Novartis Türkiye Genel Müdürü Avinash Potnis ile Röportaj

11 Şubat 2020

Novartis Türkiye İlaç Genel Müdürü Sayın Avinash Potnis ile firmanın kullandığı teknolojilere, gelecek yıllardaki hedeflerine ve sektöre kazandıracağı avantajlara değindiğimiz keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Sayın Avinash Potnis okurlarımıza kendinizden, profesyonel geçmişinizden bahseder misiniz?

Hindistan’da Mumbai şehrinin 500 km güneyindeki küçük bir kasabada doğup büyüdüm. Üniversite için Mumbai’ye gidene kadar burada eğitim gördüm. Lisansımı veterinerlik, yüksek lisansımı eczacılık fakültesinde tamamladım. İlaç sektörüne geçişim 1993’te Sandoz ile oldu. Hayvan sağlığı birimine destek veren ihracat bölümünde çalıştım. 1996’daki şirket birleşmesini takiben daha çok insan sağlığı ve ilaç alanına odaklandım. 2005 yılında Asya Bölge Direktörü’ne bağlı Stratejik Asistan görevini yürüttüm. 2006 yılında Filipinler Ülke Direktörü olarak atandım ve ardından Sandoz Vietnam Ülke Direktörlüğü görevini üstlendim. Daha sonra Asya Distribütör Pazarı Direktörü olarak Tayland’da çalıştım. 2008 yılında Vietnam’a dönerek Gelişen Pazarlar Ülke Direktörü olarak Novartis birimlerine liderlik ettim. 2010 yılında Gelişen Pazarlar Direktörü ve Ülke Başkanı olarak Malezya’da görev aldım. 2013’te İsviçre, Basel’deki Novartis Genel Merkezi’ne taşındım ve Novartis APMA Bölgesi (Asya Pasifik, Orta Doğu, Afrika) Oftalmoloji Birimi Başkanlığı görevini devraldım. 2017 yılından bu yana, Novartis İlaç Türkiye Genel Müdürlüğü görevini yürütüyorum.

avinash potnis

Hastaların ihtiyaçlarına yönelik çözüm üreten bir ilaç firması olarak Novartis ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Novartis, kökleri 1758 yılına uzanan, İsviçre merkezli dünyanın en köklü ilaç firmalarından biri. Dünya genelinde 140 ülkede, yaklaşık 105.000 çalışanımızla faaliyet gösteriyoruz.

Novartis olarak 1950’li yıllardan bu yana Türkiye’de faaliyet gösteriyoruz. 4 üretim tesisimiz ve İstanbul Kavacık’taki genel merkezimizle birlikte 2.400 kişiyi istihdam ediyoruz. Üretim tesislerimizde yenilikçi ve eşdeğer ilaçlar üretiyoruz. Türkiye’den 100’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz.

Ar-Ge çalışmaları bizim her sene büyük yatırım yaptığımız ve çok önem verdiğimiz bir alan. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de 5 milyondan fazla hastaya ulaştık. Novartis olarak aldığımız ödüllerle de pekiştirdiğimiz bu başarımızı, hasta odaklı yaklaşımımız ve yenilikçi insan kaynakları uygulamalarımızla oluşturduğumuz Novartis kültürüne bağlıyoruz.

Ürün çeşitlerinizden ve çalışma alanlarınızdan bahseder misiniz? Novartis Grup ana tedavi alanlarına göre kendi içinde üç ayrı divizyonda faaliyet gösteriyor. Novartis İlaç, Novartis Onkoloji ve Sandoz. Novartis İlaç olarak, kalp damar, solunum, nöroloji, oftalmoloji, immünoloji, hepatoloji ve dermatoloji alanlarında yenilikçi tedavilere odaklanıyoruz. Novartis Onkoloji, kanser tedavisinde hastaların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik tedaviler geliştiriyor. Sandoz ise, eşdeğer ve biyobenzer ürünler sunuyor.

novartis bina

Bilimsel araştırmalarınızı gerçekleştirirken göz önünde bulundurduğunuz kriterler nelerdir? Türkiye’de gerçekleştirdiğiniz ‘’Klinik Araştırmalar’’ hakkında bilgi verebilir misiniz?

