Labmarker

24 Eylül 2018
Labmarker

 

Labmarker Firması Genel Müdürü Sayın Gökhan Aydoğan ile laboratuvar  cihazlarında Ar-Ge ve teknolojinin önemine,
firmanın önümüzdeki yıllar için planladığı hedeflere ve sektöre dair önemli bilgiler edindiğimiz bir röportaj gerçekleştirdik.

 

Labmarker

 

Okurlarımıza kendinizden ve profesyonel geçmişinizden bahseder misiniz?
1971 Malatya doğumluyum. Kimyagerim. 1998 yılında Pro-Lab Kimya’nın Kurucusu ve Genel Müdürü olarak ticari hayatıma
başladım. 2013 Yılına kadar Pro-Lab Türkiye, Almanya ve ABD’nin Genel Müdürü olarak ticari hayatıma devam ettim. 2013-2016
yılları arasında VWR International Türkiye’nin Ülke Direktörlüğü görevini yürüttüm. 2016 yılından beri ise, Labmarker Firması’nın
Genel Müdürüyüm.

Şu an için 1.500’ün üzerinde kendi markamızı taşıyan ürünü portföyümüze ekledik ve ilerleyen dönemlerde bu sayıyı
artırmak üzere çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.

Labmarker’ın dünden bugüne gelişim sürecinden ve bu süreci belirleyen başarı politikasından bahseder misiniz?
1998 yılında Kurulan Labmarker (Pro-Lab)’ın ana iştigal konusu; Laboratuvar Cihazları, Kimyasalları ve Sarf Malzemeleridir. 2002
Yılında Almanya Hamburg Merkezli Pro-Lab GmbH yi, 2007 Yılında New York merkezli Pro-Lab USA’i kurarak faaliyetlerimize
devam ettik.

Labmarker (Pro-Lab) kurulduğu günden bugüne kadar, One-Stop-Shopping’i Türkiye’de en iyi yapan firmalardan biri oldu. Marka
ve ürün ayrımı yapmaksızın tek noktadan, müşterilerimizin talep ettiği hemen her ürünü kendi tedarik sistemimiz ile sağlayıp teslim
ettik.

Özellikle Almanya ve ABD’deki tedarik ofislerimiz ve lojistik depolarımız sayesinde, binlerce marka ve ürünün tedarikini
sağlayabildik. Sektörde son kullanıcılar, yıllarca tek yetkili temsilcilik adı altında belli firmalara mecbur edilmişti. Labmarker’ın
katalog ürün sistemini, market anlayışı ile pazara sunması çok ciddi rağbet gördü. Sektörün daha rekabetçi olmasını ve
kullanıcıların ürünlere daha hızlı ve uygun fiyatlarla ulaşabilmesini sağladı.

2013 yılında tüm Pro-Lab operasyonumuz Amerika merkezli, VWR International tarafından satın alındı. Böylece bu sektörde One-
Stop-Shopping alanında ilk defa uluslararası bir firma Türkiye’ye yatırım yapmış oldu. Bu satın alma; uluslararası boyutta da
laboratuvar sektörü ile ilgili firmaların Türkiye’ye olan ilgisini artırdı ve sonrasında birçok global firma bu sektörde satın almalar
yaptılar.

 

Labmarker

Dünyada laboratuvar tedarik zincirinde kullanılan sistem ve yöntemlerin, Türk müşterilerine ve Türkiye’de bulunan global firmaların
hizmetine sunulması anlamında da çok önemli bir gelişmeydi.

Ürün portföyünüz nelerdir? Laboratuvar cihazlarında teknolojinin önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Labmarker ürün portföyümüz; Laboratuvar Cihazları, İş Güvenliği Ekipmanları, Laboratuvar Kimyasalları ve Laboratuvar Sarf
Malzemelerinden oluşmaktadır. Kendi konusunda, birçok uluslararası firmanın Türkiye temsilciliğini yürütmekle beraber, kendi
markalarının da satış ve pazarlamasını yapmaktadır.

Geçmişten daha farklı olarak kendi marka stratejimizi yürütmeye başladık. Bu anlamda “MY GLOVE” markasını tescil ederek tek
kullanımlık eldivenleri ürettirip hem Türkiye hem de Avrupa pazarına sunmaktayız. Kromatografi ürünlerinde “LABMARKER” marka
vial ve filtrelerin üretimini yaptırıp satış ve pazarlamasını yürütmekteyiz. Yine bu ürünlerimizin özellikle Almanya pazarında başarılı
bir şekilde satışını yapıyoruz.

Şu an için 1.500’ün üzerinde kendi markamızı taşıyan ürünü portföyümüze ekledik ve ilerleyen dönemlerde bu sayıyı artırmak üzere
çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Yine Kromatografi sarfları konusunda, HPLC Kolon üretimi ile ilgili çalışmalarımızda son aşamaya
geldik ve 2019 yılının ilk yarısında pazara sunmayı planlamaktayız.

