Kapalı Alanda Çalışmalarda Dikkat Edilecek Unsurlar

Kasım 09, 2018, 11:55 am
10 dakika


Mirey Bonfil

Teknik Koordinatör 
İş Güvenliği Departmanı 
3M Türkiye

 

Kapalı alanlar, tüm fabrikalarda bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bazen haftada bir, bazen ayda bir, bazen ise yılda bir kapalı alanda çalışmamız gerekir, ancak asıl konu hangi sıklıktan ziyade, bu alana erişmek, bu alanda çalışmak ve herhangi bir istenmeyen durum söz konusu olduğunda kurtarma yapabilmemizin mümkün olup olmamasıdır. Bütün bunların yapılabilmesi için risk değerlendirmesinin ve acil durum eylem planımızın doğru, yeterli ve uygulanabilir olması kritiktir.

Kapalı alanda çalışmalar ile ilgili genel olarak 4 adım izlenmelidir.
1- Planlama: Risk değerlendirmesi ve acil durum eylem planı,
2- Erişim,
3- İçeride çalışma,
4- Kurtarma.

Bu 4 adıma geçmeden önce, kapalı alan terimini açıklamakta fayda vardır. Kapalı alan, Amerika’daki OSHA (Occupational Safety and Health Administration) tanımına göre üç ana soru ile tanımlanabilir.
1- Bir çalışanın bedensel olarak girip atanmış işi yapabilmesi için yeterince geniş ve yapılandırılmış mı?
2- Giriş veya çıkış için sınırlı veya kısıtlı mı?
3- Sürekli çalışma için dizayn edilmemiş mi?

Eğer bu üç sorunun üçüne de “Evet” cevabı veriyorsanız, bu durumda son bir soru daha sormanız gerekmektedir. “Çalışılacak alan, atmosferik tehlikeler, boğulma, boşluk vb. gibi ciddi sağlık ve güvenlik tehlikesi içeriyor mu?” Eğer bu soruya da “Evet” diyorsanız, bu durumda çalıştığınız alan, izin gerektiren kapalı alan olarak isimlendirilmelidir.

Kapalı alan içerisinde yapılacak olan çalışmadan önce muhakkak risk analizi gerçekleştirilmeli ve kullanılacak ekipmanlarla, gerçek çalışmadan önce bir tatbikat yapılarak kullanılacak ekipmanların kullanımı, çalışması test edilmelidir. İkinci adım olan erişim bölümü için, girilecek alanın yatay mı yoksa dikey giriş mi olduğuna bakılması gereklidir. Buna göre, erişim ve kurtarma amacıyla farklı çözümler düşünülebilir. Türkiye’de fabrikalarda genellikle, acil bir durum olmasına karşı tripot hazır bulundurulur. Ancak unutulmamalıdır ki, acil bir durum söz konusu olduğunda, tripotun vaka yerine getirilerek kurulması zaman alacaktır. Bu nedenle, daha vaka gerçekleşmeden tripotun alana giriş anından itibaren kurulması gereklidir. Diğer bir konu ise, tripotun her alan için uygun olmamasıdır. Örneğin yanal giriş yapılacak bir yerde, tripot kurulması çok doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Diğer düşünülmesi gereken konu ise, tripotu dengeli bir şekilde kurabilmeniz için, tripotun ayaklarının bastığı yüzeyin düz bir zemin olmasıdır. Son olarak da, düşüş gerçekleştiğinde ve/veya çalışan kişi bilincini kaybedip kurtarılması gerektiği bir durum gerçekleştiğinde, tripot ile kişi yukarı çekildikten sonra güvenli alana almak için kurtarıcının fiziksel bir hamle yapması gereklidir. Ancak aşağıda resimlerini görmüş olduğunuz gibi farklı çözümlerle de erişim ve kurtarma sağlanabilmektedir. Örneğin tank girişleri gibi dikey girişlerin söz konusu olduğu durumlarda 5 parçalı sistemler (Şekil 1), yatay girişlerde kullanılabilecek yatay giriş ekipmanları (Şekil 2) veya hem dikey hem de yatay girişler için kullanılabilecek hafif ve mobil sistemler (Şekil 3, Şekil 4), her kapalı alan girişi için özel olarak değerlendirilerek, uygunluklarına göre seçilebilmektedir.