Klinik araştırmalar alanında Türkiye’de endüstri lideriyiz. Novartis olarak her yıl ülkemizde 100 klinik araştırma ve yaklaşık 30 milyon Dolarlık yatırım yapıyoruz. Global olarak baktığımızda her yıl kazancımızın %17’sini araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ayırıyoruz. Novartis Enstitüsü’ne ait Biyomedikal Araştırma Merkezlerimizde yeni ilaçların keşfinden, erken faz klinik çalışmalara kadar birçok faaliyet yürütülüyor. Yaklaşık 6.000 bilim insanının çalıştığı bu merkezlerde yenilikçi tedavilerin keşfi gerçekleştiriliyor. Son dönemde geliştirilen hücre ve gen tedavileri de Novartis’te tıbbı nasıl yeniden tasarladığımıza dair önemli örneklerdir.

Novartis İlaç’ın inovasyon stratejisinden ve dinamiklerinden bahseder misiniz? İnovasyon kapasitenizi geliştirmek adına gerçekleştirdiğiniz çalışmalar nelerdir?

Novartis, ilaç firmaları arasında en yenilikçi firmalardan biri. Büyük veri ve dijitalleşme Novartis’in ‘tıbbı yeniden tasarlamak’ için global ölçekte en önemli gündem maddeleridir. Halihazırda Novartis hücre ve gen tedavileri konusunda önemli adımlar attı. Bu alanda SMA (Spinal Musküler Atrofi) tedavisi ve genetik mutasyonun sebep olduğu bazı doğuştan gelen retina hastalıkları için geliştirilen tedavileri örnek verebiliriz. Novartis ayrıca yakın zamanda Microsoft ile bir anlaşma yaparak yeni tedaviler ve ilaçlar geliştirmek için Microsoft’un yapay zekâ ve büyük veri alanındaki uzmanlıklarından faydalanarak güçlü bir iş birliği oluşturdu. Bu ortaklık kapsamında bir inovasyon laboratuvarı kurulacak. Bu iş birliğiyle sağlık hizmetleri kökten değişecek gibi görünüyor.

Dijitalleşmenin gündelik hayatımıza entegre olduğu bu dönemde Novartis için dijitalleşme tanımını nasıl açıklıyorsunuz? Bu durumun çalışmalarınıza ve üretimini yaptığınız ürünlere yansıması nasıl olmaktadır?

Büyük veri ve dijitalleşme Novartis’in global ölçekte 5 önceliğinden biri. Bu öncelik Novartis İlaç Türkiye’nin de öncelikleri ve hedefleri arasında yer alıyor. Dijitalleşme, şirketimizde satın alma sürecinden üretime, kişinin işe alım sürecinden oryantasyonuna, klinik araştırmalardan ürün lansman mükemmelliğine kadar birçok süreci olumlu yönde etkiledi. O kadar pozitif etkileri oldu ki şirket kültürümüzü yeniden şekillendirdi. Stajyer ve yeni mezun işe alım sürecimizi dijital ortamda gerçekleştiriyoruz. Novartis İlaç’ta “dijital oryantasyon programları” ile çalışanın şirkete adaptasyonunu hızlandırdık. “Sanal Gerçeklik” teknolojisi kullanarak oluşturduğumuz oryantasyon programımızdan çok olumlu geri bildirimler aldık. Novartis İlaç olarak, kısa bir süre önce Türkiye’de etkinlik ve uyum yönetimindeki verimi artırmak için EASY adında yeni bir dijital uygulama başlattık. Açılımı Event Application SYstem (Etkinlik Uygulama Sistemi) olan bu uygulama Novartis İlaç bünyesinde gerçekleştirdiğimiz etkinlik yönetimini verimli hale getiren dijital bir platform. Bu uygulama ile sektörümüzdeki yeniliklere öncülük etmeye devam ediyoruz. Bu uygulama, etkinlik yönetiminde hem saha çalışanlarımız hem de merkez ofisteki çalışanlarımıza da büyük kolaylık sağlıyor.

‘CUBE’ projesi de Novartis İlaç Türkiye olarak hayata geçirdiğimiz bir diğer yenilikçi proje. Bu proje sayesinde sağlık profesyonelleri online bir platformda bir araya geliyor, hasta deneyimlerini, yeni araştırmaları ve etki mekanizmalarını paylaşabiliyorlar.

Çevresel sürdürülebilirliği sağlamak adına gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?

