Metaltek Kurucusu Tuncay Katırcı ile Söyleşi

31 Mayıs 2021

Metaltek Kurucusu ve Genel Müdürü Sayın Tuncay Katırcı ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Sektörün tecrübeli ismi, Metaltek’in kuruluş ve gelişim sürecini dergimizle paylaştı.

Okurlarımıza kısaca kendinizden, eğitim durumunuzdan ve profesyonel özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?

Öncelikle bu söyleşiyi okuyacak tüm okurlar sanırım yazının sonunda bunun bir başarı hikayesi olduğu hususunda hemfikir olacaktır, çünkü hiç kimseden, hiçbir destek almadan, bildiğim yolda kurduğum ekibim ile yürüyerek aşağıda paylaşacağım başarılara ulaşmanın mutluluk ve gururunu yaşıyor ve bu vesile ile bu süreçte yaşadıklarımı tüm okuyucular ile paylaşmak istiyorum.

1966 Ankara doğumluyum. İş hayatına ortaokulda iken her yaz döneminde bulduğum işlerde çalışarak başladım, çünkü aile maddi durumumuz bunu gerektiriyordu. Bu çalışma hayatım hiç kesintisiz 40 yıldan beri devam etmektedir. Elbette ticari hayata erken girmek aslında çok faydalı ve beni geliştiren bir konu olmuştur. Hayatı anlamam, insanları tanımam ve kendi paramı kazanmanın ne kadar keyifli olduğunu ve insana özgürlük sağladığını çok küçük yaşlarda tecrübe ederek öğrenme imkanım oldu.

Tuncay Katırcı

Tuncay Katırcı

 

1983 yılında girdiğim üniversite sınavında kazandığım A.Ü. Fen Fakültesi Kimya Mühendisliği bölümünden 1988 senesinde mezun oldum. Askerlik sonrası ilk önce Işık Alüminyum firmasında alüminyum asma tavan malzemelerinin boyalı halde üretiminde Üretim Müdür Yardımcısı olarak 2 yıl çalıştıktan sonra Türk Henkel İç Anadolu Bölge Mümessili olan Yimka Kimya’nın iş teklifi ile birlikte Henkel’in boya öncesi yüzey hazırlama kimyasalları departmanında 14 yıla yakın çalıştım.

Elbette bu uzun çalışma süreci, benim metaller hakkında yüzey işlem proseslerinin önemini ve gerekliliğini anlamam ve çıkan problemleri yaşadıkça boya-yüzey işlem denkleminde biriken tecrübelerim dolayısıyla, ilerleyen iş hayatımda bana ışık tutan engin bilgi ve deneyimler kazanmamda büyük etki ve fayda sağlamıştır. Ayrıca Henkel’in tanıdığı imkanlar doğrultusunda, firmanın Almanya Düsseldorf’ta bulunan fabrikasına yapmış olduğumuz birçok ziyaret, neticesinde gerek çalışma mantıklarını anlamak, gerekse de global iş dünyası düzeninin nasıl çalıştığını görmek açısından çok faydalı olmuştur.

Çalıştığım 14 yıllık süreç içerisinde ülkemizin İç Anadolu, Karadeniz, Akdeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde bulunan onlarca farklı alanda çalışan üreticimizin fabrikalarına iş dolayısıyla yapmış olduğum sayısız ziyaretler neticesinde ülkemizin birçok üreticisini tanımak, üretim şartlarını, kalite işleyişlerini görme imkanına kavuştum. Ayrıca sadece bununla kalmayıp çok değerli onlarca çalışan, mühendis, müdür, genel müdür ve iş sahiplerini tanıma imkanına ulaştım.

Elbette bu edindiklerim profesyonel iş hayatımın sonraki dönemlerinde bana rehberlik eden, fikir veren, çok yönlü düşünmemi sağlayan ki, hiçbir parasal karşılık sonucu elde edemeyeceğim çok büyük tecrübeleri kendime katmamda ve kendimi geliştirmemde yardımcı olmuştur. 2007 yılı başında ise değişen şartlar neticesinde bende tecrübeli bir kimya mühendisi olarak kendi işimi kurmak gibi bir hayalin peşine düştüm.

Metaltek’in kuruluş süreci ve günümüze gelene kadar geçirdiği aşamalar hakkında bilgi verir misiniz?

