Cumartesi, Eylül 25, 2021

Akkim Kimya Genel Müdürü Onur Kipri ile Söyleşi

Akkim Kimya Genel Müdürü Sayın Onur Kipri ile şirketin hedeflerine dair detaylı ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Kipri, firmanın Ar-Ge faaliyetleri ve sürdürülebilirliğe bakış açısından bahsetti.

Onur Kipri
Onur Kipri

Okurlarımıza kendinizden ve profesyonel geçmişinizden bahseder misiniz?

1964, Adana doğumluyum. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi, 86 mezunuyum. Tam olarak 30 yıldır kimya sektöründe yönetici olarak çalışıyorum. Akkim Kimya Genel Müdürü ve YK Üyesi olmanın yanı sıra Akkök Holding İcra Kurulu Üyesi olarak profesyonel hayatıma devam ediyorum. Evli ve iki çocuk babasıyım.

İş yaşamından arta kalan zamanlarda en çok keyif aldığım tutkularımdan biri yelken sporu. 2010 yılında gezi sınıfı bir yelkenli tekne alarak tatillerimin büyük kısmını güneyde ailece yelken yaparak geçirmeye başladım. İlave olarak Akkim bünyesinde de çalışanlarımızla beraber 4 sene önce Akkim Yelken Takımı’nı kurduk ve IRC-2 sınıfında yarışmaya başladık. Geçen sene TAYK Trofesi overall şampiyonu olan ekip, 2021 sezonunda da kendi sınıfında birinciliğini koruyor. En son 9-17 Temmuz haftasında gerçekleşen Doğu Ege Yelken Haftasını da yine Overall Şampiyonu olarak tamamlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Hizmet verdiğiniz sektörler ve ürün çeşitleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Akkim hayli geniş bir üretim portföyüne sahip ve ürün çeşitliliği sayesinde kimya sektöründe özel bir yerde konumlanıyor. Türkiye ve Avrupa’daki az sayıda üretici arasında rekabetçi bir pozisyonu dolduruyoruz. Hizmet verdiğimiz sektörlerden bahsetmek gerekirse temizlik, hijyen, su arıtma, tekstil, kâğıt, inşaat kimyasalları, plastik, gıda, metal, enerji ve kimya diyebiliriz.

Ürettiğimiz ürünlerin neredeyse tümü her gün hayatımıza giren tüketici ürünlerinin hammaddeleri. Dolayısıyla Akkim markasıyla görünür olmasak da aslında günlük hayatta tüketicilerin hayat kalitelerini iyileştiriyoruz.

Temel kimyasallar ve performans kimyasallarında pek çok üründe pazar lideriyiz. Klor alkali ve türevleri, peroksitler, metilaminler, persülfatlar, bisülfitler, tekstil yardımcı maddeleri, beton katkı maddeleri ve plastik katkıları da dâhil son derece geniş bir ürün yelpazemiz var.

İştiraklerimizle birlikte toplamda yıllık 840 bin ton üretim kapasitemiz bulunuyor. Aynı zamanda ileri su arıtma teknolojileri için kullanılan ultrafiltrasyon membranlarında ülkede ve bölgede tek üreticiyiz.

Bununla birlikte sahip olduğumuz know-how ve teknolojileri de ihraç ediyor, mühendislik çalışmalarından anahtar teslim taahhütlere dek pek çok farklı hizmet sağlıyoruz. Tasarımını yaptığımız ünitelerin aynı zamanda işletme ve bakımını da talep gelirse biz üstleniyoruz. Geliştirdiğimiz ürünlerle tüm dünyada insanların hayatlarına dokunabilmek, ihtiyaçlarına yanıt verebilmek, yaşam koşullarını iyileştirebilmek Akkim olarak heyecanımızı artırıyor.

Akkim Kimya

Akkim Kimya, sene başında Türkiye’nin en büyük karboksimetil selüloz (CMC) üreticisi USK Kimya’yı satın alarak çok önemli bir yatırıma imza attı. Bu yatırımın Akkim Kimya’ya ve Türkiye’ye olan katkısı hakkında bilgi verir misiniz?

Gerek ülkemizde gerekse yurt dışındaki şirket satın alma fırsatları daima gündemimizde. İnorganik yatırımlar, stratejik büyüme hedeflerimiz için kritik derecede önem taşıyor. Sizin de belirttiğiniz gibi Türkiye’nin ve dünyanın en büyük karboksimetil selüloz üreticilerinden USK Kimya’yı 63 milyon dolarlık bir yatırım bedeliyle Akkim bünyesine dâhil ettik.

