Halimoğlu Fasarit Boya

17 Temmuz 2017

 

Halimoğlu Fasarit Boya Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Ozan Kaya ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Kaya, 50 yılı aşkın bir
süredir kesintisiz faaliyette olan Halimoğlu Fasarit Boya’nın tarihçesini anlattı, sektöre kazandırdığı yeni ürün ve teknolojiler
hakkında bilgi verdi.

 

Okurlarımıza kısaca kendinizden, eğitim durumunuzdan ve profesyonel özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?
Halimoğlu Fasarit Boya’nın ikinci kuşağına mensup bulunmaktayım. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesindeki işletme
lisans eğitimimi 1999 yılında; yüksek lisans eğitimimi ise yine Marmara Üniversitesi Üretim Yönetimi ve Pazarlama
bölümünde 2002 yılında tamamladım. İşletmelerde Dağıtım Kanalı Seçimi, Seçime Etki Eden Faktörler ve Boya Sektöründe
Bir Uygulama adıyla bir tez hazırladım. İkinci öğretimde okumuş olmamın da vermiş olduğu avantajla üniversite yıllarımdan
başlayarak firmanın çeşitli kademelerinde çalışma imkanım oldu. Şirketteki çalışmamı satış temsilciliği, satış müdürlüğü
görevlerinin ardından halen Yönetim Kurulu Üyesi olarak devam ettirmekteyim.

Halimoğlu Fasarit Boya’nın kuruluş süreci ve günümüze gelene kadar geçirdiği aşamalar hakkında bilgi verir misiniz?
Halimoğlu Fasarit Boya’nın sektöre kazandırdığı teknolojiler ve ürünler nelerdir?
Önce sizlere firmamızın kurucusu Ersin Çelik’ten bahsetmek istiyorum. Kendisi 1958 yılında Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar
Okulu (TGSO), şimdiki adı ile Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki eğitimine başlıyor. O yıllarda yeni
uygulanmaya başlanan öğrenci değişim programı çerçevesinde yurt dışından yabancı öğretim görevlileri Türkiye’ye gelirken,
Türkiye’den bazı öğrenciler yurt dışına gitme imkanı buluyor. Bu dönemde tanınmış Alman duvar ressamı ve aynı zamanda
Stuttgart Güzel Sanatlar Akademisinde bir öğretim görevlisi olan Hans Baurle, Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar okulunda da
Ersin Bey’in hocasıdır. Baurle, ülkesine dönerken dört Türk öğrenciye de Almanya’da staj imkanı sağlıyor. Bu şanslı
öğrencilerden birisi de Ersin Bey’dir. 1962 yılında henüz 20’li yaşlarının başında olan Ersin Bey, Türkiye’deki öğreniminin
ardından Stuttgart’ta, Hans Baurle’ nin gözetiminde,aldığı eğitimi teorik ve pratik olarak derinleştirme imkanı buluyor.
Hans Baurle çok başarılı bir duvar ressamı, heykeltraş. Ersin Bey hocası ile birlikte şehrin metro istasyonlarının duvarlarında
kabartma rölyef sanatsal çalışmalar yapıyorlar. Bu arada, batı sanatını yakından tanıma ve çağdaş sanat müzelerini görme
fırsatını da yakalıyor. O yıllarda sağlanan bu olanak kendisine çok büyük bir pencere açıyor. Yıl 1964 ve Ersin Bey edindiği
donanımla artık Türkiye’dedir ve ülkesinin hizmetindedir.