Metaltek’i 2007 yılı Mayıs ayında kurarken hedef olarak kendime ülkemizde üretilmeyen, savunma sanayilerinin (Hava-Kara-Deniz) kullandıkları savunma sanayi araç ve sistemlerinde yapmak zorunda oldukları rutin bakımlarda, kullanılması zaruri olan ve tüm dünyaya Amerikalılar tarafından yayılan military (askeri) standartlar listesinde yer alan bazı temel ve çok kullanılan bakım kimyasallarını üretmek amacıyla başladım.

Ar-Ge bilindiği üzere sonucunu ve bitiş süresini tespit edemediğiniz ve üretiminizi başarıyla tamamlayıp satışa geçeceğiniz sürece kadar hep para, emek ve zaman harcamak zorunda kaldığınız çok riskli bir iştir. Sonucunda başarılı da olamayabilirsiniz ve harcadığınız tüm emekler ve paralar da boşa gidebilir. Ben işe başlayıp ilerlediğimde ilk olarak şunu anladım ki, üretmeye çalıştığım nitelikli kimyasala birçok test yaptırmak zorundayım.

Bu testler, son derece profesyonel hazırlanmış uluslararası standartlara göre yapılması ve sağlamanız gereken parameterlere ulaşmanızı gerektiriyordu. Bu konuda araştırma yaptığımda ülkemizde bu konularda gelişmiş laboratuvarlar olmadığını farkettim, üniversitelerimizden destek almaya çalıştım ve bulduğum yerlerde yaptırdığım testlerin sonuçlarının ise doğruluğundan çoğu zaman şüphe ettim.

Elbette kendi maddi imkanlarımın da tükenmeye başladığını gördüğümde artık yolun sonuna yaklaştığımı ve başarısız olduğumu düşünerek, üzülerek geçirdiğim haftalarım, aylarım oldu. Sonrasında acaba hangi kurum bana bir kapı açar diye düşünürken yapmış olduğum araştırmalar neticesinde TÜBİTAK’ın yeni fikirlere destek verdiğini öğrenip kendi Ar-Ge projemi yapıp destek almaya karar verdim.

Bir iki başarısız denemeden sonra verecek param olmadığından profesyonel destek almamaya karar vermiştim, günlerce sabahlara kadar çalışarak kendi projemi geliştirmeye çalıştım ve hazırladığım projeyi TÜBİTAK’a sundum. Burada anmadan geçmek istemediğim Sevgili Hocam Hasip Yeniova’yı saygı, sevgi ve hürmetle anıyorum. Bu projemi ona anlattığımda bana destek ve moral verip, TÜBİTAK denetimi sırasında bizzat işyerime gelip, karşısındaki kendi düzeyindeki hocalarımıza beni nasıl savunduğunu ve desteklediğini söylemeden geçemem. Ve bu olay, gerçek akademisyenliğin de böyle bir şey olduğunu anlamamı sağlamıştır, bizzat eğitimini verdiği öğrencisine sahip çıkmıştır, mekanı cennet olsun. Belki de iş hayatıma devam etmemdeki en kritik süreçte yanımda yer almıştır.

Bu çalışmalarım sırasında kimya mühendisi etiketi taşıyıp, önemli kurum ve görevlerde yer alan, benim anlattığım çalışmalarımı ve çabalarımı dinleyip ‘’bunu sadece Amerikalılar üretebilir’’ deyip, önümü kesmeye çalışan, moral ve motivasyonumu bozmak isteyen, kendine ve bilgisine güvensiz meslektaşlarıma da selam olsun… Onlar beni engelleyemediler ancak gerçekten üretmeyi başardığım nitelikli ürünleri uluslararası vitrine eklemek istediğimde yabancı ülkeler tarafından gerçekten karşıma büyük duvarlar örüldüğünü de söylemem gerekiyor.

Kısacası farklı bir şey yapmak istediğinizde engel olmak amacıyla yabancılara gerek olmuyor. Zaten ülkemizde yeteri kadar moral bozucu, hep negatif, laftan başka hiçbir şey üretmeyen, aşırı detaycı, inisiyatif kullanmaktan korkan onlarca kişi görebilirsiniz, bu yeni bir şeyler yapmak isteyen her daldan dostlara bir mesaj olsun, yolunuzdan vazgeçmeyin, başarısız olabilirsiniz ama inançla, inatla devam edin, başarı başaracağım diyenindir unutmayalım…

Başarılı Ar-Ge çalışmalarım neticesinde iki projemle, iki farklı bakım kimyasalını ürettirip, askeri firmalarımıza gidip yaptığım başarılı fiili denemeler neticesinde ürünlerimi kabul ettirip, siparişler almaya başladığımda ise önümde başka bir sayfanın açıldığını söyleyebilirim.

