Deri Sanayi, Deri Kimyasalları ve Sürdürülebilirlik

01 Haziran 2020

İnsanlar tarafından kullanılan olası en eski malzemelerden biri olan deri, küresel anlamda milyarlarca Dolarlık bir hacme sahip yaygın bir endüstridir. Derinin yüksek albenisi, doğallığı, sağlamlığı, diğer tekstil materyalleri özellikle sentetik malzemeler karşısında onu üstün kılan nefes alabilir olması ve çok çeşitli amaçlara uygun olarak kullanılabilirliği, ilk çağlardan günümüze kadar uzanan tarihsel süreçte deriyi her zaman aranılan bir malzeme kılmıştır.

 

Deri ürünlere olan talep her geçen gün artmakla birlikte, sürdürülebilir alternatiflerine olan ilgiyi artıran ciddi çevresel olumsuz etkilere de sahiptir. Mamul deri ardışık kimyasal ve mekanik işlemler ile üzerinden kılları ya da yünü alınmış, bozulmaya karşı korunması için farklı özelliklere sahip tabaklama maddeleri ile tabaklanmış ve daha sonra kullanılacağı nihai ürüne göre belirli bir renk, desen veya tutum kazandırılmış ve böylece yarı mamul hale getirilmiş hayvan derisidir.

 

Bu aşamada deri henüz nihai ürün şeklini almamıştır. Mamul deri; daha sonra ayakkabı yüzlük ve tabanlık derinin yanı sıra giyim, moda aksesuarları, mobilya ve araba döşemelerine ve hatta sanatçıların elinde bir sanat eserine dönüştürülür

Deri işleme sanayi yapısı gereği çevreyi kirletme bakımından yüksek bir potansiyele sahip bir sanayi olarak dikkate alınmaktadır. Ancak, işin özüne baktığımızda, deri işlemenin böyle bir etkisi olsa da et tüketimine bağlı olarak varlığını sürdüren et ve et ürünleri sanayinin faaliyetleri sonucu ortaya çıkan bir atıktır/yan üründür. Bu atığın/yan ürünün değerlendirilememesi ki ham deri özellikleri nedeniyle birçok sektör tarafından kullanılmaktadır, çevre üzerinde ciddi olumsuz etkilere neden olabilecektir.

Çünkü hayvan derisi organik bir materyaldir. Gerekli koruyucu önlemler alınmadığında satın aldığımız bir et nasıl yavaş yavaş bozulmaya, çürümeye, kurtlanmaya ve etrafa kötü kokular salmaya başlarsa ve bu aşamadan sonra tüketilmesi durumunda insan sağlığını tehlikeye sokarsa, deri de değerlendirilmeyip çevreye atılırsa aynı etkiye hatta daha fazlasına neden olacaktır.

 

Deri işleme sanayi bu ürünü mamul deriye yani bozulmaz bir ürüne dönüştürür; katma değer sağlar; emek – yoğun bir sektör olduğu için kalifiye/kalifiye olmayan insanlar için istihdam yaratır. Başka bir açıdan baktığımız zaman ise bir zanaat olduğu kadar sanatsal bir süreç içerdiğini de görürüz.

Ayrıca bugün deri üretimi sırasında açığa çıkan atık ve yan ürünlerin de bir şekilde yeniden kullanılabileceği alanlar da mevcuttur. Örneğin kıl ve yünler tekstil sanayinde, etleme atıkları biyo-yakıt üretiminde, kireçleme atıkları evcil hayvan oyuncaklarının yapımında, kromlu atıklar protein eldesinde kullanılabilmektedir.

Sürdürülebilirlik tanım olarak, üretim ve çeşitliliğin devamlılığı sağlanırken insanlığın yaşamının daimi kılınabilmesidir. Başka bir ifade ile sürdürülebilirlik, kendi ihtiyaçlarımızı, gelecek nesillerin ihtiyaçlarından ödün vermeden karşılayabilmemizdir. Bu kavram bünyesinde çevre, doğal kaynaklar, ekonomi, sosyal yaşam ve benzeri birçok önemli unsuru da barındırmaktadır. Ancak sürdürülebilirlik akla diğerlerinden önce çevreyle dost, doğal kaynakları tüketmeyen bir yapıyı getirmektedir.

