2020-2021 İlaç Sektörü Değerlendirmesi

16 Nisan 2021

Küresel bir sağlık sorunu olan Covid-19 pandemisi, ilacın, dolayısıyla ilaç endüstrisinin toplum sağlığı adına önemini bir kez daha vurgulamış oldu.

Pandemi sürecinin başlangıcından itibaren, mevcut gücümüzü ve farklı sorunları hızlı çözebilen dinamik yapımızı ortaya koyan çalışmalarımız, Türk ilaç endüstrisinin sahip olduğu teknolojiyi, deneyimi, bilgi birikimini ve alanında uzman iş gücünü çok net bir biçimde gösterdi. Bu süreçte, hammadde temininden lojistiğe dek birçok farklı alanda ciddi sorunlarla karşılaştık.

Bu sorunları güçlü bağlantılarımızla aşmayı başardık. Çalışanlarımızın sağlığını korumak için alınması gereken tüm tedbirleri alarak üretimimizi kesintisiz sürdürdük.

Karşılaşılan tüm bu olumsuz koşullar ve yeniden yapılanmak zorunda kalan iş süreçleri elbette büyük maliyet artışlarına neden oldu. Bunların yanı sıra pekçok sektör gibi endüstrimiz de satışlarında gerileme yaşadığı bir dönemden geçiyor. Nitekim 2020 yılında ülkemizdeki ilaç satışlarının kutu bazında bir önceki yıla göre %6,9 oranında azalış gösterdiği anlaşılmaktadır.

Toplumsal sorumluluğumuzun bilinciyle, sürecin en kritik dönemlerinde bile ilaç arzında sorun yaşanmaması adına büyük bir özveri ve gayretle üretimimizi ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlaç firmalarımız, sürecin en başından itibaren hem Covid-19 tedavi protokolünde yer alan hem de diğer tedaviler için gerekli olan ilaçların üretimini aralıksız sürdürüyor.

Bugün ülkemizin ilaç ihtiyacının %88’inin yurt içi üretimle sağlanması bizler için büyük bir gurur ve mutluluk vesilesi. İlaveten, Covid-19 tedavisi için aşı ve ilaç geliştirme, üretme çalışmalarına da hem üniversitelerimiz hem firmalarımız yoğun şekilde devam ediyor.

Ülkemizdeki aşı geliştirme çalışmalarına ilave olarak yurdışında geliştirilmiş olan aşıların ülkemizde üretilmesi ve bu sayede halkımızın aşıya daha kolay ve alternatifli olarak erişmesi için de sektör olarak yoğun bir çaba gösteriyoruz.

Bugün dünyadaki tüm Covid-19 aşı türlerini ülkemizde üretme yetkinliğine sahip tesislerimiz olduğunu gururla söyleyebiliriz. Bu süreçte üstüne düşeni en iyi şekilde yerine getiren, ötesini hedefleyerek en zorlu koşullarda dahi yatırımlarını, üretimini, ihracatını kararlılıkla devam ettiren ve istihdamını koruyan endüstrimizin, mevzuattan kaynaklanan ve ilaçların pazara erişimine engel oluşturan sorunlarının çözülmesi ve yapıcı politikalarla desteklenmesi büyük önem taşıyor. Bu kapsamda öncelikli sorunlarımızın başında ilaç ruhsatlandırma süreçlerinde yaşanan gecikmeler geliyor.

2020 yılında, önce bu alanda çalışan komisyonların oluşturulmasındaki gecikmeler ardından bu komisyonların hızlı ve etkin biçimde devreye alınamaması nedenleriyle sektörün 1.800’e yakın ruhsat başvurusu uzun süredir bekliyor. Bu kapsamda bir an önce komisyonların tam kapasiteyle ve toplantı sıklıkları artırılarak faaliyete geçmesini sağlayacak koşulların ve yeni bir yapılandırmanın hayata geçirilmesini bekliyoruz.

