Rem Koolhaas’tan Yerçekimine Meydan Okuyan Yapılar

Mart 12, 2018, 2:47 pm
7 dakika
Rem Koolhaas

 

Rem Koolhaas, çarpıcı, çoğunlukla yerçekimine meydan okuyan yapılarıyla ünlüdür ve 21. yüzyılın en önemli mimarlarından biri
olarak kabul edilmektedir. Rotterdam, Hollanda’da doğan Koolhaas, Londra’daki Mimarlık Derneği Okulu’na katılmadan önce
gazeteci ve senarist olarak çalıştı. 1972’de mezun olduktan sonra, Delirious New York: Manhattan için Retroaktif Manifesto adlı
kitabını yazmak için Amerika’da  araştırmalar yaptı. 1975’te mimar arkadaşları Elia Zenghelis, Zoe Zenghelis ve Madelon
Vriesendorp ile birlikte Metropolitan Architecture for Office (OMA) mimarlık firmasını kurdu. Şirketin erken projeleri arasında
Almere- Haven polis karakolu ve Lahey Hollanda Dans Tiyatrosu vardı. 1995’te Koolhaas, grafik tasarımcısı Bruce Mau ile,
firmanın önceki çalışmalarını yansıtan S, M, L,XL adlı eseri yayınladı. Şimdi, Koolhaas’ın önemli işleri arasında yer alan Çin’deki
CCTV Merkezi, Hollanda’daki De Rotterdam’ı ve Portekiz’deki Casa da Musica’yı birlikte keşfedelim.

CCTV Merkezi
Çin Merkez Televizyonu (CCTV- China Central Television) merkezi, gökdelenlerle dolu Pekin siluetinde bir alternatif oluşturmayı
amaçlıyor. Gökyüzünde “yükselen” geleneksel iki boyutlu kuleler arasında nihai yükseklik ve stil yarışına girmek yerine, CCTV
döngüsü 75 metrelik konsolla sonuçlanan gerçek üç boyutlu bir deneyim ortaya koyuyor. CCTV binası, Pekin’in hemen hemen
her yerinden görülebilir; bir açıdan bakıldığında devasa ve güçlü, fakat farklı bir yerden bakıldığında nispeten küçük yumuşak
olmak üzere, mesafeye ve açıya göre değişik izlenimler bırakmaktadır. CCTV’nin formu, birbiriyle bağlantılı aktiviteler gerektiren
TV yayıncılığı sürecinin tüm aşamalarının kombinasyonunu  kolaylaştırır. İki kule, ortak bir üretim stüdyosu platformu olan the
Plinth’ten yükselir ve her bir kule farklı  bir karaktere sahiptir; birinci kule, düzenleme alanı ve ofislere sahipken, ikinci kule haber
yayıncısıdır. Bunlar, yönetim merkezinin yer aldığı konsol köprü Overhang ile birleştirilir. Binanın yenilikçi yapısı, Avrupalı ve Çinli
mühendisler arasındaki uzun süreli işbirliğinin sonucunda yüksek katlı binalar için yeni olanaklar yaratmıştır. Yapı içinde çalışan
kuvvetler cephede düzenli olarak elmas desenleri oluşturmak yerine, daha büyük stres alanlarında, daha gevşek ve daha az alan
gerektiren alanlarda yoğunlaşan üçgenleştirilmiş çelik boruların bir ağı – yani diyagratlarla görülebilir hale getirilir. Cephe, bina
yapısının görsel bir tezahürü haline gelir. Kendini destekleyen hibrid cephe yapısı, % 70 açık seramik frit ile güneş gölgesine
sahip yüksek performanslı cam panellere sahiptir ve binayı Pekin siluetinde şaşırtıcı derecede ince bir varlık olarak gösteren
yumuşak gümüş-gri renk oluşturur.

De Rotterdam
De Rotterdam dikey bir şehir olarak düşünülmüştür; yani ofisler, daireler, otel, konferans olanakları, mağazalar, restoranlar ve
kafeler barındıran birbirine bağlı üç karma kullanım kulesi olarak. Proje çizimine 1997’de start verilmiştir. İnşaat 2009 yılında
başlamış, 2013 yılında tamamlanmıştır. Kuleler, eski liman bölgesi Wilhelminapier’in, Erasmus Köprüsü’nün yanında yeniden
geliştirilmesinin bir parçasıydı ve ticaret, ulaşım, eğlence de dahil olmak üzere canlı kentsel faaliyetin tekrar kurulmasını
amaçlıyordu. De Rotterdam ismini, on yıllar önce Wilhelminapier’den ayrılan ve ABDye göç eden binlerce Avrupalıyı taşıyan
Holland America Line’daki gemilerin birinden alıyor. Üç kule yaklaşık 162.000m2 brüt zemin alanı ile 150m yüksekliğe ulaşıyor ve
De Rotterdam, Hollanda’nın en büyük binası haline geliyor. OMA’nın mimari konsepti çok daha fazla boyut getiriyor: Kentsel
yoğunluk ve çeşitlilik – hem programda hem de formda – projenin ana ilkeleridir. De Rotterdam’ın istiflenmiş kuleleri, tekil bir
şekle dönüşmeyi reddeden ve farklı perspektiflerden ilginç yeni görünümler üreten düzensiz bir kümede ustaca düzenlenmiştir.

Rem Koolhaas

Casa da Musica
Geride bıraktığımız otuz yıl boyunca mimarlar, “ayakkabı kutusu” şeklindeki konser salonlarının egemenliğinden kaçmak için
çılgınca girişimlerde bulundular. Casa da Musica, bu geleneksel şeklin kaçınılmaz akustik üstünlüğü ile mücadele etmek yerine,
geleneksel konser salonunu yeniden canlandırmaya çalışmıştır. Oyuklu iç mekan ile dışarısı arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayan
Casa da Musica, tarihi Rotunda da Boavista’da meydanında Porto Ulusal Orkestrası’nın yeni evi olmuştur. Farklı birçok ikonun
olduğu bir çağda bile, beyaz betondan ayırt edici formuyla, sağlam ve tutarlı bir duruş sergilemektedir. İçinde 1.300 koltuklu
(ayakkabı kutusu şeklindeki) Grand  Auditorium yer alır, bunun her iki tarafındaki oluklu cam cepheler, dramatik bir zemin olarak
Porto’nun kendisini sunmaktadır. Mimari açıdan yenilikçi bu bina, dokuz kata uzanan asimetrik bir çokyüzlü etrafında
yapılandırılmıştır. Casa da Musica boyut ve güzelliğiyle, bölgesinde ayırt edici bir unsur olmaktadır.

Kaynakça
• http://oma.eu/partners/rem-koolhaas
• CCTV Headquarters Named Best Tall Building Worldwide”. Council on Tall Buildings and Urban Habitat (CTBUH).
• Reading Rem Koolhaas by Verschaffel, Bart.

  • (gizli tutulacaktır)