02 Eki 2026
Reklam
Werbefläche200 × 44
Turkchem — Kimya Sanayii Haber Portalı
ReklamthinkvoiceASİL KimyaARTKİM MICEChemLeg-Header Bannerunivar-header
Eilmeldung
ReklamthinkvoiceASİL KimyaARTKİM MICEChemLeg-Header Bannerunivar-header
Haber

50 Yıllık Yolculuk: Kayalar Kimya İstikrarlı Büyümesini Sürdürüyor

Turkchem 02 Eki 2026 69 11 dk okuma
50 Yıllık Yolculuk: Kayalar Kimya İstikrarlı Büyümesini Sürdürüyor

2026 yılında 50. kuruluş yılını kutlayan Kayalar Kimya, 142 bin tonluk üretim kapasitesi ve AR-GE merkezinden aldığı güçle kullanıcılarına dünya standartlarında boya ve vernik ürünleri sunuyor. Gerçekleştirdiğimiz röportajda Kayalar Kimya Yönetim Kurulu Üyesi Tolga Kayalar; şirketin kuruluş sürecini, uluslararası pazarlardaki faaliyetlerini ve boya sektörünün geçirdiği dönüşümü okuyucularımız için değerlendirdi.

Bize kısaca kendinizden ve profesyonel özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?
Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından University of California San Diego’da Kimya eğitimi aldım. Üniversite sonrasında Kayalar Kimya’da profesyonel hayatıma başladım. Bugün Yönetim Kurulu Üyesi olarak ihracattan AR-GE’ye, pazarlama ve ürün yönetiminden e-ticaret ve teknolojiye kadar şirketimizin geleceğini şekillendiren farklı alanlarda sorumluluk üstleniyorum.

Kariyerimde özellikle iki alan benim için belirleyici oldu: uluslararası büyüme ve teknoloji. Kayalar Kimya’nın bugün yaklaşık 55 ülkeye ulaşan ihracat yapılanmasının gelişiminde aktif rol aldım. Aynı zamanda Güney Kore’nin önde gelen boya üreticilerinden Noroo ile gerçekleştirdiğimiz stratejik ortaklık sürecini yönettim ve bugün Kayalar-Noroo’nun Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürüyorum. Farklı iş kültürleriyle çalışmak bana global rekabette yalnızca iyi üretmenin yeterli olmadığını; teknoloji, hız, inovasyon ve doğru iş birliklerinin de en az üretim gücü kadar önemli olduğunu gösterdi.

Teknolojiye ve yeni iş modellerine olan ilgim Kayalar Kimya ile de sınırlı değil.

Türkiye’de ve yurt dışında farklı sektörlerdeki girişimleri takip ediyor ve yatırımlar gerçekleştiriyorum. BOSAD Yönetim Kurulu çatısı altında sektörümüzün ve iş dünyasının dönüşümünü farklı perspektiflerden değerlendirme fırsatı buluyorum. Bütün bunların, kendi işimize ve geleceğe bakışımı sürekli beslediğini düşünüyorum.

Bugün benim için asıl mesele, 50 yıllık güçlü bir sanayi mirasını bir sonraki 50 yıla nasıl taşıyacağımız. Kayalar Kimya’nın üretim tecrübesini AR-GE, dijitalleşme ve yeni nesil teknolojilerle buluşturarak yalnızca Türkiye’den dünyaya ürün satan değil; bilgiyi ve teknolojiyi Türkiye’de geliştiren, global ölçekte rekabet eden ve kendi alanında standartları belirleyen bir Türk sanayi şirketi olmak istiyoruz.

Ben de profesyonel yolculuğumu büyük ölçüde bu hedefin bir parçası olarak görüyorum.


Kayalar Kimya, 2026 yılında 50. kuruluş yılını kutluyor. Kayalar Kimya’nın 1976’dan bugüne uzanan gelişim hikâyesine baktığınızda, şirketi bugün bulunduğu noktaya taşıyan en önemli dönüm noktaları neler oldu?

