Kimpur CEO’su Cavidan Karaca ile Röportaj

29 Haziran 2020

Kimpur  CEO’su Sayın Cavidan Karaca ile gerçekleştirdiğimiz röportajda firmalarının çalışmaları ve yenilikleri hakkında konuştuk. Karaca, yeni dünya düzeni ile ilgili görüşlerini paylaştı.

Cavidan Karaca

Okurlarımıza kısaca kendinizden, eğitim durumunuzdan ve sektördeki profesyonel öz geçmişinizden bahsedebilir misiniz?

1992 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. 50 yaşındayım, evliyim ve bir kızım var. 28 yıldır birden çok sektörde satın alma ve üretim fonksiyonlarında yöneticilik, yönetim danışmanlığı, kriz yönetimi ve şirket dönüşümü kapsamında danışmanlık ve genel müdürlük yaptım. 2014‘ten beri de Türkiye’nin “İlk Yerli Sermayeli Poliüretan Sistem Evi” olan Kimpur’da CEO olarak görev yapıyorum.

Kimpur’un kuruluşundan bugüne başarı öyküsünden bahsedebilir misiniz?

Kimpur, 1983 yılında kurulmuş ilk profesyonel poliüretan sistem evidir. Türkiye’nin en büyük üretim kapasitesi ve satış hacmine sahiptir. Satışlarımızın %45-50’si, 40’tan fazla ülkeye yapılan ihracat satışları kaynaklıdır. Poliüretan sistemlerde eksiksiz bir ürün portföyüne sahiptir. Kimpur, gücünü aldığı ‘hızlı karar alma, hızla uygulama’ prensibi, müşterilere farklılık ve verimlilik yaratan, inovatif ve sıra dışı çözümler içeren yeni ürün grupları ve sistemli çalışmaları ile sektörde gücünü ve lider konumunu elde etmiştir. Bunun sonucu olarak da sadece son 5 yıldır %125 büyüme gerçekleştirmiş, ihracat oranını %25’lerden %50’lere taşımıştır.

Kimpur’un ürün ve ürün grupları nelerdir? Hangi sektörlere hizmet vermektedir?

Kimpur, “Akıllı İş Modeli” ile polyester poliol, prepolimer ve modifiye MDI, polyol karışımları olmak üzere; ayakkkabı taban ve terlik PU ürünleri, HR köpükler, viskoelastik ve integral sistemler, çok fonksiyonlu polyoller, özel prepolimerler, çevreye ve sağlığa duyarlı yeni nesil rijit sistemler üretmektedir. Ürün sunduğu başlıca sektörler; ayakkabı taban ve terlik üreticileri, esnek üretim sistemleri üreticileri-otomotiv sektörü, ofis mobilyaları üreticileri- rijit üreticileri, buzdolabı üreticileri, konti ve diskonti panel üreticileri, ahşap taklidi üreticileri, case sistemleri ve benzeri birçok farklı sektörden oluşmaktadır.

Satış faaliyetlerinizden bahseder misiniz? Ağırlıklı olarak hangi bölgelere satış gerçekleştiriyorsunuz?

Söz ettiğim farklı birçok üretim sektöründe, Türkiye içinde de sanayinin yoğun olduğu her bölgede varız. İhracat yaptığımız ülkeler; çoğunlukla Türkiye’yi merkez aldığınızda geniş bir pergel ile ulaşabileceğiniz tüm yakın ve uzak çevre ülkelerdir. Ancak yenilikçi özel tasarım birçok ürünümüz ile son 5 yıldır, bulunduğumuz coğrafya dışında birçok ülkeye de satış yapabiliyoruz.

Poliüretan üretim alanında kullandığınız inovatif teknolojiler ve çözümler nelerdir?

Sektörde fark yaratan ürünleriniz nelerdir? Öncelikle söz ettiğim “akıllı bir iş modeli” ile tasarım girdilerinden ürün sunmaya kadar uzanan tüm “ana ve destek süreçlerde” liderlik, ezber bozan yaklaşımlar, verimlilik yaratan çözümler, bu çözümlere güç veren “matris çalışma ekipleri”, bu çalışmaları destekleyen bilişim altyapısı ile “dönüşüm yönetimi” bize sektördeki liderliği getiren en önemli farklılığımızdır.

Sigma metodolojisi ile hem üretim hem de Ar-Ge süreçlerimiz; sadece bizim değil, müşterilerimizin sektörlerinin olası ihtiyaçlarını da tespit etmekte ve dönüşüm yönetimi tüm çözüm ortaklarımıza yansımaktadır.

