Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mehmet Reis

19 Temmuz 2019

 

Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mehmet Reis ile firmanın faaliyet alanlarına, kullanmış olduğu teknolojilere ve marka sürdürülebilirliğini korumak adına yapmış oldukları yatırımlara değindiğimiz keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Bize kendinizden, profesyonel geçmişinizden bahseder misiniz?
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gözüm Sakarya’da Kulağım İnebolu’da” dediği İstiklal Madalyalı tek ilçe olan İnebolu’da 1957 yılında doğdum. Eğitim hayatıma Samsun Eğitim Enstitüsü’nden sonra, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettim.

Yüksek öğrenime başladığım yıl babamı kaybettim. Unkapanı’nda gıda işi yapan bir ticarethanede muhasebe ve satış bölümünde çalışmaya başladım. Bazı nedenlerden dolayı, yüksek öğrenimimi yarıda bırakarak, 1981 yılında sadece güvene dayalı sermayeyle Reis Ticareti kurarak iş hayatına atıldım.

1994 yılında enflasyonla mücadele için tek başıma radikal bir karar alarak, Türkiye’de ilk defa sabit fiyat uygulamasını cesaretle gerçekleştirdim. 40 yılı aşkın süredir tarım sektörünün geleceği, sorunları ve çözüm önerilerini her fırsatta dile getirmekteyim.

Hayat hikâyem ve başarı öyküm ilginç bulunmuş olacak ki TRT Zirvedekiler, TRT2 Göçmen Kuşaklar programında ve en son 2016’da NTV olmak üzere pek çok televizyon kanalında, gazete, kitap ve dergilerde yayınlandı. Özellikle; Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan “Adam Olacak Çocuk ve Patronların İlk İşleri” başlıklı yazı dizelerinde Hacı Sabancı, Vehbi Koç ve Hüsnü Özyeğin gibi Türkiye’nin en büyük sanayici iş adamlarıyla aynı sayfada olmak benim için çok anlamlı ve hayallerimin de ötesinde bir durum.

Reis Gıda’nın başarı serüvenini okurlarımızla paylaşabilir misiniz? Markanızın benimsediği kalite politikasını nasıl tanımlıyorsunuz?
Bir markanın doğuşundan global marka olma sürecine kadar, hayata geçirdiği tüm işlerde sürdürebilirliği ilke edinmesi gerekir. Bu sebeple; ‘’Pirinç, bakliyat ve sarımsağın markası mı olur?’’ diyenlere karşı ya markalaşacaksın ya farklılaşacaksın diyerek Reis Gıda’ya global bir marka kimliği kazandıracak adımlar attım. Türkiye; Amerika’dan pirinç, fasulye; Kanada’dan mercimek ve nohut ithal ediyor. Reis; dünya tarımında en güçlü ve söz sahibi olan bu iki ülkenin yanı sıra Fransa, Almanya, Hollanda ve İngiltere olmak üzere bugün bir fiil 16 ülkede 1500 ABD, 5000 yurt dışı satış noktasında Anadolu’nun bereketli topraklarında yetiştirilen, çiftçimizin alın teriyle ve el emeğiyle yetiştirdiği yerli pirinç ve bakliyat ürünlerini Türk markasıyla ihraç etmesi bizler için ayrı bir gurur kaynağıdır bunun yanında Wallmart, Amazon gibi dünyanın önde gelen e-ihracat online alışveriş sitelerinde Reis ürünlerini tüketicilerle buluşturuyoruz.

İhracat faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ülkemizin ihracatta büyük dönüşüm hazırlığına Reis Gıda olarak, gerçekleştireceğimiz ihracat faaliyetlerimiz ve yerli üretim desteklerimiz ile katkıda bulunacağız. 2018 yılında bir önceki yıla oranla tonajda yüzde 25.32’lik bir artış elde ettik. 2019 yılında da bu artışın üzerine çıkmayı hedefliyoruz. Öncelikli planlamamız tarımsal ürün ihracatına destek olarak yeni pazarlar oluşturmak. Türkiye’deki tarım gücümüz ve tecrübemizle uluslararası pazarlarda büyümeye odaklanacağız.

Üretim yaparken kullanmış olduğunuz teknolojilerden bahseder misiniz?
38 yıldır kalite, standart ve hijyeni ön planda tutarak üretim yapan,Türkiye ve dünya mutfaklarına farklı lezzetler sunan Reis, mühendislik kadrosunu genişleterek üretimdeki makine parkurunu son teknolojiyle genişletme ve en son versiyon kalite sistem belgelerinin uyum çalışmalarına bu sene de devam etmektedir.

Türkiye’nin çeşitli yörelerinde yetiştirilen ve ithal edilen ürünlerde pişme ve lezzet farklılığı olduğu gibi, aynı fark eski ve yeni ürünler arasında da gözlemlenir. Reis bu faktörleri gözeterek, paketlemeye kadar olan tüm aşamaları kontrol ediyor. En ince ayrıntısına kadar büyük bir özenle yeni mahsul ürünleri tercih ederek nem oranı ölçümlerini, pişirme sürelerini ve lezzet testlerini yapıyor.

