12 Eki 2026
Reklam
Reklam Alanı200 × 44
Turkchem — Kimya Sanayii Haber Portalı
ReklamthinkvoiceASİL KimyaARTKİM MICEChemLeg-Header Bannerunivar-header
Son Dakika
ReklamthinkvoiceASİL KimyaARTKİM MICEChemLeg-Header Bannerunivar-header
Haber

Meme Kanserinde Yeni Nesil Tedaviler ve Robotik Cerrahi İstanbul’da Gündemde

Turkchem 12 Eki 2026 44 4 dk okuma
Meme Kanserinde Yeni Nesil Tedaviler ve Robotik Cerrahi İstanbul’da Gündemde
Meme kanserinin tanı ve tedavisindeki gelişmeler, hastaların yaşam kalitesini artırmaya ve tedavi süreçlerini iyileştirmeye yönelik yeni olanaklar sunuyor. İstanbul’da 7’ncisi düzenlenen Breastanbul Konferansı’nda 62 ülkeden 1.000’i aşkın bilim insanı, meme kanserinde cerrahi teknolojilerden kişiselleştirilmiş tedavilere kadar birçok güncel başlığı ele aldı. Kongrede, robotik ve endoskopik cerrahi yöntemleriyle bazı meme ameliyatlarının yaklaşık 3 santimetrelik kesilerden gerçekleştirilebildiği, yeni ilaçlarla da belirli hasta gruplarında kemoterapi ihtiyacının azaltılabildiği aktarıldı.

Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü ve Senatürk’ün desteğiyle düzenlenen kongre kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısına; Acıbadem Üniversitesi Senoloji Araştırma Enstitüsü Müdürü ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nuran Beşe, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Eralp, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Yazar, Almanya Klinikum Esslingen’den Prof. Dr. Thorsten Kühn ve ABD Inova Schar Cancer Institute’tan Dr. Shawna C. Willey katıldı.

Breastanbul uluslararası bilimsel iş birliğini güçlendiriyor
Avrupa Meme Kanseri Cerrahi Araştırmaları Derneği (EUBREAST) kurucu isimlerinden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Thorsten Kühn, Breastanbul’un farklı ülkelerden ve disiplinlerden uzmanları bir araya getiren önemli bir bilimsel platform olduğunu belirtti.

Kühn, kongrenin cerrahların deneyimlerini paylaşması, araştırmalarını tartışması ve yeni iş birlikleri geliştirmesi açısından değer taşıdığını ifade ederek, Breastanbul’un uluslararası bilimsel buluşmalar arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.



Robotik ve endoskopik cerrahiyle daha küçük kesiler
Breastanbul Kongre Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, meme kanseri cerrahisinde robotik ve endoskopik teknolojilerin kullanımının giderek yaygınlaştığını belirtti. Uras, bu yöntemlerle bazı ameliyatlarda yaklaşık 3 santimetrelik kesilerden hem memenin tamamının çıkarılabildiğini hem de koltuk altındaki lenf bezlerinden örnek alınabildiğini aktardı.

Uras, meme kanseri cerrahisindeki teknolojik gelişmelere ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Meme kanseri ameliyatlarında kullanılan robotik ve endoskopik teknolojiler var. Meme ameliyatlarında 10 cm’lik kesi yerine robotik ve endoskopik yöntemlerle 3 cm’lik kesiler yapılıyor. Günümüzde endoskopik cerrahinin ve robotik cerrahinin gündeme gelmesiyle beraber çok küçük kesiler kullanılmaya başlandı. Yani bunlar ortalama 3 cm’lik kesiler. İki avantajı var; 3 cm’lik kesiden hem memenin tümünü çıkarabiliyoruz hem de bu kesiden koltuk altına ulaşarak koltuk altı lenf bezi örneklerini alabiliyoruz. Aynı zamanda daha ince bir diseksiyon, yani dokunun ayrılması işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Yine çok daha az kanamaya yol açıyoruz. Böylece ameliyat sonrası hastaların çok daha az ağrı duymalarını da sağlıyoruz. Bu da meme cerrahisinin teknolojisinde gelişen önemli adımlardan birisidir.”

Yeni tedaviler bazı hastalarda kemoterapi ihtiyacını azaltıyor
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Eralp, meme kanseri tedavisinde geliştirilen yeni ilaçların belirli hasta gruplarında önemli sonuçlar sağladığını belirtti. Eralp, özellikle üçlü negatif ve HER2 pozitif meme kanserlerinde yeni tedavi seçeneklerinin öne çıktığını, hormon duyarlı meme kanserlerinde ise hormonal tedaviler ve hedefe yönelik ilaçların kullanımının kemoterapi ihtiyacını azaltabildiğini ifade etti.

