Salı, Nisan 23, 2024

Deprem ve Doğru Su Yalıtımı

Deprem ve Doğru Su Yalıtımı

Deprem, maalesef ülkemizin değişmeyen gündemlerinden biri, 1999 depreminin yaralarını daha tam anlamıyla sarmamışken, bugünlerde 10 ilimizde etkisini gösteren çok büyük depremler ile karşı karşıya kaldık, suçlu aradık, isyan ettik, alanında uzman yetkilileri televizyon programlarına davet ettik.

Sonuç olarak şunu net olarak gördük ki, ülkemiz hala depreme hazırlıklı değil. Peki depreme nasıl hazırlıklı olunur? Depremi önlemek mümkün olmasa da can kaybını önlemek, ya da yıkılan bina sayısını en aza indirmek mümkün mü?

Ülkemiz nüfusunun %95’i deprem kuşakları üzerinde yaşıyor. Bununla birlikte güvenli, sağlıklı ve kaliteli binalar yapma konusunda istediğimiz yerde olmadığımızı gördük, peki nedir eksik olan nokta?

Deprem elbette öncelikle zeminle ilgilidir; zemin etüdü, fay hatları bize yerleşim yapılması/yapılmaması gereken yerleri açık olarak gösteriyor. Bunun akabinde mimar, mühendis bilgisi, doğru ürün ve doğru işçilik bileşenlerini bir araya getirmek gerekiyor.

Statik hesapların deprem risklerine göre yapılması gerekli ancak bu tek başına yeterli olmamakta, binanın ekonomik ömrü boyunca yapı güvenliğinin tam anlamıyla korunması gerekmektedir.

Deprem ve Korozyon

Ülkemizdeki yapıların %85’inden fazlasını betonarme yapılar oluşturmaktadır. Yine son yıllarda yapılan araştırmalara göre, 20 milyon konut stokumuzun üçte biri deprem açısından riskli statüdedir.

Binalarda basınç yükünü betonarme kısımlar taşır, oluşan depremler binaya yatay yük verir ve moment etkisi oluşturur, betonun buna dayanımı (çekme dayanımı) yoktur, beton içerisine demir konmaz veya gerektiğinden az konursa, beton bu yükün etkisiyle parçalanır. Beton içerisine konulan demir paslanırsa da benzer sonuçlar ortaya çıkar.

Çok bilinmese de depremlerin yol açtığı yıkımların en büyük nedenlerinden biri korozyondur. 17 Ağustos 1999 depreminin ardından incelenen 55.561 konut ve işyerinde hasarlı binaların %64 oranında korozyon hasarı içerdiği tespit edilmiştir.

Korozyon, betonun kimyasal oluşum sürecinde, oturmalar ve kılcal çatlaklardan giren su ile ortamda bulunan demir ve oksijen gazı ile oluşur. Korozyona bağlı beton içindeki demir donatı kesit kaybı, 10 yıllık bir süre sonunda donatının başlangıçtaki taşıma kapasitesinin
%66’sını kaybettiği yönündedir.

Herhangi bir yoldan binaya sızan suyun yol açtığı korozyonu önlemek ancak su yalıtımıyla mümkündür. Türkiye çapında başlatılan kentsel dönüşüm süreci, su yalıtımı uygulamaları için büyük bir fırsat olabilecekken, denetim eksiklikleri, standartlara uygun yapılmayan uygulamalar gibi birçok durum bu fırsatın önüne geçti.

deprem ve doğru su yalıtımı

Doğru Su Yalıtımı

3 Temmuz 2017 tarihinde yürürlüğe giren Tip İmar Yönetmeliği 51. maddesine göre; “Toprağa dayalı tüm bodrum katlarda, dış etkilere karşı, ısı ve su yalıtımı yapılması zorunludur.” Binalar ne kadar sağlam olursa olsun, su yalıtımı yapılmadığında büyük yıkımlar kaçınılmaz olabilir.

Bir şekilde binaya sızan su, beton içerisine girerek paslanmaya, yani korozyona sebep olur. Su yalıtımı yapının toplam maliyeti göz önüne alındığında yüksek bir ilave maliyet getirmez, toplam bina maliyeti için yüzde 2-3 gibi bir paya sahiptir.

Sürme su yalıtım, son gelişen su izolasyon yöntemlerinden bir tanesidir. Yarı akışkan yapıda olan membran gibi ürünlerden elde edilen su izolasyon malzemeleri sürme yöntemi ile uygulanır ve yüzeyde prizlenerek su geçirmez bir yapı oluşturur. Bu yöntem bir ürün çeşidinden ziyade bir uygulama yönteminin adıdır.

Benzer şekilde dökülen betona her noktada yapışan, su geçirimsiz bir bağ oluşturan
yeni nesil proof membranlar, radye temel ve perde yalıtım uygulamalarında güvenle kullanılabilir.

Su yalıtımında geleneksel ürünlerin yanı sıra, gelişen teknoloji ile birlikte işçilikten ve zamandan tasarruf ile hem doğru yalıtımı yapmanızı sağlayacak, hem de toplam maliyet avantajı sağlayacaktır.