Uzun yıllardır ciddi yatırım yaptığımız Ar-Ge, 2017 yılından bu yana “Ar-Ge Merkezi” olarak hem altyapı ve hem de insan kaynağı anlamında güçlenmiştir. Sektörün günlük ihtiyaçlarına cevap veren ürün grupları dışında, müşterilerimizin fark yaratmasını sağlayacak birçok yeni ürün çalışmamız vardır, devam etmektedir.

Bu anlamda; son ürün kullanıcılarının değişen yaşam tarzlarına cevap verebilecek, enerji tasarrufu ve verimlilik sağlayan, altyapıların ömürlerinin korunmasına destek veren, çevreye duyarlı ürünler geliştirmek ve sunmak Ar-Ge vizyonumuzdur.

Bu kapsamda son üç yıl içinde, %15-20 daha az poliüretan kullanmayı sağlayan birçok ayakkabı taban ve terlik ürün grubu, müşterilerimizin üretim sürelerini %20’ye varan oranlarda düşüren ve bu anlamda ciddi üretim kapasitesi kazanmalarını sağlayan yeni nesil buzdolabı sistemleri, sektörde yanma direnci en yüksek panel sistemleri gibi her yıl minimum dokuz yeni ‘inovatif ürün’ hedefi ile yolumuza devam ediyoruz.

Gelişen teknoloji ve dijitalleşme pek çok sektöre yenilikçi fırsatlar sunuyor. Kimpur olarak dijital dönüşümle ilgili çalışmalarınız nelerdir?

Öncelikle üretim sistemlerimizde tam otomasyona geçiş, sistemlerimizi ve ürünlerimizi standartlaştırma ve istenilen kalite seviyesinde ürün verebilmek açısından uzun süredir yapılan çalışmalarımız bulunmaktadır.

“Son ürün kullanıcılarının değişen yaşam tarzlarına cevap verebilecek, enerji tasarrufu ve verimlilik sağlayan, altyapıların ömürlerinin korunmasına destek veren, çevreye duyarlı ürünler geliştirmek ve sunmak Ar-Ge vizyonumuzdur.”

 

Kimpur’da 2 yıldır devreye giren SAP ve paralelinde veriyi toplama ve analiz etme konusundaki metodolojik yaklaşımları ile verimlilik sağlayacak tüm noktaları tespit ettik ve tam otomasyona geçtik. SAP dijital dönüşüm anlamında bizim için ciddi bir ivme sağladı.

Bunun yanında, şirketimizin tüm MIS verilerini izleme, çalışanlarımızın hedeflerini belirleme ve performanslarını izleme, Ar-Ge ve tüm şirket proje planları, verimlilikleri, proje bitirme, ürün sunma hızları ve benzeri tüm izleme göstergeleri; bu dönüşüm sonrası şeffaf, anında ve istenilen her noktadan ulaşılabilir hale geldi.

Bu çalışmaların önemini de bir kez daha ve en çok pandemi döneminde hissettik.

kimpurSürdürülebilirlik çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Sürdürülebilirlik çalışmalarımız; ekonomik, sosyal ve çevresel olarak geleceğin taleplerine cevap verebilecek, kalıcı, verimliliğe odaklanan sistemler kurmak, ürünler üretmek, aynı yönlü bakan ilkeli insan kaynağı profili ile çalışmak, bizden sonraki ekiplere de anlamda kalıcı bir şirket bırakmak.

Bu anlamda, sürekli risk analizi çalışmaları yapıyor ve sistemlerimizin ve sunduğumuz ürün ve hizmetlerin sürdürülebilirliklerini ölçüyoruz.

Bu süreç Türk kimya ve poliüretan sektörünü nasıl etkiledi? Siz Kimpur olarak bu süreci nasıl yönettiniz? Krizin yarattığı yeni fırsatlar oldu mu ve bu fırsatları ne şekilde değerlendirdiniz?

Poliüretan sistem evleri, nisan ve mayıs aylarında oldukça kötü etkilendi. İhracat yapılan ülkelerin de benzer süreçler nedeni ile neredeyse ihracat tamamen durma noktasına geldi.

Biz geniş bir sektörel ağa ürün sunuyoruz. Ayakkabı taban ve terlik sistemleri ve kısmen otomotiv üreticileri gibi bazı sektörler tamamen ya da kısmen dururken, rijit panel üreticileri gibi bazı sektörler mevcut tempolarında çalışmaya devam ettiler.

Birçok sektöre ürün vermemiz nedeniyle süreçten etkilensek de üretimimiz kısmen devam edebildi. Kimya sektöründe, özellikle sağlık ve gıda sektörlerine yönelik ürün üreten kimya firmaları hem bu süreçten etkilenmesi hem de sürecin değiştirdiği tüketim alışkanlıkları sayesinde ileriye yönelik yeni iş kolları ile büyüyeceklerdir.