Halimoğlu Fasarit Boya

Türkiye’ye döndüğünde, dekoratif boyalar ve uygulaması üzerine Ersin Dekorasyon firmasını kuruyor. Almanya’da gördüğü
dekoratif boyalar, rölyef boyalar Türkiye’de neden uygulanmasın şeklindeki soru, halen firmamızın lokomotif ürünü olan
Fasarit’i hayata geçiriyor. Fasarit kazan ve kompresör yardımı ile püskürtülerek tavan ve her türlü duvar yüzeylerde sıva
hatalarını kapatan, dekoratif görüntü veren, ses dalgalarının kırılmasını da sağlayarak ortamdaki yankıyı azaltan dekoratif bir
kaplama malzemesidir. Bunun yanında o dönem badana fırçalarının kullanıldığı ülkemizde ilk boya rulosu kullanımını Ersin Bey
başlatmış ve Almanya’dan getirmiş olduğu rulo örneklerini o dönem fırça üreten firmalardan bir tanesine vererek ve yönlendirerek
rulo imalatı ve sanayisinin gelişimini başlatmıştır. Bu firma halen ülkemizin en büyük ve saygın rulo ve fırça üreticisidir.

Ersin Bey, 1964’ten 1972’ye kadar, ürettiği malzemelerin uygulaması ve satışını yapıyor. Fasarit artık tüm Türkiye’de tanınmış,
toplu konut, apartman, sinema,vitrin, pasajlar ve daha birçok yerde ısrarla aranan, çok yaygın bir kullanım alanı buluyor.
Ürünümüz, Türkiye’de toplu konut yapılaşması ile birlikte Türkiye’nin ilk toplu konut projesi olan Merter Simitaş Blokları ve ilerleyen
yıllarda Mesa İnşaat’ın Türkiye’ de uygulamaya başladığı tünel kalıp sistemi ile yapılan toplu konut projelerinde uygulama ve
kullanım kolaylığı ve maliyet avantajları sayesinde alternatifsiz bir tercih oluyor.

Fasarit sayesinde tünel kalıp sistemi ile yapılan inşaatlarda klasik sıva uygulamaları ortadan kalkmış ve yapım süreleri büyük bir
hız kazanmış olup, bu alanda adeta bir kurtarıcı olmuştur. İnşaatlar, direkt tünel kalıpla yapıldıktan sonra, hiç sıva yapılmadan
direkt Fasarit püskürtülüp üzeri boyanmaya başlanmış, bu da konut üretim sürecine inanılmaz bir hız kazandırmıştır. Düşünün ki
bir usta, bir çırak, Fasarit ile bir günde 350 – 400 metrekare bir alan kaplayabiliyor, elbette sıvayla bunu yapabilmek mümkün
değil. Daha sonradan, 83-84’lü yıllarda, bize Mesa İnşaat’tan “Tünel kalıp dökümünden sonra betonda oluşan segregasyon-ların
yani yüzey gözeneklerinin tamiri için bir ürün yapabilir misiniz?” şeklinde bir talep geliyor. Biz de akrilik esaslı iç ve dış duvar
macunlarımızı geliştiriyoruz.Macun alanında Türkiye’ de öncüyüz ve en iyi olduğumuzu söyleyebiliriz. Birçok boya firmasının duvar
macunları üretimi de bizim tarafımızdan gerçekleştiriliyor,hemen  hemen 10’un üzerinde firmanın. Macunda ürünlerimiz çok talep
görmekte ve beğenilmektedir.