Böylelikle deterjan, sondaj, madencilik ve gıda sektörlerine yönelik yatırım gerçekleştirmiş olduk. Bu yatırım kararını alırken USK’nın ihracattaki yüksek gücü ile yurt içindeki açık ara pazar hâkimiyetini ve “know-how” kabiliyetini göz önünde bulundurduk. Hizmet verdiğimiz sektörlerle USK Kimya’nın müşteri portföyünün paralellik göstermesi, üretim süreçleri ve tedarik zinciri aşamasında ortaya çıkan sinerji bize şimdiden artı değer katmaya başladı.

USK Kimya ile birlikte son 6 yılda şirket satın almalarına ayırdığımız kaynak, 200 milyon Dolar seviyesine ulaştı. 2015 senesinde dünyanın en büyük emaye ve seramik frit üreticilerinden Akcoat’u bünyemize katarak yüksek performanslı emaye ve seramik kaplamalar ile beyaz eşya, mutfak gereçleri seramik pazarına giriş yapmıştık.

2017’de ise Alman menşeili kimyasal satış ve pazarlama şirketi Dinox’u satın alıp ihracatta öncelikli pazarlarımızdan Avrupa’ya bir adım daha yakınlaşmıştık. Diğer yandan iştirakimiz Akcoat da seramik baskı mürekkepleri üreten İspanyol Megacolor’u satın alıp önemli bir entegrasyon yatırımı gerçekleştirdi. Yeni yatırımlara imza attıkça istihdam seviyemiz ve üretim kapasitemiz de artış gösteriyor.

Yurt içi ve yurt dışı satış hacminizden bahseder misiniz?

Performans ve temel kimyasalları birlikte değerlendirecek olursak Akkim’in iç pazardaki en büyük oyunculardan olduğunu söyleyebiliriz. 6 kıtadaki 70’ten fazla ülkeye ihracatımızla bu alanda ülke ekonomisi içinde stratejik pay sahibiyiz. İştiraklerimizle birlikte 2020’de 100 milyon Dolar’ın üzerinde ihracat gerçekleştirerek pandemi kaynaklı zorlu senede Türkiye’ye katma değer sağladık.

USK Kimya’nın bünyemize dahil olmasıyla ihracatımızın ciromuzdaki payını yüzde 35 seviyesinin üstüne çıkardık. Tüm iştiraklerimizle beraber inorganik satın alma yatırımlarımızla gelecek 5 yıl içinde ihracatımızı en az 2 katına çıkarmayı ve ciromuzu da yıllık 500 milyon Dolar seviyesine getirmeyi hedef olarak belirledik. Ayrıca dünyada tekstil sektörünün önemli üretim merkezleri kabul edilen Pakistan, Bangladeş ve Mısır gibi pazarlarda yerel organizasyonlar geliştiriyoruz.

Ar-Ge’nin Akkim Kimya için önemi nedir? Son dönemlerde yürütmüş olduğunuz Ar-Ge projelerinizden bahseder misiniz?

Ar-Ge, bizim en çok değer verdiğimiz alanlardan. Yaşama kimyayla değer katma ve paydaşlarımız için dinamik bir çözüm ortaklığı sunma amacımız ekseninde Ar-Ge ve İnovasyon olmazsa olmazımız.

İş ortaklarımızın beklentisini birinci planda tutarken Ar-Ge yeteneğimiz sayesinde müşterilerimizin ihtiyaçlarını doğru şekilde analiz ediyor, teknik ve ticari açılardan inceliyoruz. Müşterilerimizin başarılarının bizim başarımız olduğu inancıyla inovatif fikirleri projelendirip kullanıma hazır hale getiriyoruz.

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın akreditasyonuna sahip olan 2.700 metrekare alana kurulu Ar-Ge merkezimizde ulusal ve uluslararası sanayi kuruluşlarına inovatif kimyasal ürünler geliştiriyoruz.

İleri teknolojik donanımlı laboratuvarlarımızda epey geniş bir spektrumda çalışmalarımız sürüyor. Önceki yıl Ar-Ge’ye 15 milyon TL’ye yakın yatırım yaparak Türkiye’nin bu alanda en çok yatırım yapan ve proje üreten şirketlerinden biri olmayı başardık. Uluslararası düzeyde 37 patent başvurumuz bulunuyor. Farklı bilim dallarında doktora ve yüksek lisans derecesine sahip 40’a yakın uzman çalışanımız ile Ar-Ge çalışmalarına devam ediyoruz.

2016 yılında başlayan ve her yıl periyodik aralıklarla düzenlenen ‘’İnovasyon Haftası’’ etkinliklerinin inovasyon yetkinliği ve bakış açısı için olan öneminden bahseder misiniz?

İnovasyon, bizim işimizin vazgeçilmezi. Bundan 5 yıl önce başlattığımız inovasyon projesi ile kurum kültürünü, yenilikçiliği sahiplenen ve destekleyen bir yapıya dönüştürmeyi amaçladık.

