Elips Tasarım Mimarlık kurucusu Sayın Feza Ökten Koca sorularımızı yanıtladı.

14 Haziran 2019

 

Gerçekleştirdiğimiz söyleşide Elips Tasarım Mimarlık kurucusu Sayın Feza Ökten Koca sorularımızı yanıtladı. Başarılı mimar, ödül
kazanan projeleri hakkında bilgi verdi. 

Okurlarımıza kısaca kendinizden, eğitim durumunuzdan ve profesyonel özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?
1987 yılında Darüşşafaka Lisesi’nden mezun oldum. Aynı yıl girdiğim İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden 1994 yılında Yüksek Mimar ünvanını aldım. Üniversite 2. sınıfta hocalarımın ofisinde part-time olarak başlamış olduğum mimarlık hayatımda bir dönem Percy Thomas Partnership, Londra ofisinde çalıştıktan sonra, 1999 yılında Elips Tasarım Mimarlık ofisimi açtım. Mimari, iç mimari tasarım ve uygulama hizmetleri yapmaktayız.2005 yılında Halil Ökten ile Elwo ahşap firmasını kurduk. Ahşap üretimleri de yapmaya başladık. 2016 yılında Boomerang sandalye tasarımımla A’ Design Award yarışması mobilya kategorisinde ödül aldım. 2017 yılında tamamlamış olduğumuz BJK No1903 tesisi ile 2018 yılında International Property Awards yarışmasında 3 ödül aldık. 2012-2017 yılları arasında Darüşşafaka Cemiyeti’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldım. 2017 yılından beri Medipol Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık fakültesinde öğretim görevlisi olarak proje yürütücülüğü yapmaktayım.


Elips Tasarım Mimarlık, bu yıl aldığı ödüllerle adından
sıkça söz ettirdi. Ödül kazanan bu projeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
2017 yılında tasarım ve uygulamasını tamamladığımız BJK No1903 Mehmet Üstünkaya Tesisleri projemiz, International Property Awards’ta sırasıyla Türkiye’deki ve Avrupa’daki “En İyi Karma Kullanımlı İç Mekan Projesi” seçildikten sonra, kategorisindeki tüm rakiplerini eleyerek “En İyi Uluslararası Karma Kullanımlı İç Mekan Projesi” seçilmeye hak kazandı. İstanbul Akatlar’da bulunan 4600m2 kapalı alan, 3600 maçık alana sahip karma kullanımlı tesisin proje çalışmasına 2016 başında başladık. Başkan Fikret Orman’la yaptığımız toplantılar sonunda BJK camiasına A+ bir tesis kazandırmak için yola çıktık. BJK’nin kalitesini taşıyacak tesis, 7’den 70’e herkesin kullanımına açık olacaktı.

Tasarım ve projelendirmede ihtiyaç programına göre mekan oluşturma çalışmasına başlarken özellikle binanın mimari kimliği de bizi yönlendirdi. Asimetrik ve farklı açılardaki çizgilerle modern mekanlar yaratırken, maksimum hacim ve gün ışığı kullanımını sağlamaya çalıştık.

Zemin katta ana giriş ve karşılamanın yanı sıra, ön cepheye bakan büyük bir teras ve çocuk oyun alanına sahip bir restoran, arka cepheye bakan terası ile BJK kongre üye ve yöneticilerinin kullanımına açık Eagle House lounge alanı, ana mutfak, depolar ile müşteri ve personel ıslak hacimleri bulunmaktadır. Her ne kadar binada genel prensipte bir tasarım dil birliği olsa da her mekan birbirinden bağımsız olarak farklı malzemelerle tasarlanmıştır.


Birinci Katta ise 790 m2 alana sahip Bold restoran, zemin kattakinden farklı olarak büyük bir bar köşesi, rahat deri koltuklarla oluşturulmuş bir şömine bölümü, ahşap ve mermer masaları ile daha farklı bir ortama sahiptir. Oldukça iddialı tavan yüksekliği ve cam cephesi ile oldukça ferah bir alana sahip mekanda duvarda kullandığımız mermer ve ayna kaplamaların tersine tavanda kullandığımız metal peteklerin altında daire formundaki ahşap ve akustik panellerle hem sıcak ve hareketli bir etki sağlarken hem de akustik çözüm sağlamış olduk. Özel toplantı ve etkinliklere hizmet verebilmek için tasarlanmış Blackhall salonu hareketli duvarlar sayesinden istenildiğinde Bold restaurant ile birleştirilebilmekte ve büyük etkinliklerin organize edilmesine imkân sağlamaktadır. Başkan ve yönetim kurulu üyelerinin kullanımına açık Mr. President toptoplantı alanı da toplantı odası, servis, WC ve vestiyeri ile özel bir alan olarak tasarlanmıştır. Toplantı odasında iyi bir akustik sağlamak amacıyla kumaş akustik panel kaplı duvarlarda yer yer kullanılan ahşap kaplamalarda da tasarım kriterimizdeki çizgilerimiz hakimdir. Yine siyah akustik kaplı tavanda fotoğraf makinası vizörünün açılma şeklinden ilham alarak tasarlanmış lake ahşaplardan oluşturduğumuz tasarımımız mevcuttur.

 

Birinci bodrumda yer alan 1100 m2 GYM Club’ta fitness alanı, spinning ve pilates stüdyo dışında, sauna, buhar odası, dinlenme ve masaj odaları ile kapalı havuz, açık havuz ve çocuk havuzu bulunmaktadır. Ön cepheye bakan fitness bölümünden çıkılan terasta yine farklı açılarla oluşturulmuş bitki setleri ile istinat duvarı kamufle edilmiştir.