Bu vesile ile bana kapılarını açan askeri bakım fabrikalarımızdaki onlarca yürekli subaya şükranlarımı sunuyorum. Ülkesinde yerli, nitelikli ürünlerin üretilmesine büyük bir istek ve cesaret ile karşılık ve onay veren, bence gerçek vatanseverlerle birlikte çalışmış olmak beni hep gururlandırmıştır. Bu vesile ile başarının yerine hiçbir şeyin konamayacağını da farketmiş oldum. Bu güvenle çalışmalarıma devam ettim.

TÜBİTAK sonrası KOSGEB ve benzeri ajanslardan aldığım Ar-Ge destekleri ile yolumuza devam ettik. Aldığımız tüm destekleri yapmış olduğum Ar-Ge projelerinde, kurmuş olduğum laboratuvarımı geliştirmek için kullandım ve sonucunda özellikle korozyon ve yaşlandırma testleri konusundaki zaten gereken alt yapı bilgisine sahiptim, son sistem test cihazları ve test standartlarına göre testler yapmayı başardık.

Bunun bir adım sonrasında Türk Akreditasyon Kurumundan EN ISO 17025 kapsamında akreditasyon belgesi alarak yolumuza bağımsız, tarafsız bir hakem laboratuvar olarak devam etmeye karar verdim. Yoğun çaba ve uğraşlar neticesinde iyi bir kalite sistemi kurmayı ve neticesinde 19.Mayıs.2012 tarihinde akredite bir test laboratuvarı olmayı başardık. Laboratuvarımız ve yaptığımız testler sayesinde benim özellikle military standartlara uygun kimyasallar üretimimde yıllarca sıkıntısını çektiğim laboratuvar eksikliğini de kapatarak, şimdi benim yolundan giden, bu standartlara uygun, nitelikli boya, kimyasal vb. üretimler yapmaya çalışan birçok üreticimize de test desteği verebiliyor olmak beni ayrıca mutlu ediyor.

Çalıştığımız uluslararası testler (ASTM, ISO, DIN, MIL, EN, BS vb. standartlarına göre) dünyada 10-15 test laboratuvarının yapabildiği son derece teknik, kritik ve detaylı testleri içeriyor. Özenli ve prensipli çalışmalarımız ile her geçen yıl bilinirliğimiz ve laboratuvar markamızın tanınırlığı arttı. Sektörde yer alan tüm üreticiler ile bir şekilde yollarımız kesişti. Yaptığımız başarılı ve tarafsız testler ile ülkemizde her sektörün güvenle laboratuvarımıza geldiği, profesyonel kadrolar ve yetiştirilen kaliteli personeller tarafından yapılan test sonuçlarını gelişmiş bir rapor tekniği ile ister Türkçe, ister İngilizce sunmayı devam ettirerek birçok büyük üreticinin onaylı test laboratuvarı olduk.

Bununla yetinmeyip İsviçre merkezli belgelendirme ve markalandırma kuruluşu olan Qualicoat yetkililerinin laboratuvarımızda yaptıkları iç tetkikler sonrası ülkemizde Qualicoat’un onaylı laboratuvarı olmaya hak kazandık. Özellikle otomotiv yan sanayimize yapmış olduğumuz onlarca kritik test sonuç raporlarının BMW, Mercedes, VW, Opel, Ford, vb. OEM’ler tarafından takdirle kabul edilmesi, iyi bir şey yaptığınızda dünyanın her yerinden takdir aldığınızı gösteren deliller içermesi nedeniyle, bir kimya mühendisi ve laboratuvar sahibi olarak beni çok mutlu eden, aktifleştiren, yolumuza hızla devam etmemizi sağlayan büyük bir motivasyon kaynağı olmuştur.

