05 Eki 2026
Reklam
Ad Space200 × 44
Turkchem — Kimya Sanayii Haber Portalı
ReklamthinkvoiceASİL KimyaARTKİM MICEChemLeg-Header Bannerunivar-header
Breaking
ReklamthinkvoiceASİL KimyaARTKİM MICEChemLeg-Header Bannerunivar-header
Haber

TİSD 75 Yaşında: Türk İlaç Sanayisinin Geleceğine Yön Veriyor

Turkchem 05 Oct 2026 28 4 dk okuma
TİSD 75 Yaşında: Türk İlaç Sanayisinin Geleceğine Yön Veriyor
Türkiye ilaç sektörünün ilk çatı örgütü olan Türkiye İlaç Sanayicileri Derneği (TİSD), kuruluşunun 75. yılını kutluyor. 1951 yılında kurulan TİSD, 75 yıldır yerli ilaç sanayisinin gelişimine katkı sunarken; ortak aklın güçlendirilmesi, sürdürülebilir sağlık politikalarının oluşturulması ve ilaca erişimde sürekliliğin sağlanması için çalışmalarını sürdürüyor.

TİSD Başkanı Hasan Ulusoy, derneğin 75. yılı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, Türkiye ilaç sanayisinin küresel rekabet gücünün artırılması için ileri teknolojiye dayalı katma değerli üretim, biyoteknoloji yetkinliği ve bilimsel bilgi kapasitesinin geliştirilmesinin stratejik önem taşıdığını belirtti.

Türkiye ilaç sektöründe yeni dönem
İnsan ömrünün uzaması, kronik hastalıkların yaygınlaşması ve biyoteknolojideki gelişmeler, ilaç sektörünün sağlık politikalarının yanı sıra ekonomik kalkınma açısından da stratejik önemini artırıyor. Küresel salgınlar ve tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar ise kesintisiz ilaç erişimi için güçlü üretim altyapısı, bilimsel kapasite, ileri teknoloji yatırımları ve sürdürülebilir bir ekosistemin gerekliliğini ortaya koyuyor.

Bugün yaklaşık 1,9 trilyon dolara ulaşan dünya ilaç pazarında 19. sırada bulunan Türkiye'nin, küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşması için ortak bir vizyon geliştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Hasan Ulusoy, TİSD'in öncelikleri arasında sürdürülebilir ilaç politikalarının oluşumuna katkı sunmak ve biyoteknoloji ekosistemini güçlendirmek olduğunu ifade etti.

Türkiye ilaç pazarının yıllık yaklaşık 535 milyar TL ve 2,7 milyar kutu büyüklüğüne ulaştığını belirten Ulusoy, sektörün küresel ölçekte söz sahibi olabilmesi için yüksek teknolojiye dayalı üretimin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.



“Yalnızca üretmek yeterli değil”
Türkiye'nin son 25 yılda sağlık hizmetlerine erişim, üretim altyapısı ve ilaç sanayisinin gelişimi açısından önemli mesafe katettiğini belirten Hasan Ulusoy, uluslararası kalite standartlarında üretim yapan tesisler, yetişmiş insan kaynağı ve köklü sanayi kültürünün Türkiye için önemli bir avantaj oluşturduğunu söyledi.

Ulusoy, Türkiye'nin yaklaşık 12 milyar doların üzerindeki iç pazar büyüklüğüne sahip olduğunu, ilaç ihracatının 2025 yılında yüzde 9,3 artışla 2,51 milyar dolara ulaştığını ve 2015-2025 döneminde yüzde 128,7 büyüdüğünü belirtti. Aynı dönemde ilaç ithalatının 2025 yılı sonunda yaklaşık yüzde 17,4 artışla 7,3 milyar dolara yükselmesinin ise yüksek katma değerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini gösterdiğini ifade etti.

Ulusoy, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye, son 25 yılda sağlık hizmetlerine erişim, üretim altyapısı ve ilaç sanayisinin gelişimi açısından çok önemli bir aşama kaydetti. Bugün uluslararası kalite standartlarında üretim yapan tesislerimiz, yetişmiş insan kaynağımız ve köklü sanayi kültürümüz geleceğin rekabetinde bir adım öne geçmek için güçlü bir başlangıç zemini sunuyor.

Küresel sağlık ekosistemi yeni bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Biyoteknoloji, hücresel tedaviler, yapay zekâ destekli ilaç geliştirme süreçleri ve dijital sağlık uygulamaları sektörün geleceğini yeniden şekillendiriyor. Türkiye bu değişimi doğru okuyabilecek bilgi birikimine ve üretim kültürüne sahip. Ancak bu süreçte öncü kimliğimizi koruyabilmemiz için finansal sürdürülebilirlik de şart.