İlaçlarımızın pazara girişini geciktiren mevcut koşul, hastalarımızın tedavileri için bu ilaçlara ulaşamamasının yanı sıra kamu maliyesine de yük getiriyor. İlaveten, bu ruhsatların çıkmaması üretilemeyen ilaçlar nedeniyle yeni istihdam yaratılmasına ve son dönemde ivme kazanan ilaç ihracatımıza da olumsuz yönde etki yapmaktadır. Bu alana yönelik yapıcı önerilerimizi ilgili kamu kurumlarımıza sunmaya devam ediyoruz.

Diğer yandan bildiğiniz gibi dünyada biyoteknolojik ilaç alanında çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Bizim bu gelişimin gerisinde kalmamız düşünülemez. Bu doğrultuda ilaç firmalarımız ülkemizde biyobenzer ilaç geliştirmek ve üretmek için çok uzun zamandır büyük yatırımlar yapıyor, önemli çalışmalar gerçekleştiriyor. Ancak biyobenzer ilaçların hastalarımızın kullanımına sunulmasının önünde de ciddi mevzuat engeli bulunuyor. Bu ürünler halen ABD ve AB baz alınarak oluşturulan mevzuat üzerinden ruhsatlandırılıyor.

Ruhsat dosyaları incelenirken, süreçleri uzatacak ve pahalı hale getirecek ek taleplerde bulunuluyor. Oysa bu alanda güçlü rakiplerimizle rekabet edebilmemiz için, mevzuatımızın halk sağlığı ve bilimsellikten ödün verilmeden, bu ürünlerin en kısa sürede pazara sunulmasını sağlayacak şekilde kurgulanması ve biyobenzer ürünlerin hızla hastaların kullanımına sunulması büyük önem taşıyor. Bu alanda başarılı olmuş Arjantin, Güney Kore, Hindistan gibi ülkelerde ilerlemenin bu şekilde sağlandığını biliyoruz.

Önümüzdeki süreçte ilaç geri ödeme başvurularının değerlendirme ve yayın sürelerindeki gecikmeler ve belirsizliklerin çözüme kavuşturulması da bir diğer önemli beklentimiz. İlaçlara erişimi geciktiren dolayısıyla toplum sağlığı açısından risk oluşturan bu konunun çözümü endüstrimiz için büyük önem taşıyor. Endüstri olarak, önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin daha yüksek katma değerli ürünler üreten, küresel bir ilaç üreticisi ve ihracatçısı konumuna gelmesi için ihtiyaç duyduğu ekosistemin oluşturulmasına yönelik ilgili tüm paydaşlarla etkin iş birliği içinde çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz.

*********

Hepimiz için 2020 yılı unutulması güç ve zorluklarla dolu bir yıl oldu, çünkü dünyada ve Türkiye’de insanlık adına hiçbirimiz böyle bir pandemiye hazır olmadığımızı gördük. Ülkeler ve ekonomiler ciddi şekilde zorlandı, çok hızlı çözüm arayışına girildi. İlaç sektörüne bakarsak, Global olarak ve Türkiye olarak bu konuda herhalde en iyi çalışan ve hızlı çözümler üreten bir sektör olduğunu gördük.

Biz BASF olarak öncelikle pandemi başladığında müşterilerimizin üretimlerinin devam etmesi için tedarik zincirinde çok ciddi önlemler aldık, ilaç sektörüne tedarik ettiğimiz hammaddelerinin üretimlerine devam ettik, böyle bir dönemde müşterimizin ihtiyaçlarını karşılamak ve pandemi için kullanılan ilaçlarda formülasyon desteği verdik.

BASF İlaç Çözümleri ekibi olarak Koronavirüs tedavisinde kullanılan Favipiravir ve Hidroksiklorokin içeren jenerik ilaçların Ar-Ge çalışmalarında yer aldık ve ürettiğimiz fonksiyonel yardımcı maddelerimiz ile tedavi sürecinin bir parçası olduk. Yoğun bakımdaki hastaların tedavisi için geliştirilen projelere de katkı sağladık.

Bunun yanında portföyümüzdeki yüzey aktif madde görevindeki hammaddelerimiz ile tahriş edici olmayan ve uzun etkili dezenfektanların geliştirilmesinde ve üretilmesinde rol aldık. Koronavirüs tedavisinde kullanılan ilaçlar dışında reçete edilen ilaç sayısındaki azalmaya bağlı olarak bazı ilaçların kutu bazındaki üretimlerinde düşüş görüldü. Pandemi sürecindeki ihtiyaçlara iyi uyum sağlayan ve Ar-Ge çalışmalarını bu doğrultuda yürüten ilaç firmalarının geçtiğimiz yılı çok fazla zarar almadan kapattığını görüyoruz.