Değerlerimiz arasında da yer alan “yenilikçilik“ öğemizin yer bulabilmesi için yöneticilerden başlayıp tüm çalışanlarımıza yönelik inovasyon eğitimleri düzenleyerek ortak bir dil oluşturmayı hedefledik çünkü inovasyonun aslında bir yaşam biçimi olduğuna inanıyoruz.

Bize göre inovatif faaliyetlerle beklenen sonuç her zaman bir icat olmak zorunda değil. Kimi zaman var olan sistem, ürün ya da süreçlere değer kazandırmak veya kuruma maddi fayda yaratmak da inovasyona dahil olabilir.

Bu perspektifle inovasyonu kurum kültürü haline getirip bu kültürü gelecek nesillere aktarabilecek bir yapı oluşturmak için sistemsel ve eylemsel olarak pek çok çalışma yapıyoruz. İnovasyondaki yetkinliğimizi tartıp geliştirmek için her yıl önceden belirlediğimiz bir haftayı “İnovasyon Haftası” olarak kutluyoruz. Yeni fikir ve ürünlerin geliştirilmesine uygun bir zemin yaratmak adına çalışanlarımıza yönelik “İnovasyon Ödülü” programı yürütüyoruz. Bu ödül, hem motivasyonu artırıyor hem de tatlı rekabet ortamını teşvik ederek Akkim’e ve kimya sektörüne katkıda bulunuyor.

2015’ten bu yana sürdürdüğümüz “İşi en iyi, o işi yapan bilir” mottomuzun yer bulduğu “Fikir Atölyesi” programımızda çalışanlarımızın kültürümüze katma değer sunduğu önerilerini topluyor ve değerlendiriyoruz.

Ayrıca 2020 yılı son çeyreğinde, inovasyonun kültürünün sürdürülebilirliği için hedeflediğimiz ve İnovasyon Elçiliği dediğimiz 2022 yılı sonuna kadar planlı eylemleri olan bir kültür projesi başlattık.

15 kişilik bir elçi ekibi ile proje detaylarını geliştirip üst yönetimin liderliği ile süreci şekillendirmeye devam ediyoruz. Elçiler her bir direktörlüğü temsil edecek şekilde seçildi. Kapsayıcı ve anlaşılır olmak oldukça önemli. Her ay bir araya gelip eylem planları üzerinde geliştirmeleri görüşüyoruz. Süreç adımları netleşince de yaygınlaştırmak için sahaya inmeyi planlıyoruz.

Daha sürdürülebilir bir dünya adına üretim yaparken almış olduğunuz önlemler nedir? Bu çerçevede Akkim Kimya’nın sürdürülebilirliğe bakış açısını tanımlayabilir misiniz?

Bu konuda paydaşlarımıza verdiğimiz mesaj; “Sürdürülebilirlik kimyamızda var”. Sürdürülebilirlik artık günümüzün en önemli kavramlarından biri, sürdürülebilir olmak için de çevreci yeşil ürünler geliştirmek zorundayız.

Bu tür ihtiyaçlarda özellikle daha sağlıklı, güvenilir, biyolojik olarak parçalanabilen sürdürülebilir ürünler revaçta. “Yaşama kimya ile değer katarız” misyonumuz kimyanın yaşamın her alanında olduğunu bize her daim hatırlatıyor, yol gösteriyor.

Biraz önce konuştuğumuz Ar-Ge’de bütün çalışmalarımızı müşterilerin, son kullanıcının ihtiyaçlarına yönelik yapıyoruz. Akkim bünyesinde Ar-Ge projelerimizi “Stage&Gate” adı verilen dünyaca kabul görmüş bir sistemle yürütüyoruz.

Ürünün reçetesi geliştirilirken yasal uyum süreçleri, çevre ve insan sağlığına olası etkilerinin risk değerlendirmeleri disiplinler arası tartışmalarla gözden geçiriliyor. Yeşil kimya felsefesi doğal ortam ve insan sağlığına zarar vermeyecek tehlikesiz maddelerin kullanılması ve üretilmesi için süreçlerin tasarlanması olarak algılıyoruz.

Hizmet sağladığımız sektörlerde geliştirdiğimiz çevreci ürünlerimize örnek vermem gerekirse; klor bazlı temizlik ürünleri yerine çevre dostu hidrojen peroksit bazlı ürünlerin kullanımı, su arıtmada klor yerine peroksit kullanımı, plastik sektöründe soya yağı ve peroksit bazlı ürünlerin kullanımı, suda çözünürlüğünün az olması ve suya kirlilik yükü getiren katkılar yerine daha çevreci olan sodyum perkarbonat kullanımı, hurda demir ve atık asidin işlemden geçirilerek arıtma sektöründe çöktürücü olarak kullanılması sayılabilir.

