SEVESO Direktifi Çerçevesinde Kantitatif Risk Değerlendirmesi

17 Temmuz 2018
SEVESO Direktifi

 

Özlem Özkılıç
Genel Müdür
Özlem Akademi

 

SEVESO Direktifi Çerçevesinde Kantitatif Risk Değerlendirmesi (QRA) Çalışmalarında LOPA Analizi, FTA ve ETA Analizleri
Uygulama Problemleri

Ülkemiz, özellikle kimya ve petro-kimya alanında faaliyet gösteren büyük ve çok büyük ölçekli endüstri tesisleri açısından önemli
bir ülke olup, aynı zamanda bu durumun beraberinde getirdiği endüstriyel kaza riskleri ile sonuç olarak sürekli iç içe yaşamaktadır.
Geçmişte, tıpkı dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu konuda ciddi ölümlü kazalar yaşanmıştır.

Ülkemizde bilinç düzeyi, Büyük Endüstriyel Kazaların Etkilerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik yani bilinen adıyla SEVESO II
direktifi kapsamdaki tesislerin güvenlik raporu hazırlık çalışmaları ile artmaya başlamıştır.

Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik çerçevesinde üst seviyeli iş yerleri Güvenlik
Raporu, alt seviyeli işyerleri de Büyük Kaza Önleme Politikası (BKÖP)’nı bakanlıklara 30.06.2017 tarihine kadar teslim etemeleri
gerekmekteydi. Ancak; 18 Temmuz 2017 tarih ve 30127 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış olan Büyük Endüstriyel Kazaların
Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik gereğince yönetmelikte
öteleme yapılmıştır. Yönetmelik 1/7/2017 tarihinden geçerli olmak üzere Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin
Azaltılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Son olarak, Büyük Endüstriyel Kazaların Etkilerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik yeniden düzenlenmiş ve Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı tarafından taslak yönetmelik olarak görüşe sunulmuştur. Taslak yönetmelikte birçok maddenin değişeceği
görülmektedir. Yine taslak yönetmelikte tebliğlerin de yenileneceği belirtilmektedir. Bu durumda işletmeler Güvenlik Raporu
ve BKÖP raporlarını yazmış olsalar bile yeniden raporlarını gözden geçirmek durumunda kalacaklardır.

Madde 1 gereğince, 30/12/2013 tarihli ve 28867 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Büyük Endüstriyel Kazaların
Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmeliğin 25. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “1/7/2017”
ibaresi “1/7/2019” olarak değiştirilmiştir. Yani; madde 1 gereğince fabrikalar “Mümkün olan en yüksek önlem seviyesi”ni
1 Temmuz 2019 tarihine kadar sağlamaları gerekecektir. İşletmeci, kantitatif risk değerlendirmesine göre belirlediği tehlikeli
ekipmanlar için senaryo edilen her bir büyük kazanın her türlü sonucunun meydana gelme frekansını 1×10-4/yıl seviyesine veya
bu seviyeden daha küçük bir seviyeye indirmek zorundadır.

Bu yönetmelik kapsamına giren üst seviyeli kuruluşlarla ilgili olarak, İl Afet ve Acil Durum Müdürlükleri, Ek-4, Kısım 1 ve Kısım 3’te
belirtilen bilgilerden az olmamak şartı ile 13. maddenin on ikinci fıkrasında belirtilen tebliği dikkate alarak bir harici acil durum planı
hazırlamak veya hazırlatmakla yükümlüdürler. Aynı madde gereğince İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerine de Harici Eylem
Planlarının hazırlanması için de süre verildiği görülmektedir. Harici Eylem Planlarının hazırlanması yükümlülüğü 1Temmuz 2019
tarihinden itibaren başlayacaktır. İl Afet ve Acil Durum Müdürlükleri harici acil durum planlarını bu tarihten itibaren 6 ay içerisinde
hazırlayacaklardır.

Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
yönetmeliğin 2. maddesi gereğince aynı Yönetmeliğe eklemeler yapılmıştır. Geçici 2. madde gereğince 10. ve 11. madde
hükümleri yani Güvenlik Raporu ve BKÖP ile ilgili maddeler 31/12/2018 tarihine kadar uygulanmaz. 31/12/2016 tarihinden bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar 10. ve 11. maddeler çerçevesinde yürütülen işlemler hüküm ifade etmez hükmü
konulmuştur. Bu bağlamda daha önce Güvenlik Raporları okunarak noksan hususlar tebliğ edilen tutanaklar geçersiz
kılınacaktır. Bu kapsamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na verilen güvenlik raporları kuruluşlara iade edilecektir.

Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
yönetmeliğin 3. maddesi gereğince Ek-1’i 1272/2008/EC sayılı CLP-Classification Labelling Packaging (Maddelerin ve Karışımların
Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması) Tüzüğüne uygun şekilde değiştirilmiştir. Böylece yönetmeliğin ekinde BEKRA
bildiriminin yapılmasını sağlayan 67/548/EEC sayılı Tehlikeli Maddeler (Dangerous Substances Directive-DSD) ve 1999/45/EC
Tehlikeli Karışımlar (Dangerous Preparations Directive- DPD) direktifleri çerçevesinde hazırlanmış olan ekteki R kodları kaldırılmıştır.

Direktif, büyük kaza zararları vermeye neden olabilecek miktarlarda belirli tehlikeli maddelerin bulunduğu kuruluşlara
uygulanmaktadır. Bir işletme, eğer Ek I’in, Bölüm 1 ve 2’sinde listelenmiş olan tehlikeli maddelerin depolanması Ek’te belirtilen
miktarın üzerindeyse Direktif’in hükümlerine tabidir.

Yönetmeliğin geçici 3. maddesi gereğince yönetmeliğin 7. maddesinde değişiklik yapılmıştır. Buna göre Ek-1 kapsamında yapılan
bildirimler bu maddenin yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde güncellenecektir.

Bu durumda firmaların BEKRA bildirimlerini 18 Temmuz 2018’e kadar güncellemeleri gerekecektir. Bu durum firmalar açısından
büyük bir iş yükü ve iş gücü gerektirmektedir. Ayrıca; yine BEKRA sistemine doğru veri girilmesi önem taşımaktadır. Zira sistem
firma seviyesini otomatik arka planda hesaplamakta ancak firmaya göstermemektedir. Firmanın kendi seviyesini hesaplaması ve
özellikle de toplama kuralını doğru uygulaması gerekmektedir. Aksi durumda önümüzdeki sene bu kapsamda idari yükümlülükle
ve idari yaptırım ile karşılaşabilecektir.

1.1. Kantitatif Risk Değerlendirmesi (QRA) Çalışmaları
Yönetmelik’in “Kantitatif Risk Değerlendirmesi”ni açıklayan 8. maddesinde ise öteleme yapılmamış olması akılları karıştırmış ve
allak bullak etmiştir. Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik Kapsamına giren
kuruluşların hepsi aynı zamanda 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine tabidirler. Yönetmeliğinde yapılan erteleme
yönetmeliğin sadece 10 ve 11. maddelerine yapılmıştır, aslında bu maddelere bağlı olan diğer süreçleri de ertelemiş olmalıdır.
Ancak; yine de net olarak yönetmelikte ötelemeden bahis edilmemiştir. Şu an itibari ile halen iş yerleri kantitatif risk değerlendirmesi
yapmakla yükümlü bulunmaktadırlar. Bu durum Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın pilot denetimler ile yönetmeliğin
uygulamasına giriş yapmak istediğini düşündürmektedir.

Yönetmelik kapsamında olan firmalar 6331 sayılı kanuna tabi iş yerleri olduğundan risk değerlendirmesi yapmakla, yapacakları risk
değerlendirmelerinde de hem 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Risk
Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin hükümlerine uymakla hem de Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması
Hakkında Yönetmeliği’nin 8. maddesine uygun kantitatif bir risk değerlendirmesi yapmakla yükümlüdürler. Her iki risk
değerlendirmesinden biri yoksa iş yerinde 6331 sayılı Kanun 25/1 maddesine göre iş durdurulur.

Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesine göre alt ve üst seviyeli
kuruluşlarda büyük endüstriyel kaza tehlikelerinin belirlenmesi ve bu tehlikelerden kaynaklanacak risklerin değerlendirilmesi
amacıyla kantitatif metotlarla risk değerlendirmesi yapılmak zorundadır. Kantitatif risk değerlendirmesinde, büyük kazaya yol
açabilecek tehlikeler ve aşağıda belirtilen hususlar dikkate alınmak zorundadır;
• Tehlikeli kimyasalların sınıflandırılması, bu kimyasalların miktarları ve karşılıklı etkileşimleri,
• Kimyasal maruziyetin insan ve/veya çevre açısından değerlendirilmesi,
• Patlayıcı ortamlar ve bu ortamların kalıcılığı, patlayıcı ortam sınıflandırması ve bu alanlarda kullanılacak ekipmanların uygunluğu,
• Proses içerisindeki tehlikeli ekipmanların belirlenmesi ve gruplandırılması,
• Proses tehlikeleri ile proses ekipmanlarının ve/veya enstrümanlarının karşılıklı etkileşimleri,
• Proses enstrümanlarının ve acil durum kapatma sistemlerinin güvenilirlik değerlendirmesi ve sertifikasyonu,
• Bakım ve onarım işlerinde güvenilirlik verisi,
• Güvenilirlik merkezli gerçekleştirilecek bakım ve risk temelli kontrol yöntemleri,
• Büyük kaza senaryolarının kök neden ve sonuç analizi,
• Geçmişte yaşanan kazalar ve bu kazaların nicel tekrarlanma olasılıkları,
• İnsan hataları ve güvenilirlik analizi.

İşletmeci hazırlamış olduğu Güvenlik Raporu içerisinde, kantitatif risk değerlendirmesinde kullandığı güvenilirlik verisi ile büyük
kaza senaryolarında kullandığı olasılık verilerini, bakım kayıtları, kaza analizleri veya enstrümantasyon güvenlik sertifikasyonu gibi
hangi veri bankalarından aldığı konusunda ayrıntılı bilgi vermek  durumundadır. Üst seviyeli kuruluşun işletmecisi, hazırlanan risk
değerlendirme belgelerini güvenlik raporuyla birlikte dijital ortamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na gönderecektir.

Ayrıca yine yapmış olduğu kantitatif risk değerlendirmesi ile mümkün olan en yüksek önlem seviyesini sağladığını da göstermesi
gerekmektedir. Yönetmeliğin 9. maddesi gereğince işletmeci, kantitatif risk değerlendirmesine göre belirlediği tehlikeli
ekipmanlar için senaryo edilen her bir büyük kazanın her türlü sonucunun meydana gelme frekansını 1×10-4/yıl seviyesine veya
bu seviyeden daha küçük bir seviyeye indirmek zorundadır.

1.2. Kantitatif Risk Değerlendirmesi (QRA) Çalışmalarında LOPA Analizi, FTA ve ETA Analizleri Uygulama Problemleri
Büyük endüstriyel kazaların kontrolü ile ilgili yaklaşımda (Seveso Direktifi) “yaralanmalara karşı yeterli koruma sağlanmalıdır“ ya
da “söz konusu risk olabildiğince azaltılmalıdır“ tipinde formülasyonlar bulunmaktadır. Alınan kontrol tedbilerinden neyin “yeterli”
neyin “yeterli olmadığı”na ya da risklerden özellikle “mümkün olabildiğince” hangisinin azaltılmasına gerek olduğuna olduğu karar
verilmesi istenilmektedir. İşte bu aşamada hem büyük endüstriyel kazalara sebebiyet verebilecek tesislerde risk değerlendirme
yapacak uzmanlar için hem de bu tesisler ile ilgili karar verme yetkisine sahip olan merciler için bir güçlük bulunmaktadır; bir
proseste veya sistemde alınabilecek güvenlik sistemleri nereye kadar kabul edilebilir bir seviyededir.

Bu aşamada yapılacak olan risk analizlerinin birçok uygulamasında kantitatif değerlendirmeler kullanılmaktadır. Belli bir kazanın
meydana gelme olasılığı ve sonuçlarının büyüklüğü hesaplanır veya tahmin edilir. Bundan sonra riskin kantitatif değeri tehlikenin
kabul edilip edilmeyeceği noktasında verilecek kararda kullanılır, işte bu analizlerden en önemlisi ise Koruma Katmanları Analizi
(LOPA)’dır.

