Turkuaz Renginde Bir Masal:Fethiye

09 Temmuz 2019

 

Hazırlayan: Nükhet Sezer

 

Şehrin yorucu kalabalığından uzaklaşıp yeşil ve mavinin ahengini yaşatan doğal güzelliklerin keyfini çıkaracağınız, tarihi dokunun büyüleyici atmosferinde kaybolacağınız bir tatil hayaliniz varsa; tam da doğru yerdesiniz. Rotamız turkuaz renkli bir kent olan Fethiye oluyor.

İsmini Likya efsanelerinden alan kentin Güneş Tanrısı Apollo tarafından kurulduğuna inanılıyordu. Likyalılar kente Telmsesos adını vermişler. Kent o dönemde bir kehanet merkeziymiş. Kehanet bir ayrıcalıktı ve babadan oğula geçermiş. Telmessos’lu kahinler kehanette bulunacakları zaman kayaların üstüne çıkar Akdeniz’in mavi sularından ilham alırlarmış. Bu nedenle Fethiye’ye ait efsaneler oldukça fazladır.

Bu efsanelerden birini sizlerle paylaşmak isterim. Efsanenin adı Gemiler Adası’nın Prensesi. Kayaköy yakınlarındaki Gemiler Koyu’nda eskiden genç kızlar dokudukları kumaşları yıkarlarmış. Bu kumaş yıkama zamanı yörenin genç kızları için bir eğlence, bir şölen niteliği taşırmış. Genç kızlar, denize atılan kumaşlarla deniz içinde eğlenirler, bir ucundan tutulan kumaşlar adaya kadar uzatılır, kimin kumaşı adanın karasınaönce değerse, onun muradı önce gerçekleşirmiş. Çok önceleri adada güzelliği dillere destan bir genç kız yaşarmış. Babası kral olan bu kızın güzelliğini gören ülkenin delikanlıları, hemen kıza âşık olurlarmış. Aşkları karşılıksız kalan bu gençler canlarına kıyarlarmış. Kral bu duruma o kadar üzülüyormuş ki, en sonunda kızının halka görünmesini yasaklamış. Denizi çok seven güzel prenses babasının yaptırdığı üstü kapalı bir galeriden denize iner, yüzermiş.

Şehrin tarihini ruhunu en iyi yansıtan ahşap, cumbalı ve otantik evler ve renkli çarşısı. Paspatur Çarşısı hediye dükkanlarının, barların ve cafelerin olduğu renkli bir çarşı. Osmanlı dönemine ait eserlerden 18. yüzyıla tarihlenen Eski Cami ile bugün hala hizmet veren Fethiye Hamamı çarşının içinde yer alıyor. Şemsiyeli sokak olarak adlandırılan 95’inci sokaktaki mağazaları mutlaka ziyaret etmelisiniz. Keşfinizi güzel bir akşam yemeği ile sonlandırmak isterseniz Balık Pazarı çok doğru bir seçim olacaktır.


Telmessos Antik Kent:

Burada bulanan Amintas Kral Mezarları kentin tüm gizemini hissetmenize olanak veriyor; antik dokunun aurasına o anda giriyorsunuz. Bizans döneminde de varlığını sürdüren şehir, M.S. VII. yüzyıldan sonra Arap akınları ile önemini kaybetmiştir. VII. yüzyılda II. Anastasius, Telmessos’a kendi adını vermiş; kentin adı Anastasiupolis olmuş; fakat bu isim fazla tutmamıştır. 1424’te Osmanlı topraklarına katılan Telmessos’a “uzak şehir” anlamına gelen Makri, daha sonra da Megri denmiştir. Megri adı 1934 yılında ilk Türk pilotu Fethi Bey’in anısına, bugün kullanılan Fethiye ismiyle değiştirilmiştir. 1850’lerde Telmessos’u gören C. Texier’in bildirdiğine göre, şehirdeki Apollon Tapınağı ve tiyatro o zaman görülebiliyormuş. C. Texier’den sonra 1856’da meydana gelen büyük deprem bu yapıların yıkılmasına sebep olmuş, bundan yüz sene sonra meydana gelen ikinci büyük depremle, Fethiye gibi bu kalıntılar da yok olmuştur.