Kimpur olarak süreci yüksek duyarlılık ile takip ettik. Her türlü önlemi tam zamanında aldık. Çalışanlarımızın ve müşterilerimizin sağlığını/güvenliğini sağlayacak tüm hijyen, teknik donanım, yeni çalışma kuralları alındı ve tavizsiz uygulandı.

Esnek çalışma şekline, “uzaktan çalışma modeline” hemen geçtik. Tüm eğitim planlarımızı ‘uzaktan eğitim modeli’ ile gerçekleştirdik. Yavaşladığımız bu dönemi; risk analizleri, eğitimler ve süreç iyileştirme çalışmaları ile çok verimli geçirdik. Haziran ayı itibarı ile de “uzaktan çalışma modelimiz” %50’nin üstünde bir oran ile halen devam etmektedir.

Koronavirüs sürecini yönetirken aldığınız yeni kararlar oldu mu? Bu kapsamda bir çalışma gerçekleştirdiniz mi?

Bu süreç; müşterilerimizin sesini yakından duyamamak, hissedememek dışında çok verimli geçti. Bilişim altyapımız anlamında bu sürece ne kadar hazır olduğumuzu görmek bizi memnun etti.

Hem biz yönetim ekibi ve hem de çalışanlarımız açısından, iş sonuçlarını aynı şekilde izleyebildiğimiz, işe geliş-gidiş-toplantılar için bir araya gelme zamanları ve benzeri hiç kayıp zaman olmadan süreçlerimizi çok iyi yönetebildik. Çalışanlarımızın bu çalışma modeline geri bildirimlerini ölçen bir çalışma yaptık. Onların da motivasyonlarını hiç kaybetmeden, bu modeli nasıl benimsediklerini gördük. Bundan sonraki dönem için bazı pozisyonları tamamen uzaktan çalışma modeline geçirmeyi, diğer çalışanlarımız için ise haftanın 1 ya da birkaç günü uzaktan çalışma yapabilecekleri ‘esnek’ bir modele geçmeyi planlıyoruz. Müşterilerimiz ile birçok geniş katılımlı toplantıyı bu şekilde yapabildik. Bunu devam ettirmeyi düşünüyoruz. Paradigmalarımızdan kurtuluyoruz…

“Çevreye duyarlılığın artacağı, sosyal yardımlaşmanın artacağı, tüketim/ harcama alışkanlıklarının değişeceği, seyahat etmenin azalacağı, daha korumacı yaklaşımlarının olacağı bir dönem yaşayacağımız kesin.”

 

Koronavirüs sonrasında oluşacak yeni dünya düzenini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yeni düzen, sizleri ve sektörü nasıl etkileyecek?

Bu ve benzeri pandemi süreçlerinin devam edebileceği artık hepimizin gerçeği. Çevreye duyarlılığın artacağı, sosyal yardımlaşmanın artacağı, tüketim/harcama alışkanlıklarının değişeceği, seyahat etmenin azalacağı, daha korumacı yaklaşımlarının olacağı bir dönem yaşayacağımız kesin. Bu anlamda şirketlerde; teknolojik yatırımlar artacak, insana daha az bağımlı sistemler yaratmak ana hedef olacak. Global tedarik zinciri yaklaşımları, yönünü lokal ya da yakın coğrafyalara çevirecek. Tüm ülkeler sağlık sektörüne yönelik tüm altyapı, insan kaynağı, Ar-Ge faaliyetlerini önceliklerine alacaklar. Tarıma, hayvancılığa, gıdaya yapılan yatırımlar, yeni teknolojiler, verimlilik çalışmaları ön planda olacak.

Bu pandemi süreci, bizi bekleyen tehlikelerden biriydi sadece. Bundan sonraki süreçte, bizi ya da çocuklarımızı çevre konusundaki problemler, iklim değişiklikleri sonucu yeni pandemiler, problemler bekliyor olacak.

Bu anlamda, poliüretan sektöründe de bazı hammaddelerin yakın coğrafyalardan temininin önemi arttı. Bazı sektörlerde, tüketici alışkanlıklarında beklediğimiz değişimlere paralel küçülmeler bekliyoruz.

Ekonomik olarak da dünyada küçülmelerin başladığı, problemli bir dönem. Bizim ve müşterilerimizin varlıklarını devam ettirmeleri için artık büyüme değil, verimlilik, fark yaratma, kontrollü risk alma dönemi.

Biz bu yeni döneme bu anlamda hazırlanıyoruz. Hepimiz için sağlıklı günler diliyorum.