Tesiste her köşe ayrı şekilde tasarlanmıştır. Tüm teknik detay ve ekipmanların mekan estetiğini bozmasını engellemek amacıyla tasarımda titizlikle çözümler bulunmuştur. Binanın hem dış hem iç mekanında aynı dili kullanarak kullanıcıya tam bir yaşam alanı kazandırmaya çalışılmıştır. Şömine çerçevesinden, aydınlatmalara, tel çiçek objelerden, bankolara, ana giriş takından, duvar kaplamalarına kadar her türlü detay aynı kimlikle özel olarak tek tek tasarlanmıştır, duvarlarda yer alan resimler de ressam tarafından mekan kimliği baz alınarak hazırlanmıştır. İç mekanda, mermer, parke, çini karo, epoksi, seramik, ayna, ahşap, pirinç, duvar kağıdı, kumaş kaplama akustik paneller, paslanmaz çelik, cam vs. çok çeşitli malzemeler kullanarak mekansal detaylar oluşturulmuştur. Peyzaj düzenlemesinde ana fikir büyük ve yalın bir çim alan yaratmaktı. Ana giriş kapısı için tasarladığımız tak ve iç kısma konumlandırdığımız güvenlik binasında da ana bina ile aynı tasarım dilindeki çizgiler ve BJK renklerinden ilham alınarak kullanılan malzemelerle tasarlanıp, uygulanmıştır. Hem ana giriş hem arka girişte 2 giriş ve 2 güvenlik binası bulunan tesiste 60 araçlık otopark mevcuttur.

Elips Tasarım Mimarlık’ta tasarım süreci nasıl gerçekleşiyor? Konsepti nasıl belirliyorsunuz? Bu süreçte ilham aldığınız kaynaklar varsa, nelerdir?
Tasarım sürecine başlamadan önce müşterimizle görüşüp, mekan üzerinden ihtiyaçlarını ve hayallerini onun ağzından dinliyoruz, onu anlamaya çalışıyoruz. Mekan şartlarına göre ihtiyaçlarını nasıl ete kemiğe büründürebileceğimizi, onu doğru anlayıp anlamadığımızı da göstermek için bazı örnek görseller gösteriyoruz. Mimarlık tamamen görsel bir şekilde anlaşabileceğiniz bir meslektir, sözlü olarak hiçbir fikir doğru anlaşılamaz. Tasarımda konsept tamamen oluşturulmak istenen mekanın kullanıcılarına yaşatılmak istenen duygu baz alınarak belirleniyor. İlham almak için özel bir kaynaktan yararlanmıyorum ama sürekli takip ettiğim portallar, kitap ve dergiler var. Mimarlık sürekli olarak güncel olmanızı gerektiren bir meslektir. Ben ve ekibim kendimizi sürekli elimizdeki akıllı telefonlar sayesinde tasarım dünyası ile iletişimde tutuyoruz. Hem mimarlık dünyasında hem de ilintili sektörlerdeki yenilikleri takip etmeye çalışıyoruz. Benim için mimarlık; bir sevgilidir. Günün hemen hemen her saatini ona vermenizi bekler, sadece okulda, ofiste ya da şantiyede değil, eğlenirken, spor yaparken, dinlenirken vs. algıda seçiciliğinizin hep mimarlık üzerine olması beklenir.

Hayata bakış açıları, alışkanlıkları ve beklentileri açısından her yeni jenerasyonda farklar oluşuyor. Bu kapsamda, özellikle sosyal hayat ve yaşam kültürü açısından, 2000’lerin öncesi ve sonrası olarak değerlendirebilir misiniz? Ne gibi temel farklar gözlemliyorsunuz? Bu farklılıklar, mimari tasarımı nasıl etkiliyor, ne tür değişikliklere sebep oluyor, yorumlayabilir misiniz?
Jenerasyonlar arasındaki farkları ofisimde yıllar içinde çok iyi gözlemledim. Özellikle teknolojik gelişim ve internettin yaygınlaşması ile birlikte alışkanlıklar çok değişti. Bilgiye ulaşım çok kolaylaştı ama bir o kadar da bilgi kirliliği oluştu. Standartlar da çok yükseldi, talepler de bununla beraber arttı. Yeni neslin konsantrasyonunu bozacak çok fazla detay oluştu.

2000’lerin öncesinde daha yerleşik, geleneksel ve aidiyet duygusu yüksek bir nesil varken, 2000’ler sonrasında daha çok anı ve günü yaşayan, kuralları esneten, doğallığa önem veren bir nesil ortaya çıktı. Bu nesil için bireysellik daha ön planda, dolayısıyla da rahatlık olmazsa olmazları. Bu neslin hayata bakışı ve alışkanlıkları, mimari tasarımda da kullanıcı psikolojisi ve ihtiyaçlarındaki farklılıklar olarak görmemiz anlamına geldi. Mesela, eskiden çalışma için sadece masa düzeneği kullanılırken, artık gerektiğinde tamamen masasız, oturmalı, uzanmalı mobilya tasarımları bu fonksiyona cevap verir oldu. Bunun gibi gerek mobilya ölçeğinde, gerekse mekan ölçeğinde yeni alışkanlıklarla ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap veren tasarımlar geliştirmeye başladık. 2000’ler sonrası nesil için teknolojiden bir dakika bile kopmak mümkün değil, onlar için internet yemek ve su gibi. Hayat da bunun etrafında şekillenir oldu.