Kimya sanayii sistematik güvenlik çalışmalarında uzun bir geleneğe sahiptir. Güvenlik prensiplerinin kapsamlı bir özeti “Kimya
Endüstrisinde Güvenli Otomasyon Rehberleri” (CCPS,1993) isimli yayında verilmiştir. Anılan yayın hem genel boyutları hem de
otomatik ve proses kontrol sistemlerindeki güvenlik konusunda açıklamalar yapmıştır.

Bunlar, muhtemel kazalara karşı nasıl aktive edildiklerine göre aşağıdaki gibi düzenlenmiştir:
• Kendinden emniyetli proses tasarımı,
• Temel kontrol, proses alarmı ve operatörün denetimi,
• Kritik alarm, operatörün denetimi ve manuel müdahale,
• Otomatik güvenlik kilit sistemleri,
• Fiziksel koruma (tahliye ekipmanları, PRV, patlama kapakları vb.)
• Fiziksel koruma (izolasyon, bentler, kanallar, setler vb.),
• Tesis dahili acil durum tedbirleri,
• Topluluk harici acil durum tedbirleri.

LOPA, istenmeyen olay ya da senaryolarla ilgili riskleri tahmin etmeye yönelik yarı kantitatif bir yöntemdir. Riski kontrol etmek ya
da hafifletmeye yönelik yeterli önlem bulunup bulunmadığını analiz eder. Koruma Katmanları Analizi, özellikle kimya sanayiinde
proses tehlike analizi yapılırken koruma seviyesinin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi ve hangi koruma katmanının ya da
bariyerinin eksik olduğunun değerlendirilmesi için kullanılır. Özellikle Seveso Direktifi çerçevesinde proses tehlikelerine karşı ne
derecede koruyucu önlemlere ihtiyaç duyulduğunu ve bu koruyucu katmanların güvenilirlik ve hata olasılıklarını analiz etmek
amacı ile en çok kullanılan yöntemdir.

İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa vb. Avrupa Birliği Ülkeleri’ndeki duruma baktığımızda ALARP seviyesi hesaplamalarında
LOPA’nın tercih edilmediğini görüyoruz. Çoğunlukla bu ülkelerde Hata Ağacı Analizi (FTA), Olay Ağacı Analizi (ETA) ve Bow-Tie
analizinin tercih edildiğini görüyoruz.

Peki Bu Tercihin Ana Nedeni Nedir?
LOPA analizi, istenmeyen olay ya da senaryolarla ilgili riskleri tahmin etmeye yönelik yarı kantitatif bir yöntemdir. LOPA analizi,
IEC 61508 serisinde tarif edildiği gibi, bağımsız koruma katmanlarının (Independent Protection Layer-IPL) belirlenmesi için
kullanılır. Söz konusu bağımsız koruma katmanları; otomatik veyainsan hareketine bağlı olabilir. “Koruyucu tabaka” olarak
adlandırılan önlemler sekiz seviyeden oluşmaktadır. Güvenlik Raporu Tebliği madde 3.2’de “İşletmede, büyük kaza senaryoları
sonucu belirlenen tedbirler önleyici ve sınırlayıcı olmak üzere iki seviyede sınıflandırılır. Bu tedbirlerin her biri davranışsal ve teknik
güvenlik tedbirleri şeklinde aşağıda belirtilen başlıklar altında belirtilir. Güvenlik tedbirleri; denetlenebilirlik, yedeklilik, fiziksel
ayrıklılık, bağımsızlık, farklılık ve güvenilirlik prensipleri dikkate alınarak belirtilir” denilmektedir.

LOPA analizinin kuralları CCPS’in LOPA kitabı ile IEC 61508 ve IEC 61511 standartlarında anlatılmaktadır ve bu kurallar çok rijit
ve serttir.