Eralp, tedavideki gelişmeleri şöyle değerlendirdi:

“Eskiden korkulan bir tür olan üçlü negatif meme kanserinde immünoterapilerin gerek ileri evrelerde gerekse daha erken evrelerde ameliyat sonrası kemoterapiye ek olarak kullanımları hastalarımızın yaşam sürelerinde büyük katkılar sağladı. HER2 pozitif meme kanserlerinde de yeni ilaçların ortaya çıkmasıyla beraber bu tip ilaçların ameliyat öncesi erken evrelerde kullanımlarıyla tümörün tam olarak kaybolabildiğini gördük. Meme kanseri tedavisinde kemoterapi kullanımı bazı gruplar için azaldı. Özellikle hastalarımızın büyük bir çoğunluğunu oluşturan hormona duyarlı alt tiplerde yeni hormonal ilaçlarla birlikte akıllı ilaçların kullanımı kemoterapiyi büyük ölçüde azalttı. Daha erken evrelerde özellikle genetik testlerin tanıya katılmasıyla beraber artık gereksiz kemoterapi kullanımlarının önüne geçmiş durumdayız.”

Seçilmiş hastalarda radyoterapi kapsamı daraltılabiliyor
Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nuran Beşe, meme kanseri tedavisinde hastaların yaşam kalitesini korumaya yönelik yaklaşımların önem kazandığını söyledi. Beşe, doğru hasta seçimi yapıldığında bazı hastalarda koltuk altına yönelik cerrahi işlemlerin ve radyoterapinin kapsamının azaltılmasının değerlendirilebildiğini belirtti.

Beşe, tedavi kararlarının hastanın özellikleri dikkate alınarak verilmesi gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Bu yaklaşım en belirgin şekilde cerrahi ve radyoterapi alanlarında karşımıza çıkıyor. Meme kanserinde koltuk altına yapılan cerrahi girişimlerin hastanın yaşam kalitesi üzerinde önemli etkileri olabiliyor. Günümüzde artık seçilmiş hastalarda bekçi lenf nodu örneklemesinin dahi yapılmaması gündemde. Son çalışmalar, doğru hasta seçimi yapıldığında bazı hastalarda koltuk altına yönelik radyoterapinin de gerekli olmayabileceğini gösteriyor. Burada en önemli konu, hastanın çok dikkatli değerlendirilmesi ve tedavi kararının deneyimli, multidisipliner bir ekip tarafından verilmesi. Böylece hastalarımızın tedavi yükünü hafifletirken yaşam kalitelerini korumayı hedefliyoruz.”

Geleceğin hedefi kişiye özel önleme yöntemleri
ABD Inova Schar Cancer Institute’tan Dr. Shawna C. Willey, meme kanseri cerrahisinin son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirdiğini ve kişiselleştirilmiş tedavi seçeneklerinin geliştiğini belirtti. Willey, gelecekteki temel hedeflerden birinin meme kanseri riskini kişiye özel yöntemlerle önceden belirleyebilmek ve hastalığın ortaya çıkmasını önlemeye yönelik yaklaşımları geliştirmek olduğunu söyledi.

Yaklaşık 30 yıldır meme kanseri cerrahisi alanında çalıştığını belirten Willey, tanı ve tedavi yöntemlerindeki ilerlemelerin bu alanın daha fazla uzmanlık gerektiren bir yapıya kavuşmasını sağladığını ifade etti. Willey, kişiye özel risk değerlendirmelerinin ve önleyici yaklaşımların gelecekte daha fazla önem kazanacağını vurguladı.

Meme rekonstrüksiyonunda ileri teknolojiler kullanılıyor
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Yazar da meme kanseri tedavisi sonrasında gerçekleştirilen meme onarımında yeni teknolojilerin sunduğu olanaklara dikkat çekti.

Yazar, hastanın karın, sırt veya uyluk bölgesinden alınan dokularla yeniden meme oluşturulabildiğini belirtti. Üç boyutlu görüntüleme, bilgisayarlı tomografi ve yapay zekâ destekli planlama sistemlerinin, hastanın kendi dokularıyla gerçekleştirilen rekonstrüksiyon işlemlerinde daha ayrıntılı planlama yapılmasına katkı sağladığını ifade etti.

Meme kanseri tedavisinde cerrahi, onkoloji, radyoterapi ve rekonstrüksiyon alanlarındaki gelişmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği kongrede, multidisipliner yaklaşımın hastaların tedavi süreçleri ve yaşam kalitesi açısından önemi de öne çıktı.

Galeri

Reklam
Reklam Alanı728 × 90

Okuyanlar bunları da okudu

Turkchem Araçları

Oyunlardan ve bulmacalardan öğren

Kimya sanayiini oynayarak tanıyın: her hafta yeni bulmaca, etkileşimli periyodik tablo, sektöre özel oyunlar ve ücretsiz hesaplayıcılar.