Glokom’a Karşı Gözünüz Açık Olsun

16 Eylül 2019

 

Glokom, görme kayıplarının yüzde 13’ünden fazlasının sorumlusu olan ciddi bir göz hastalığı. Dünya genelinde 100 milyon insanda görülen, Türkiye’de halk arasında ‘göz tansiyonu’ ya da ‘Karasu hastalığı’ olarak da bilinen ve her 100 kişiden 2’sini etkileyen glokomun görülme sıklığı da yaş ilerledikçe artış gösteriyor. 40 yaş üzerinde daha sık görülen glokom tedavi edilmezse kalıcı görme kaybına yol açıyor. “Glokom sonucu görme kaybı ortaya çıktıktan sonra geri dönüş mümkün değil” diyen Acıbadem International Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Özdemir, genellikle belirti vermeden sinsice ilerleyen bu hastalığın tespiti için yılda en az bir kez göz tansiyonu ölçümü yaptırılması gerektiğini vurguluyor.

Yüksek Göz Tansiyonuna Dikkat Edin

Glokom halk arasında genellikle “göz tansiyonu” olarak biliniyor. Tüm insanlarda göz içi basıncı normal şartlarda da mevcut. Göz içinde üretilen “aköz hümör” sıvısının oluşturduğu bu basınca göz tansiyonu adı veriliyor. Bu basınç içerdiği oksijen ve besin maddeleri ile gözün beslenmesini sağlıyor. Ancak bu sıvının gözün içinden aynı oranda boşaltılamaması göz tansiyonunun göz sinirine zarar verecek seviyelere kadar yükselmesine sebep oluyor.

Başlıca Belirtileri Bulanık Görme, Sabahları Belirginleşen Baş Ağrıları

Her ne kadar belirti vermeden ve sinsice ilerleyen bir hastalıksa da glokoma karşı uyanık olmak mümkün. Bunun için de özellikle 40 yaş üzerinde yılda en az bir kez göz tansiyonunu ölçtürmek şart. “Hastalık erken evrede pek belirti vermese de hastalar bazen bulanık görme, sabahları belirginleşen baş ağrıları, geceleri ışıkların etrafında halka görülmesi ya da TV izlerken göz çevresinde ağrı yaşayabiliyorlar. Göz tansiyonunun yükselmesi ise hastalığın artık ileri evreye geldiği anlamına geliyor” diyen Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Özdemir, glokomun birçok hasta tarafından ancak belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edildiğinin altını çiziyor. Çok ileri ve tedavi edilmemiş durumdaki glokom vakalarında ise geri dönüşsüz görme kaybı kaçınılmaz oluyor.

Tedavisi Mümkün

Dünyadaki körlük nedenleri arasında ön sıralarda yer alan glokom aslında tedavi edilebilir bir hastalık. Tedavinin başarılı olmasındaki en önemli kriter ise hastanın hastalığını bilmesi ve tedavi sürecinde doktorunun önerilerine uyması. Tedavi edilmeyen glokom, bugüne kadar dünya genelinde 100 milyon insanın karşı karşıya kaldığı gibi kalıcı görme kaybına yani körlüğe neden olabiliyor.

Diğer Risk Faktörlerini de Dikkate Alın

Yüksek göz tansiyonu glokomun en önemli nedeni olmasına karşın hastalığa yol açabilen başka risk faktörleri de var. Yaşın ilerlemesi, kalıtımsal faktörler, ırk faktörü (siyah ırkta daha çok), sistemik hipertansiyon, arterioskleröz gibi vasküler hastalıklar, kolajen doku hastalıkları, böbrek hastalıkları, hematolojik bozukluklar ve neoplastik hastalıklar da glokoma neden olabiliyor. Ayrıca endokrin bozukluklarla hipofizde tümör varlığı, cushing sendromu, şeker hastalığı ya da tiroid gibi hastalıkların varlığında da glokom gelişebiliyor.

Farklı Tedavi Yöntemleri Var

Glokom, dikkatli bir göz muayenesi ile teşhis edilebiliyor. Hastanın göz içi basıncının ölçülmesi, göz dibi muayenesi ile göz sinirlerinin incelenmesi, görme alanı testinin yanı sıra görme siniri ve sinir lifi tabakasını inceleyen ileri tetkikler teşhis konulurken kullanılabiliyor. “Glokomun bazı tiplerinde lazer ilk tedavi metoduyken bazı tiplerde tıbbi ilaç tedavisi tercih ediliyor” diyen Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Özdemir, göz içi basıncının düşürülmesi amaçlı tıbbi tedavide ya göz içi sıvısının yapımını azaltan ya da sıvının dışa akışını arttıran tedavi yöntemleri uygulandığını belirtiyor. Dirençli hastalarda veya glokom tipine göre cerrahi tedavi de gündeme gelebiliyor.