Ölü Deniz:
Turkuaz renkli denizi ile dikkat çeken Ölüdeniz, Antik Çağ’da “Işık ve güneş diyarı” olarak biliniyordu. “Dünyanın En Güzel Kumsalı” unvanına sahip olan Ölüdeniz, Orta Çağ’ da ise “uzak deniz” olarak biliniyordu. Lagün yani deniz kulağı oluşumlarında biri olan Ölüdeniz oldukça sakin ve durgundur. Ölüdeniz’in en önemli özelliği kendini yenilemesi buna bağlı olarak denizinin çok temiz olması. Ölüdeniz kaynak suları ile de beslenir, tuzluluk oranı değişkenlik gösterir. Çevresi ormanlarla çevrilidir; yeşil ve mavinin büyüleyici güzelliği sizde bağımlılık yaratabilir.

Ölüdeniz deyince akla ilk gelen aktivite yamaç paraşütü oluyor hiç kuşkusuz. Gökyüzünde mavi bir yolculuk yapmak ve kuş gibi özgür hissetmek istiyorsanız yamaç paraşütünü deneyimleyin derim. Yılın 12 ayı boyunca yapılabiliyor, gün doğumu ya da batımı saatlerinde yapmanızı öneririm; unutamayacağınız bir anı olarak yıllarca hafızanızda kalacak. Ulaşımın oldukça kolay olduğu Ölüdeniz, Dalaman Havaalanı’na 1 saat uzaklıktadır.

Belceğiz Plajı:
Turkuaz mavisi rengi ve tertemiz deniziyle Fethiye’nin en ünlü plajlarından biridir. Fethiye’nin Ölüdeniz Mahallesine bağlı olan yerde çok sayıda butik otel, pansiyon, apart, cafe ve restoran var. Burası başlı başına tam bir tatil noktası. İsteyen güneşlenir; isteyen su sporlarına eşlik ederek eğlenir.

Hemen arkasındaki yürüyüş yolu yamaç paraşütü iniş pisti olarak kullanılıyor.

Plaja paralel uzayan cafe, restoranlar ise Fethiye’nin en iyi mekanları arasında geçiyor. Gündüz denize girebilir, şirin ve otantik mekanlarda yemek yiyebilir, dinlenebilirsiniz.

Kelebekler Vadisi:
Gerçek adı Güdürümsu’dur. 1987 yılında turizme açılan vadinin ismi bölgedeki kelebek popülasyonu nedeniyle “Kelebekler Vadisi” olarak güncellenmiştir. 1995’te birinci derecede doğal sit alanı ilan edilen vadi ülkemizdeki doğa ve kamp turizminin en önemli adreslerinden biri. Ülkemizin en güzel 10 doğal güzelliği arasında yer alır. Adını içinde barındırdığı seksenden fazla kelebek türünden alıyor. Kelebekleri nehir ve şelale çevrelerinde görebilirsiniz. Özellikle çadır kampı için ideal bir yer. Çadır hayatıyla  haşır neşir olmayanlar bungalovları tercih edebilir.“Dünya Mirasını Koruma Vakfı” tarafından korunması gereken 100 dağ arasında yer alan Baba Dağı, burada bulunuyor.

Bölgede alt kısımda görülen su birikintisi şelale değil. Bu bölgeye ulaşmak için dik bir tırmanış yapılması gerekiyor. Tırmanış esnasında önce kayaya tutturulan merdivenlere ve ardından da tırmanma ipi kullanılarak bölgeye ulaşılabiliyor. O büyüleyici manzara için tüm bu zorluklara değiyor doğrusu.