Bunların yanı sıra, 80’li yılların başında tavana püskürtülen Fasarit’in üzerinin boyanması için kullanılmak üzere “Kireç badanaya
paydos sloganı ile” tavan boyasının Türkiye’de ilk üretimini gerçekleştiriyoruz. O güne kadar bu alanlarda kireç badana kullanılıyor.
Alanında ilk olan bu ürünümüzü yeşil renkli teneke ambalaja dolum yapıyoruz. Bugün bile piyasada birçok firma tarafından üretilen
tavan boyalarında bizim kullandığımız yeşil renkli ambalaj kullanılmaktadır. Çalışmamız tabi hep toplu konut bazında olduğu için,
taşeronlar ve müteahhit firmalar aracılığıyla inşaatlarda daha çok satışımız var. Bizden kendi markamızla ürün alıp satan boya
firmaları vardı. Onlardan bir tanesi ürünü nalburlara tanıttığı için sanki kendileri üretti gibi algılandı. Halbuki gerçek böyle değil.
Türkiye’de ilk üretim bize ait. Bir de, dış cephelerde sıvayı ortadan kaldıralım, konut üretimine hız kazandıralım düşüncesi ile de
grenli dış cephe boyamız Rustik doğuyor. Bu alandaki üretim de yine Türkiye’de ilk olarak bizim tarafımızdan yapıldı. Özetleyecek
olursak sektöre alanında ilk olan 4 tane ürün kazandırmış durumdayız. Bunlar; Fasarit, tavan plastik boya, tekstürlü dış cephe
boyası ve akrilik esaslı iç ve dış cephe duvar macunları. Hepsi de uygulandığı yüzeylerde müthiş çözümler getiren ürünler.
Günümüzde de ürünlerimiz taşeron ve müteahhit firmalar aracılığıyla, şantiyelerde direkt olarak kullanılıyor. Proje bazlı çalışıyoruz,
bizim nalbur sektöründe ürünümüz yok, ürünlerimiz zaten endüstriyel tüketime yönelik ürünler. Konut ve inşaat sanayine yönelik
teknik ürünler, sıva hatalarını kapatan, özellikle fasarit uygulaması beceri ve alet-edevat gerektiren ürünler.

1984 yılına gelindiğinde aile bireylerinden Sayın Ergun Çol’un da katılımıyla Ersin Dekorasyon firması Halimoğlu Fasarit Boya ve
San. Tic. Anonim Şirketi adını alıyor.

Halimoğlu Fasarit Boya Halimoğlu Fasarit Boya

Üretim tesisleri, makine parkı ve istihdam edilen personel sayısı, bunların yanı sıra ciro, üretim hacmi gibi veriler de göz
önüne alındığında
Halimoğlu Fasarit Boya’nın günümüzdeki yapısı nedir?
Kayabaşı ve Hadımköy olmak üzere iki ayrı lokasyonda üretim tesislerimiz bulunmaktadır. Kayabaşı tesislerimizde çimento esaslı
yapı kimyasalları üretimi yapmaktayız. Bunlar dış cephe ısı yalıtım sistemleri, seramik yapıştırıcılar, derz dolgular, tamir harçları, su
izolasyon sistemleri gibi ürünlerden oluşuyor. Hadımköy’deki üretim tesisimizde ise tamamen su bazlı iç ve dış cephe boyalar,
grenli boyalar, tavan boyaları, fasarit,macunlar ve hazır sıvaların üretimini yapmaktayız.Üretim satış dahil olmak üzere toplamda 30
personelimiz var. Bunların 4 tanesi Ar-Ge’de çalışan personelimiz.Üretim hacmi anlamında baktığımızda boya tesisimizde yaklaşık
20 bin ton, yapı kimyasalları tesisimizde ise yıllık yaklaşık 60 bin ton gibi bir üretim kapasitemiz mevcuttur.

50 yılı aşkın bir süredir kesintisiz faaliyet gösteren Halimoğlu Fasarit Boya’nın başarısının sırrı nedir?
Türkiye’de işletmelerin %80’inin 5 yılı; yüzde 96’sının 10 yılı göremediği bir ülkede 53 yıldır aralıksız aynı aile tarafından üretim
ve satış faaliyetimizi gerçekleştiriyoruz.Bu bizim için çok büyük bir övünç kaynağıdır.Yurt dışına gittiğimde, özellikle Almanya’da
1500’lü,1600’lü yıllarda kurulmuş firmalar görüyorum. Her gittiğimde hayranlıkla bakıyorum. Bir nebze de olsa, yarım asrı
geçebilmek,uzun yıllar ayakta kalabilmek bizim için büyük bir onur. Bu işimizi doğru yaptığımızın en büyük göstergesidir. Çünkü
müşterilerimize baktığımda,birçoğu ile 20-30 yıldır devam eden ilişkilerimizin olduğunu görüyorum. Ürünlerimizi kullanmışlar, test
etmişler, ürünlerimizi deneyimlemişler. Birçok projelerinde 15-20 yıldan daha uzun zaman geçmiş.Örneğin Aktürk İnşaat’ın
Ankara’da Konutkent projesi vardır,16-17 yıl geçmiş üzerinden,hala solma ve dökülme yok. Bu yüzden tekrar öncelikli tercih
sebebi oluyoruz, bu çok büyük bir avantaj bizim için.