1976 yılında kurucumuz Yılmaz Kayalar’ın attığı temellerin bugün 50 yıllık bir sanayi şirketine dönüşmesi bizim için büyük bir gurur. Ancak bu yolculuğa baktığımda beni en çok etkileyen şey şirketimizin büyüklüğünden çok, her dönemde kendisini yeniden tanımlayabilme cesareti oluyor.

Kayalar Kimya’nın tarihinde birkaç önemli kırılma noktası olduğunu düşünüyorum. Bunlardan ilki, üretim altyapımızı ölçeklendirmemizdi. 2005 yılında Tuzla fabrikamızda üretime geçmemiz, bizi daha büyük hedeflere taşıyan önemli yatırımlardan biri oldu. Ardından uluslararası iş birlikleri şirketimizin gelişiminde yeni bir dönem başlattı. Meffert ile Düfa markasında başlayan iş birliğimiz ve daha sonra Güney Koreli Noroo ile gerçekleştirdiğimiz stratejik ortaklık, Kayalar Kimya’nın yalnızca kendi pazarını takip eden değil, dünyadaki teknolojiyi, iş yapış biçimlerini ve farklı pazarları yakından izleyen bir şirkete dönüşmesinde önemli rol oynadı.

Bence asıl önemli dönüm noktalarımızdan biri ise üretim şirketinden teknoloji geliştiren bir şirkete dönüşme kararımızdı. 2011 yılında Türkiye’de mobilya boyaları sektörünün ilk AR-GE Merkezi unvanını almamız bunun en somut göstergelerinden biri. Ardından yine sektörümüzde ilk Teknik Destek, Uygulama ve Simülasyon Merkezi’ni hayata geçirdik. Çünkü çok erken dönemde şunu gördük: Boya sektöründe uzun vadeli rekabet avantajı yalnızca fabrikanızın büyüklüğünden değil; sahip olduğunuz formülasyon bilgisinden, uygulama tecrübesinden ve müşteriniz için ne kadar hızlı çözüm geliştirebildiğinizden geliyor.

Bir diğer önemli kırılma noktamız dünyaya açılma kararımızdı. Genç markamızın 2016 yılında Turquality programına kendi alanında kabul edilen ilk marka olması, bizim için yalnızca bir destek programına dahil olmak değildi; Kayalar Kimya’nın global marka olma iddiasının önemli bir göstergesiydi. Bugün 55 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor, toplam satışlarımızın yarısından fazlasını uluslararası pazarlardan elde ediyor ve Avrupa’nın en büyük beş mobilya boya ve vernik üreticisi arasında yer alıyoruz. Bu noktaya gelmemizde ihracatı yalnızca ürün satmak olarak değil, uzun vadeli bir globalleşme stratejisi olarak görmemizin önemli payı olduğunu düşünüyorum.

Son yıllarda ise büyümemizi yeni alanlara taşıyoruz. Gebze’de gerçekleştirdiğimiz yatırımla endüstriyel tutkal ve bağlayıcı üretimine başladık; sürdürülebilirlik, enerji dönüşümü, dijitalleşme ve otomasyon yatırımlarımızı hızlandırdık. Yani 50 yıl önce boya üreterek başlayan yolculuk bugün farklı teknolojileri ve pazarları kapsayan çok daha geniş bir sanayi ekosistemine dönüşüyor.

Ama bütün bu yatırımların ve kilometre taşlarının arkasında değişmeyen bir unsur var: insan. Kayalar Kimya’nın 50 yıllık başarısını yalnızca fabrikalarla, üretim kapasitesiyle veya ihracat rakamlarıyla açıklamanın eksik olacağını düşünüyorum. Bu şirketi asıl büyüten; kuşaklar boyunca aktarılan girişimcilik kültürü, çalışanlarımızın bilgi birikimi, müşterilerimizle oluşturduğumuz güven ve sürekli daha iyisini yapma isteğimiz oldu.

Bugün 50. yılımıza baktığımda geçmişimizi bir sonuçtan çok, gelecek için sahip olduğumuz güçlü bir başlangıç noktası olarak görüyorum.