 Şekil 1. 5 parçalı Davit Sistem       Şekil 2. Yatay giriş için sistemler           Şekil 3. Yatay giriş örneği         Şekil 4. Dikey giriş örneği

 

İçeriye erişim esnasında giriş için seçilen ankraj noktalarının ardından, çalışanın sürekli bağlı kalacağı emniyet kemerinin çalışmaya uygun olarak seçilmesi önem taşımaktadır. İçeriye daha rahat girip çıkmasını sağlayan omuzlardan D halkasına sahip emniyet kemerine askıda  tutma aparatının (Şekil 5) da ilave edilmesi, kişiyi ekstra konforlu bir şekilde aşağıya indirip çıkartmaya olanak sağlayacaktır. Kişinin konforunun yanı sıra, kişinin içeride yapacağı çalışmaya uygun kemer seçimi de güvenliği etkileyen bir faktördür. Örneğin kaynak çalışması sırasında, kaynak kıvılcımlarının gelmesi ile kemer üzerinde oluşabilecek bir çapaktan kaynaklı delik, emniyet kemerinin korumasını düşürmektedir. Bu nedenle, kaynak çalışmalarına uygun Nomex/Kevlar malzeme kullanılmış ürünlerin tercih edilmesi önerilir.

Şekil 5. Askıda Tutma Aparatı

Emniyet kemeri ve ankraj noktasının seçiminin ardından, kişiyi güvenli bir şekilde çalışmasını sağlamak adına vinç ve/veya geri sarımlı düşüş durdurucular, çalışma alanına bağlı olarak seçilmelidir. Kapalı alana erişim ve kurtarma için kullanılan yukarıda bahsetmiş olduğumuz 3 grup için de periyodik bakımlar kritiktir. Genel olarak, tekstil malzeme  içeren ekipmanların raf ömrü 10 yıl olarak belirlense de, kullanım ömrünü periyodik kontroller belirlemektedir. Mekanik ürünlerde ise (tripot, geri sarımlı düşüş durdurucu, vb.) için periyodik muayeneden geçtiği müddetçe kullanım konusunda sorun yaşanmamaktadır. Ancak bütün bunlar için üretici firmanın talimatları da dikkate alınmalıdır.

Girilecek olan alanda herhangi bir atmosferik tehlikenin bulunup bulunmadığı ve aynı zamanda yapılacak olan işleme göre (temizlik, boya, kaynak, vb.) ekstra bir atmosferik tehlikenin yaratılıp yaratılmadığı da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. İçeriye girmeden önce hem giriş seviyesinde hem de belirli mesafeler belirlenerek, iç ortamın tüm seviyelerindeki gaz değerleri okunmalıdır. Genellikle içeriye girmeden, seviyelerin içerisindeki kimyasalları ölçmek adına pompalı gaz ölçüm  cihazları (Şekil 6) tercih edilmektedir. Böylece 5, 10, 15 metre gibi derinliklerde bile güvenli bir şekilde iç ortam ölçümleri sağlanabilmektedir. Ancak bu aşamadaki en önemli noktalardan biri, gaz ölçüm cihazlarının kalibrasyonlarının ve bump testlerinin doğru ve zamanında yapılmasıdır.

Gaz ölçümlerinin ardından, risk analizlerine ve içeride yapılacak olan çalışmanın niteliğine göre içeride diğer gerekli olan kişisel koruyucu donanımlar da giyinilerek çalışmaya başlanmalıdır. Ancak en sık yaşanan problemlerden birisi, kapalı alan içerisinde solunum koruyucu kullanan kişilerle iletişim kurmaktır. Çünkü genellikle iletişim, telsiz vasıtasıyla sağlanmakta, ancak yüzünde maske takılı kişilerin seslerinin iletimi telsizden net bir şekilde sağlanamamaktadır.

Bu gibi durumlarda, her alan kendi özelinde değerlendirilmesi kaydıyla, pozitif basınçlı maskelerin içerisinde bulunan mikrofonu sayesinde sesi net bir şekilde telsize iletebilen sistemlerin (Şekil 7 ve 8) kullanılması da önerilir.

                                           Şekil 7. Bluetooth vasıtasıyla bağlantı                                               Şekil 8. Kablo yardımıyla bağlantı

 

Son aşama olan kurtarma bölümünde ise, acil durum eylem planına uyulması ve kurtarma ekiplerinin tüm donanımları ile beraber hazırda bulundurulması esastır.

Kapalı alan çalışmalarında doğru ekipmanlar, risk analizi ve acil durum eylem planının yanı sıra en kritik noktalardan birisi, çalışanların ve çalışanları kapalı alanda gözetleyen kişilerin gerekli eğitimleri almış olması ve bu eğitimlerle beraber kullanacağı ürünlerin tatbikatlarını da gerçekleştiriyor olmasıdır.

 

  • (gizli tutulacaktır)