Tarih ile Doğanın Buluşma Noktası: Bosna-Hersek

20 Temmuz 2016

İş stresini biraz olsun üstünüzden atmak, doğaya olan hasretinizi gidermek ve tarihin sisli duvarlarını biraz olsun aralayabilmek için şehir hayatından birkaç günlük de olsa ufak bir kaçışla erişebileceğiniz muhteşem bir ülke, Bosna Hersek.

Saraybosna

Yeşilin her tonuna ev sahipliği yapan, muhteşem manzarası, bereketli toprakları, sıcakkanlı insanları, enfes yemekleri ile gönüllere taht kuran, tarihinde çokça acılara sahne olan Saraybosna, Balkanların en güzel şehirlerinden biri.

saraybosnaBosna Hersek’in başkenti olan Saraybosna, yaklaşık yarım milyon nüfusuyla ülkenin en büyük şehri. Şehrin her yerinde, ev sahipliği yaptığı pek çok medeniyete dair izler görmek mümkün.

Şehir neolitik çağdan itibaren Romalılar, Slavlar ve Osmanlı İmparatorluğu’na ev sahipliği yapmış.

Öğrenim hayatımız boyunca tarih derslerimizin belki de en ilginç olaylarından biri ve I. Dünya Savaşı’nın başlama nedeni olarak gösterilen Avusturya-Macaristan Arşidükü Franz Ferdinand ve karısı Sophia’nın bir suikaste kurban gittiği Latin Köprüsü, şehrin simgelerinden yalnızca biri.

Şehrin ortasından geçen Bosna Nehri üzerinde pek çok tarihi köprü bulunuyor ve ziyaretçilerin seyrine doyamadığı bir manzara oluşturuyor.

İslamiyet, Hıristiyanlık veya Musevi inancını benimseyen halkın yaratmış olduğu mimari, şehrin ilgi çekici özelliklerinden bir diğeri.

Kilise çanları ile ezan seslerinin birbirine karışan ahengi üstünüzde mistik bir hava yaratmaya yetiyor.

Halk, geçmişin acılarını üstünden atmak istercesine dostluk ve kardeşlik bağıyla birbirine tutunmuş bir şekilde hayatını sürdürmeye devam ediyor.

Şehrin sokaklarında, binalarında 1992-1995 yılları arasında Sırp güçlerinin saldırıp kuşattığı sıradaki bomba, mermi ve şarapnel izlerine halen rastlamak mümkün.

Arnavut kaldırımlı dar ama düzenli sokakları, camileri ve Kapalı Çarşı’yı anımsatan dükkânlarıyla Osmanlı mimarisinin örneklerini görüp kendinizi yabancı hissetmemenizi sağlayan Başçarşı ve çevresi için “şehrin kalbi” denilebilir.

Başçarşı, her daim kalabalık. Bu kalabalıktan sıyrılıp da bir soluklanmak isterseniz çarşıda Bosna’nın kendine özgü kahvesini içerek soluklanabilir ve belki de grubunuzla da şehir sakinlerinin ortak buluşma noktası vazifesini gören 15. yüzyılda Osmanlı tarafından kurulan Başçarşı’da yer alan Sebil’in etrafında buluşmak üzere sözleşebilirsiniz.

Saraybosna’nın kozmopolit sosyal ve kültürel yapısı, mimarisinden mutfağına dek her yerde görülebiliyor. Ancak Saraybosna’ya gelip de yerel lezzetleri tatmadan olmaz elbet.

Bosna Hersek’e gelip de adıyla, porsiyonlarının büyüklüğüyle adeta nam salmış olan Balkan mutfağının eşsiz lezzetlerine kolayca ulaşabileceğiniz Başçarşı’da Boşnak Böreği’nden, Boşnak Kahvesi’ne, Ćevapi (ćevapčići)’den ev yapımı şaraplarına dek ulusal lezzetleri mutlaka tadılmalı.

Şehirde Ulaşım:

Ufak bir havalimanına sahip olan şehrin havalimanı ile şehir merkezi olan Başçarşı arasındaki mesafe yaklaşık 6 km. Havaalanında taksiler sizi bekliyor. Dilerseniz, kısa bir mesafe yürüyerek tramvay hattını da kullanabilirsiniz.

Tramvay hattı şehrin tamamını kuşatıyor, ayrıca çok sık seferlerle ve büfelerden temin edebileceğiniz biletlerle sizi her yere götürebiliyor. Şehir içinde tramvay seferlerine ek olarak pek çok otobüs seçeneğinin bulunduğunu da eklemek gerek.

Saraybosna, birkaç günde gezilebilecek ufak bir şehir. Ancak Bosna Hersek’e gelip de Mostar Köprüsü’nü, Blagaj Tekkesi’ni görmeden dönmemenizi tavsiye ederim.