İlk 50 yılda Türkiye’den dünyaya ürün satan güçlü bir sanayi şirketi yarattık. İkinci 50 yıldaki hedefimiz ise Türkiye’de geliştirdiğimiz teknolojiyle dünyada rekabet eden, kendi alanında standartları takip etmek yerine standartların oluşmasına katkı sağlayan global bir teknoloji ve malzeme şirketine dönüşmek.

Bizim için 50. yılın gerçek anlamı da tam olarak bu: Geçmişimizden aldığımız gücü, geleceği inşa etmek için kullanmak.


Türkiye’den global pazarlara açılan bir boya üreticisi olarak, Türk boya ve kaplama sektörünün uluslararası rekabet gücünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye boya sanayisinin bugün uluslararası ölçekte önemli bir noktaya ulaştığını düşünüyorum. Avrupa’nın beşinci büyük boya üreticisi olmamız tesadüf değil; arkasında güçlü bir üretim kültürü, yetişmiş insan kaynağı, teknik bilgi birikimi ve yıllar içerisinde oluşmuş ciddi bir sanayi altyapısı var. Dolayısıyla artık Türkiye’nin bu sektörde yalnızca bölgesel bir üretim merkezi değil, teknoloji ve ürün geliştirme gücüyle de global ölçekte söz sahibi olabilecek bir ülke olduğunu konuşmamız gerekiyor.

Ancak dünyanın rekabet modeli çok hızlı değişiyor. Geçmişte üretim kapasitesi, ölçek ve maliyet avantajı şirketleri öne çıkarabiliyordu. Bugün ise bunlar rekabet edebilmek için gerekli ama tek başına yeterli değil. AR-GE kabiliyeti, sürdürülebilirlik, dijitalleşme, tedarik güvenliği, hız ve müşteriye özel teknoloji geliştirebilme yeteneği artık rekabetin yeni parametreleri.

Çin bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Uzun yıllar Çin’i düşük maliyetli üretim gücüyle değerlendirdik. Bugün ise teknolojiye, AR-GE’ye, ileri malzemelere ve ölçek ekonomisine çok ciddi yatırım yapan bir Çin var. Dolayısıyla Çin gibi üretim devleriyle yalnızca maliyet üzerinden rekabet etmeye çalışmanın Türk sanayisi açısından doğru ve sürdürülebilir bir strateji olmadığını düşünüyorum.

Bizim başka bir oyun oynamamız gerekiyor.

Türkiye'nin çok önemli avantajları var. Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya'nın kesişim noktasındayız. Avrupa'ya yakınlığımız yalnızca lojistik avantaj sağlamıyor; müşteriye daha hızlı cevap verebilmemizi, daha esnek üretim yapabilmemizi ve teknik desteği çok daha yakın sunabilmemizi sağlıyor. Bunun üzerine güçlü mühendislik ve AR-GE kabiliyetimizi koyduğumuzda Türkiye açısından oldukça değerli bir rekabet modeli ortaya çıkıyor.

Kayalar Kimya'nın uluslararası pazarlardaki tecrübesi de bize bunu gösteriyor. Farklı coğrafyalarda artık yalnızca ürün ve fiyat konuşmuyoruz. Müşteriler bizden kendi üretim proseslerine uygun çözümler, teknik destek, sürdürülebilir ürünler, daha yüksek performans ve daha hızlı inovasyon bekliyor. Global pazarda asıl değer, bir teneke boyayı ne kadara sattığınızdan çok, müşterinizin üretim sürecine ne kadar değer kattığınızla ölçülüyor.

Bu nedenle Türkiye'nin önündeki asıl fırsatın “Made in Türkiye”den “Developed in Türkiye”ye geçmek olduğuna inanıyorum.