Örneğin; bir tank düşünelim: Üzerinde yüksek seviye için radar tipli ve ikincil olarak seviyeyi ölçecek çatal tipli seviye sensörünüz
olsun ve PLC üzerinden pompa durdurulsun. Birincil yüksek seviye ölçümü yapan radar tipli seviye transmiteri hata yaptığında
çatal tipli ölçüm seviye sensöründen alarm alarak pompayı durdurma şansınız olduğunu düşünelim. Ne yazık ki ikinci seviye çatal
tipli seviye sensöründen alarm üzerine pompayı durdurmayı “Bağımsız Koruma Katmanı” olarak LOPA analizinde alabilmeniz için
ilk hata yapan yüksek seviye transmiteri ile ikincil olarak ölçüm yapan yüksek yüksek seviye sensörünüzün FARKLI PLC’ler
üzerinde işlem yapması gerekmektedir. Burada PLC ortak eleman olduğu için bağımsızlık kabul edilemez. (LOPA’nın sert ve rijit
kuralı)

Oysa Hata Ağacı Analizi (FTA) ve Olay Ağacı Analizi (ETA) uygulandığında ise bileşik eleman hatası (Common Cause Failure-CCF)
ve bileşik element hatası (Common Element Failure-CEF) hesaplanabilmektedir. Ortak eleman hatası da Boolean matematiği
kullanılarak Minimal Cut Set yani sadeleştirilmiş ağaç hesabı ile hesaplanabilmektedir.

LOPA analizi bu sıkıntılara gebe iken FTA ve ETA veya Bow Tie tercih ederlerse bu kez de bileşik eleman hatası (Common Cause
Failure- CCF) ve bileşik element hatası (Common Element Failure- CEF) hesaplanmadan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
tarafından ALARP seviyesinin hesabının kabul edilmeyecegi beyan edilmektedir.

Bu durumda karmaşık bir risk analizi ile karşı karşıya kalınmaktadır ancak yatırım maaliyeti bu durumda düşmektedir. Zira ortak
elemanların ve elementlerin hatasını da hesaplama şansı elde edilmekte ve tüm bu hatalara rağmen 1×10-4/yıl (ALARP)
seviyesinin tutturulduğu hesaplanabilmektedir.

2. Sonuç
Risk analizinde ana amaç, sistemde oluşabilecek tehlikeli durumları sistematik bir şekilde tespit etmek ve riskleri kabul edilebilir
seviyeye çekmektir. Sistemlerin, ekipmanların bağlı oldukları çevreye ve insana oluşturabilecekleri tüm tehlikeli durumlar risk
analizleri aracılığı ile belirlenir. Ancak, sorulması gerekli soru şudur: Gerçekten de SEVESO firmaları CCPS’in LOPA kitabında
yayınladığı ve kurallarını açıkladığı denetlenebilirlik, yedeklilik, fiziksel ayrıklılık, bağımsızlık, farklılık ve güvenilirlik prensiplerini
sağlamaya muktedir midir?

Sanayi şu ikilem içinde kalacaktır;
•Kolay ve zor olmayan LOPA analizini uygulamak ama yüksek maaliyetle proses emniyetini sağlamak (Bağımsızlık İlkesi, Yedeklilik
ve Ayrıklık İlkesi vb. nedeniyle).
•Ya da FTA ve ETA ile Bow Tie analizi uygulamak bu durumda da zor ve karmaşık bir analiz yapmak ve bu analizi açıklamak için
uğraşmak ancak maliyeti daha düsük çıkaran bir analiz seçmiş olmak.

Bu durumda hiçbir SEVESO firması maaliyeti yükselteceğini bile bile LOPA analizi tercih etmeyecektir. Bu da boolean
matematikleri minimal cut set hesapları ile FTA ve ETA anlizlerine mecbur bırakacaktır. Tüm bu nedenlerle hem kantitatif risk
değerlendirmesi hem de ALARP seviyesinin belirlenmesi ile ilgili acilen Bakanlıklar tarafından hazırlanılacak bir rehbere ihtiyaç
bulunmaktadır.

Kaynakça
1. Guidelines for Initiating Events and Independent Protection Layers in Layer of Protection Analysis, CCPS, 2015
2. Layer of Protection Analysis: Simplified Process Risk Assessment, CCPS, 2001
3. IEC 61025 Fault Tree Analysis (FTA)
4. Fault Tree Handbook with Aerospace Applications- eLibrary – NASA, 2002