ETİ SODA Satış ve Pazarlama Direktörü Sinan Solaklar Röportajı

25 Ağustos 2016

 Eti Soda’nın Satış ve Pazarlama Direktörü Sayın Sinan Solaklar ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Solaklar, Eti Soda’nın günümüzdeki yapısı ve hedefleri hakkında bilgi verdi.

Sinan Bey, okurlarımıza kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz? Eğitim durumunuzdan, profesyonel özgeçmişinizden?

1955 doğumluyum. Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. İş hayatına, Koç Grubunda başladım, 3 sene Koç Grubunda çalıştıktan sonra, Şişecam’a geçtim ve orada Soda Satış Pazarlama’da 25 sene çalıştım. 2009’da ise Eti Soda kurulunca, buradaki görevime başladım.

Eti Soda’nın kuruluşundan bugüne gelişim sürecinden bahsedebilir misiniz? Nasıl bir süreçten geçti Eti Soda?

Beypazarı’ndaki trona rezervleri, 1970’lerde kömür aranırken keşfediliyor. Ondan sonra 1970’lerden 2001-2002’lere kadar birçok şirket burayı işletmek istiyor. Gerek politik, özellikle yabancı firmalar açısından, gerekse teknolojik nedenlerle bu hep ileriye atılıyor. Sonra 2002’de Park Holding olarak bu şirket kuruluyor. Onunla ilgili teknoloji arayışı başlıyor ve bu rezervlerin en iyi şekilde kullanılabilmesi için solution mining dediğimiz, solüsyon madenciliği tekniği kullanıyor. Burada kullanılan solüsyon madenciliği tekniği kullanılıyor herhalde dünyada tek denebilecek bir teknoloji ve en moderni. Amerika’da var ama bizim buradaki teknoloji değil çünkü Amerika’da yine madenin içine giriyorlar madeni çıkarıyorlar. Aşağıda madeni eritiyorlar insan gücüyle, sonra da yukarı basıyorlar. Biz de ise hiç böyle bir şey yok, direkt borular yerin altına gidiyor madene, oraya solüsyon veriliyor. Bu solüsyon yine borularla yukarı çekiliyor. Yani madenin çıkarılmasında hiçbir insan gücü kullanılmıyor. Bu, dünyadaki tek ve en ileri metot.

2009’da üretime başladık. 2009’dan bu yana üretim yapıyoruz. Dolayısıyla bugün 1 milyon 100 bin ton olan kapasitemizi, 2018’in başından itibaren 4.4 milyon ton olarak full kapasite çalışacağız. Tabii bu kapasite 2017 yılı içinde 1.1’den 4.4’e çıkacak. 2017 Nisan ayında şu anki fabrikanın 600 bin tonluk yeni hattı devreye girecek. Daha sonra 2017’nin Ağustos ayında, Kazan’daki fabrikamızın ilk 3 hattı devreye girecek, 1.7 milyon ton. 2017’nin sonunda ise kalan 2 hattı daha devreye girecek, dolayısıyla 2018 yılı başından itibaren yılda 4,4 milyon ton soda üretmeye başlayacağız.

Eti Soda’nın misyon vizyon ve kalite politikası hakkında bilgi verebilir misiniz?

Misyonumuz; dünyadaki en kaliteli sodayı üretip, en kaliteli ve justintime (tam zamanında) servisle müşterilerimize sunmak. Ana misyonumuz budur. Tabii üretimde de amacımız en ekonomik şekilde üretmek, çünkü aksi takdirde herhangi bir anlamı kalmıyor. Dolayısıyla en ekonomik şekilde üreterek, en iyi kalitedeki sodayı müşterilerimize zamanında ve rekabet edebilir koşullarda teslim etmektir ana misyonumuz. Tabii bunun yanında, bizim sodamızın özelliği çevreci olmasıdır. Çünkü sentetik sodanın üretiminde çevresel problemler vardır: Atıklar, karbondioksit salımı gibi. Bizim sodada hiç bu şekilde çevreyle ilgili sorun yoktur. Dolayısıyla müşteri tarafından da en fazla talep gören soda da budur. Çünkü biliyorsunuz, Avrupa’da karbondioksit salımlarıyla ilgili trading vergiler var, atık sorunları oluyor. Türkiye’deki bu 4.4 milyon tonluk soda üretimi, dünyadaki soda endüstrisini yeniden yapılandıracak bir yatırım.