Türkiye'de üretmeye elbette devam edeceğiz; ancak bundan sonraki hedefimiz teknolojisi Türkiye'de geliştirilen, formülasyonu burada oluşturulan, fikri mülkiyeti burada doğan ve dünyanın farklı ülkelerinde tercih edilen ürünlerin sayısını artırmak olmalı. Çünkü kilogram başına ihracat değerimizi ve sanayimizin yarattığı katma değeri kalıcı biçimde yükseltecek olan da bu dönüşüm.

Önümüzdeki dönemde özellikle sürdürülebilir hammaddeler, su bazlı sistemler, fonksiyonel yüzeyler, yüksek performanslı kaplamalar ve yeni nesil malzeme teknolojilerinde önemli fırsatlar görüyorum. Dijitalleşme ve yapay zekâ da ürün geliştirmeden üretime kadar sektörümüzün rekabet gücünü yeniden tanımlayacak. Nitekim sektörün bugün inovasyon, sürdürülebilirlik, fonksiyonellik, dijitalleşme ve yapay zekâyı geleceğin temel başlıkları olarak ele aldığını görüyoruz.

Ben Türk boya sektörünün önündeki asıl sorunun “Dünyayla rekabet edebilir miyiz?” değil, “Dünyada hangi alanlarda liderlik edebiliriz?” olması gerektiğini düşünüyorum.

Kayalar Kimya olarak bizim yaklaşımımız da bu. 50 yıllık üretim tecrübemizi AR-GE, teknoloji ve uluslararası pazar bilgimizle birleştirerek yalnızca global rekabete katılan değil, belirli alanlarda rekabetin standartlarını belirleyen şirketlerden biri olmayı hedefliyoruz.

Türkiye'nin boya ve kimya sanayisindeki gerçek sıçramasının da daha fazla üretmekten değil, daha fazla teknoloji, fikri değer ve katma değer üretmekten geleceğine inanıyorum.

Kayalar Kimya’nın üretim tesislerinde hayata geçirdiği otomasyon ve dijital dönüşüm uygulamaları, üretim süreçlerinin verimliliğini ve kalite kontrolünü nasıl geliştiriyor? Bu dönüşüm, müşteri ihtiyaçlarına daha hızlı ve esnek yanıt verme konusunda şirkete ne gibi avantajlar sağlıyor?

Dijital dönüşüm bizim için yeni bir gündem değil. Kayalar Kimya olarak otomasyon ve dijital teknolojilere, bugün Endüstri 4.0 ya da yapay zekâ bu kadar yoğun konuşulmadan çok önce yatırım yapmaya başladık. Çünkü üretimde sürdürülebilir rekabetin yalnızca kapasite artırarak değil; verimlilik, standardizasyon, veri ve teknolojiyle sağlanabileceğine inanıyoruz.

Bugün üretim tesislerimiz ileri otomasyon sistemleri, robotik üretim hatları ve dijital izleme altyapılarıyla çalışıyor. Ancak bizim için asıl değer makinelerin ne kadar gelişmiş olduğundan çok, üretimin ne kadar ölçülebilir, izlenebilir ve yönetilebilir hale geldiği.

Boya ve kaplama sektöründe kalite, birçok değişkenin aynı anda doğru yönetilmesini gerektiriyor. Hammaddeden reçeteye, üretim parametrelerinden uygulama koşullarına kadar bütün sürecin kontrol altında olması gerekiyor. Otomasyon burada bize çok önemli bir avantaj sağlıyor; insan kaynaklı değişkenlikleri azaltıyor, proses standardizasyonunu güçlendiriyor ve aynı kaliteyi sürdürülebilir şekilde tekrar edebilmemizi sağlıyor.

Dijitalleşmenin ikinci önemli boyutu ise veri. Biz veriyi artık geçmişi raporlayan bir araç olarak değil, gelecekte ne yapacağımızı belirleyen stratejik bir kaynak olarak görüyoruz. ERP altyapımızdan üretim ve kalite sistemlerimize kadar süreçlerimizi birbirine bağlayarak hammaddenin girişinden üretime, stoktan sevkiyata kadar çok daha görünür bir yapı oluşturuyoruz. Bu sayede sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale eden değil, mümkün olduğunca sorunu önceden görebilen bir üretim modeline doğru ilerliyoruz.