Yirmi yılı aşkın tecrübesi ile sektördeki birçok üretici firma, ürünlerini Labmarker vasıtası ile Türkiye pazarına sunmak istiyor. Bu
anlamda seçici davranmaya çalışıyoruz. Tedarikçilerimizle ilişkilerimizi uzun süreli ve güvene dayalı bir şekilde oluşturuyoruz.

Satışını gerçekleştirdiğiniz ürünlerle ilgili verdiğiniz eğitimlerden bahseder misiniz?
MYGLOVE ve LABMARKER markalı ürünlerimiz için ekip arkadaşlarımıza sürekli teknik eğitimler veriyoruz. Belirli dönemlerde
üreticilerimizin tesislerine ilgili ziyaretler gerçekleştirerek, üretim prosesleri ve ürün yenilikleri hakkında daha detaylı bilgilendiriyoruz.

Temsilciliğini yatığımız ürünler içinse, yurt dışı ve yurt içi eğitimler düzenleyerek, arkadaşlarımızı bilgilendiriyoruz. Son kullanıcılar
için, yine üreticiler ile beraber seminerler organize ediyoruz.

Satış sonrası teknik destek hizmeti nasıl bir süreci kapsıyor?
Sektör itibari ile hem ithalatçı firmaların hem de kullanıcılar için en problemli alanlardan biri teknik servis ve satış sonrası
hizmetleridir. Müşteri memnuniyetinin oluştuğu ilk alan satış sonrasında oluşturulan güvendir. Bu konuda satışını yaptığımız
cihazlara, kendi teknik ekibimiz satış sonrası hizmetleri vermektedir. Satış ekibimize olduğu kadar satış sonrası teknik servis
personeli için de eğitimin çok önemli olduğunun farkındayız  ve bu doğrultuda arkadaşlarımızı sürekli güncellemeye çalışıyoruz.

Hedef müşteri kitlelerimizin temelini öncelikli Ar-Ge ve Kalite Kontrol Laboratuvarları oluşturmakta.

Hem ülkemiz mevzuatlarında belirtilen garanti süresini hem de uluslararası firmaların taahhüt ettiği garanti süreleri dahilinde,
müşteri memnuniyet seviyesini yüksek tutmaya çalışıyoruz. Günümüzde iletişimin çok hızlı olması, Teknik Servis konusunda da
hızlı bilgi akışının olması gerektiğine işaret ediyor. Labmarker olarak, temelde bunu sağlamaya çalışıyoruz.

Ancak, Türkiye geneline baktığımız zaman, aşırı rekabetçi fiyatlar, dönem dönem son kullanıcıların servis konusunda mağdur
olmasına neden olabiliyor. İthalatçı ve son kullanıcılar için çözüm olabilmesi açısından; dünyada örneklerinin de olduğu gibi,
üretici markalardan bağımsız servis firmalarının sayılarının artması gerektiğine inanıyoruz.

Ar-Ge hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Labmarker için Ar-Ge ne ifade ediyor?
Labmarker için Ar-Ge’nin anlamı büyük. Hedef müşteri kitlelerimizin temelini öncelikli Ar-Ge ve Kalite Kontrol Laboratuvarları
oluşturmakta. Türkiye’de son on yılda çok ciddi Ar-Ge yatırımları yapıldı. Ancak henüz Avrupa ile aynı seviyede değiliz. Eskiden
Ar-Ge ve Kalite Kontrol; ülkemizde hep ertelenebilir yatırımlar olarak görülürdü. Günümüzdeki farkındalık çok ciddi bir şekilde
değişmiş durumda. Sanayinin Ar-Ge tabanlı gelişiminin, daha sağlam ve kalıcı büyümeyi getirdiği çok açıktır.

 

Labmarker

Kullanmış olduğunuz teknolojilerden bahseder misiniz?
Labmarker olarak tedarik alanlarına yönelik yazılım çözümlerinin müşterilerimiz için kritik olduğunun farkındayız. Özellikle son iki
yılda Kurumsal Kaynak Planlama yazılımlarına yatırım yaptık, ürün çeşitliliğimizi müşterilerimize anlatmak için bir hayli detaylı ve
kullanıcı dostu web sayfası tasarladık. LABMARKER.COM şu an ürün bilgileri ve çeşitliliği olarak Türkiye pazarı için iddialı
olduğunu düşündüğümüz bir altyapıya sahip ve sürekli geliştiriyoruz. Gelişen dönemde diğer pazarlarda olduğu gibi laboratuvar
alanında da e-ticaret’in öne çıkacağını biliyoruz.

