Salı, Ocak 18, 2022

Mardin ve Kültürel Ögeleri

Geçen sayımızda başladığımız Mardin yazımıza devam ediyoruz. 3000 yıllık geçmişi ile Mardin, bir çok kültürü ve tarihi eseri barındırıyor. Camileri, manastırları, kiliseleri, kendine has mimarisi ile Mardin kültürel bir hazine. Bu hazineye yolculuk yaptığımız yazımızda tarihi yapılara ve şehrin içindeki Dara Antik Kenti’ne yer verdik.

Meryem Ana Kilisesi ve Patrikhanesi

1860 yılında kilise, olarak yaptırılan yapı günümüzde müze olarak kullanılıyor. Akustik bir ses düzenine sahip olan kilisede, patriğin oturma ve vaaz yeri ahşap el işçiliği ile süslenmiş. Zarif görünüm ile dikkat çekiyor.

Patrikhane ise, 1895 yılında inşa ettirilmiş. 1988 yılında Kültür Bakanlığı’na devredilmiştir. Restore edilerek 1995 yılından itibaren müze olarak kullanılmaya başlanmış. Eski Patrikhane binasının bir kısmı, 1914-1915 yıllarında yapılan genişletme çalışmalarında yıkılmıştır.

meryemana kilisesi

Deyrulzafaran Manastırı

Deyrulzafaran Manastırı, Yukarı Mezopotamya’nın en ünlü tarihi yapıtlarındandır. Mardin’e 5-10 dakikalık mesafededir. Süryani Kadim cemaatinin dini eğitim merkezi olan manastır,
4. yüzyıla tarihlendirilir. Manastır halen Süryani Kilisesi’nin önemli merkezlerinden biri durumundadır. Manastır, güneşe tapan Şemsiler’e ait Güneş Tapınağı ile Romalılar tarafından kale olarak kullanılan alanın üzerine konumlanmıştır.

Metropolit Aziz Hananyo tarafından 793 yılından itibaren büyük bir tadilat yaptırılan manastır, bir süre onun adıyla anılır. Çevresinde yetiştirilen safran bitkisi nedeniyle manastırın adı daha sonra Safran Manastırı (Deyrulzafaran) olmuştur. Deyrulzafaran ismi, Arapçada manastır anlamına gelen “deyr” ve safran anlamına gelen “zaferan” kelimelerinden gelmiştir.

Manastır; kubbeleri, kemerli sütunları, ahşap el işlemeleri, iç ve dış mekânlardaki taş nakışları ile güzel bir mimarlık örneğidir. Çeşitli devirlere ait üç ibadethanenin bulunduğu manastırda, 52 Süryani Patriğinin mezarları da yer alıyor.

Deyrulzafaran Manastırı’nın içinde, Şemsi Tapınağı, Mor Honanyo Kilisesi, Meryem Ana Kilisesi, Mor Petrus Kilisesi, Azizler Mezarlığı, Divanhane ve rahip odaları bulunmaktadır.

Mor Gabriel (Deyrulumur) Manastırı

M.S. 397 yılında kurulan mabet, dünyanın en eski faal manastırlarından biri olma işlevini sürdürüyor. Yörenin kutsal merkezi, Midyat’a 22 kilometre uzaklıktaki Yayvantepe
köyünde bulunuyor. Manastır, Süryani Kadim Ortodoks cemaatinin ünlü ve büyük yapıtlarından biri. Ana kilisedeki mozaikler, doğu bölgelerindeki Bizans sanatının günümüze ulaşabilen en görkemli örneklerindendir.

6. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen kubbenin ise vaftizhane için yapıldığı düşünülüyor. Komplekste, Ana Kilise’nin yanı sıra Meryem Ana’ya, Kırk Şehitler’e ve manastırın kurucusu Mor Simeon’a adanmış üç kilise daha var. Mor Simeon Kilisesi’nde Mısırlı keşişlerin mezarı olarak bilinen sekizgen bir anıt mezar ve üç mezar odası bulunmaktadır.

