşın cilt mikrobiyotası bitmeyen bir güce sahiptir. Fakat bazı durumlarda mikrobiyota kendini tamamen onaramaz; bu durumun en büyük nedeni ise uygun besinin eksikliğidir. Böylece artık cilt korunmayan bir hale gelir ve ciltte hassaslık, kaşıntı, akne, kırmızılık gibi rahatsızlıklar gözlemlenir.

Cilt mikrobiyotasını desteklemenin kanıtlanmış en önemli stratejisi mikrobiyotayı daha güçlü hale getirmektir. Bir diğer anlamda ifade etmek gerekirse mikrobiyotayı güçlendirerek dengeyi bulmaktır.

İşte prebiyotikler tam olarak bu güce sahiptir. Prebiyotik, cildi sakin ve optimum bir hale getirmek için cilt mikrobiyotasını destekleyen besindir. Prebiyotik, sadece yararlı cilt mikrobiyotası tarafından fermente edilebilen, zararlı veya patojenik mikroorganizmalar tarafından fermente edilemeyen bio-seçici bir besindir. İnülin sayesinde cilt, cilt mikrobiyotasının yaşaması için harika bir yer haline gelir.

İnülin oldukça güçlü bir prebiyotiktir. İnülin, hindiba kökünden veya agaveden ekstrakte edilmiş şeker polimeridir. Kozmetik için üç adet İnülin bazlı içerik geliştirilmiştir. Formülasyonlarda stabil sonuç verirler ve mikrobiyal stabiliteyi bozmazlar.

BIOLIN

Özel olarak saflaştırılmış BIOLIN ciltteki ve intim bölgelerdeki problemleri önler.

• 15 bebek üzerinde yapılmış in-vivo çalışmalarında BIOLIN’in bebek mikrobiyotasında da oldukça etkili olduğu gözlemlenmiştir. İnülin, mikrobiyotaya enfeksiyonlarla savaşması için gerekli gücü verir. In-vivo test sonuçlarında BIOLIN’in kızarıklığı ve bebek bezi nedeniyle ortaya çıkan tahrişi önlediği kanıtlanmıştır.
• 50 kadın üzerinde yapılmış in-vivo çalışmalarda ise BIOLIN’in vajinal mikrobiyatayı güçlendirerek tüm rahatsızlık oluşturabilecek durumların önüne geçtiği kanıtlanmıştır. • 50 hasta üzerinde yapılan bir in-vivo çalışmada ise BIOLIN’in cilt problemlerine eğilimli diyabetik ciltleri de desteklemeye yardımcı olduğu kanıtlanmıştır.

PreBIULIN FOS

Hidrolize haldeki İnülin oldukça kolay formülize edilir ve üç önemli etkisi vardır;
• In-vivo testler sonucunda PreBIULIN FOS’un ethanol ve diğer rahatsız edici yüzey aktiflerin bulunduğu formülasyonlarda cilt mikrobiyotasını desteklediği kanıtlanmıştır.
• Anti-mikrobiyal ajanlarla birlikte kullanıldığında anti mikrobiyal etkiyi oldukça geliştirir.
• PreBIULIN FOS cilt ve saç için mükemmel seviyede düzenleyici bir etki sağlar.

PreBULIN AGA

Agave ve hindiba kökünden özel olarak ekstrakte edilmiş yüksek moleküler ağırlığa sahip İnülindir, cilt mikrobiyotasını güçlendirirken bir yandan da bilinen ve bilinmeyen tüm rahatsız edici içeriklerden cildi korur. Yapılıan çalışmalar sonucunda preBULIN AGA’nın hyalüronik asite karşı daha güçlü bir nemlendirici ajan olduğu gözlemlenmiştir.