Laboratuvar kimyasalları-sarfları-cihazları sektöründe üretim\tüketim hacmini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sektörün tamamına yakın kısmı ithalata dayanmakta. Bu da dışa bağımlılığı sürekli kılıyor. Dönem dönem yerli bazı üreticiler, belli
konularda üretim çalışmaları yapsalar da henüz yeteri kadar başarı yakalanabilmiş değil. Özellikle gelişmiş ülkelerde Ar-Ge’ye
ayrılan pay, GSMH’nın %2,5’i seviyelerinde. Bu da sektördeki üretici firmalar için ciddi bir pazar oluşturuyor. Ülkemiz de henüz bu
seviyelerin çok altında. Firmalarımızdaki Ar- Ge bilinci ve önemi arttıkça, alacağı payın da artacağı düşüncesindeyim.

Laboratuvar sektörü çok fazla üründen oluşmakta. Ancak her beher ürün tek başına yeteri kadar hacim yaratamayabiliyor. Bu
sebeple, üretici firmalar farklı ürünlerle kendi ürünlerini konsolide edip bir market şekli ile pazara sunuyorlar. İlerleyen dönemde,
market anlayışının, yavaş yavaş kataloglardan çıkıp, internet ortamına taşınacağını göreceğiz.

Gün geçtikçe kişiye bağlı satın alma yerine sisteme bağlı satın almaları görmeye başladık. Önemli olan kullanıcının alternatiflerini
artırabilmek ve güncel gelişmelerden haberdar edebilmek. Çok büyük e-Business firmaları dahi, laboratuvar ürünlerini kendi
sistemlerinde satışa başladılar. Bu da ilerleyen yıllarda sektörün tedarik kısmının ciddi bir dönüşüm geçireceğini bize gösteriyor.

Gelecek yıllarda gerçekleştirmeyi istediğiniz yenilikler nelerdir? Bu yeniliklerin ürün, marka ve sektör adına ne gibi
avantajlar getireceğine inanıyorsunuz?

Laboratuvar sektörü temeli itibari ile çok fazla marka ve çeşitliliği barındırıyor içerisinde. Bu kadar fazla ürün bulunan sektörün
doğal olarak satış kanallarının da çeşitliliğe ihtiyacı var. Gelecek projeksiyonlarımızı, sadece Türkiye üzerine değil, diğer
ülkelerdeki potansiyel müşterilerimize ulaşabilmek üzerine kuruyoruz.

Labmarker

Gelişen dönemde diğer pazarlarda olduğu gibi laboratuvar alanında da e-ticaret’in öne çıkacağını biliyoruz.

Sektör içerisindeki her kullanıcıya, marka model ayrımı olmadan, her üretici ile buluşturabilmek ana hedefimiz diyebilirim. Diğer
taraftan, çok hızlı değişen Ar-Ge teknolojilerini yakalayabilmek önemli. Her yeni teknoloji arkasından farklı ürün tedarikleri
gerektiriyor. Yeni teknolojiler sonrasında spesifik çalışma ve kullanıcı bilgilendirmesi gerektiriyor. Ekip olarak, bu değişimi her
alanda eğitime yatırım yaparak kucaklamaya çalıştık.

Sektör hakkında neler söylemek istersiniz?
Günümüzde iletişimin çok ilerlemesi ile birlikte, Laboratuvar sektörü de bu avantaj ve dezavantajlar ile karşı karşıya kaldı. Ticaretin
her gün daha da şeffaf hale gelmesi, ithalatçı firmalar için rekabeti çok zorlar bir  hal aldı. Bugün her firma veya kişi, neredeyse her
ürünü ithal edebiliyor. Ancak hangi mevzuat ve garanti ile bunu yapıyor, burası biraz bulanık.

Gümrük rejimlerinde, neredeyse her gün yapılan bazı değişiklikler, sektör için ithalatı daha da zorlaştırıyor. Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı’nın mutlaka Laboratuvar sektörüne özel bazı düzenlemeleri hayata geçirmesi gerekiyor. Aksi halde tonlarca yapılan
kimyasal madde ithalatı ile gram seviyelerinde yapılan laboratuvar kimyasal ithalatı aynı şekilde değerlendirilmeye devam edecektir.
Bu da Ar-Ge için ürüne ulaşımı ve maliyeti ciddi anlamda yukarı çekmektedir.

Laboratuvar sektöründe, dünya üzerindeki her üretici, sistemin bir parçası. Ancak hiçbir zaman sektörü domine edici büyüklüğe
ulaşamıyor. Ürün çeşitliliğinin bu kadar fazla olduğu bir sektörde, ancak belirli segmentlerde domine etkisi yaratabiliyor. Bu da
ilerleyen dönemde market anlayışının daha da ileri taşınabileceğini gösteriyor bize. Bizim için önemli olan bunu doğru tahmin edip,
projeksiyonlarımızı bu doğrultuda yapabilmek.

Sektör genel itibari ile ithalata bağımlı olduğundan, bu Türkiye açısından bir sorun. Birey veya firmalar olarak bunu tersine
çevirecek uzun vadeli planlar yapmalı ve hayata geçirmeliyiz.

Labmarker