Yapıların yaklaşık %30’unda bodrum kat duvarlarında ve temellerinde, betonun boşluklarını doldurması ve korumaya ihtiyaç bulunmadığı için esnek sürme su yalıtım malzemesi kullanılmaktadır.

Bodrum kat duvarlarında sürme yalıtımın yapılması, kullanım aşamasında bir hasar olması durumunda hasarlı bölgenin kolay onarılmasını sağlamaktadır. Fakat aynı durum temeller için söz konusu olamamaktadır.

Yapının altında kalan bölümlerin kullanım aşamasında onarılması imkansız hale gelmektedir. Bu nedenle, yapı yükleri altında esneyerek kopmayan yalıtım örtülerinin temellerin altında su yalıtım amacı ile kullanılması daha elverişli sonuçlar vermektedir.

Likit olarak sürülen yalıtım malzemeleri; suyun basınç etkisi altında yeterli dayanımı sağlamazlar, bu yüzden taşıyıcılar ile takviye edilmiş özel ürünlerin kullanılması gereklidir. Sürme esaslı bitümlü likit membranlar esnek oldukları için zemin ve yapı hareketleri ile birlikte hareket ederek çatlayıp, kopmazlar.

Ayrıca, zemindeki kimyasallara karşı dayanıklı olması, düz olamayan temel soketlerin
etrafının yalıtılmasında kolaylık sağlaması ve su sızıntısına neden olacak ek yerlerinin olmaması diğer seçim kriterleri arasında yer almaktadır.

Deprem karşısında binanın dayanıklılığını artıracak en uygun ve güvenilir malzemenin bitümlü membran örtüleri olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte, konutumuzun veya iş yerimizin yalıtımını yaptırmak istediğimizde pek çok seçenekle karşılaşıyoruz.

Bu noktada projenin bulunduğu bölgeden çatının eğimine kadar pek çok kriter devreye giriyor ve bu da en doğru malzeme seçimini zorlaştırabiliyor. Biz de ODE Yalıtım olarak buradan yola çıktık ve yenilikçi bir hizmet olan ODE Select’i geliştirdik.

Türkiye’de ilk, dünyada da sayılı örneklerden biri olan online sistem seçim aracı ODE Select, inşaat projeleri için en uygun çözümleri ve teknik dokümanları dakikalar içinde bir araya getiriyor. Uygulama ile çatılar, temel ve perdeler için yalıtım çözümleri, proje kriterlerine uygun sistemler, 3D detaylar, şartnameler ve teknik dokümanlar tek bir dosya halinde ve tamamen ücretsiz olarak bilgisayara indirilebiliyor.

Sistem ayrıca, ihtiyaç duyulduğu takdirde fiyat teklifi veya uzmanlardan teknik destek almaya da olanak tanıyor. Bu sayede proje yapıcılar ile üretici uzmanlığı arasında güçlü bir bilgi ağı kurarken sektördeki bilgi kirliliğinin de önüne geçmeyi hedefliyoruz.

Depreme hazırlık ve kaliteli binalar için kentsel dönüşüm ile birlikte yapılması gerekenleri öncelikli olarak şu şekilde sıralayabiliriz:

• İmar yönetmeliği, kesinlikle baştan ele alınmalı, uzman firma ve bilim insanlarından danışmanlık desteği alınmalı, yeni yapılar inşa edilmeli ve eski tüm yapılar incelenmelidir. Gerekirse deprem izolatörü kullanmak kesinlikle zorunlu hale getirilmelidir.

• Bina yapımında zemin etüdü, temel, statik proje ve yerinde denetim en doğru biçimde yapılmalıdır.

• Üniversiteler özellikle başta mühendislik fakültesi öğrencileri, sektörün öncü firmaları tarafından sürekli olarak güncel bilgilerle donatılmalı ve bu alanda çalışmalar yapılması yönünde girişim ve teşvikler oluşturulmalıdır.

• Özel sektör ve kamu kurumları arasındaki iş birliği her anlamda kuvvetlendirilmeli ve hızlandırılmalıdır.

• Yapı denetim firmaları özerk bir yapıya kavuşturulmalı, hizmet alan ve veren arasındaki ilişki tarafsız hale getirilecek yapıya bir an önce kavuşturulmalıdır.

• Kamuda, tüm projeler için teknik altyapı oluşturmadan önce kaynak israfını önleyecek etkenlerden kaçınılmalıdır.

• Dikey mimariye alternatif, deprem bölgelerine yatay mimari, çelik yapılar gibi alternatif yapılanmalar oluşturulması değerlendirilmelidir.

• STK’lar özellikle su yalıtımı başta olmak üzere deprem konusunda üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları başta olmak üzere bilgilendirici eğitimler düzenlemelidir. Toplum bilincini artırmaya yönelik kamu spotları oluşturulmalıdır.

 

Timur Ergün
Ürün Yöneticisi (Yapı Yalıtım)
ODE Yalıtım

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Öne çıkan haberler