Çarşamba, Temmuz 6, 2022

Yaşayan Bir Şehir: Amsterdam

Yaşayan Bir Şehir: Amsterdam

Amsterdam, şehre girdiğiniz anda sizi sıcak insanları; aralarından kanal gecen taş sokakları ile karşılıyor. Avrupa’nın turistik ve soğuk şehir havası Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da yok. Burası yaşayan, cıvıl cıvıl ve çok renkli bir şehir. Amsterdam sosyal hayatı ile sizi hemen içine alan bir şehir, bu sebeple gezerken buradaki hayata kolayca karışıyorsunuz.

Yaşayan Bir Şehir: Amsterdam

Hollanda’nın başkenti olan Amsterdam 12. yüzyılda Amstel isimli nehrin kıyısında bir balıkçı köyü olarak kurulmuş. Zaman içinde gelişen şehir şu anda nüfus olarak ve kültürel açıdan Hollanda’nın en zengin şehri konumunda. Şehirde birçok milletten insan bir arada ve özgürce yaşıyor. Yapılan araştırmalara göre Hollanda’da ırkçılık oldukça az, bu sebepten olsa gerek insanlar benliklerini göstermekten çekinmiyor.

Amsterdam’da insan nüfusu kadar bisiklet nüfusu da var. Düz bir şehir olduğu için çoğu insan bisikletle ulaşımını sağlıyor. Yollarda arabalar için olduğu gibi bisikletler için de trafik ışıkları var. Yaya olarak gezerken özellikle bu ışıklara dikkat etmek gerekiyor. Bisiklet kiralayıp şehri gezmek de çok keyifli. Amsterdam’a yeşil bir şehir demek mümkün, parkları, ağaçlı yolları ve rampasız sokakları ile şehir bisiklet dostu.

Amsterdam’ı tanımanın bir yolu da taş sokaklarını kesen kanallarda, kanal turu yapmak. Şehirde tam olarak 165 kanal bulunuyor. Bu kanallarda turistik bir tekne turu da yapabilirsiniz ya da saatlik ve günlük olarak elektrikli bir sandal da kiralayabilirsiniz. Yanınıza ihtiyacınız olan her şeyi alıp gününüzün bir kısmını Amsterdam kanallarında
geçirebilirsiniz.

amsterdam

Amsterdam’da Gezilecek Yerler

Dam Meydanı: Amsterdam’ın en ünlü meydanı. Dam Meydanı için şehrin merkezi diyebiliriz. Kraliyet Sarayı’nı da kapsayan meydanda bir sürü kafe, mağaza bulunuyor. Aynı zamanda Yeni Kilise ve Madame Tussauds Müzesi de Dam Meydanı’nda yer alıyor.

Van Gogh Müzesi: Ünlü ressam Van Gogh’un eserlerinin sergilendiği bu müze oldukça meşhur. Aşina olduğumuz eserlerin orijinallerini görmek ve Van Gogh’u hayatı ile de ilgili bilgiler edinmek çok etkileyici. Müzede; 200’den fazla resim, 500’den fazla çizim ve 700’ün üzerinde ünlü ressama ait mektup sergileniyor. Müzede Van Gogh’un eserleri kronolojik olarak sergileniyor ve ünlü ressamın çalkantılı duygu durumunu da betimlediği tabloları görebiliyorsunuz. Amsterdam seyahatinde kesinlikle gezilmesi gereken müzeler içinde benim için Van Gogh Müzesi ilk sırada yer alıyor.

Rijksmuseum: Müze, 800 yıldan beri kentin en önemli sanat galerisi olarak hizmet veriyor ve “Devlet Müzesi” unvanına sahip. 1876 yılında inşa edilen Rijksmuseum, 1885 yılında ‘Hollanda’nın en büyük müzesi’ olarak ziyarete açıldı. Müzede Hollandalı sanatçıların oldukça önemli eserleri sergileniyor. Bu müzede çok meşhur eserlerin orijinallerini görebilirsiniz. Müze, Voldelpark’ın hemen yanındaki Museumplein’de yer alıyor.

Moco Museum Amsterdam: Bu müze, modern ve çağdaş sanata açılan bir kapı gibi. Banksy, Jean-Michel Basquiat, JR, KAWS, Keith Haring, Jeff Koons, Yayoi Kusama, Andy Warhol gibi pek çok sanatçının eserleri bu müzede sergileniyor. Müzeye giriş için internet
sitesinden bilet alınması gerekiyor. Musseumplein’de bulunan müzede modern toplumu yansıtan ironi ve mizah dolu eserleri görebiliyorsunuz.

Moco Museum Amsterdam:

Anne Frank’ın Evi: Gittiğim en etkileyici müzelerden biri olduğunu söyleyebilirim. Anne Frank, 2. Dünya Savaşı’nda Yahudi olduğu için Nazilerin işgalinden kaçarak babası ve 6 kişi ile birlikte bu eve sığınmış. O zaman 11-12 yaşlarında olan Anne Frank 1940-1942
yıllarını bu evde saklanarak geçirmiş ve bu dönem boyunca günlük tutmuş.