Firmamız ayrıca 2013 yılında TSE’nin Dünya Tüketicileri Koruma Haftası’nda düzenlemiş olduğu ödül töreninde Altın Kalite Ödülü
ile de onurlandırılmış bulunmaktadır. Ülkemizde bu ödüle boya sektöründen 8 firma layık görülmüştür.

Sektörde ve ülkemizdeki en büyük sıkıntı ortaklar arası anlaşmazlıklar, parçalanma ve bölünmeler. Birçok firmaya baktığınızda
ya aile arası ya da ortaklar arası çekişmeler sebebiyle parçalanmalar gerçekleşmiş. Profesyonel yönetim kültürünü şirketlerinde
oturtamamışlar ve çoğu zaman duygular ön plana geçmiş. Ancak biz, aile şirketi olmanın bazı dezavantajlarına rağmen şirkette
belirlenen işbölümü ve kurallar sayesinde çalışması çok keyifli bir şirketiz. Belirli dönemlerde global ve yerel ölçekte birçok kriz
yaşanıyor. İşletmeler olarak elbette bu krizlerde kayıplarımız oluyor. 2001, 2004 ve 2008 krizleri bunlara birer örnektir. Krizlerde
öncelikli olarak faiz oranları artıyor, konut satışları geriliyor veya duruyor. Bu da sektörde ciddi satış ve tahsilat sorunları
yaşanmasına sebep oluyor. Ersin Bey’in bir nasihati vardır, “Milyon kazanacağınızı bilseniz, hizmet etmeye değer bir şahıs veya
firma değilse, o parayı elinizin tersiyle itmeyi bileceksiniz”der. Dolayısıyla riskli gördüğümüz noktalara zaten girmiyoruz. Dönem
dönem müşteri elemeleri yapıyoruz. Çok uzun vadeli satışlar yapmıyoruz. Çünkü sektörün en büyük baş belası bence şu an vade.
3,5 – 4 yıllık işletme ömrünün olduğu bir ülkede 8-10 ay ortalama vadeyle mal satılıyor. Bu her 4 satıştan birinin riskli olduğunu
gösteriyor. Biz bunlara girmiyoruz, sağlam gördüğümüz noktalarda hizmet vermeye çalışıyoruz. Ersin Bey’in “Büyük bir cam küre
olmaktansa, küçük bir pırlanta olmayı tercih ederim” diye bir sözü vardır. Bu sözden hareketle hizmet kalitemizi düşüreceğini
düşündüğümüz hiçbir adımı atmıyoruz. Firmamız oldukça büyük projeler tarafından şantiyelerine özel davet edilmektedir. Rakip
firmalarda, şantiyenin ihtiyacı olan bir ürün kendilerinde yoksa “Halimoğlu’na bir sorun, onlarda vardır” şeklinde bir algı var. Bu
algıyı yaratabilmek gerçekten çok önemli…Bunun arkasını kalite, hizmetteki ve teslimattaki hız ile destekleyebilmek de çok önemli.
5-6 ay gibi bir sezonumuz var. Satışların çoğu 4-5 aylık bir periyoda yığılıyor. Dolayısıyla evet, 20 bin ton bir kapasitemiz var ama,
bu 4 ayın içerisinde bu 20 bin tonluk üretimin yüzde 55-60’ının gerçekleştirildiğini baz alırsanız ciddi bir ilave personel kapasitesi
olması gerekiyor. İlave personel ilave maliyet demek, o maliyet sürdürülebilir olmuyor. İlave kapasite demek, ilave satış ihtiyacı
demek, ilave satış ihtiyacı da satışlarda çeşitli tavizleri beraberinde getiriyor. Dolayısıyla bir kısır döngü aslında. Evet tonajınızı
arttırdığınızda birim maliyetleriniz düşüyor, karlılığınız da artabilecek; ama onu o 4-5 aylık süre içerinde karşılayabilecek bir
personel yükü eklendiğinde daha fazla risk almış olunuyor. Şu an beklenmedik bir kriz durumunda kadromuzu koruyarak
sürdürülebilir, yönetilebilir bir işletmeyiz. Ama daha büyük kadrolarda kriz ortamlarında çok ciddi sıkıntılar meydana gelebiliyor.
Dolayısıyla biraz daha temkinli gitmeye çalışıyoruz.Herhalde uzun yıllardır sürdürdüğümüz faaliyetin aralıksız devam etmesinin
altında yatan gerçeklerden biri de budur. Çünkü ne firmalar geldi geçti. Bir bakıyorsunuz çok kısa sürede inanılmaz tonajlara
ulaşıyorlar,bir bakıyorsunuz kriz ortamında süreç doğru yönetilemediği için, istenmeyen veya kaçınılmaz diyebileceğimiz acı son
gerçekleşiyor. Çok üzülen müşteri,tedarikçi, toptancı oluyor. Dolayısıyla biz kendimizde üzülmeyelim, kimseyi de üzmeyelim
diyerek daha emin adımlarla ilerlemeye çalışıyoruz.