Bunun yanı sıra savunma sanayinin devleri arasında rahatlıkla sayabileceğimiz Aselsan, Roketsan, FNSS, Nurol, Havelsan, TAİ, TEİ, vb. kurumlarımıza yaptığımız onlarca test hizmetlerimiz ile onların da takdirleri kazanıp her daim başvurdukları, onay verdikleri bir laboratuvar olmanın mutluluğunu tüm ekibimle birlikte yaşadım.

Bunun yanı sıra ülkemizde üretim yapan tüm toz boya (Jotun, Akzo, Pulver, İba, Dyo, Arsonsisi, Axalta, Mikropul, Mikroton, KC Kimya, Element, Setaş, Boyasan, Turbo) firmalarımızın Qualicoat kapsamında her yıl düzenli olarak testlerini yapan bir laboratuvar olduk. Yaş boya üretimi yapan (Kansai, Betek, Kanat, Dyo, Marshall, vb.) tüm üreticilerimize test hizmetlerimizi sunmaya devam ediyoruz.

Beyaz eşya sektöründe yer alan Siemens, Bosch, Vestel, vb. tüm üreticilerimizin onaylı laboratuvarı olduk. Rusya’da yaptığımız atılım ile Rusya’da Qualicoat Genel Lisansörü olan RAEA-APRAL ile bir anlaşma imzalayarak Rusya ve tüm Türki Cumhuriyetlerinin test işlerinin bizim laboratuvarımız tarafımızdan yapılması konusunda mutabık kaldık ve her geçen yıl iş birliğimiz artarak devam etmektedir. Her yıl test kapsamlarımızı müşterilerimizden gelen istekler doğrultusunda arttırarak laboratuvarımızı geliştirmeye devam ettik. 2-3 çalışan ile çıktığımız bu yolculuğu 2021 yılının ikinci yarısında 20 çalışana çıkartmayı başarmış olacağız.

Şu anda laboratuvarımızda 7 kimyager, 4 kimya mühendisi görev yapıyor, 2021 yılının ikinci yarısındaki yeni personel alımları ile bu sayı 8 kimyager, 7 kimya mühendisine ulaşacaktır. Elbette bu kadar çok sayıda kimyacının buluştuğu bir kurumu yönetiyor olmak, bir kimya mühendisi olarak beni çok mutlu ediyor ve gurur veriyor.

Umarım ilerleyen yıllarda büyümemize devam edip bu sayıları daha da arttırırız. Kendi kurduğum firmamdaki 14 yıllık iş hayatımda, 10 yılı aşkın süredir hep yanımda yer alan, bana güç veren, fikir veren, destek veren ve gelişimimize büyük destek sağlayan özverili çalışanlarıma da özellikle minnettar olduğumu belirtmem gerekiyor, çünkü iş hayatında başarı ancak o işe gönül veren, aklını koyan bir takım sayesinde olabilir. İnandığım ve kalpten söylediğim şu cümleyi tekrar tüm dostlar ile paylaşmak isterim, en değerli kaynak insandır, eğer etrafınızda akıllı, dinamik, sorumluluk sahibi iş arkadaşlarınız varsa yolunuz da açık olacaktır.

2007 yılında kiralık, toplam 500 m2 alanda başlattığımız bu serüven 2021 yılının ikinci yarısında, kendi malımız olan 3 katlı ve her bir katı 1000 m2 olan ve totalde 3000 m2 kapalı alana sahip, toplam 4000 m2 bir fabrika alanında devam edecektir. Son derecece gelişmiş imkanlara sahip, profesyonel laboratuvar bölümlerinden oluşan, içerisinde her türlü imkanın yer aldığı, sosyal açıdan çalışanlarımızın mutlu olacağı, yeşil alanı olan, kendi ektiğimiz, biçtiğimiz meyve ve sebzelerle donatacağımız yeni tesisimizin de, yeni başarılara imza atacağını söylemem abartı olmayacaktır.

Bu vesileyle geleceğe umutla baktığımı, Türkiyenin özel sektörüne çok inandığımı da belirteyim. Dünyanın çeşitli yerlerinde bulunma imkanım oldu, değişik milletten insanlar tanıdım ancak Türk insanındaki pratik düşünceyi, ataklığı, birşey üretme istek ve azminin de hiçbir ülke insanında bu denli yoğun olarak görmediğimi söylersem yanlış olmaz. Bu, bizi diğer ülke insanlarına göre daha girişken, daha korkusuz, daha aktif ve başarılı yapıyor diye düşünüyorum.