Saraybosna’ya gelmişken Balkanların eşsiz büyüsüne kapılmamak mümkün değil. Bu rüyayı sürdürmek isteyenler için; Doğu ve Batı Garajlarından sizi yakın şehirlere götürecek çeşitli otobüs firmalarını bulmak da mümkün.

Mostar

Bosna Hersek’in bir başka güzel şehri olan Mostar, Saraybosna’nın yaklaşık 125 km. uzağında 2,5 saatlik mesafede yer alan şirin ve sakin bir yer.

Bosna’daki savaşın sembollerinden biri haline gelen ünlü Mostar Köprüsü, bugün şehrin ikonik simgelerinden biri olmasının yanı sıra yılın her mevsiminde tarihi değeri ve muhteşem manzarasıyla turistlerin akınına uğrayan bir bölge.

Bosna-Hersek iç savaşında Sırp ve Hırvatların saldırıları sonucu yıkılan Mostar Köprüsü 1566 yılında Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından inşa edilmiş ve 500 yıl mevcudiyetini devam ettirmiş.

Savaş sonrasında da Unesco ve Dünya Bankası’nın desteğiyle eski haline uygun şekilde yenilenip 2004 yılında tekrar kullanıma açılmış. Mostar’da pek çok köprü yer alıyor.

Pek çok evin altından Neretva nehri tüm coşkusuyla çağlarken insanın kendini yemyeşil sulara bırakası geliyor.

Ayrıca günümüzde de 24 m. yüksekliğindeki Mostar Köprüsü, kimi sporcular tarafından ve bazı genç erkeklerin sevdikleri kıza cesaretlerini ispat etme amacıyla atlama platformu olarak da kullanılıyor.

Blagaj

Mostar’ın da içinden geçen Bosna’nın en büyük nehirlerinden biri olan Neretva Nehri’nin kollarından biri olan Buna Nehri’nin doğduğu yerde yer alan Blagaj, Mostara 10 km uzaklıkta bulunuyor.

Blagaj küçük bir köy ve burada yer alan Blagaj Tekkesi, Osmanlı erken döneminin önemli bir kültürel anıtı değerini taşıyor.

Tekke, 1446’da Osmanlı’nın gelişiyle kurulmuş ve bölgenin müslümanlaşmasında  etkin bir rol oynamış.

Osmanlı mimarisi ve Akdeniz tarzının etkileri görülen tekke, ilk kurulduğunda Bektaşi tekkesi iken günümüzde Nakşibendi tekkesi olarak kullanılıyor ve tarihi bir kahraman olarak bilinen Sarı Saltuk’un türbesini de içerisinde barındırıyor.

Yemyeşil Buna Nehri’nin debisi yüksek, çağıldayan sularının hemen yanı başında bu nehirde bulunan balıkların tadına bakıp, üstüne bir de lokum eşliğinde ikram edilen kahvelerini yudumlayarak manzaranın verdiği huzuru doyasıya yaşayabileceğiniz restoranlar da bulunuyor.

Dilinizde bir Balkan ezgisi ile gözleriniz hâlâ dağlarından nehirlerine sizi saran yeşilin bin bir tonunu ararken birkaç güne sığdırdığınız bir sürü hatıranızla kendinizi dönüş zamanının geldiğine inanmazken buluyorsunuz.

Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler:

Arnavut kaldırımlı sokakları, camileri, yerel lezzetleri tadabileceğiniz restoranları ile Saraybosnanın merkezi olan Baščaršija; I. Dünya Savaşının başlamasına neden olan Arşidük

Franz Ferdinandın suikaste uğradığı Latin Köprüsü; İsanın Kalbi Katolik Katedrali, Sonsuz Ateş, Eski Ortodoks Kilisesi, Bosna nehrinin çıkış yeri ve aynı zamanda bir piknik alanı olan Vrelo

Bosne, Vijećnica (Belediye); Gazi Hüsrev Bey Camii; Saraybosnada kalan son Osmanlı Hanı olan

Morića Han; Sebilj (Sebil); 1992-1995 arasındaki kuşatmada yaşananlar hakkında fikir edinebileceğiniz Bosna Tarih Müzesi; Milli Müze; Saraybosna kuşatması esnasında inşaa edilen ve şehri serbest bölgeye bağlayan ve binlerce insanın yaşama

tutunmasını sağlayan tünel; Bosna-Hersek ilk Devlet Başkanı müzesi olan Aliya Izetbegović Müzesi, Saraybosnanın halen faaliyette olan bira fabrikası Sarayevska Pivara (müze ve pub içiçe) ve bunlara ek olarak birkaç saatlik mesafede yer alan diğer yerleşim yerlerinden Mostar, Blagaj.

 

CANSU TUNA

KaydetKaydet