Tatların Geleceğini Yeniden Hayal Edin

21 Kasım 2019

Esra Yalçın
Pazarlama Müdürü / Marketing Manager
Türkiye, Orta Avrupa ve İran / Turkey, Central Europe and Iran
IFF Aroma Esans San. ve Tic. A.Ş.

TATLARIN GELECEĞINI YENIDEN HAYAL EDIN

Önümüzdeki 10 yıl içinde ne yiyeceğimizi tahmin edebilseydik ne olurdu? Hiçbirimizin geleceği tahmin eden kristal küresi yok. Ancak, tüketicilerden gelen işaret ve sinyaller sayesinde, geleceği tahmin etmek yalnızca mümkün değil aynı zamanda da işletmeler için gereklidir. Tüketici değişimleri her zamankinden daha hızlı gerçekleşiyor ve bu da işletmelerin inovasyonda ön safhalarda yer almasını gerektiriyor. IFF olarak, tüketici değişimlerine işaret eden 5 ana sinyal görüyoruz.

“Güven ve Şeffaflık”taki değişim gelecek dünyamızı etkileyecek. Bugün, güven tüm zamanların en alt seviyesinde ve tüketiciler zamanla kurumlardan ve büyük şirketlerden daha çok birbirlerine güven duymaya başladılar; bir diğer deyişle “kurumsal güven” modelinden “dağıtılmış güven” modeline geçiş oldu. Bu güven modeli de küçük topluluklar zamanındaki güven anlayışına oldukça benzer, bir tek farkla bugünün “küçük topluluğu” bütün online dünyadan ibaret. Bu değişimde hiç şühesiz ki teknoloji önemli bir rol oynamıştır. Bugün güven ekonomisi tümüyle itibar üzerine kurulu. Bir düşünün tükettiğimiz yiyecekler konuşabilselerdi yolculukları hakkında nasıl bir hikaye anlatırlardı? Tüketiciler çoktan itibar esaslı güvene yöneldikleri için, işletmelerin süreçlerine güven ve şeffaflık kazandırmaları ve reytingleri ölçmeleri çok önemli hale gelmiştir.

İkinci sinyal, sürdürülebilirliği düşünerek tasarlamak anlamına gelen Rejeneratif Tasarım’dır. Dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyar kişiye ulaşması bekleniyor. Diğer taraftan dünyada üretilen her üç besinden biri ya kayboluyor ya da çöp oluyor. Dolayısıyla, endüstrinin 2050’ye ulaştığımızda dünya nüfusunu nasıl besleyeceğini ele alması gerekiyor. Artan kaynak kıtlığı, bileşenlerin akıllıca modifiye edilmesini ve yaşam tarzlarının dönüşümünü etkiliyor. Peki, mevcut üretim süreçlerindeki atıklardan değerli yeni yan ürünler yaratabilsek nasıl olurdu? Mesela, peynir üretim süreçlerinde yıllardır bu gerçekleştiriliyor; lor ve peynir altı suyunu ayırıp başka besleyici ürünlerde kullanmak şeklinde. Bu değişim kalite, tutarlılık, maliyet verimliliği sağlamanın yanı sıra firmaların ileri dönüşüm ve yeni yan ürünler hakkında ilham dolu hikayeler anlatmalarına fırsat sağlayacaktır. Bunu kucaklayan şirketler, mutlak rekabetavantajı ile hizmet vermeye devam edeceklerdir.Duyusal Rönesans, yeniliğe yaklaşımımızı değiştiren üçüncü işarettir. Dünyayı algılamak için 5 duyumuzun olduğuna dair görüş birliğinin aksine, New Scientist Dergisi’ne göre tam 21 duyumuz var. Günümüzde tüketiciler çok daha sofistikeler ve deneyime önem verir hale geldiler; bu nedenle onlarla sadece koku ya da tat seviyesinde etkileşmek artık yeterli olmuyor. Y ve Z Kuşağı tüketicilerine göre “deneyim” birşeylere “sahip olmaktan” çok daha önemli, bu jenerasyonlarda her dört kişiden üçü parasını fiziksel eşyalara harcamaktansa tecrübelere harcamayı tercih ediyor. Bir diğer deyişle; tüketiciler, “pahalı ürün” tüketimlerinden “etki bırakan” tüketimlere doğru yönelmeye başladı. Mesela, yemek yeme deneyimlerimiz Instagram-lanabilse nasıl olurdu? Duyusal marka deneyimi gelecek nesiller için oldukça önemli olacaktır.

Dördüncü sinyal Artırılmış Benlik. Zihin-beden bağlantısı, sağlık & sıhhati bütünsel bir şekilde iyileştirmeye yardımcı olan ölçülebilir bir bilim haline geldi. Tüketicilerin sağlıklarını izleme taleplerinin artmasıyla birlikte, giyilebilir teknoloji kullanımı son dört yılda üç kattan fazla arttı. Teknolojiler, tüketicilere sağlıkla ilgili hedeflerini takip etme konusunda motive edici ve ölçülebilir yeni yaklaşımlar sağlayacak. Ayrıca, artan stress seviyeleri ve bunun genel sağlık üzerindeki etkilerine karşı; duygusal sağlığa iyi gelen ve ruh halini değiştiren besinlere odaklanılacak. Peki ya vücudumuz konusabilseydi ve neye ihtiyacı olduğunu söyleyebilseydi, neler anlatırdı? Tüketiciler, bir yandan hastalıkların önüne geçen çözümleri tercih ederken, bir yandan da sağlık ve sıhhatleri için sorumluluk almaya başlayacaklar.

Son sinyal ise biyoloji, bilim ve dijital ekosistemlerin yönlendirdiği Kişiselleştirme. Bir yiyeceğin, onu yiyen insanlar kadar kişisel olduğu bir dünya hayal edin. Genel sağlık iddiaları artık yeterli olmayacak, çünkü tüketiciler kendi özel ihtiyaçlarına, hedeflerine ve diyet çeşitlerine uygun kişiselleştirilmiş çözümler bekliyorlar. Ayrıca, kişiselleştirme Y kuşağını fethetmek için anahtar sinyaldir; bu kuşağın kişiselleştirlmiş ürünleri takip ve tercih etmeleri zaten birçok sektörde dalga etkisi yaratmıştır. Çok yakında, markalar tüketicilerin eşsiz DNA’larına göre kişiselleştirilmiş ürünleri süreçlerine dahil etmeye başlayacaklar. Bu 5 global sinyal, günümüz tüketicilerinin aradıklarıyla alakalı kalabilmek ve rekabette ön sıralarda yer alabilmek için yakından izlenmeliler.