Metaltek’in özellikle Boya, Kaplama ve Yüzey İşlem alanlarında sunduğu ürün, marka ve hizmetler nelerdir? Metaltek bu alanlarda, ağırlıkla hangi sektörlere ne tür ürünler sunmaktadır?

Metaltek yapmış olduğu hızlandırılmış testler ile boya, yüzey işlem ve kaplaması yapılmış bitmiş ürünlerin atmosferik koşullarda karşılacakları tüm yaşlandırma etkilerini (sıcak, soğuk, nem, deniz, güneş, yağmur ve tüm mekanik etkiler, vb.) son derece gelişmiş test ekipmanları ile ortaya koymakta ve üreticilere 5-10 senesi sonrasında karşılabilecekleri riskleri belirlemelerinde yardımcı olmaktadır. Bu durum dolayısıyla boya, yüzey işlem ve kaplama yapan tüm üreticiler ile kontak halinde olarak iş hayatımızı devam ettirmekteyiz.

Daha önce de belirttiğim üzere bu üreticilerimizin hemen hemen hepsine gerek duydukları testleri yaparak, ürünlerini geliştirmelerine, ileride karşılarına çıkabilecek sorunların neler olabileceğini daha ürünleri piyasaya çıkmadan Ar-Ge aşamalarında destek vererek, yön vermeye çalışıyoruz. Ayrıca özellikle yılın ikinci yarısından sonra sektörde yer alan tüm paydaşlarımıza laboratuvarımızda 30 yıllık tecrübeli bir uzman olarak benim önderliğimde, her yıl düzenleyeceğimiz 5-6 farklı konuda eğitim organizasyonları hazırlıyoruz.

Bu, biliyorum ki ülkemizin gelişen, büyüyen ve kalitesini arttırmayı hedefleyen onlarca kurumumuzun da büyük bir isteğidir. Bu kapsamda yapacağımız eğitimler ile kaplama teknolojileri, boya-yüzey işlem denklemi, yapılan bazı özel testler, test sonrası dikkat edilmesi gereken hususlar, test sonu değerlendirmeler gibi onlarca yararlı konuyu eğitim haline getirdiğimizde, bu sektörlere ve sektörde çalışanlara son derece faydalı bilgiler vererek onları bilinçlendirecektir.

Dolayısıyla bu kişilerin kurumlarına katkılarını arttırmalarında destek olarak, bir sosyal sorumluluk görevimizi de yerine getirmek istiyoruz. Sahip olduğum bilgi ve tecrübelerin sadece bende kalmasının ülkemize bir yararı olmaz, ancak paylaştığınızda bir değer ihtiva eder diye düşünüyorum.

Bunun yanı sıra yüzey işlem-boya tesislerini geliştirmek isteyen, korozyon riskini azaltarak, ürünlerinin yaşam ömrünü arttırmanın yollarını arayan onlarca üreticimize, eğer dilerlerse tesislerinde yapacağımız denetimler sonrası hazırlayacağımız aksiyon planları ile daha kaliteli, daha uzun ömürlü ürünler üretmenin yollarını göstermeyi de hedeflemekteyiz.

Yurt içi ve yurt dışı satış faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz? Yurt içinde ve yurt dışında hangi bölgelere ne tür ürün satışları gerçekleştiriyorsunuz?

İsviçre merkezli Qualicoat kalite ve belgelendirme kuruluşunun ükemizdeki tek onaylı laboratuvarı durumundayız. Ülkemiz haricinde Çek Cumhuriyeti, Rusya ve tüm Türki Cumhuriyetlerindeki ilgili üreticilere test hizmetleri vermekteyiz. Avrupa ülkelerinden zaman zaman gelen test isteklerine de cevap veriyoruz. 2021-2022 yılları arasında Orta Doğu ülkelerine açılım planımız bulunmaktadır, uygun ortam ve zamanı bulduğumuzda bu bölgede de etkinliğimizi ve çalışmalarımızı arttırmak düşüncesindeyiz. Son zamanlarda Çin’den gelen ortak laboratuvar yürütme proje isteklerini de değerlendirmeye aldık, yapabileceklerimiz hususunda görüşmelerimiz devam ediyor.