Kabak Koyu:
Likya yolu üzerinde bulunuyor. 200 metre boyunca uzanan koyuyla cennetten bir köşe burası. Üç tarafı dağlarla çevrili kanyon biçimindeki derin bir vadi ve vadinin denize açılan kumsalından oluşuyor. Birinci derecede sit alanı olan koya Ölüdeniz ‘den özel tur tekneleriyle ulaşım sağlanıyor. Ayrıca karadan da belli bir noktaya kadar araçla gidip, ondan sonra yürümeniz gerekiyor. Aladere Şelalesi, burada yer alıyor, Likya yolundan buraya keyifli bir yürüyüş gerçekleştirebilirsiniz. Doğa ile iç içe olması ve sakinliği ile size huzur verecek. Mavi Mağara yine buranın doğa harikalarından biri. Denizin dibine bağlantısı olan mağaraya bu delikten ışık giriyor. Adını bu mavi ışıktan alıyor. Mağaranın içinde yüzebileceğiniz bir havuz da yer alıyor.

Kayaköy:
Eski bir Rum köyü olan Kayaköy’ün eski adı Levissi’dir. Karmilassos Antik Keti üzerine kurulan köy, bir tepenin yamacında yer alıyor. Hisarönü’ne birkaç kilometre mesafededir. Mübadele ile terkedildikten sonra uzun yıllar boş kalan Kayaköy, çam, nar ve incir ağaçları arasında uzanan dar sokakları, üst üste evleri, kiliseleri, şapelleri ve olağanüstü manzarasıyla şimdilerde yeniden canlanıyor. Soğuksu Koyu burada mutlaka görmeniz gereken bir yer. Taş döşemeli bir yoldan buraya ulaşılıyor. Yoga, atölye çalışmaları, düzenlenen geziler ve kamp alanıyla sanatseverlerin ilgisini çekebilecek diğer bir yer de Kayaköy Sanat Kampı; mutlaka uğramalısınız.

Likya Yolu:
Antalya ile Fethiye körfezleri arasında uzayan dünyaca ünlü bir trekking rotası. 535 km’lik uzunluğuyla Türkiye’nin ilk uzun mesafeli yürüyüş yoludur. Antik Çağ’da Likyalıların ticaret rotası olarak kullanılmış. Masmavi koyları, sakin ve şirin köyleriyle, doğa severlerin hayran olduğu Likya Yolu’na İdyros, Phaselis, Olympos, Limyra, Myra, Simena gibi çok sayıda antik kentten geçerek ulaşıyorsunuz. Doğa güzelliğin tarihi dokuyla birleştiği nadir yerlerden biridir burası.

Pınara Antik kenti de Likya Yolu üzerinde yer alan antik kentlerden biri. Minare Köyü yakınlarında bulunan antik kent, yuvarlak bir tepeye kurulduğundan adını Likya dilinde yuvarlak anlamına gelen “Pinale” veya “Pinara” kelimelerinden alıyor. Pınara, depremler nedeniyle zarar görmüş olsa da günümüze birçok kaya ve lahit mezarı, hamam, tiyatro, agora ve odeon gibi görülmeye değer yapıları ulaşmıştır.

Gemiler Adası:
Diğer adı Aya Nikola Adası’dır. Kayaköy’ün arka sırtlarında, Gemiler Plajı’nın yaklaşık 1 km açığında Ölüdeniz’in batısında yer alıyor. Adaya ulaşım Ölüdeniz’den ve Gemiler Plajı’ndan kalkan teknelerle yapılıyor. Ada çevresi günübirlik ve mavi yolculuğa çıkmış olan tur tekneleriyle dolu. Adaya gitmeseniz bile Kayaköy tarafından gittiğinizde, tepeden baktığınızda muhteşem bir manzarası var. Bizans döneminin önemli dinî merkezleri arasında gösterilen Aya Nikola Adası (St. Nicholas Adası) MS. 5. yüzyıldan itibaren önemli konuma sahip olmuş.Hristiyanların hac için Kudüs’e giderken Anadolu’da uğradıkları yerlerden biridir. Eskiden denizciler bu adadaki kiliselere uğrayıp, sefere çıkmadan dua ederlermiş. Adanın 150 m batısındaki Karacaören Adası’nda ise dumanla işaret vermek amacıyla kullanıldığı düşünülen bir bacanın muhtemel bir saldırı anında hem Gemile Adası halkını hem de Kayaköy halkını tehlikeye karşı uyarma amacıyla yapıldığını düşündürüyor.