Bu iki yılın ardından ise Naziler tarafından yakalanarak toplama kampına gönderilmişler. Bu 8 kişiden tek sağ kalan Anne Frank’in babası Otto Frank olmuş ve kızının günlüğünü kitap haline getirmiş. 1960 yılında ise kaldıkları bu ev müze haline getirilmiş. Bu evde fotoğrafları, Anne Frank’in günlüklerini görebilirsiniz.

Anne Frank’ın Evi

Vondelpark: Amsterdam’ın en büyük ve Hollanda’nın en meşhur şehir parkı Vondelpark. Park yemyeşil ve içinde göletler de bulunuyor. Oldukça büyük olan parkın hepsini gezmek mümkün değil. Ama şehri gezmekten yorulduğunuzda yanınıza yiyecek bir şeyler
alıp bir öğle ya da akşam yemeğini bu parkta yemek oldukça keyifli. Şehir merkezine yakın olduğundan biraz soluklanmak için de mükemmel bir rota.

Çiçek Pazarı: Hollanda, lale ile özdeşleşmiş bir ülke. Bloemenmarket (Çiçek Pazarı), 1862’den beri kuruluyor ve Dünya’nın en büyük yüzen çiçek pazarı olarak geçiyor. Şu anda karaya oturtulmuş pazarı gezmesi gerçekten keyifli, Bloemenmarket renkleri ve çiçeklerden yayılan kokularla sizi etkiliyor. Buradan tohum alarak evinizde bitki de yetiştirebilirsiniz. Size Amsterdam ziyaretinizi hatırlatacak güzel bir anı olabilir.

Waterlooplein Bit Pazarı: Waterlooplein, Amsterdam’daki bir meydanın ismi. Bu meydanda 1882 yılından beri bit pazarı kuruluyor. Bu pazarda antika eşyalar, ikinci el kıyafetler, çeşitli aksesuarlara kadar aklınıza gelebilecek birçok şey satılıyor. Bir şeyler atıştırırken bu pazarı gezmek oldukça keyifli. Bu bit pazarında, çok ünlü markaların bile vintage ürünlerini yarı fiyatına bulabiliyorsunuz.

De Negen Straatjes Mahallesi: Şehrin en gözde alışveriş yerlerinden biri. 9 küçük sokaktan oluşan mahallede özel tasarım mağazaları gezebilirsiniz. Modanın kalbinin attığı bu mahalle Amsterdam butiklerini gezmek için güzel rota. Yerel halk da çoğunlukla bu
bölgeden alışveriş yapıyor.

Jordaan Mahallesi: Amsterdam’ın en ünlü semti de denebilir. 17. yüzyılda işçi sınıfı ve göçmenlerin yoğunlukta olduğu şehir merkezindeki bu mahalle şu anda turistlerin uğrak noktası. Güzel restoranları, lük sanat galerileri, şık evleri ile kesinlikle gezilmesi gereken bir
yer. Merkezde yer aldığı için zaten Amsterdam sokaklarında yürürken mutlaka yolunuz bu mahalle ile kesişecek.

Amsterdam’da Yeme-İçme

Buradaki insanların sağlıklı yaşama önem verdiğini belirtmem gerek. Her köşe başında sağlıklı meyve sularının satıldığı kafeleri ve sağlıklı yemek seçeneklerini görmek mümkün. Vegan seçenekler de oldukça fazla.

Amsterdam’da mutlaka krep yemenizi tavsiye ederim. Birçok meşhur krepçi var ve hem tuzlu hem de tatlı seçenekler bulunuyor. Kahvaltı için tercih edilebilir. Pancakes Amsterdam, en çok tercih edilen mekanlar arasında. Tek sorun bazı şubelerinde yalnızca kredi kartı geçiyor olması. Aynı şekilde Creppes and Waffles da oldukça güzel.

amserdamda gece

Amsterdam, çok fazla kültürü içinde barındıran bir şehir. Bu sebeple çeşitli ülkelerin mutfaklarına dair seçenekler de bulunuyor. Hollanda’nın en eski kolonilerinden olan Surinam’ın mutfağı da Amsterdam’da deneyimleyebileceğiniz mutfaklar arasında.

Waterkant restoranı Surinam mutfağını deneyimleyebileceğiniz güzel bir restoran. Oldukça meşhur bir yer bu sebeple önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Amsterdam değişik tarzlarda insanları, güleryüzlü halkı, canlı sokakları ile gerçekten gönlünüzde yer edecek
bir şehir. İnsan bu şehri gezerken burada yaşamanın hayalini kurmadan edemiyor. Amsterdam halkının birbirleriyle uyum içindeki yaşamı sizi içine alıyor.

Hazırlayan: Nilsu Kotil

 

 

 

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR