Roche ve ADYSK, Marmara Denizi için Önemli Bir Proje Hayata Geçiriyor

12 Eylül 2019

 

Roche İlaç Türkiye ve Adalar Denizle Yaşam ve Spor Kulübü Derneği (ADYSK) tarafından gelecek nesillere tüm saklı zenginlikleriyle korunabilmiş bir Marmara Denizi bırakabilmek için hayata geçirilen “Denizler Yaşam Dolsun” projesi kapsamında, Türkiye’nin ilk mercan transplantasyonu (nakli) gerçekleşiyor.

Marmara Denizi’nde biyolojik çeşitliliği koruma amacıyla başlatılan proje, Türkiye’nin ilk mercan transplantasyon operasyonu olma özelliğini gösteriyor. Bilimsel ayağı TÜBİTAK tarafından desteklenen proje İstanbul Üniversitesi ve ADYSK’nın gönüllü iş birliği ile yürütülüyor. Proje kapsamında Adalar açıklarında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan mercanlar çoğaltma yoluyla Tavşan Adası olarak da bilinen Neandros açıklarına yüzde 90 başarı oranıyla taşındı. Denizler Yaşam Dolsun projesi ayrıca su altı canlıları için hayati tehlike yaratan hayalet ağların temizlenmesi için önemli bir adım attı. Marmara Denizi’nin binlerce metrekarelik hayalet ağdan temizlenmesini de sağlayan proje için gerçekleştirilen dalışlarla şu ana kadar su altında 8 bin metre yol kat edildi. Dünya genelinde de her yıl 640.000 ton hayalet ağın denizlerde bırakıldığı tahmin ediliyor.

Roche İlaç Türkiye Genel Müdürü Natasa Klicko: “Sürdürülebilirlik, 120 yılı aşkın bir süredir hayatları iyileştirmek için çalışan Roche’un faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası. ADYSK ile iş birliğimizin temelinde, tüm faaliyetlerimizi ekolojik dengeye saygı yaklaşımı çerçevesinde sürdürme vizyonumuz yatıyor. Denizler Yaşam Dolsun projesi aynı zamanda, yalnızca işimizde değil kurumsal sorumluluk anlayışımızda da karşılanmamış ihtiyaçlara odaklandığımızın bir göstergesi. Marmara Denizi’ndeki yaşam çeşitliliğinin sürdürülebilirliği için attığımız bu adımı ileriye taşımak istiyoruz. ADYSK’nın sağlayacağı eğitimler ve çalışanlarımızın gönüllü katılımıyla mercanların insan yaşamının olmadığı bölgelere nakledilmesi, hayalet ağların çıkarılması, kıyı ve deniz dibi temizliği ile farkındalık faaliyetlerini azami şekilde desteklemeyi hedefliyoruz.” şeklinde konuştu.

Adalar Denizle Yaşam ve Spor Kulübü Derneği Başkanı Volkan Narcı: “Dernek olarak, dünyanın en özel iç denizlerinden olan Marmara Denizi’nde Prens Adaları olarak bilinen adalardaki konumumuzun da etkisiyle, öncelikli amacımızı Marmara Denizi ve Adalar’da ekosistemin korunması şeklinde belirledik. Denizler Yaşam Dolsun projesi kapsamında Roche İlaç Türkiye iş birliğiyle yürüttüğümüz çalışmalarla Adalar bölgesi açıklarından 300 mercanı, Tavşan Adası olarak da bilinen Neandros etrafında yaşayabilecekleri alanlara taşımayı başarmış olmaktan mutluluk duyuyoruz. Yüzde 90’ın üzerinde başarı oranıyla devam ettiğimiz mercan nakil operasyonunun yanı sıra, Adalar çevresinden binlerce metrekare hayalet ağ çıkararak su altı dünyasının bu sessiz tehlikesine karşı mücadelemizi sürdürdük. Adalar çevresinde avlanma amaçlı kullanılan ve deniz dibindeki kayalıklara takılan veya koparak kontrolsüzce savrulan ağlar, mercanlar da dahil pek çok deniz canlısının ölümüne neden olarak bu türlerin yaşamını tehdit ediyor.” sözleriyle düşüncelerini ifade etti.

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nur Eda Topçu Eryalçın: “Marmara Denizi’nde mercanların var olduğunu dahi bilenlerin sayısı epey azdır. Halbuki tam da burada özel mercan toplulukları bulunuyor ve bunlar ekosistemin işleyişi üzerinde son derece önemli etkilere sahip. Deniz yüzey sıcaklıklarının artması, buna bağlı olarak deniz suyunun genişlemesi, aşırı avlanma, kirlilik ve istilacı türler gibi mevcut koşullar devam eder ve bunlara karşı gerekli önlemleri almazsak, bu canlıları ve onlarla birlikte su altı yaşamını tehlikeye atmış olacağız. Geçtiğimiz son 20 yılda Akdeniz’in en önemli habitatlarından biri olan ve Prens Adaları’ndaki mercan topluluklarının da dahil olduğu koralijen resiflerde pozitif sıcaklık anomalileri sebebiyle %90 oranlarına varabilen toplu kayıplar kaydedilmiş durumda. Mercanların yok olmaları, karmaşıklık ve dolayısıyla tür çeşitliliğinin azalması ve ciddi ölçüde habitat kaybı anlamına gelmekte. Tüm bunların önüne geçmek içinse hepimize sorumluluk düşüyor ve Denizler Yaşam Dolsun projesiyle bu yönde bir farkındalık yaratabileceğimizi umuyorum.” şeklinde konuştu.