Tarihsel bağlamda, seri üretimden önce, insanlar çok daha az giysi ve aksesuara sahiptiler. Her şey zenginler için tasarlanırken, alt sosyal sınıflar kendi kıyafetlerini yaptılar. Giysiler tamir edilerek tadilat yapılarak birkaç yıl fazladan kullanılmış ve aynı zamanda korunmuş olurdu. Bunlar uzun ömürlü ürünler olarak düşünülebilirler. Hazır giyim modasının doğuşu ve ölçülerin standardizasyonunu üretim maliyetlerinin düşmesine ve tüketicilerin, terzi ve kunduracıların yaptıkları kadar mükemmel olmasalar bile, daha fazla kıyafet satın almalarını sağlamıştır. Bu durum rekabet ortamının oluşmasının nedenlerinden biridir.

Geçen yüzyılla birlikte artan yüksek tüketime yönelik açgözlü üretim dünya üzerinde birçok kaynağı tükenmekle de karşı karşıya bırakmış, çevrenin de tabir yerindeyse canına okumuştur. Bugün dünyada yaşanan Korona dünya salgını sebebiyle bu üretimin kısa bir süre durması bile, doğanın bir nebze olsun kendine gelmesine, yoğun sanayi bölgelerinde havanın temizlenmesine, bazı canlı türlerinin kirlilik nedeniyle uzaklaştıkları eski yaşam alanlarına geri dönmelerine neden olmuştur.

 

Son yıllarda, şirketlerin (ve bir bütün olarak endüstrinin) hesap verebilirliğini ekonomik performansın ötesinde, hissedarlar için, tüm paydaşlar için sürdürülebilirlik performansına genişletmek için artan bir baskı vardır. Bu nedenle, iş dünyası veya kurumsal sürdürülebilirlik kavramı tanınmaya ve önem kazanmaya başlamıştır. Bir işin sürdürülebilirliği “gelecekte işletmenin ihtiyaç duyacağı insan ve doğal kaynakları korur, destekler ve geliştirirken, bugün işletmenin ve paydaşlarının ihtiyaçlarını karşılayan iş stratejilerini ve faaliyetlerini benimsemek” olarak da tanımlanabilmektedir.

Bununla birlikte, mevcut araçların önerilen sinerjisi, faaliyetleri iç ve dış etkiler açısından değerlendirmeye yönelik en uygun kararlar ancak ekonomik, sosyal ve çevresel sonuçlar dikkate alındığında verilebilir. Bu nedenle deri işleme ve deri ürünleri gibi imalat sektöründeki işlevsel uygulamalara odaklanan kapsamlı bir sürdürülebilirlik kıstasları çerçevesi ve daha özel olarak proje yönetimi sırasında teknolojik gelişmelerin sürdürülebilirlik performanslarının değerlendirilmesine yönelik kesin bir ihtiyaç tespit edilmiştir.

Sürdürülebilirlik kavramı sezgisel olarak anlaşılmaktadır, ancak somut ve işlevsel terimlerle ifade edilmesi hâlihazırda zordur. Stratejik sürdürülebilir kalkınma planlamasını şirket düzeyinde değerlendirmek için temel ilkeler ve sürdürülebilirlik gerekliliği ile tutarlı sistemsel yaklaşımlar önerilmektedir. Yaklaşımlar sürdürülebilirliği:

Sosyal ve ekolojik sürdürülebilirliği temel ilke düzeyinde ele almak,
Şekil 2. Sürdürülebilirliğin temel bileşenleri. 14
Sürdürülebilirlik tanımını kurumsal düzeye çevirmek,

  • Stratejik perspektifi, kısa vadeli ve uzun vadeli riskler açısından ekonomik performansın dikkate alındığı adım adım bir yaklaşımla yönetmek,
  •  Bu bakış açısına sahip göstergelerin geliştirilmesini savunmak ve bu arenadaki çeşitli girişimlerin böyle bir sürdürülebilirlik perspektifi ile nasıl ilişkili olduğunu göstermek şeklinde sosyal, çevresel ve ekonomik boyutları olan genel bir çerçeve içerisine oturtmak mümkün olabilmektedir.

Küresel sanayileşmenin yoğunlaşması, nüfus patlaması, yeni ürünlerin geliştirilmesi ve yüksek üretim ve aşırı tüketim ekonomik gelişmeye katkıda bulunmakla birlikte ekosistemlerin çevresel bozulmasına neden oldu. Bu bağlamda, iş dünyasının stratejik bir parçası olan kurumsal çevreciliğin gelişimi, XXI. yüzyılın başında piyasalarda ortaya çıkmaya başlayan en önemli değişikliklerden biri olmuştur. Çevre alanındaki bu eylemler proaktif hale gelmiş ve sürdürülebilir ürünlerin araştırılmasını ve geliştirilmesini gerektiren organizasyonların rekabetçi stratejilerindeki yenilikler olarak anlaşılmaya başlamıştır.