Teknoloji, inovasyon ve Ar-Ge alanlarında Metaltek firması olarak ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Üniversite-sanayi iş birliği kapsamında geliştirdiğiniz projeleriniz var mı, varsa nelerdir?

Bahsettiğim üzere ilk kuruluş yıllarımda Ar-Ge alanında yıllarca süren, onlarca çalışmam oldu. Bu vesile ile 7-8 nitelikli bakım kimyasalını üretmeyi, geliştirmeyi ve ülkemizdeki askeri bakım firmalarına, ithal ürünlerin önünü keserek, yerli ürünlerimizi tedarik etmeyi başardık ve hala bu özel ürünlerimizin satışını yapmaya devam etmeyiz. Üniversite-sanayi iş birliğimiz henüz olmadı, gerçekten çok istediğim bir durum, umarım ilerde gerçek anlamda değerli bir projede bir üniversitemiz ile iş birliğimiz oluşur diye temenni ediyorum.

Metaltek’in çevre politikası ve sürdürülebilirlik yaklaşımı hakkında bilgi verir misiniz? İşçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarınız hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Metaltek olarak elbette özellikle kimya kökenli tüm çalışanlarımız ile çevre açısından belli bir bilince sahip olduğumuzu düşünüyorum. Bu bireysel farkındalık aslında bir bütünü de oluşturuyor. Bu dünya bize bir miras, biz de gelecek nesillere bu mirası en az hasarlı şekilde devretmek bilinci ile olaya tüm çalışanlarımız ile birlikte ortak bir yaklaşım gösteriyoruz.

İşçi sağlığı ve güvenliği hususunda hizmet aldığımız kurumdan dönem dönem eğitimler talep ederek çalışanlarımızın işlerinde daha dikkatli olmaları, kendilerine çalışırken gereken koruma tedbirlerini almak suretiyle bilgilenmeleri, benim de üzerinde çok durduğum bir husustur. Ayrıca laboratuvarımızda ilk yardım eğitim sertifikasına sahip bir personelimizin verdiği pratik eğitimleri de dönem dönem yaptırarak, oluşabilecek kazalara nasıl müdahele yapılabileceği hususunda bende dahil olmak üzere çok faydalı bilgiler ediniyoruz.

Metaltek yatırım planları oluşturulurken hangi kriterlere öncelik veriliyor? Önümüzdeki dönemler için Metaltek’nin yatırım planları var mı, varsa nelerdir?

Artık uzun yıllara dayalı bir yatırım planın parçası olmak çok mantıklı değil diye düşünüyorum. Çünkü dünyada çok kısa zaman dilimlerinde isteklerin, beğenilerin, beklentilerin değiştiğini hepimiz yaşayarak tecrübe ediyoruz. O nedenle daha kısa süre içerisinde yürütülecek ve uygulamaya geçecek her yatırım imkanını araştırıyor, dikkate alıyor ve inceliyoruz.

Gerçekten zaman ve fayda denklemi benim için çok önemli, bu kapsamda yurt dışı projeleri başta olmak üzere her türlü yatırım planı masamızda. Ayrıca laboratuvarcılık alanında sahip olduğumuz üstün tecrübe ve bilgi birikimimizin artık bizi uzman bir danışmanlık kurumu haline getirmesi de büyük bir artı oldu. Bu tecrübenin kimi zaman yeni yatırımlara sadece danışman firma olarak dahi bize katılım imkanı vermesi, bilgi transferi yapacak düzeye gelmemiz,

Metaltek’i başka bir konuma da taşıdı. Ebette bu sadece parasal yatırımlarla değil, bilgi teknolojisi transferi açısından da bize üstün bir koz ve imkan vermektedir. Teknoloji transfer eden bir ülke yerine bizim de kimi kurumlarımızın bu döngüyü terse çevirmesini takdir edilmesi gereken bir olay olarak değerlendiriyorum. Daha önce de belirttiğim üzere Orta Doğu bizim için yatırım ve işbirliği yapmaya değer bir pozisyonda gözüküyor, gereken girişimleri yapıyoruz.

Çinli yatırımcılar ile yaptığımız görüşmelerde ise daha çok teknoloji transferi konusunda yoğunlaştık, ilerleyen zamanlarda çıkacak fırsatları dikkatle izleyerek, bir Türk firması olarak atak davranacağımızdan, halen Avrupa’da, Rusya’da bilinirliği ve tanınırlığı olan METALTEK markamızı tüm Dünya coğrafyalarına taşıma hedefimizden asla vazgeçmeyeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın…

Metaltek için 2020 yılı ve Covid-19 pandemi süreci nasıl geçti, değerlendirebilir misiniz? 2021 yılı için öngörü ve beklentileriniz nelerdir?

2020 yılı hiçbirimizin aklına gelmeyecek, dünyada 100 yılda bir olabilecek bir olasılığı yaşadığımız bir yıl olarak tarihe geçti. Hiç kimsenin böyle bir salgın felaketini düşünüp hazır olamayacağını biliyoruz. Elbette biz de Metaltek olarak hazır değildik ve tam fabrikamızı kurma yani yatırım aşamasında bu depreme yakalandık, gerçekten çok endişelendiğimi belirtmeliyim. Birden bire işinizi ve gelirinizi kaybetme riski ile karşı karşıya kalıyorsunuz.

Taahüütleriniz oluyor, rutin yürütmeniz gereken bir kurumunuz mevcut, rutin masraflarınız var ve sizin elinizden gelebilecek hiçbir şey yok. Bu aslında tüm dünyaya hükmeden insanoğlunun doğal felaketler karşısında nasıl elinin kolunun bağlandığını gösteren acı bir tecrübe daha oldu. Şükürler olsun ki, elbette biz de bir daralma yaşayarak, ama en azından kurumumuzu açık tutma şansı bularak, çalışanlarımızın da yüksek özverisi ile bu sancılı süreci atlatmayı başardığımızı söylemeliyim.

Bu elbette çok yaygın sektörlerle yıllara dayalı kurduğumuz sağlam bağlantılar sayesinde oldu. Bu vesile ile bu salgında yakınlarını kaybeden tüm dostlarımıza başsağlığı ve sabır, hayatını kaybedenlere ise rahmet dilemek isterim.

Bazen hayat kendi döngüsünde, işe sizi hiç katmadan yürür ve bizde sadece olanları seyredebiliriz. 2021 yılıda kesinlikle sancılı başladı, ancak aşılar tamamlandıktan sonrası hayatın yavaş yavaş normale döneceğini, bunun da yılın ikinci yarısından sonra olacağını anlıyoruz. Sonrasında tüm ülke olarak hızlı bir çıkışa geçmemiz gerekiyor, çünkü şartlar dolayısıyla işini kaybeden, işyerini açamayan yani kazancı bitmiş binlerce insanımız mevcut.

Onlar için de ilk dileğim bir an önce şartların normalleşmesi, artık sıkılan, yorulan, bunalan ve çıkışı kalmadığını düşünen insanlarımızın iş hayatında, gerek çalışan gerekse de işveren olarak yerlerini almalarıdır. Ben 2021 yılının ikinci yarısına özel sektör ve insanlarımız açısından ümitle bakıyorum, en büyük dileğim de birbirimizin yaralarını sarmak amacıyla, açılan her işyerimize ilgi göstererek, elimizden geldiğince destek olmamız.

Umarım sizleri sıkmadan okuyabileceğiniz bir söyleşiye imza atmışımdır. Aslında bu yazı, 14 yıldan beri durmaksızın çalışan ve durup düşünmeye dahi fırsat bulamayan benim için iyi bir fırsat oldu. Yıllardır yaşadığım, ancak ifade edemediğim, paylaşamadığım ve kendi iç dünyamda taşıdığım onlarca şeyi, 23 Nisan gibi çok özel bir günde sizlerle paylaşma imkanı verdi.

Özgürce ve içimden geldiği gibi aktarabildiğim ve kelimelere dökebildiğim bir söyleşi oldu. Son olarak şunu söylemek isterim; ümidimizi hiç kaybetmeyelim, her olumsuzluğun aslında içinde bir olumluyu barındırdığını ve karşımıza yeni şansların da çıkacağını unutmayalım, bu ülkenin çok güzel insanları olduğunu, üreten, yaratan beyinlere sahip olduğumuzu bilelim ve kendimize güvenelim. Bu vesile ile bana bu söyleşi imkanını veren Industrial Paint & Surface dergisinin sevgili tüm yöneticilerine ve çalışanlarına şükranlarımı ve teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Hepinize esenlikler, sağlıklar ve başarılar dilerim.