Bu dönüşümün müşteriye yansıyan tarafı ise bence çok daha önemli: hız ve esneklik.

Bugün endüstriyel müşteriler yalnızca bir boya ya da vernik satın almıyor. Kendi üretim hattının hızına, ekipmanına, uygulama yöntemine ve beklediği yüzey performansına uygun bir çözüm istiyor. Bizim 2007 yılında Türkiye'de mobilya boya ve vernikleri alanında bir ilk olarak kurduğumuz Teknik Destek, Uygulama ve Simülasyon Merkezi de aslında bu yaklaşımın erken bir örneğiydi. Müşterimizin prosesini pilot ölçekte simüle edebiliyor, farklı ürün ve uygulama parametrelerini test ederek doğru sisteme daha hızlı ulaşabiliyoruz.

Dolayısıyla teknoloji bizim için fabrikanın içinde başlayıp biten bir yatırım değil; müşterinin üretim hattına kadar uzanan bir rekabet avantajı.

Şimdi bu dönüşümün bir sonraki aşamasına geçiyoruz: yapay zekâ. Kayalar Kimya'da başlattığımız AI Dönüşüm Programı kapsamında üretimden AR-GE'ye, satıştan bilgi teknolojilerine farklı fonksiyonları sürecin içerisine alıyoruz. Amacımız yapay zekâyı münferit uygulamalarla sınırlamak değil; veri odaklı karar alma kültürünün ve iş yapış biçimimizin bir parçası haline getirmek.

Önümüzdeki dönemde yapay zekânın özellikle formülasyon geliştirme, üretim optimizasyonu, kalite yönetimi, kestirimci bakım, talep tahmini ve tedarik zinciri gibi alanlarda çok önemli fırsatlar yaratacağını düşünüyorum. Bizim açımızdan asıl mesele yapay zekâyı kullanmış olmak değil; 50 yıllık üretim ve formülasyon bilgimizi teknolojiyle nasıl daha değerli hale getirebileceğimiz.

Çünkü sanayide geleceğin rekabet avantajının yalnızca fabrikanın büyüklüğünden gelmeyeceğine inanıyorum. Asıl rekabet avantajı; sahip olduğunuz üretim bilgisini veriye dönüştürmek, o veriden öğrenmek ve öğrendiğinizi müşteriniz için daha hızlı değere çevirebilmek olacak.

Kayalar Kimya olarak hedefimiz de tam olarak bu: daha fazla üretmenin ötesinde, daha akıllı, daha öngörülebilir ve müşteriye daha yakın üretmek.


Boya ve kaplama sektöründe küresel ölçekte konsolidasyonlar, yeni yatırımlar ve teknolojik dönüşümler hız kazanıyor. Sizce önümüzdeki 5 yılda sektörün rekabet yapısı nasıl değişecek?
Önümüzdeki beş yılın boya ve kaplama sektörü açısından yalnızca bir büyüme dönemi değil, rekabet kriterlerinin yeniden tanımlandığı bir dönüşüm dönemi olacağını düşünüyorum.

Küresel ölçekte baktığımızda şirketlerin ölçeklerini, teknoloji portföylerini ve coğrafi erişimlerini güçlendirmeye yönelik yatırımlarının devam ettiğini görüyoruz. Bunun yanında tedarik zincirindeki değişimler, sürdürülebilirlik gereklilikleri, dijitalleşme ve yeni malzeme teknolojileri sektörün yatırım önceliklerini yeniden şekillendiriyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde tek bir rekabet modelinden değil, farklı yetkinliklerin aynı anda yönetilmesi gereken çok daha kompleks bir yapıdan söz edeceğiz.

Ben burada özellikle üç alanın belirleyici olacağını düşünüyorum.