Özellikle mühendislik, mimari ve tasarım alanlarında ürün yaşam döngüsünün analizi ve eko-tasarım gibi çeşitli çevresel uygulamalar giderek büyüyen küresel birer eğilim olmanın yanı sıra yenilenemeyen kaynakların kullanımını azaltıp çevresel etkilerini en aza indirirken yeni ürünler, sistemler ve hizmetler geliştirme konusunda faydalı ipuçları da sunmaktadır.

 

Dünya son yıllarda gelecek nesiller tarafından da kullanılması gereken kaynakların sınırlı olduğunu fark ettiği için kaynakların sürdürülebilir kullanımı ihtiyacı ön plana çıkmıştır. Üretimin çevre dostu uygulamalarla ‘yeşil’ teknolojiyi birleştirecek şekilde geliştirilmesi de bu senaryonun bir parçasıdır.

Deri kimyasal şirketleri, tehlikeli maddelerin kullanımını sınırlama konusunda çok fazla sorumluluğa sahiptir. Deri endüstrisi ve deri kimyasalları endüstrisi günümüzde birçok zorlukla karşı karşıya bulunmaktadır. Daha fazla sosyal ve çevresel farkındalıkla birlikte değişim hızı da artmaya devam etmektedir ve ortaya çıkan zorluklar daha hızlı daha akıllı yanıtlar gerektirmektedir.

Bu kapsamda çevre dostu teknoloji, temiz teknoloji, tuzsuz, susuz, kromsuz gibi isimlerle anılan yeni deri işleme teknoloji uygulamaları ortaya atılmıştır. Şunu göz ardı etmemek gerekir ki deri sanayi deri kimyasalları üreten tedarikçilerle sıkı bir iletişim kurmuşlardır.

Teknolojik yenilikler dünyanın birçok yerindeki açık fikirli deri üreticileri sayesinde uygulama imkânı bulmaktadırlar. İş gücüne doğru davranılmakta, onların işin fıtratında bulunan tehlikelerden korunmasına çalışılmakta bu amaçla uygun iş giysileri ve gerekli eğitim verilmektedir. Kimyasal maddelerin bu kadar önemli olduğu bir sektör de bunların nasıl çevreye ve insanlara zarar vermeden kullanılacağı bilmekte önemlidir.

Sürdürülebilirlik konusu deri sanayinin müşterileri, tüketicileri ve genel olarak toplum arasında büyük ilgi görmüştür ve sanayi bir süredir bu konuya iyice odaklanmıştır. Bununla birlikte ulusal deri sanayileri, ulaşmak istedikleri farklı hedeflere dayalı kendi stratejilerini geliştirmekte ve kendi faaliyetlerine göre hareket etmektedirler. Deri imalat sanayi için diğer önemli hususlar çevresel sürdürülebilirlik, etik ve sosyal sürdürülebilirlik ve ekonomik sürdürülebilirlik başlıkları altında yer almakla birlikte öncelikle sektörün sürdürülebilirliği sürdürülebilir bir hayvancılıkla mümkündür.

 

Aşağıda kısaca ele alınan konu başlıkları, deri kimyasalları tedarik zinciri açısından ele alınması gereken başlıca konular arasında yer almaktadır. Dolayısıyla bunların izlenmesi, hangi ilerlemelerin kaydedildiğini ve bunun diğer alanlarda nasıl yardımcı olabileceğini görmek açısından önem arz etmektedirler. Tedarik zincirinin performans ölçümü için sağlam mekanizmaların geliştirilmesi, sürdürülebilir tedarik zinciri sistemlerine ve daha çevreci bir küresel ekonomiye geçiş için gerekli bir adım olarak öngörülmektedir. Bununla birlikte, tedarik zincirlerinin çevresel performansının ölçülmesi, standartlaştırılmış yöntem bilimlerin eksikliği ve sorunun doğasında bulunan çok sayıdaki kıstas gibi çeşitli faktörler nedeniyle zorlu bir süreç olduğu da kabul edilmelidir.

  • Kimyasalların tescili, değerlendirilmesi ve yetkilendirilmesini kapsayan bir Avrupa Birliği (AB) yönetmeliği olan REACH, Haziran 2007’de yürürlüğe girmiştir. AB içindeki deri üretiminin yanı sıra AB üyesi olmayan ülkelerden ithal edilenleri de kapsamaktadır. REACH’in deri endüstrisi üzerindeki doğrudan etkisi belki de ilk tahmin edilenden daha az olmakla birlikte, bazı kimyasalların potansiyel tehlikeleri hakkında çok daha fazla farkındalık yaratmaya da yardımcı olmuştur.

  • Tekstil ve deri de dâhil olmak üzere bir dizi endüstride imalat için kullanılan kimyasallarla ilgili endişelere yanıt olarak sıfır atık kavramı doğmuştur. Tehlikeli maddeler için sınırlar koymayı ve sonunda bu limitleri karşılamayan ürünlerin üretim sürecinden çıkarılmasını taahhüt eder. Bu, nihai üründe ne olduğuna bakmak yerine kimyasalların ilk etapta bulunmadığı anlamına gelir. Bunun bir sonucu olarak, deri endüstrisinde, sorumluluk temel olarak deri üreticisinden ziyade kimyasal üreticiye aittir. Bu nedenle, gelecekteki sorunlardan kaçınmak için ikisi arasında çok daha açık bir yaklaşım ve daha fazla anlayış ve iş birliği kurulması gerekmektedir.

  •  Robotik teknoloji, ülkelerin gelişmişlik düzeylerine de bağlı olarak, ham deriden mamul deri üretiminde henüz yaygın olarak kullanılmamakla birlikte deri malzemeyi kullanarak farklı ürünlerin üretilmesinde ham deri işleme sektörüne oranla çok daha fazla benimsenmediği de ortadadır. Bu, özellikle bazı durumlarda tam otomatik olan deri kesimi söz konusu olduğunda önemlidir. Bir ham derinin düzensiz şekli, bunu gerçekleştirmeye çalışırken bazı olağandışı sorunlar ortaya çıkarır; derilerin üretime alınmadan önce standart bir dikdörtgen şekle kesilip kesilmemesi gerektiği sorusunu gündeme getiriyor. Bu, ticari olarak sadece böyle bir uygulamadan sonra elde kalan artıklar için daha iyi kullanım alanı bulunursa uygulanabilir.

Bu, ileri görüşlü deri üreticilerinin, robot teknolojisinin daha geniş kullanımına izin verecek yenilikçi çözümleri finanse edebilmek için müşterileriyle birlikte çalışması konusunda iyi bir fırsat sağlar. Deri işlemede otomasyonun daha fazla kullanımı için geniş bir alan vardır. Deri üretimi, daha düşük işçilik maliyetleri olan ülkelere geçme eğilimindedir, ancak daha yüksek düzeyde otomatik işleme, oyun alanının genişlemesine ve gelişmiş dünyada deri üretimi miktarının artmasına yardımcı olabilir.

•Deri üretim sürecinde kullanılan deri ve postların kökenini yani nereden ve hangi aşamalardan geçerek geldiğini bilmek için markalardan ve tüketicilerden izlenebilirlik konusunda artan bir talep söz konusudur. Bu kısmen işlenecek hayvan derilerinin dünyanın her yöresinden gelmesine ve bu derilerin elde edildiği hayvanın yetiştirilme, beslenme ve kesim aşamalarına yönelik endişelerden kaynaklanmaktadır. Özellikle gelişen teknoloji sayesinde dünyada hayvanlara yönelik olarak gerçekleştirilen zalimce davranışlara insanların tanık olması bu konuda insanların hassasiyetinin ve endişelerinin artmasına neden olmaktadır.

 

Deri üreticisi ve daha sonra deriyi bir herhangi bir deri ürün üretmek için deri kullananların ellerindeki materyali doğduğu çiftliğe kadar izleme imkânı sağlayarak müşterilerine karşı ellerini rahatlatma imkanı sağlayacaktır. Gelecekte bunun ne kadar ilerlediğini görmek ilginç olacak; tabakhaneler kesinlikle bu konudaki soruları cevaplamaya ve bu konulara değinmenin yollarını takip etmeye hazır olmalıdır.

• AB, deri de dâhil olmak üzere birçok malzeme için aktif olarak karbon ayak izini oluşturmaya çalışıyor. İlk aşamalarda, derinin elde edildiği hayvanın tüm yaşam döngüsünün etkisini taşıyacak gibi görünüyordu. Bu, derinin hayvanın tüm yaşam döngüsü boyunca atıfta bulunulan karbon rakamının yaklaşık %95’i için tüm yükü taşıdığı anlamına geliyordu.

Bu da karbon ayak izini derinin rekabet ettiği diğer malzemelerden çok daha yüksek hale getirecekti. Neyse ki mantıklı bir çözüm bulundu ve hayvanın etkisi, o hayvandan türetilen herhangi bir şey kullanan tüm endüstriler arasında paylaşıldı. Bu, deri tarafından taşınan payı nispeten küçük hale getirdi. Ancak bu da derinin karbon ayak izinin daha fazlasının üretim sürecinde kullanılan kimyasallarla ilişkili olacağı anlamına gelir ki bu da deri kimyasallarına artık daha fazla odaklanılacağı anlamına gelir.

 

• Dünyadaki düzenli depolama sahalarını azaltmak / ortadan kaldırmak için geri dönüşüm gittikçe daha önemli bir hale gelmiştir. Eskiden beşikten mezara, normal kullanım süreleri sonunda ürünlerle neler yapılabileceğinden bahsederken, şimdi beşikten beşiğe ilkesinden, yani bertaraf ihtiyacını ortadan kaldırmak için ürünlerin yeniden nasıl kullanılabileceğini tartışıyoruz. Yakın bir gelecekte deri üreticilerine ürünün kullanım ömrü tamamlandıktan sonra yeni bir kullanım alanının söz konusu olup olmayacağı hususunu cevaplamaları için artan bir talep olacağı beklenebilir.

• Krom VI ile ilgili sorunlar zaten yeterince belgelenmiştir. Buna bağlı olarak deri ve kimya sanayilerinin, öncelikle konuya ilişkin temel bilgilerin tüm ilgili kişilere ulaşmasını sağlamak ve ikincisi de doğru testlerin yapılmasını sağlamak için birlikte çalışma zorunlulukları vardır.

 

• Dünyanın birçok yerinde, atık sudaki tuz, bir deri üreticisinin üstesinden gelmesi gereken en kritik sorunlardan biridir. Tuzun asıl kaynağını kesimden hemen sonra deri işlemeye başlayana kadar ham derileri korumak için kullanılan tuz oluşturmaktadır. Tabaklamadan önce yapılan pikle aşamasında da işlemin sigortası olarak tuz yaygın olarak kullanılmaktadır. Ham derinin mümkün olduğunca hızlı bir şekilde tabaklamaya alınması ya da kesimhanenin tabakhaneye yakın olması yaygınlaştıkça, tuzla geçici koruma ihtiyacı dolayısıyla azalmıştır. Ayrıca, krom da dahil olmak üzere pikle içermeyen tabaklama yöntemlerinin yaygınlaşması tuz sorununu azaltmaya yardımcı olacaktır.

•Deri üretiminin yaş işlem aşamalarında az miktarlarda biyositlerin kullanımı deride fungus oluşumuna karşı bir koruma sağlamak için kullanılır. Üretim sürecinin hemen hemen diğer tüm aşamalarında, deri üreticisi daha güvenli kimyasalları kullanma gibi bir seçeneğe sahiptir. Ancak biyositler deri üretiminde anahtar bir rol oynar. Çünkü bunlar deriye zarar verme tehdidi taşıyan yaşam formlarını öldürme yeteneğine sahiptirler. Endüstrinin, biyositlerin kullanımını mümkün olduğunca güvenilir ve işlemin amacına yönelik en uygun olmasını sağlaması gerekir.

•Deri endüstrisi, tüketicilerini, malzemelerinin aslında deri olduğuna inanmaya yönlendirecek şekilde malzemelerini tanıtan alternatif malzeme üreticilerinin zorluklarıyla karşılaşmaya devam ediyor. Yani gerçek deri tanımına ilişkin sorgulama yıllardır tartışılmakla birlikte hala varlığını sürdürmektedir.

Kaynakça

Acquaye, A. et al., 2017, A quantitative model for environmentally sustainable supply chain performance measurement, European Journal of Operational Research, 1-18,
https://doi.org/10.1016/j.ejor.2017.10.057 Anonymous, 2017, Ten key issues facing the leather supply chain, World Leather June/July 18-19 p. https://www.commonobjective.co/article/fibre-briefing-leather Hombeck,M., 2019, Green Beamhouse – a toolbox for sustainable, high-quality leather, World Leather August/September 29-31p. Kanagaraj, J., Senthilvelan, T., Panda, R.C., Kavitha, S., 2015, Eco-friendly waste management strategies for greener environment towards sustainable development in leather industry: a comprehensive review, Journal of Cleaner Production, 89:1-17 Labuschagne, C., Brent, A. C., and van Erck, R.P.G., 2005, Assessing the sustainability performances of industries, Journal of Cleaner Production 13: 373-338 p. Przychodzen, W., Przychodzen, J. and Lerner, D. A., 2016, Critical factors for transforming creativity into sustainability, Journal of Cleaner Production, 135: 1514-1523 p.
http://dx.doi.org/10.1016/j.jclepro.2016.04.102 Schinkel, M.P. and Spiegel, Y., 2017, Can collusion promote sustainable consumption and production?, International Journal of Industrial Organization, 53: 371-398 p.
https://doi.org/10.1016/j.ijindorg.2016.04.012