Türkiye’de Sıcak-Sağlık Eylem Planları Raporu Açıklandı

03 Temmuz 2019

 

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, “Sıcak Dalgaları: İklim Değişikliğiyle Artan Tehdit ve Sağlık Eylem Planları” raporunu açıkladı. Şahin, “Türkiye’de de en kısa zamanda yetkili kuruluşlar tarafından, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek ve uzmanlık kuruluşları ve sivil toplumla iş birliği yapılarak ve pilot illerden başlanarak iller ve bölgeler düzeyinde Sıcak-Sağlık Eylem Planlarının hazırlanması için gerekli çalışmalar başlatılmalıdır” şeklinde konuştu.

“Sıcak Dalgaları: İklim Değişikliğiyle Artan Tehdit ve Sağlık Eylem Planları” raporunu açıklayan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, “Türkiye’de de en kısa zamanda yetkili kuruluşlar tarafından, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek ve uzmanlık kuruluşları ve sivil toplumla iş birliği yapılarak ve pilot illerden başlanarak iller ve bölgeler düzeyinde Sıcak-Sağlık Eylem Planlarının hazırlanması için gerekli çalışmalar başlatılmalıdır” dedi.

Halk sağlığına yönelik önlemlerin alınmasının ve halkın sıcak dalgası sırasında yapılması gerekenler konusunda uyarılmasının Valilikler, İl Sağlık Müdürlükleri ve Yerel Yönetimlerin sorumluluğunda olduğunu belirten Şahin, “Sıcak dalgaları başlamadan Sıcak Sağlık Eylem Planları’nın hazırlanmış olması gerekir. Bu hazırlığın yapılması için şehre veya bölgeye özgü sıcak dalgası uyarı eşiklerinin belirlenmesi öncelikli ihtiyaçtır. Hafif, orta ve şiddetli sıcak dalgalarına yönelik alarmlar verileceği (sarı, turuncu, kırmızı alarm gibi) belirlenmelidir. Ayrıca uydu verileri ve yerel demografik veriler kullanılarak kentin hangi mahallelerinde risk gruplarının (yaşlılar, yoksullar, uygun olmayan konutlar vb.) yoğunlaştığı belirlenmelidir.  Ayrıca, Coğrafi Bilgi Sistemleri kullanılarak yapılacak haritalarla da risk altındaki grupları yakından izleyecek ve uyaracak takip sistemleri oluşturulabilir” dedi.

Küresel iklim değişikliğiyle giderek artacak olan sıcak dalgalarının olumsuz etkilerine karşı daha uzun vadede sorunu ağırlaştıran kentsel ısı adalarının etkisini azaltmak için önlemler alınmasının da hayati öneme sahip olduğunu dile getiren Şahin, “Daha fazla betonlaşmanın önlenmesi, çevredeki ormanların ve kent ormanlarının korunması, kent içi yeşil alanların korunması ve artırılması, refüjler, kaldırımlar, tramvay yolları, çatılar ve dikey alanlar dahil serinlemeyi sağlayacak toprak ve bitkilerle kaplı alanlar oluşturulması, yollarda ve ortak kullanım alanlarında gölge oluşturacak ağaçların ve diğer elemanların kullanılması alınacak uzun vadeli önlemler arasında sayılabilir. Ancak en belirleyici olan, kentsel yapıların, yolların ve ortak kullanım alanlarının şehir planlama ve kentsel tasarımın bilimsel ilkelerine uygun olarak termal konforu sağlayacak şekilde planlanmasına önem verilmesidir” açıklamasında bulundu.

  1. Yüzyılın En Büyük Küresel Tehdidi İklim Değişikliği

Küresel iklim değişikliğinin halk sağlığı üzerinde doğrudan ve dolaylı etkilerinden söz edilebileceğine dikkat çeken Şahin, “Küresel sıcaklık artışının insan sağlığı üzerine doğrudan etkide bulunan sonuçları aşırı sıcaklar, seller, fırtınalar, orman yangınları ve kuraklıktır. Önemli halk sağlığı sorunlarına yol açan dolaylı etkiler ise vektörlerle bulaşan hastalıkların yayılması, hava kirliliğine, su kıtlığına ve gıda güvenliğinin tehlikeye, girmesine bağlı hastalıklar, beslenme bozuklukları ve açlık, yer değiştirme ve göçler, zihinsel sağlığın bozulmasıdır. Başta enerji üretimi ve sanayi olmak üzere ekonomik aktivitelerden kaynaklanan küresel sera gazı salımları artarak devam etmektedir. Fosil yakıtlardan kaynaklanan karbondioksit salımlarının 2018’de bir yıl öncesine göre yüzde 2,7 artması, atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonun 2019’da son 3,5 milyon yılın en yüksek düzeyi olan 415 ppm’i geçmesi ve küresel ortalama sıcaklıkların sanayi öncesine göre 1°C yükselmesi, küresel ısınmadan kaynaklanan bütün sorunların önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceğini göstermektedir. Bu durum, iklim değişikliğinin etkilerine direncin artırılması ve uyum alanında sağlık etkilerine özel önem verilmesini gerektirir” dedi.

Türkiye’de Sıcak Dalgası Uyarı Sistemi Bulunmuyor

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu pek çok ülke için sıcağın hastalık ve ölüm sayılarında neden olduğu doğrudan artış bu araştırmalar ve izleme çalışmaları için birincil sırada önem taşıdığının altını çizen Şahin, “Sıcak dalgası (heat wave) olarak tanımlanan günlere özel uyarı sistemleri geliştirmek ve halkın, kamu yönetiminin ve sağlık hizmetlerinin bu dönemlere hazırlıklı olmasını sağlamak gerekiyor.  Zira, Türkiye’nin son 50 yılda özellikle de 1998’den sonra sıcak dalgalarının sayısı, süresi ve yoğunluğu çok arttı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yaptığı bir araştırmaya göre iklim değişikliği nedeniyle sıcak dalgası yaşanan gün sayısı eğer önlem alınmazsa 21. yüzyıl sonuna kadar yılda ortalama 78 gün artacak. Türkiye’de de şehirlere ve/veya bölgelere özgü uzun dönemli meteoroloji istatistiklerine ve sıcağın sağlık etkilerine dayanarak sıcak dalgası tanımlarının yapılması ve uyarı eşiklerinin belirlenmesi gerekiyorşeklinde konuştu. 

Yazın en sıcak dönemi başlamadan yapılacak eğitim ve farkındalık çalışmalarının önemine değinen Şahin, Başlıca sorumluluk halk sağlığının geliştirilmesi ve koruyucu hekimlik çerçevesinde Sağlık Bakanlığı’ndadır. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum tarafından iş birliği, Hastanelerin ve acil servislerin sıcak dalgalarında artabilecek başvurulara karşı hazırlıklı olması, aile hekimleri, acil hekimleri ve diğer sağlık çalışanlarının sıcak dalgaları ve etkileri konusunda bilgilendirilmesi şarttırdedi.