Çarşamba, Aralık 1, 2021

Gen Araştırmaları ile “Yarının Gıdası” Garantiye Alınıyor

“Yarının gıdası” gen araştırmaları ile garanti altına alınacak. Tarım ve Orman Bakanlığı, 60 araştırma enstitüsü ve bünyesindeki 2000’den fazla araştırmacısıyla ata tohumlarının korunmasından ıslah çalışmalarına kadar geleceğe hazırlık için çalışıyor.

TÜBİTAK MAM’da değerli bitkisel metabolitlerin biyoteknolojik yöntemlerle üretilebilmesi ve ıslah süreçlerinin kısaltılmasının yanı sıra kenevir, mısır, buğday, ayçiçeği ve zeytinin stres koşullarına dayanıklı hale getirilebilmesi için gen mühendisliği araştırmaları gerçekleştiriliyor.

gen

DNA, RNA ve protein tanımlama ve karşılaştırma çalışmalarıyla Türkiye’nin tarım alanında katma değeri yüksek kazanımlar sağlaması hedefleniyor.

Türkiye, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) şartlarında toplumun gıda ihtiyacını eksiksiz karşılamaya çalışırken bir yandan da gen ve ıslah araştırmaları ile geleceği garanti altına almayı hedefliyor.

İklim değişikliği gıdayı etkiliyor

İklim değişikliğinin gelecek yıllarda etkisini artırmasıyla küresel gıda tedarikinde sorunlar yaşanabileceği belirtiliyor.

Bu nedenle su kıtlığına, toprak yapısına, mikroorganizma kaynaklı bitki hastalıklarına, zararlı böceklere karşı hayatta kalarak mahsul verebilen bitkilerin geliştirilmesi için teknolojiden yararlanılıyor.

Türkiye’de de Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere yetkili kurum ve kuruluşlar birtar yandan Kovid-19’a karşı gıda arz güvenliğini sağlanmaya çalışırken diğer yandan “yarının gıdası”nı garanti altına almak amacıyla projeler yürütüyor.

Bakanlığın 60 araştırma enstitüsü ve bünyesindeki 2 binden fazla araştırmacısı Ar-Ge çalışmaları gerçekleştiriyor.

Gen bankalarında ata tohumlarının koruma altına alınması, bitkisel üretimde ıslah çalışmaları, ekstrem koşullara dayanıklı tohumlar geliştirilmesi gibi konularda çalışmalar yürüten Bakanlık, Ar-Ge projelerine 2007-2020 yıllarında 95,3 milyon lira destek ödemesi yaptı.

Bitkilerin kuraklığa daha dayanıklı hale gelecek

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı TÜBİTAK bünyesindeki Marmara Araştırma Merkezi (MAM) de Türkiye’de iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına yönelik gen mühendisliği ve biyoteknoloji alanında çeşitli Ar-Ge çalışmalarıyla katma değer sağlıyor.

TÜBİTAK MAM’dan edinilen bilgiye göre, kurum bünyesinde yer alan Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü (GMBE), kamu ve özel sektörden gelen güncel tarımsal sorunlara çözümler üretmeye çalışıyor.

Enstitüde, buğday, zeytin ve ayçiçeği çeşitlerinin ıslahı için kuraklığa toleransı sağlayan genlerin belirlenmesi için çalışmalar gerçekleştiriliyor.

Zeytinde tespit edilecek DNA ve protein belirteçlerinin, ıslah çalışmalarının süresini kısaltmak ve kolaylaştırmak için çok değerli araçlar olması bekleniyor.
Biyoteknolojik yöntemlerle mısır tarımında büyük kayıplara yol açan mısır kurdu, mısır koçan kurdu ve herbisitlere (ot öldürücü) karşı dayanıklı mısır bitkileri geliştirildi.

Çiçek soğanlarının DNA parmak izleri çıkarıldı

İklim koşullarına adapte olabilecek yeni çeşitlerin geliştirilmesine yönelik de ayçiçeğinin kuraklığa toleransında rol oynayan genlerin belirlenmesi için çalışmalar yürütülüyor. Böylelikle, ayçiçeğinde uzun yıllar alan ıslah sürecinin büyük oranda kısalması öngörülüyor.

Türkiye’de çok sayıda tür ve çeşidi bulunan, büyük ticari değere sahip medikal ve süs bitkisi geofitlerinin (çiçek soğanları) kültüre alınması ve yeni türlerin ilgili sektörlere kazandırılabilmesi amacıyla geliştirilen projede, geofitlerin DNA parmak izleri çıkarıldı. Yeni tanımlanan ve geliştirilen bitkilerin tarım sektörüne kazandırılmasıyla Türkiye’nin katma değeri yüksek kazanımlar sağlaması hedefleniyor.

Doğal kaynakları koruma projeleri

TÜBİTAK MAM, tatlı su kaynaklarının miktar olarak korunması, arıtılmış atık suların tarımda yeniden kullanılması ve ürünler üzerindeki etkilerinin takibi amacıyla projeler de geliştiriyor.
Merkezin, TAGEM ile yapılacak bir projeyle biyogaz tesislerinden çıkan sıvı fermente ürünü gübre olarak değerlendirmesi planlanıyor.

Bu amaçla arıtma çamuru ve tarımsal atıkların enerjiye dönüştürülmesi için kullanılan biyogaz tesisleri ve diğer anaerobik prosesler sonucu oluşan fermente atıkların enerji ve ham madde geri kazanımı sağlayacak yenilikçi, uygulanabilir ve ekonomik bir yöntemin geliştirilmesi amaçlanıyor. Yürütülen diğer projelerle de “yarının gıdası”nın garanti altına alınması hedefleniyor.

 

ANKARA (AA) – ZEYNEP CANLI