BASF İlaç Çözümleri olarak biz de kendimizi ve çözümlerimizi müşterilerimizin ve sektörün ihtiyacına göre şekillendiriyoruz. Pandemi geniş kapsamlı kaygıların bir parçası haline gelmiş durumda. Bu sorunlara global çapta çözüm bulma çabası her geçen gün daha kritik hale gelmekte. Amaç, insanlara daha hızlı tedavi ve sağlıklı bir hayat yaşamaları için yardım etmek ve önlem almak. Bu hedef farklı paydaşlar arası iş birliği ve ortaklığı gerektirmekte.

Bildiğiniz gibi BASF global bir kimya firması ve bir çok sektöre ürün tedarik etmekte. Bizim de global olarak etkilendiğimiz sektörler tabii ki oldu ancak biz Beslenme ve Sağlık Departmanı olarak sağlık sektörüne tedarik ettiğimiz ürünlerimiz ile değer yaratmak ve sürdürülebilir bir rekabet avantajı elde etmek için yeni inovatif stratejiler üzerinde çalışmaktayız.

Pandeminin etkisi 2021 yılında da devam edeceğini ön görüyoruz ve bu yılda ürün tedariği ne önem veriyoruz, koronavirüs tedavisinde kullanılan ilaçların üretimi süreceğinden ürünlerimizi zamanında üretip pazarın ihtiyaçlarını karşılamak istiyoruz. Dünya Sağlık konusunu global çapta ele alıyor ve endüstri liderleri, zorluklarla baş edebilmek için çeşitli iş birlikleri yapıyor.

BASF İlaç Çözümleri olarak desteklediğimiz bazı projelerin çıktıları bu sene içerisinde de satış rakamlarımızı istenilen seviyeye getirmemizde önemli bir rol oynayacaktır. Farklı ve ticari katma değeri yüksek projelerin ortaya çıkacağını öngörmekteyiz. BASF İlaç Çözümleri olarak bu yeni projelerin de araştırmalarını ve incelemelerini yaparak global ve yerel müşterilerimizin Ar-Ge çalışmaları sırasında ihtiyaç duyacağı desteği vermeyi ve kalıcı iş birlikleri kurmayı hedefliyoruz.

İlaç firmaları geçen sene boyunca koronavirüs ile ilgili projelere ağırlık verdiğinden dolayı mevcut ürünlerine ve projelerine yeteri kadar zaman ayıramamıştı. Bu anlamda firmaların rutin üretim planlarına ve yeni Ar-Ge projelerine daha fazla odaklanacağını öngörmekteyiz. Yüz yüze toplantı ve görüşmelerin mümkün görünmediği 2021 yılında BASF İlaç Çözümleri ekibi olarak sanal platformlarda düzenleyeceğimiz seminer ve özel eğitimlerimiz ile müşterilerimize destek vermeyi sürdüreceğiz.

BASF olarak tam bütünleşmiş (entegre) ve kendi kendine yetebilen bir üretim tesisine ve zincirine sahip olduğumuzdan dolayı müşterilerimize pandemiden kaynaklı olarak hammadde tedariği ile ilgili problemler yaşatmadık ve bu sene ortaya çıkabilecek olası aksamalara ve sorunlara karşı da gerekli önlemleri ve aksiyonları almış bulunmaktayız.

2020 Ocak ayında Çin’de ortaya çıkan ve çok kısa bir sürede tüm dünya ekonomilerini durma noktasına getiren Covid-19 pandemisi, 2021’de de ekonomilerin en önemli gündem maddesi olmaya devam edecek. 2021 yılında hiçbir sektörde genel durumun “güneşli” olmayacağını görüyoruz, tüm sektörlerde ya iyileşme çabalarının süreceği ya da yılı harika bir ivmeyle geçirmeseler de, olası iyileşme ivmesiyle korunaklı geçirecekleri belirtiliyor.

Pandemiden çıkış için birçok otoritenin de dikkat çektiği gibi sağlık altyapıları tüm dünyada iyileşmek zorunda. Covid-19 aşısı yaygınlaşsa bile sürü bağışıklığına ulaşılana kadar sosyal mesafenin korunmaya devam etmesi sürecek. Yani hepimiz için artık eski alışkanlıklarımız ve yaşam tarzımız olmayacağını öğreniyoruz.

Pandemi nedeniyle sağlık sistemlerinin üzerindeki baskı, aynı zamanda bu sektördeki ivmenin de lokomotifi. Sağlık 2021’in yıldız sektörlerinden biri olacak- Covid-19 aşıları umut olacak. Öte yandan sağlık sektörü 2021’de büyümek için yatırım yapılabilen nadir sektörlerden biri olacak. Bizde BASF İlaç Çözümleri olarak yatırımlarımıza, inovatif ürünler geliştirmeye ve müşterilerimize daha hızlı ve çözüm üretici ürünler sunmaya devam edeceğiz.

*******

Bildiğiniz üzere, Barentz olarak, globalde 60’tan fazla ülkede temsil edilen, Hollandalı bir “Life Science Ingredients” distribütör tedarikçi firma kimliğimizle global tedarik zincirinin bir parçasıyız.

Her şeyden önce, böylesi beklenmedik ve olağandışı bir meydan okuma karşısında tüm gezegenin sosyal, ekonomik ve psikolojik konumları değişikliğe uğradı.

İnsanlık, Maslow İhtiyaçlar Piramidi’nin “Hayatta Kalmak için Nelere İhtiyaç Duyarız?” sorusu ve ilk basamağı olan “Temel Yaşamsal İhtiyaçları” ile yüzleşti. Bu soruya kişisel yanıtım, Covid-19 enfeksiyonunu ağır biçimde deneyimlemiş olan biri olarak ilk basamağın “Sağlık” ya da “Sağlıklı Bir Nefes” olacağı yönündedir.

Hal böyleyken, yani pandemi küresel boyutta olunca, hemen hemen bütün tedarik zincirlerini ciddi biçimde sarstı ve sarsmaya devam ediyor. Talebi yaratan son tüketici B2C ayağında, hemen her endüstride ürün ve hizmetlere olan talebi değiştirdi. Özellikle talep artışı ilişkili ürünlerde tedarik süresi ve çeviklik parametrelerini işaret etti.

B2B ayağında ise önce Çin tarafındaki tedarik zincilerinde büyük aksamalar görülse de etki lokal olarak kalmadı ve hammaddelerini Avrupa’dan tedarik eden zincirler de sarsıldı.

Resmi kurumlar ve limanlarda yaşanan gecikmeler termin sürelerini uzattı. Ardından pandeminin hızla yayılması ve yarattığı panik üretim süreçlerini de etkiledi. Fabrika kapanmaları yaşandı. Üretim yoksa tedarik de yok.

Barentz özelinde tedarik zinciri ve operasyon anlamında, müşterilerimizin talep değişimleri ilişkili ortaya çıkan tedarik zinciri belirsizliklerine karşı, çevik çözümler bulmak adına stok yönetimi ve finansman konularında fedakarlıklarla dolu bir 2020 yaşadık.

Bu bir yerde ülkemiz endüstrileri için seferberlik süreciydi. Stok masraflarımızı artırsa da önemli olan hammaddelerin bulunurluğuydu. Kapatmalar karşısında, tedarik zincirinin dokümantasyon ve resmi kurum onayları ayağında aynı fedakarlıkları yabancı üreticilerimiz de yaparak çok verimli süreç yönetimleri ve zaman tasarrufları sağladık. Yine bu meydan okuyuş kapsamında gönderi termin sürelerini kısaltıcı yönde adımlar attık. Hızlı seçenekleri bulduk, tercih ettik ve iş ağımızı geliştirdik. Artık bir “Olağanüstü Kriz” senaryomuz var! Portföy ve Proje Yönetimi anlamında ise bizi zaten her daim hazırlıklı kılacak bir portföye sahiptik.

O nedenle müşterilerimizin değişen önceliklerine çok kolay adapte olduk. Rafa kalkan projeler olsa da Türkiye’de dinamizm bitmez, yeni projelerle de 2020 hedefimize ulaştık. Yöneticisi olduğum İlaç-GıdaTakviyesi-Kozmetik Bölümü özelinde, artık hayatımızın bir parçası olan ve e-ticaret sisteminde de yerini alan eczane ürünleri konusunda, bu talebi karşılamak üzere, alanında ve kalitesinde söz sahibi üreticilerimizin hammaddeleriyle portföyümüz zenginleştirerek seçeneklerimizi artrıdık ve bu biçimde çeşitlilik sağlayarak müşterilerimize inovasyon partnerliği yaptık.

Zira Barentz’te işimizin bir yanı da proje fikri önermektir. Ar-Ge ve Ür-Ge kültürümüzden ötürü bu konuda çok hassas ve donanımlıyız. Bu minvalde, portföyümüzde yer alan etkin ve güvenilir hammaddeleri müşterilerimizle buluşturup, toplum genelinde dolaylı bir şekilde bir “İmmun Sistem” kalitesini arttırdık ve bu anlayışımızın “Sosyal Sorumluluk” yönünde de bir değeri olduğunu düşünüyorum. 2020 deki gecikmeler ve belirsizlik durumları virüsün evrimi ve ya mutasyonu süreçlerine göre yine yaşanabilir.

O nedenle kriz senaryosunda alternatif kaynaklar konusunun önemi artacaktır. Artış eğilimindeki tedarik zinciri finansman maliyetlerinin yönetimi yine çok önemli bir başka önemli noktadır. Gözardı edilmemesi gereken bir nokta var ki aslında herşeyin başına onu koymalıyız: “Değişen Çalışma Ortamı Düzeni”. Artık orta ve belki uzun vadeli kalıcı evde çalışma sistemi üzerine teknolojik bakımdan daha donanımlı, daha sürdürülebilir ve daha kolaylaştırıcı çözümlerle iyileştirmeler yapılabilir.

İnsan Kaynakları birimleri gündeme Organizasyonel Davranış terapistlerini basit tabirle iş yeri psikologlarını getirebilir. İnsanız ve yöneticiler olarak da kaynağımız yine İnsan! Üretkenliği, verimliliği korumak kadar çalışan yaşam kalitesini de yakından takip edip, izlemek ve gerektiğinde müdahale etmek durumundayız. Çünkü önümüzde, bahsetmiş olduğum insan/çalışan, üretim, gönderim, fiyatlama, stok, portföy, finansman, promosyon, iletişim ve çalışma düzeni gibi, tedarik zincirinin belirleyici faktörleri üzerine stratejik planlar ve kararlar alınması gereken bir yıl ve belki yıllar var.

Yakın çevreme, rasyonel çerçevede tarih okumaları yapmayı tavsiye ediyorum. Okurken geçmişten bügünlere gelen, ulaşan sesleri duyabiliyorsunuz.

Örneğin; 4000 yıl öncesinde Anadolu’da yaşamış Hititler, defalarca 25-30 yıl kadar süren veba salgınlarıyla mücadele etmişler. Daha yakın bir örnek ise, henüz 1900’lerin başında yine bir küresele yayılan İspanyol Gribi…Bu virüsler de insanlık gibi hep vardı ve var olacak. İnsan ise entelektüel ve duygusal zekasıyla çevresini sadece belli ölçülerde değiştirmeyi ve geri kalanına uyum sağlamayı başarabilirse var olmaya devam edecek. Tıpkı güçlü tedarikçiler ve tedarik zincirleri gibi…

******

Birçok sektörde olduğu gibi pandemi ilaç sektörünü de olumsuz yönde etkiledi ve Türkiye ilaç pazarında kutu bazında yaklaşık yüzde 3,5 ila 4 civarında daralma gerçekleşti. Reçete bazında ise yüzde 12.6 oranında bir küçülme yaşandı. Sektörde daralmalar yaşanırken Genveon olarak 2020 yılı TL bazında yüzde 29 oranında büyüme hedefimizi tutturduk. Firma olarak kurulduğumuz ilk günden itibaren sektörün oldukça üstünde büyüme ivmesi gerçekleştiriyoruz. Bu anlamda da 2018’de TL bazında yüzde 73, 2019’da ise yüzde 51 oranında büyüdük.

2020 yılında yakaladığımız büyüme ile yatırımlarımıza daha da hız verdik ve yaşanan tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen pandeminin tam ortasında uluslararası bir firmanın Gebze’deki fabrikasını, tüm haklarıyla birlikte satın aldık. Bu firma ile 4+2 yıl boyunca tüm ürünlerini üretmek üzere bir de anlaşma yaptık.

Tesisimiz hali hazırda 29 ülkenin sağlık otoritesi tarafından onaylı olup, 83 ülkeye aktif olarak ilaç üretiyor. Üretim yapılan ülkeler arasında; Japonya, Kanada, Rusya, Brezilya, Güney Kore, Filipinler ve Almanya, Slovenya, Polonya, Avusturya gibi birçok gelişmiş Avrupa ülkesi bulunuyor. Tesisimizin yıllık 3.5 milyar bulk ürün (tablet) ve yaklaşık 70 milyon kutu üretim yapıyor.

Bu satın almanın sonucunda; tesisimizin kalitesini uluslararası alanda “Sınıfının En İyisi” olarak devam ettirmek ve Türkiye ekonomisine katkı sağlamak adına üretimi artırmak kısa vadeli hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Ülke istihdamın yanı sıra birçok tedarikçi ile çalışarak ülke ekosistemine ve sektöre katkılarımızı artırmayı hedefliyoruz. Orta vadeli hedefimiz ise tesisimizde Türkiye ilaç pazarı ve birçok gelişmiş ülkeye üretim yaparak, tesisimizi uluslararası birçok firma için “Üretim Üssü”’ne dönüştürmek, ihracatımızı artırmak ve bölgesel güç olmak da hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Birçok ülke nezdinde onaylı tesisimizin olması, ihracat hedefimize hızla ulaşmada çok değerli bir avantaj oluyor. Yatırımlarımızla birlikte şirketimizde yeni bir dönüşüm hareketi de başlattık. Marka ismimizi, logomuzu ve renklerimizi değiştirdik. Eski ismimiz olan Generica’yı ‘‘Genveon’’ olarak yeniledik. Eski ismimiz ‘‘Generica’’ ve yeniliğin günümüz tanımı ‘‘Invention’’ terimlerinin birleşiminden doğan Genveon; kazandığımız güveni, sahip olduğumuz yüksek kalite kültürünü ve dinamizmi inovasyonla buluşturan yeni vizyonumuzu simgeliyor.

2021 yılı Ocak ayı pandeminin devam eden etkisiyle sektör için durgun geçti. Yıl sonunda pandeminin azalmasıyla sektörün toparlanacağını düşünüyorum. Genveon olarak 2021 yılında yine sektörün üzerinde bir büyüme ve 500 milyon TL ciro hedefliyoruz. Ayrıca 2021 yılı itibariyle hem kendi ürünlerimizin hem de fason ürünlerin ihracatına hızlandırmayı ve bu hedefimiz ile de 2025 yılında toplam gelirimizin yüzde 30’unu dış pazarlardan elde etmeyi planlıyoruz.

Satın aldığımız tesisimizle yeni alanlara da girmek planlarımız arasında. Ar-Ge Merkezimizle birlikte teknoloji transferleri ve yeni ürün geliştirmelerini hızlandırıp yeni ürün ve yeni pazarlara açılacağız. Ar-Ge merkezi için altyapı, makine ve teçhizat anlamında oldukça büyük bir yatırım yaptık.

Ar-Ge merkezimizde kronik hastalıkların ürünleri başta olmak üzere değer katılmış ürünlere odaklanacağız. Özellikle tüm dünyada hızla gelişen kronik hastalık alanlarından; onkoloji, solunum ve diyabet gibi alanlar için çalışmalarımızı hızlandıracağız. 5 yıllık strateji planımızı “Sağlıklı Büyüme” üzerine kurarak insan sağlığına hizmet etmeye devam ediyoruz.