Halimoğlu Fasarit Boya

İnovasyon ve Ar-Ge alanlarında Halimoğlu Fasarit Boya firması olarak ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?
Yapı kimyasalları ürünlerimizi geliştirirken İstanbul Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nden ürünlerin performansları
konusunda destek aldık, testlerimizi yaptırdık. Fasarit zaten başlı başına bir inovasyon. 27 tane de haksız rekabete konu olmuş
davamız var fasaritle ilgili. Rakip firmalar tarafından direkt Fasarit adı kullanılarak ürün üretilmeye çalışıldı ve hala da çalışılıyor.
Bunlarla mahkeme yoluyla mücadele ediyoruz. Fasarit başlı başına zaten sektöre bambaşka bir yön kazandırmış, inşaatlara hız
getirmiş, uygulama yöntemi de bizim tarafımızdan geliştirilmiş bir ürün. 1981 yılında marka tescilini almışız. Grenli boyalarımız,
macunlarımız ve tavan plastik boyamız da birer inovasyon örnekleri. Çok büyük bir inşaat şirketinin ince işler şefi, dergide bir
resim görmüş ve dergide gördüğü brüt beton görünümlü sıvayı yeni projesinin duvarında istiyor ve seramik kullanmak istemiyor.
Bize resmini gönderdi ve o deseni elde edebileceği yepyeni bir ürün geliştirdik. Gayet de başarılı oldu, şimdi 350 konutluk bu
projede kullanılacak. Yani müşterilerin taleplerine göre çok hızlı bir şekilde yeni ürün geliştirebiliyoruz. Desen anlamında, ya da
dolgu özelliği ile olabilir, hızlı bir şekilde çözüm odaklı ürün geliştirebiliyoruz. Her projenin ihtiyaç duyduğu, o yüzeyin, o iklimin,
o coğrafyanın, o ustanın, o ekibin ihtiyaç duyduğu bir ürün olabiliyor. O ihtiyaca uygun çözümler geliştiriyoruz. Ve bunu çok hızlı
bir şekilde yapabiliyoruz,Avrupalı iş ortaklarımıza da ürünler yapıyoruz, bu kadar hızlı sonuç alabildiklerine şaşırıyorlar. Üretim
tecrübesi çok farklı bir şey, 28-30 yıldır üretimde çalışan ustalarımız, işçilerimiz, çalışanlarımız var. Yeni bir ürün geliştirileceği
zaman mühendis kadrosundan da bir öneri geliyor, usta kadrosundan da… Bakıyorsunuz usta kadrosundan gelen öneri çok
daha hızlı ve pratik çözüme yönelik olabiliyor. Bu bağlamda üretim tecrübesi çok önemli.

Halimoğlu Fasarit Boya

2001 yılında yüksek lisans eğitimimin ardından, ilk yurtdışı fuarına gittim. Münih Bau fuarında mantolama sistemlerini gördüm
ve Türkiye’ye döndüğümde, özetle “mantolama sistemine giremezsek ileride bir kilo bile dış cephe boyası satamayacağız,
dolayısıyla çok hızlı bir şekilde mantolama sisteme girmemiz gerekir” içerikli raporumu yönetim kuruluna sundum. Tabii ailenin
gözünde dünkü çocuksunuz, ayağı yere basmayan, hayalperest olarak görüldüm ilk başta. Kimya mühendisi değilim, kimya
kökenli değilim ama kimyaya inanılmaz derecede bir gönül bağım oldu, ilgim oldu özellikle 2001 yılının sonrasında. Isı yalıtım
sistemleri ile ilgili yurt dışı hammadde tedarikçileri ile görüştüm. Daha bu anlamda üretim tesisimiz yok, ilk olarak İngiltere’den
titreşimli elek ve setlerini satın aldım.Tam donanımlı laboratuvarımızı kurdum. O yıllarda gündüz dışarda satıştayım, gece
laboratuvarda sürekli ürün çalışıyorum. Sonuçta elyaflı sıva ürünümüzden dört ayrı müşterimize numune hazırladık ve gönderdik.
Sonrasında bir tanesinden bir kamyon sipariş geldi, fiyat bile sorulmadan. O zaman depremden yeni çıkılmış,bütün binalarda
çatlak var ve fileli sıva ile cephe tamirleri yapılıyor. Müşteriye diyorum hazır değiliz, müşteri de diyor ki, “Biz ürünü çok beğendik,
bir ay vaktimiz var, ürünü istiyoruz ve beklemeye hazırız”.Thermo-Tec adıyla Marka tescilimizi, ambalaj tasarımlarımızı ve baskısını
hazırlattırdık ve ilk üretimimizi fason olarak yaptırdık. Bir hafta içinde ürettiğimiz tüm ürünlerin satışı gerçekleşti. Bu arada yönetim
kurulu hala ikna olmuş değil başarabileceğime, yapabileceğime… Üç dört sefer bu şekilde fason üretimimizin ardından sonunda
yönetim kurulumuz da ikna oldu, gel bakalım nedir senin ihtiyacın dediler ve sonrasında da çok büyük destekte bulundular. 2002
yılının Mayıs ayında Thermo-Tec ısı yalıtım sistemi adıyla ısı yalıtım sektörüne girmiş olduk. Bu sayede, o güne kadar sadece boya
üretimi yapan firmamız için yeni bir pencere açılmış oldu. O gün bu gündür Isı Yalıtım Sistemi üretim ve satışımız aralıksız devam
ediyor. Tabi sektörde ilk üreticilerden olmanın verdiği bazı avantajlar var, tanınırlık anlamında, ürün ve üretim tecrübesi anlamında.
Çok büyük projelerde ürünlerimiz kullanıldı. Şu an sektörde üretim tesisi olmayıp, ısı yalıtım sektöründe ürün satışı yapmak isteyen
bir firma ilk olarak bizi ziyaret ediyor, nasıl hizmet alabiliriz şeklinde. Yaklaşık o durumda da 8-10 tane firmanın ısı yalıtım yapıştırıcı,
sıva ve dekoratif kaplama gibi bileşenlerinin üretimini yapıyoruz. Bunun dışında Avrupalı firmaların

Halimoğlu Fasarit Boya

Türkiye’de gerçekleştirmek istedikleri üretimleri veya yakın coğrafyada yapacak oldukları sevkiyatlarla ilgili de yine onlara üretim
hizmeti veriyoruz. Lojistik anlamda onların elini güçlendiriyoruz.