Dara Antik Kenti

Evagrius, Malalas, Agapius ve Abu’lFarac gibi Antik ve Orta Çağ tarihçilerinin bilgilerine göre; Pers Kralı III. Darius’un (M.Ö. 336-330) Büyük İskender’e (M.Ö. 336-323) karşı yaptığı savaşta öldüğü yerin, sonrasında Dara olarak adlandırıldığı ve Dara isminin kökeninin buraya dayandığı varsayılmaktadır.

Dara isminin kökeni hakkında 13. yüzyıl Süryani tarihçisi Abu’l Farac’a (Bar Hebraeus) göre Hellen Kralı Büyük İskender ile Pers Kralı Darius burada savaşmış ve Darius burada ölmüştür. Bu nedenle de buranın ismi Dara olmuştur.

Dara Antik Kenti’nde Bulunan Önemli Yapılar Çok Katlı Galeri Mezar Yapısı

Kaya nekropol alanında, tamamen ana kayaya oyularak düzenlenmiş olan üç katlı mezar yapısıdır. Kuzeygüney doğrultusunda dikdörtgene yakın planlı yapının üst katı; batı, güney ve doğu kenarlarda devam eden bir koridor/balkon şeklindedir. Yapının kuzeyindeki
anıtsal girişin alınlığında bitkisel süslemeler ile birlikte dinsel sahneler işlenmiştir.

Kutsal kitaplardaki “ruhlara nefes verilmesi ve yeniden dirilişin” canlandırıldığı Ezekiel (Ölüleri dirilten Peygamber) sahnesinin işlendiği bu galeri mezarın, 573 istilasından sonra Sasaniler tarafından savaşta öldürülen Doğu Roma halkına ithafen, 591’de sürgünden dönen Doğu Romalılarca yapıldığı varsayılmaktadır.

2009 yılında yapılan kazılarda, yapının alt katında yüzlerce insana ait kemikler açığa çıkarılmış ve bu insanların Ezekiel’in mucizesindeki gibi yeniden dirilecekleri gün için bu mezarda toplandıkları belirlenmiştir.

Mezarlık Alan

Kentin batısındaki geniş tepeler, M.S. 6. yüzyıl başında kentin inşası için taş ocağı olarak kullanılmıştır. Taş kesimi ile oluşan düzgün cepheler sonrasında mezarlık alanına dönüştürülmüştür. Kentin batısında uzanan geniş tepelerde, doğal kaya kütlesi oyularak derin ve geniş vadiler biçiminde kaya mezarlık alanları oluşturulmuştur.

Bu alanda 3 farklı mezar tipi bulunmaktadır. Bunlar, Kaya mezarları (6-8. yüzyıl), Lahit tipli mezarlar (6.-8. yüzyıl) ve basit sanduka mezarlardır (8.-14. yüzyıl). Dara’da kayalara oyularak yapılan oda mezarlar, pagan ölü gömme kültür özellikleri yansıtıyor. Bunun nedeni Pagan kültür özelliklerinin, Hristiyanlaşan halk üzerindeki etkisini uzun yıllar sürdürmüş olmalarıdır.

Dara’daki halk, Hıristiyanlığa geçmesine rağmen, çoklu gömünün yapıldığı bu oda mezarları
ve Pagan geleneklerini bir süre daha devam ettirmiştir. Paganizm, kökenleri dünyanın kadim doğa dinlerine uzanan bir inanç biçimi ve bu dinlerin genel adıdır.

Bu dinlere mensup kişilere pagan denir. Romalı için lahit tipli mezarlar, ruhların öteki dünyadaki mekânlarıdır. Ölen kişinin ruhu bu mekânda oturacak ve korunacaktır.

Roma dönemi lahitleri bu anlayış ile şekillenmiştir. Hristiyanlığın gelenekselleşmesi ile basit sanduka mezarlara gömü başlamıştır.

 

Kaynaklar / Resources
1- http://www.mardin.gov.tr/yeni-manastirlar
2- https://www.kulturportali.gov.tr/