Tekstilde daha az toksik madde ve uçucu organik bileşikler içeren ürünlerin tercih edilmesi, temizlik kağıdı sektöründe yeni jenerasyon reçinelerin kullanılması, su arıtmada; daha az kimyasal kullanılması, verimin artırılması için ultrafiltrasyon membranlarının kullanılması, tekstil üretim sektörünün atık sularında daha az atık su deşarjı ve daha az temiz su harcanması ve yapı kimyasallarında tünel gibi kapalı ortamlarda solunabilecek zararlı kimyasalların toksik etkisinden arındırılmış alkali içermeyen beton katkısı kullanılması projelerimizi sayabiliriz.

1993’ten bu yana, Avrupa Kimya Sanayi Konseyi tarafından yürütülen Üçlü Sorumluluk Taahhüdü ve 2007’den bugüne Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi imzacısıyız. Her iki yılda bir Global Raporlama İnisiyatifi standartlarına uygun olarak sürdürülebilirlik raporu yayımlayıp bu alandaki performansımızı kamuoyuna şeffaflıkla duyuruyoruz.

2018-2019 dönemine ait raporumuz dünyanın en saygın iletişim kuruluşlarından biri olarak nitelendirilen Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi’nin (LACP) düzenlediği 2019/20 Vision Awards’ta Platin Ödül’e layık bulundu.

200’ün üzerinde endüstride, 160’ı aşkın ülkede yaklaşık 75 bin firmanın dâhil olduğu EcoVadis tarafından yapılan küresel tedarik zincirinin kurumsal sosyal sorumluluk alanındaki sürdürülebilirlik değerlendirmesinde, Gümüş bilinirlik seviyemizi Altın bilinirlik seviyesine yükselttik. Çevre, sosyal, etik ve sürdürülebilir satın alma performansımız ile tüm kategorilerdeki tedarikçiler arasında en iyi yüzde 22’lik dilimden yüzde 3’e yükselmiş olduk.

2021 hedefimiz ise yüzde 1’lik dilimde yer almak. 2020 Şubat ayında Bluesign Sistem Partneri olmayı başardık. Ve son olarak tekstil kimyasallarının sürdürülebilirliğinin değerlendirildiği ZDHC (Tehlikeli Kimyasalların Sıfır Deşarjı) programı kademe 3 denetimini Türkiye’deki en yüksek puanı alarak tamamladık.

Sorumlu üretim-tüketim bilincimizle güvenilir bir üretici olduğumuzu bir kez daha kanıtlamış olduk. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda ekonomik büyümede yaşayan ürün endeksimizi oluşturma, çevresel boyutta su ayak izimizi hesaplama ve sosyal boyutta iş sağlığı ve güvenliği kültürünü geliştirmeyi planlıyoruz.

Döngüsel ekonomide yarattığımız değerin bir ölçütü olarak Sıfır Atık Belgesi almaya hak kazandık.

Önümüzdeki günlerde sektöre sunacağınız yenilikler nelerdir? Bu yeniliklerin firmanıza, kimya sektörüne ve ülkemize katacağı avantajları değerlendirebilir misiniz?

Uzunca süredir içinde bulunduğumuz pandemi döneminde, doğal olarak akla ilk geldiği üzere en başta hijyen ve temizlik malzemelerine rağbet arttı. Toplumsal aşılama çalışmaları sayesinde önemli bir dönemece girilse de hijyen ürünlerine yönelik yoğun talebin uzun bir süre daha sürmesini ön görüyoruz. Özellikle hem son tüketici hem de üretici tarafında anti-bakteriyel ürünlere ilgili de sürekli üst düzeyde. Biz de Ar-Ge merkezimizde anti-bakteriyel çalışmalara verdiğimiz ağırlığı artırmış durumdayız.

Ayrıca sağlıklı su kullanımının halk sağlığı için önemi bir defa daha ön plana çıktı. Bu dönemde üç büyük şehrimiz başta olmak üzere ülkemizdeki şehir şebeke suyu tesislerinin su kimyasalı ihtiyaçları Akkim tarafından global kalite standartlarına uygun olarak karşılanıyor.

Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj sorununun da baş göstermesiyle Akkim’in ülkemizde ve coğrafyamızda tek üreticisi olduğu bakteri ve virüsleri filtreleme yeteneği olan Ultrafiltrasyon Membran Su Filtrelerine talep arttı.

Bilindiği üzere müsilaj problemi, denizdeki azot ve fosfor dengesinin bozulmasından kaynaklanıyor. Atık sulardaki azot ve fosforun giderilmesi bu anlamda büyük önem kazandı ve bu giderimler ancak biyolojik ve kimyasal arıtma ile mümkün olabiliyor. Biz de talepteki artışı karşılamak için planladığımız kapasite artışını öne çekerek toplumun ve endüstrinin taleplerine eksiksiz cevap vermeye devam ediyoruz.