Peki, ürün çeşitliliğiniz ve ürün uygulamalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Soda üretiyoruz, yani soda ash dediğimiz soda külü. Bir de sodyum bikarbonat üretiyoruz. Hem gıdada kullanılan, hem hayvan yeminde kullanılan, onları da üretiyoruz, 400 yılda bin ton sodyum bikarbonat üreteceğiz. Ürün çeşitliliği dediğiniz zaman sodyum bikarbonatın kendi içinde çeşitleri var; insan gıdasına giden, hayvan yemine giden, ilaç endüstrisine giden, incesi ve kalını mevcut. Kendi içinde çeşitleri var. Ama bizimki ağır soda ve bikarbonat. Ve bikarbonatın da içinde kendi çeşitleri olacak. Zaten bütün soda endüstrisi budur. Sentetik sodada da hafif soda da vardır. Onun dansitesi (yoğunluğu) daha düşüktür, ama onun da dünyadaki tüketimi, gittikçe azalıyor. Her yerde ağır sodaya bir kayış var. Zaten dünyadaki tüketimin yüzde 80’i 90’ı ağır sodadır.

Peki, Ar-Ge faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Üretim kapasitemiz 4.4 milyon ton ve Ar-Ge olarak bizim bugünkü üretim teknolojimiz dünyada tektir. Bu teknolojiyi ilk Beypazarı’ndaki fabrikayı kurduğumuzda kullandık fakat yeni fabrikalarımızda bu 67 senelik tecrübenin sonunda belli değişiklikleri yaparak kendimize göre bir teknoloji yarattık. Daha efficient ve derinliği daha yüksek bir teknoloji yarattık. Bir de yine özellikle tronanın çıkarıldığı kuyu sistemlerinde de geçmiş 7 yıl içinde bir sürü teknoloji geliştirerek iyileştirmeler yaptık. Ama genel olarak bu bizim üretim teknolojimiz hemen hemen dünyada tek. Başlı başına yeni bir teknolojidir.

Sürdürülebilirlik ile ilgili projeleriniz var mıdır?

Soda endüstrisinin özellikle sentetik endüstrisinin en büyük sorunlarından biri sürdürülebilirlik. Çünkü genelde bu endüstrinin sıvı atığı var, katı atığı var. Ve bunlar oldukça baş ağrıtıcı problemler. Bizim endüstride atık hemen hemen yok. Artı tatlı su kullanımı diğer sentetik soda endüstrilerine göre çok düşük. Karbondioksit salınımımız normalin yani sentetik endüstrisinin yanında hemen hemen yok gibi. Dolayısıyla sürdürülebilirlik açısından diğer soda teknolojilerine mukayese bile edilemeyecek kadar ilerdeyiz. Bu da müşteriler açısından çok büyük bir avantaj sağlıyor. Bütün büyük endüstriler cam olsun, deterjan olsun kimya endüstrisinin en büyük sorunu sürdürülebilirliğidir. Dolayısıyla sürdürülebilirlik bizim ana temalarımızdan biridir.

Peki, Eti Soda olarak sosyal sorumluluk projeleriniz var mıdır?

Beypazarı’ndaki tarihi evlerin yapılandırılmasında önemli katkılarımız oluyor, eğitim konusunda da grubun katkıları var. Şirketin diğer endüstrileri de dahil olmak üzere, sağlıkla ilgili sosyal sorumluluk projeleri de gerçekleştiriyoruz. Camın faydalarını kamuya anlatmak kapsamında çalışmalarımız oluyor. Eğitim ve yerel yönetimlerle bölgenin geliştirilmesiyle ilgili Beypazarı’nda faaliyetlerimiz de var. Şirketin diğer endüstrilerine yönelik sağlıkla ilgili belli çalışmalarımız var.

Yeni projeleriniz var mı?

Kapasitemizi yaklaşık 4.5 misline, 1.1 milyon tondan, 4.4 milyon tona çıkarıyoruz. Bu bizim en önemli projemizdir. Bir de bunun yanında yine soda üretiminde OCI’yı, Amerika’daki bir şirketi aldık. Şimdi artık adı Ciner Resources oldu. Dolayısıyla 2018 yılı itibariyle dünyada kendi segmentindeki büyük ihtimalle dünyadaki en büyük soda üreticisi olacağız. Şu anda Solvay, 7 milyon ton civarlarında üretiyor. 2018 yılı itibariyle biz de o seviyeye geleceğiz. Herhalde 1. veya 2. olacağız. Şöyle izah edeyim, mesela dünyada soda toplam üretimi 55 milyon ton civarındadır, bunun yarısı Çin’dedir. Biz 7 milyon tonluk bir üretim hacmine sahip olacağız, dolayısıyla bu toplam üretimin yüzde 13-14’ü gibi bir orana denk geliyor. Çin’i dışarıda tutarsanız, çünkü Çin üretiyor ve kendi içinde tüketiyor, 27 milyonluk diğer dünya tüketimini ele alırsanız, 7 milyon yüzde 40 ediyor. Yani 2018’de dünya üretiminin yüzde 40’ını biz üretmiş olacağız.

O zaman, dünyadaki bütün kıtalara ihracatınız var…

Dünyanın her noktasına ihtacatımız mevcut.

Orta Doğu’daki kaos sizi etkiledi mi?