Ürün çeşitleriniz, Ar-Ge ve İnovasyon çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Reis bugün toplam 13.500 metrekarelik alanda yıllık yaklaşık 129 bin ton pirinç, bakliyat ve bulgur çeşitlerinin paketlemesini yapmaktadır. 46 çeşit geleneksel ürünlerimizin yanında, dünyadaki beslenme trendlerini yakından takip ederek ve bu beklentiler ışığında kendimizi güncelliyoruz. 2018 yılında Ar-Ge ve İnovasyon faaliyetlerimiz ile ürün geliştirme çalışmaları yaparak kinoa, amarant, beluga mercimeği, chia gibi 23 çeşitten oluşan Reis Royal Serisi’ni hazırladık ve 2019 yılında tüketicimiz ile buluşturduk.

Dünyanın da tercih ettiği, yeni ürün grubunun ambalajı tasarlanırken, gıda israfının ve atığın önüne geçmek amacıyla ağzı kilitli ambalaj tercih ettik. Son teknoloji makinelerimiz ile gluten hattı oluşturarak glutensiz ürünlerimizi yeni tasarım paketlerde sunduk.

Marka sürdürülebilirliğinizi korumak adına, markanıza yapmış olduğunuz yatırımlar nelerdir?
1995 yılında Avrupa Birliği ülkeleri Astronot yiyeceği için HACCP yönetimi uygulamaya başladı. Belirli hazırlıkların ardından 2000 yılında Avrupa Birliği’nin gıda hijyeni olan HACCP Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları yönetim sistemini kendi sektöründe uygulamaya başlayan ilk marka Reis oldu.

Reis Gıda, 2000 yılında başlayan Nielsen Türkiye araştırması “Kuru Gıda ve Genel Sektör Analizleri” raporunun günümüze kadar olan sonuçlarına göre; pirinç ve bakliyat marka bilinilirliğinde lider marka olarak daima birinci sırada yer almaktadır. Pirinç ve bakliyat kategorisinde “En Güvenilen”, En Çok Tercih ve Tavsiye Edilen Marka” verisine ulaşmıştır. Bu da Reis’in tüketicisine verdiği değerin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu gücü yarınlara taşıyabilmek, bugün olduğu gibi gelecekte de örnek firma ve lider bir marka olarak sürdürebilirliği sağlayabilmek için markaya yatırım yapmak, kalite standardını en üst seviyede tutmak gerekir.

Özellikle Obezite ile mücadelede gerçekleştirmiş olduğunuz çalışmalar çok ses getirdi. Bu konu hakkındaki çalışmalarınız ve
diğer sosyal sorumluk çalışmalarınız hakkında okurlarımıza bilgi verebilir misiniz?
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de obezite toplum sağlığını tehdit eden rakamlara ulaştı. Reis Gıda olarak obezite ile mücadele kapsamında abur cubura karşı durarak çocuklara bakliyatı sevdirmek için çalışıyoruz. 2009 yılında ‘Geleneksel Lezzetler Sağlıklı Nesiller’ diyerek başlattığımız ‘Obezite Önlenebilir’ projemiz ‘Abur Cubur Olacağı Budur’ ‘Abur Cubura Karnımız Tok’ sloganlarıyla obezite farkındalığı yarattık. Sonraki yıllarda ‘Ev Yemeği Sofrada, Hesap Ortada’ kampanyası ile ev yemeğinin ne kadar ekonomik olduğunu vurguladık. ‘Tüm Sevdikleriniz Sofrada Buluşuyorsa Hayat İşte O zaman Tamam’ diyerek o geleneksel aile sofralarına önem verilmesini istedik.

Projemizin devamında aile ve çocuk katılımlı etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Birçok konferans ve seminerler ile bu konuyu gençlerimize aktarıyoruz. Çünkü sağlıklı beslenme alışkanlığı çocukluk çağında kazanılır. Sağlıklı yaşam kaliteli bir geleceğe zemin hazırlar. Obezite sorunu devam ettiği sürece, Reis ailesi olarak öncülüğünü yaptığımız sosyal sorumluluk projemize devam edeceğiz. Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmenin önemini dün olduğu gibi bugün ve gelecekte, her platformda gündeme taşıyacağız. Çünkü sağlıklı yemek, iyi gelecektir.

Obezite ile mücadele çalışmaları doğrultusunda insan sağlığına verdiğimiz önem ile T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından “Teşekkür Plaketi” ne layık görüldük.

Obezite ile ilgili sosyal sorumluluklarımız yanı sıra birçok sosyal sorumluluk projelerimizi de beraberinde yürütmekteyiz. Toplumsal bir yara olan sokak çocukları, sosyal hayata tutunma mücadelesi veren bedensel ve zihinsel engelliler, kadın sığınma evleri, çocuk esirgeme kurumları,Darülaceze, Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı gibi birçok projeye, maddi ve manevi destek sağlamaya devam ediyoruz. Dünyada yaşanan doğal afetlere duyarsız kalmayarak gıda ve giyecek yardımlarımızı da gerçekleştiriyoruz. Sadece ülke sınırları içerisinde değil yurt dışında da desteklerimizi devam ettiriyoruz. Reis Gıda olarak sosyal sorumluluğumuzu yerine getirdiğimiz için Türk Kızılayı’nın 144. yaşında, yurt içi ve yurt dışı insani yardım operasyonlarına verdiğimiz desteklerden dolayı Altın Madalya ödülünü aldık. Toplumsal projelerin yanında, çevre odaklı çalışmalarda da öncülüğümüz ile Yeşil Ekonomi ödülünü aldık.