Birincisi teknoloji ve AR-GE. Boya ve kaplama sektörü giderek daha fazla bir malzeme teknolojileri sektörüne dönüşüyor. Geleceğin rekabeti yalnızca mevcut bir ürünü daha verimli üretmek üzerinden değil; daha yüksek performans sağlayan, daha sürdürülebilir ve müşterinin prosesine değer katan yeni çözümleri ne kadar hızlı geliştirebildiğiniz üzerinden şekillenecek. Su bazlı sistemler, fonksiyonel yüzeyler, yüksek performanslı kaplamalar ve sürdürülebilir hammadde teknolojilerinin bu dönüşümde daha fazla önem kazanacağını düşünüyorum.

İkincisi hız ve çeviklik. Dünyada tedarik zincirlerinin son birkaç yılda yaşadığı dönüşüm bize önemli bir şey gösterdi: Rekabet avantajı artık yalnızca maliyet veya ölçekle açıklanamıyor. Müşteriye yakın olmak, değişen talebe hızlı cevap verebilmek, tedarik kaynaklarını çeşitlendirebilmek ve gerektiğinde müşteriye özel çözümler geliştirebilmek de en az bunlar kadar önemli. Türkiye açısından burada önemli bir fırsat görüyorum. Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya arasında sahip olduğumuz coğrafi konumu güçlü üretim ve AR-GE kabiliyetimizle birleştirebilirsek, değişen global tedarik yapısından daha fazla değer yaratabiliriz.

Üçüncüsü ise dijitalleşme ve veri. Yapay zekânın da önümüzdeki beş yılda sektörümüzde çok daha görünür hale geleceğini düşünüyorum. Formülasyon geliştirmeden kalite yönetimine, üretim optimizasyonundan talep tahminine kadar birçok alanda şirketlerin sahip oldukları veriyi ne kadar iyi kullanabildikleri önemli bir rekabet avantajına dönüşecek. Burada kritik olan yapay zekâyı kullanmış olmak değil; yıllar içerisinde oluşmuş teknik bilgi ve tecrübeyi teknolojiyle daha hızlı değere dönüştürebilmek.

Sürdürülebilirlik ise bence artık bu üç başlığın yanında ayrı bir alan değil, hepsinin üzerinde yer alan yeni bir iş yapma standardı. Enerji verimliliğinden hammadde seçimine, ürün tasarımından üretim proseslerine kadar bütün değer zincirini etkiliyor. Kayalar Kimya olarak biz de sürdürülebilirliği bir raporlama konusu değil, yatırım kararlarımızı ve büyüme stratejimizi şekillendiren temel yönetim yaklaşımlarından biri olarak ele alıyoruz. Nitekim enerji, su kullanımı, solvent geri kazanımı ve yenilenebilir enerji yatırımlarımızı da bu bütünsel yaklaşımın parçaları olarak görüyoruz.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde sektörün kazananlarını tek bir kriterin belirleyeceğini düşünmüyorum. Ölçek önemli olmaya devam edecek; ancak ölçeği teknolojiyle, AR-GE'yi ticarileştirme hızıyla, üretim gücünü çeviklikle ve büyümeyi sürdürülebilirlikle birleştirebilen şirketler daha güçlü ayrışacak.

Kayalar Kimya açısından da önümüzdeki döneme bu perspektiften bakıyoruz. 50 yıllık üretim ve formülasyon tecrübemizi güçlü AR-GE altyapımız, uluslararası pazar deneyimimiz, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarımızla bir araya getiriyoruz.

İkinci 50 yılımızdaki hedefimiz daha büyük olmanın ötesinde, daha yüksek katma değer üreten bir şirket olmak. Türkiye'de geliştirdiğimiz teknolojileri global pazarlara taşıyan ve uzman olduğumuz alanlarda uluslararası rekabetin güçlü oyuncularından biri olarak büyümeye devam etmek istiyoruz.

Röportaj : Murat Soygür

Galerie

Reklam
Werbefläche728 × 90

Ähnliche Nachrichten

Turkchem Araçları

Oyunlardan ve bulmacalardan öğren

Kimya sanayiini oynayarak tanıyın: her hafta yeni bulmaca, etkileşimli periyodik tablo, sektöre özel oyunlar ve ücretsiz hesaplayıcılar.