Paydaşlarımız ve toplumla aramızdaki güvene dayalı ilişkileri güçlendirmek için adımlar atıyoruz. Kendimizi en yüksek etik standartlarda tutmayı, ilaçların fiyatlandırılmasında ve erişime yönelik çözümün bir parçası olmayı, küresel sağlık sorunlarının üstesinden gelmeye yardımcı olmayı ve faaliyet gösterdiğimiz her yerde sorumlu bir vatandaş olmayı hedefliyoruz. İş hedeflerimizi başarmamız için bütünlük, şeffaflık ve çevresel sürdürülebilirlik içinde çalışmamız gerektiğini biliyoruz. Sürdürülebilir su yönetimi, karbon ve plastik nötrlüğü gibi konuları hedef alan iddialı bir çevresel sürdürülebilirlik stratejisi benimsiyoruz. 2019 yılında tüm işletmelerimizde tek kullanımlık plastik kullanımlarımızı ciddi oranda azalttık.

Fabrikalarımızda yapılan çalışmalarda plastik kullanımında %57 oranında azalma sağlandı. Bu yaklaşık 20,16 ton/yıl CO2 salınımının engellenmesi anlamına geliyor. Hedef olarak 3 yıllık süreçte fabrikalarımızın tek kullanımlık plastik tüketimini sıfırlamayı ve nötr olmayı amaçlıyoruz. Kavacık Merkez ofisimizde ise plastik kullanımı %61 oranında azaltıldı. Bu da yaklaşık 6,6 ton/yıl CO2 salınımının engellenmesi anlamına geliyor. Önümüzdeki 2 yıllık süreçte ofislerimizde tek kullanımlık plastik tüketimini tamamen kaldırmayı planlıyoruz.

Araç kaynaklı CO2 salınımının azaltılması için satış ekibinin çalışma sahaları en verimli olacak şekilde organize edilerek araç km kullanım oranları azaltıldı. Fabrikalarımızda yapılan enerji azaltımı projeleri ile 2019 yılında CO2 emisyonu %8 azaltıldı. 2021’de karbon nötr olmayı amaçlıyoruz. Tüm bu yapılanlara ilave olarak, fabrikalarımızda atık su geri kazanım sistemleri ile %19 su tasarrufu sağlandı.

Sosyal sorumluluk adına yürütmüş olduğunuz projeler var mı? Bu konuda gerçekleştirdiğiniz çalışmalarınız nelerdir?

2019 yılında pek çok hastalıkla ilgili başarılı farkındalık projelerine imza attık. Nadir hastalıklar alanında Çocuk Romatoloji Derneği ile birlikte hayata geçirdiğimiz “Nadir Çocuk Mustafa’nın Hikayesi” projesi, ankilozan spondilit hastalığına dikkat çekmek için Türkiye Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Derneği ve Türkiye Romatoloji Derneği ile gerçekleştirilen “Ankilozan Spondilit Hikayeleri” belgesel projesi, ürtiker hastaları için Dermatoimmünoloji ve Alerji Derneği ile gerçekleştirilen “Senin Dilinde” projesi ve Türkiye Psoriasis Derneği ile gerçekleştirilen “Sedefin Tedavisinde Hayat Var” gibi farkındalık projeleriyle birçok insana dokunduk ve en önemlisi de onların hastalıklarını anlamalarına yardımcı olduk.

2019 yılında damga vuran en önemli projelerimizden biri de “Benim Yolculuğum” projesi oldu. Bu projeyle, kronik hastalıkların bireyler üzerinde yarattığı psikolojik boyuta dikkat çekmeyi ve toplumda farkındalık yaratmayı hedefledik. Proje kapsamında, klinik psikologlar eşliğinde hasta derneklerinin yönlendirdiği hastalarla görüşmeler yaptık. Hastaların hastalığı kabulleniş süreçlerini 8 videoda topladık. Her hasta bu videolarda kendinden bir parça buldu. Bu videoların kronik hastalığı olan bireylere ilham vereceği inancındayız. Hastalarımız bu yolculukta yalnız değiller. Novartis olarak Benim Yolculuğum projesiyle yetim kalmış bir alanı sahipleniyoruz ve önümüzdeki yıl proje kapsamında etkinlikler yapmaya devam edeceğiz.