“Sedef Hastalığının Tedavisinde Hayat Var”

27 Kasım 2019

Sedef Hastalığının Tedavisinde Hayat Var

Türkiye’de yaklaşık 1 milyon kişi sedef hastalığıyla mücadele ediyor. Sedef hastalığına dikkat çekmekyi ve kamuoyunda farkındalık yaratmayı amaçlayan Türkiye Psoriasis Derneği ve Novartis “Sedef Hastalığının Tedavisinde Hayat Var” projesine imza attı.

Projenin tanıtıldığı basın toplantısı Türkiye Psoriasis Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer ve dernek üyeleri Prof. Dr. Sibel Alper ve Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan’ın katılımıyla gerçekleşti. Toplantısında, sedef hastalığı, hastalığın yaşam kalitesine etkisi ve yeni tedavi yöntemleri tartışıldı. “Sedef Hastalığının Tedavisinde Hayat Var” proje videosunun ilk gösteriminin yapıldığı toplantıda, projenin müziğine imza atan ünlü müzik direktörü Cem Öget canlı performans sergiledi.


Ailesinde Hastalık Öyküsü Olanlar Dikkat”

Sedef hastalığı (Psoriasis), Türkiye’de yaklaşık 1 milyon kişiyi etkileyen, genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan, tekrarlayıcı ve kronik bir sistemik hastalıktır. Deride tipik olarak keskin sınırlı kırmızı alanlar üzerinde yerleşmiş, parlak, beyaz kepeklerle kendini göstermesi nedeniyle halk arasında sedef hastalığı olarak biliniyor. Sedef hastalığının kadın ve erkeklerde eşit oranda görülmekle birlikte en sık 25-30 yaşlarında başladığını ifade eden Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer “Ailesinde hastalık öyküsü olanlar normal popülasyona göre daha fazla riske sahiptir. Stres, obezite, sigara ve alkol kullanımı sedef hastalığını tetikleyici faktörlerin başında gelir. Fiziksel travmalar, kullanılan bazı ilaçlar, enfeksiyonlar ve hormonal değişiklikler de hastalığın seyrini etkileyebilir” dedi.

Sedefli lezyonların derinin her yerinde görülebilmekle birlikte ağırlıklı olarak saç dibi, diz, dirsek ve kuyruk sokumu gibi bölgelerde ortaya çıktığının altını çizen Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, “Sedef hastalığı sadece kozmetik bir sorun değildir. Bazı hastalarda el, ayak, dirsek ve diz eklemlerini etkileyebilen iltihaplı eklem romatizması gelişebilir. Bu hastalıkların sedef hastalarında görülme oranı %20-30’dur” dedi. Hastalığın tanısının genellikle derideki lezyonların görünümüyle konduğunu belirten Prof. Dr. Gürer, lezyonların başka bir hastalığa benzediği durumlarda doğru tanı için deri biyopsisi yapıldığını ve sedef hastalarında hipertansiyon, diyabet ve karaciğer yağlanması gibi rahatsızlıklar daha sık görüldüğü için çeşitli ek tetkikler istenebildiğini ifade etti.

 

 

Sedef Bulaşıcı Bir Hastalık Değildir

Toplantıda sedef hastalığının hastalar üzerinde yarattığı psikolojik boyuta değinen Prof. Dr. Sibel Alper, “Sedef bulaşıcı bir hastalık değildir. Tokalaşma, sarılma veya benzeri deri teması hastalığın sağlıklı kişilere geçmesine neden olmaz. Fakat maalesef toplumda tam tersi bir algı var. Hastalar bu algı sebebiyle toplumda dışlandıkça içlerine kapanıyor ve daha çok strese giriyorlar” dedi. Hastaların iş ve özel hayatlarında karşılaştıkları ayrımcılık sebebiyle sosyal izolasyona maruz kalarak psikolojik sorunlar yaşadıklarını belirten Prof. Dr. Alper, sedef hastalarında depresyon ve anksiyete oranının genel nüfusa oranla daha yüksek olduğunu ve hastalıkla ilgili toplumsal farkındalığı artırmak için hekim ve hasta dernekleri iş birliğinde projeler gerçekleştirmenin çok önemli olduğunu kaydetti.

 

Sedef Hastalığının Tedavisinde Hayat Var Projesi

Toplantıda Türkiye Psoriasis Derneği ve Novartis tarafından hazırlanan “Sedef Hastalığının Tedavisinde Hayat Var!” projesinin videosu ilk kez gösterildi. Proje videosunda yaşam kalitesi ciddi anlamda etkilenen, aile, iş ve sosyal hayattan kendilerini soyutlayan sedef hastalarının mutsuz başlayan ama umutla devam eden yolculukları, çiçek metaforuyla sembolize ediliyor. Sedefin tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna vurgu yapılarak insan vücutlarının oluşturduğu tomurcukların çiçek açması, hastaların ümitlerinin çiçek açmasına benzetiliyor. Sanatsal dokunuşlarla güçlendirilen, sedef hastaları için umut vadeden bu projenin müziği ünlü müzik direktörü Cem Öget’in imzasını taşıyor. Basın toplantısında canlı performans sergileyen Öget, projeyle ilgili şunları söyledi: “Hekimlerin de paylaştığı üzere, toplumda sedef hastalığına karşı bir ön yargı var. Biz bu ön yargıyı kırmak için sanatın gücünü kullanarak sedef hastalığı tedavisinde umutsuz olunmaması gerektiğine ve sedefin tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekmek istedik. Bu projede yer aldığım için çok mutluyum.” Projeyle sedef hastalığıyla mücadele eden tüm hastalara umut vermek ve onları vakit kaybetmeden bir dermatoloğa yönlendirmek hedefleniyor.