Halihazırda kutu bazında yalnızca yaklaşık yüzde 1,8'lik yüksek maliyetli ilaç grubu toplam ilaç bütçesinin yaklaşık yüzde 20'sini oluşturuyor ve bu ürünlerin yaklaşık yüzde 98'i ithal ediliyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde üretim kapasitemizi yalnızca miktar olarak değil, yüksek teknoloji ve yüksek katma değer açısından da büyütmemiz gerektiğini açık biçimde gösteriyor.

Kaynaklarımız sınırlı ve bu kaynakları en etkin şekilde kullanmalıyız. Bunun için stratejik planlamalarımızı bugünden oluşturmalı ve tüm paydaşları sürece dahil etmeliyiz. Finansal sürdürülebilirlik, geleceğin tedavi yöntemlerini geliştirme yarışında öne geçebilmenin yanında mevcut ihracat kapasitemizi büyütebilmek açısından da hayati önem taşıyor. Bu nedenle yalnızca üretmek yeterli değil; küresel rekabette uzun soluklu değer üretebilecek bir yapı inşa etmek zorundayız.”

İlaç sanayisinde öngörülebilir politikalar vurgusu
Küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı dönemde Türkiye'nin üretim kabiliyeti ve jeostratejik konumunun önemli avantajlar sunduğunu belirten Ulusoy, ülkenin ilaç sektöründe alternatif bir tedarik merkezi olma potansiyeline sahip olduğunu söyledi.

Türkiye'nin güçlü üretim altyapısı ve sanayi birikimiyle geniş bir coğrafyaya hizmet verebilecek konumda olduğunu ifade eden Ulusoy, bu potansiyelin değerlendirilmesinin ihracatın sürdürülebilir şekilde büyümesine ve Türkiye'nin küresel sağlık ekosistemindeki stratejik konumunun güçlenmesine katkı sağlayacağını kaydetti.

Ulusoy, ilaç sektörünün yüksek Ar-Ge yatırımları ve uzun yıllara yayılan geliştirme süreçleri nedeniyle öngörülebilir, istikrarlı ve bütüncül politikalara ihtiyaç duyduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Sektörün üretim kapasitesinin sürdürülebilir biçimde geliştirilmesi, ileri teknolojilere yatırım yapabilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırabilmesi için öngörülebilir, istikrarlı ve bütüncül politikalara ihtiyaç var.

İlaç sanayisi doğası gereği geliştirme süreçleri yıllara yayılan, yüksek Ar-Ge ve ileri teknoloji altyapısı yatırımları gerektiren ve uzun vadeli stratejik planlamalara ihtiyaç duyan bir sektör. Tam da bu nedenle TİSD olarak sektörümüzün uzun vadeli rekabet gücünü destekleyecek, yatırım ortamını güçlendirecek ve yenilikçi üretimi teşvik edecek iş birliklerinin ve bütüncül politikaların geliştirilmesini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz.”

TİSD'in 75 yıllık ortak akıl misyonu
Türkiye'nin ilaç alanındaki rekabet gücünün kamu, akademi, özel sektör ve bilim dünyasının ortak bir vizyon doğrultusunda hareket etmesiyle artırılabileceğini belirten Ulusoy, TİSD'in 75 yıllık geçmişinde sektör paydaşları arasında ortak aklın geliştirilmesine önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

Bilimsel bilgi üretimini teşvik eden, yüksek katma değerli üretimi destekleyen ve sektör paydaşlarını ortak hedefler etrafında buluşturan iş birliklerinin Türkiye'nin sağlık alanındaki bağımsızlığı ve küresel rekabet gücü açısından önemli olduğunu vurgulayan Ulusoy, TİSD'in önümüzdeki dönemde de bu doğrultudaki çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.

Ulusoy, “İlaç sektörü yalnızca bugünün sağlık ihtiyaçlarını karşılayan bir sanayi kolu değildir. Aynı zamanda ekonomik değer oluşturan ve toplumların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen stratejik bir kalkınma unsurudur. TİSD olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de 75 yıllık deneyimimizden aldığımız güçle, bilgiyi, üretimi ve yenilikçiliği ortak bir vizyon etrafında buluşturan her girişimi desteklemeye; Türk ilaç sanayisinin sürdürülebilir gelişimine katkı sunmaya ve ülkemizin sağlık alanındaki geleceğine değer katmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.

Gallery

Advertisement
Ad Space728 × 90

Related News

Turkchem Araçları

Oyunlardan ve bulmacalardan öğren

Kimya sanayiini oynayarak tanıyın: her hafta yeni bulmaca, etkileşimli periyodik tablo, sektöre özel oyunlar ve ücretsiz hesaplayıcılar.