Saklıkent Kanyonu:
Fethiye’den ortalama 45 dakika uzaklıktadır. Antik mekanlara yakın olmasına rağmen 26 yıl önce bir çoban sayesinde keşfedilmiştir. Mayıs ayında dağlardaki eriyen karın buz gibi suyu kayaların arasında saklanan cennete doğru akar. Saklıkent Milli Parkı da burada yer alır. Kayaların arasında gizlenmiş kanyon oldukça büyüleyici bir manzaraya sahip. Kanyon üzerinde dolaşırken kayalıkların üzerinden yürüyorsunuz; bu yüzden buna uygun ayakkabı giymenizi tavsiye ederim.

Çalış Plajı:
Bölgedeki diğer plajlara göre daha sakindir. Fethiye ilçe merkezine 5 km mesafede yer alıyor. Kilometrelerce uzunluktaki bu geniş, kumlu ve ulaşımı kolay plaj, temiz denizi ve Fethiye Körfezi’nin eşsiz manzaralarıyla Fethiye’nin en iyi plajları arasında. Aynı zamanda caretta carettaların da yaşam alanlarından biri olan plaj, bünyesindeki tesislerle su sporu aktiviteleri için de uygun imkânları sağlıyor. Fethiye’nin en ünlü plajlarından biri olan Çalış Plajı, akşam üzeri plaj boyunca yapılan yürüyüş esnasında batan güneşin Fethiye körfezi üzerinde kırmızının her tonuyla yaptığı ışık gösterisine hayran kalacaksınız. Geceleri bir hayli hareketli olan plaj, canlı müzik ve renkli atmosferi ile yaz gecelerinin tüm neşesini barındırıyor.

Şövalye Adası:
Muğla Fethiye’de sahilden görüş mesafesinde bulunuyor. İsmini 15. yüzyılda bölgede bulunan Rodos şövalyelerinden alan adaya ulaşım, Foça Mahallesi’ndeki Çalış Plajı’ndan kalkan teknelerle sağlanıyor. Eserler, Bizans döneminde malzeme olarak kullanılmış ve bu eserler, Geç Roma dönemine aittir. Adada bulunan kilise, şapel, sarnıçlar ve yapı kalıntılarının tamamı Bizans dönemine aittir. Menteşe Beyliği’nin yıkılmasından sonra bölgede Rodos Şövalyeleri yaşamıştır. Ada, 1982’de 3. derece arkeolojik sit, 1988 yılında da özel çevre koruma bölgesi ve 1994 yılında 3. derece doğal sit alanı ilan edilmiştir.

Fethiye’nin Ünlü Lezzetleri:
• Deniz mahsulleri,
• Ev yapımı gözleme,
• Yeşil Üzümlü’nün ev şarapları,
• Kuzu Göbeği’nin mantar lezzetleri,
• Arapaşı çorbası.

Fethiye’nin Önemli Festivalleri:
• Yeşil Üzümlü Kuzu Göbeği Mantar Festivali,
• Fethiye Kültür Sanat Günleri Festivali,
• Ölüdeniz Uluslararası Hava Oyunları Festivali,
• Uluslararası Göcek Regatta

Kaynaklar
http://www.fethiye.bel.tr/ https://www.muglatatil.com/