Politik durumlar genelde herkesi olumsuz etkiliyor. Ama bizim pazarımız tüm dünya olduğu için risk çok dağılmış durumda. Yani Japonya’dan Avustralya’ya, Güney Amerika’ya aklınıza gelen her yere malımızı satabildiğimiz için bu tip durumlardan çok daha az etkileniyoruz. Kuzey Kutbu’ndan Patagonya’ya kadar her yere ürün gönderiyoruz.

“Ürünlerimiz en çok kimya sektöründe ya da cam sektöründe veya gıda sektöründe kullanılıyor” şeklinde bir ayrımınız var mı?

Evet var. Şimdi bütün soda üretiminin yaklaşık yüzde 45-50’si cam sektörüne gider. Yüzde 25-30’u deterjana gider, geriye kalanı da kimya ve diğer sektörlere. Ancak, aklınıza gelen her sektörde soda kullanılır. Yani kâğıt, tekstil, şampuan da dahil olmak üzere çok geniş bir yelpaze. Bu da bir avantaj, bir sektörde kriz olduğunda öbür sektörde kullanılabilir, böylece riski de dağıtmış oluyoruz. Soda, cam ve deterjan endüstrileri için kan gibidir. Örneğin, cam değiniz sodayla kumun karışımı, üç bin dört bin yıldır böyle üretiliyor ve soda olmadan cam üretmek mümkün değil.

Peki sektörle ilgili neler söylemek istersiniz, özellikle kimya sektörüyle ilgili? Dünden bugüne değerlendirme yaptığınızda Türkiye’nin Avrupa ve dünyadaki konumu nedir sizce?

Kimya sektörünün dünyadaki konumu çok önemli, kim

ya sektöründe ilerlemeden, hiçbir sektörde ilerleme kaydetmek mümkün değil. Fakat Türkiye’de kimya sektörünün çok gelişmiş olduğu kanısında değilim, daha halen bence önünde gideceği çok yol var. Sermaye birikimi yeterli olmadığı için, ayrıca teknolojik açıdan kimya sektörü önemli bir knowhow gerektiriyor. Dolayısıyla kimya, halen Türkiye’nin potansiyeli olan bir sektör diyebilirim. Türkiye umarım bu sektörde büyür. Biz kendimizi Türkiye’deki kimya sektörünün bir öncüsü olarak görüyoruz. Sırf kimya sektöründe değil Türkiye’deki bütün endüstri sektörlerinde kendi pozisyonumuzu biraz ayrı yerleştiriyoruz. Belirttiğim gibi, kendi sektörümüzde dünya çapındaki en büyük oyuncuyuz. Umuyoruz, Türkiye’de kimya sektöründe gelişim böyle devam edecek, biz bu yoldan gidiyoruz. Başka daha birçok yeni yatırımlar var, kimya sektörünün gelişmesi şart.

Peki, kurum içi eğitimlerinizden bahsedebilir misiniz bize?

Çok genç bir yapıya sahibiz arkadaşlarla, çünkü sırf soda konusunda yatırım yapmıyoruz. Sodayı yönetecek, ilerde önümüzdeki 40-50 yıl da bu işi yürütecek olanlar bu arkadaşlarımız. Yaş ortalamasını söyleyeyim, benim dışımda 25-26’dır. Çok genç, başka türlü ileriye yönelik insan yetiştirmek mümkün değil. Bir de bu sektörde hazır yetişmiş elaman bulmak mümkün değildir. Dolayısıyla kurum içinde bir eğitim programı uyguluyoruz ve arkadaşları o şekilde yetiştirmeye çalışıyoruz, aksi takdirde diğer sektördeki gibi hazır eleman bulmak mümkün değil. Keza üretim kısmında da şu an üretim yaptığımız fabrikayı bir yerde bir eğitim kurumu gibi kullanıyoruz, çünkü üretim 4,4 milyon tona çıktığında yeni fabrikanın da bütün teknik personelini de burada yetiştiriyoruz.

Çok düzenli ve uzun dönemli bir eğitim programımız var, aksi takdirde işin altından kalkamayız.

Ürün stoğunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Şu an neredeyse mal yetiştiremiyoruz. Tabi önümüzdeki seneler imaj daha farklı olacak. İnşallah o zaman da hepsini satarız.

Son olarak, eklemek istedikleriniz nelerdir?

Amacımız, söylediğim gibi dünyanın kendi alanında bir numaralı üreticisi olmak. Ve en önemli şey de bizim için müşteri memnuniyeti, sıfır şikayet. Ve bizim bütün hedeflerimiz uzun vadeli. Bu sektörde kısa vadeli politikalar veya stratejiler yapmak mümkün değil. Uzun vadede müşteri memnuniyetini sağlamak, şirketin para kazanması, insan yetiştirmemiz. Ayrıca diğer özelliğimiz de bizim ürünün önemli derecede katma değere sahip olmasıdır. Çünkü, eninde sonunda toprağın altından çıkardığımız madeni katma değerle bir yere satıyorsunuz. Bir şekilde bu katma değeri arttırarak işi yürütmek diyebiliriz.