Halimoğlu Fasarit Boya

Yurt içi ve yurt dışı satış faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz? Yurt içinde ve yurt dışında ağırlıklı olarak hangi bölgelere
ne tür ürün satışları gerçekleştiriyorsunuz?

Ankara, İzmir ve İstanbul başta olmak üzere, İstanbul’da merkeze bağlı, Ankara ve İzmir’de home ofis şeklinde çalışan ve proje takibi
yapan satış temsilcisi arkadaşlarımız var. Bunlar illerinin yakın coğrafyalarında olan bölgelerin proje takiplerini de yapıyorlar. Yurt dışı
satış faaliyetlerimiz de doğrudan ihracat ve dolaylı dış ticaret şeklinde. Yaklaşık 22-23 ülkeye ürünümüz ulaşıyor. Bunun ağırlık kısmı
dolaylı dış ticaret şeklinde.Sibirya’da bile ürünümüz kullanıldı ki, uygulama yapıldığında dış ortam sıcaklığı eksi 40 dereceydi. Tabi
bu tip özel durumlarda ürünleri farklılaştırıyoruz, modifiye ediyoruz. Beklentilere göre özelleştirme yapıyoruz.

Halimoğlu Fasarit Boya’nın çevre politikası, sürdürülebilirlik yaklaşımı hakkında bilgi verir misiniz? Üretim teknolojisi
anlamında Halimoğlu Fasarit Boya 
olarak nasıl bir yapıya sahipsiniz?
Üretimde kullandığımız hammaddeler, özellikle Avrupalı firmaların insan ve çevre sağlığı açısından alanındaki en kaliteli
hammaddeler. Daha yüksek maliyetlere de katlanarak, personelimizin ve ürünümüzü kullanacak kişilerin sağlığı açısından
en zararsız olanlarını kullanıyoruz. Özellikle VOC değeri düşük olan hammaddeleri tercih ediyoruz. Kokusuz olan, cilt ya da
solunum yoluyla tahrişlere yol açmayan hammaddeleri kullanıyoruz.

Kayabaşı’nda yapı kimyasalları ürünlerimiz 25 kg’lik Kraft torbalar şeklindedir ve banttan günde binlerce torba çıkıyor. Burada
çalışanlarımızın yorulmaması ve daha düzgün kalitede, daha düzgün dizimli ürünler sevk edebilmek adına PLC otomasyon kontrollü
bir üretim bandımız var. Reçeteler tamamen PLC paneline girilmiş durumda, operatör üretmek istediği ürünün kodunu seçiyor, ne
kadar üretilmesi gerektiğinin talimatını makinaya verdikten sonra üretim otomatik olarak gerçekleşiyor ve bantta torbalarımızı da
robot sistemi diziyor. Dolayısıyla binlerce torbanın bir işçi vasıtası ile dizilmesinin işçi üzerinde yaratmış olduğu olumsuz etkiyi de
ortadan kaldırmış oluyoruz. Müşterimize de daha düzgün dizilmiş paletler sevk etmiş oluyoruz. Bu paletleme sistemine 2013 yılında
geçtik.

Kusursuz bir üretimin gerçekleştirilebilmesi için üretimin kontrol edilebilir olması gerekiyor, kontrol edebilmek için de olayın insan
faktöründen çıkması gerekiyor. Dolayısıyla ancak bu şekilde kusursuz bir ürünü müşteriye sunabiliyoruz. Üretim süreçlerimizde
kullanmış olduğumuz programlar, yazılımlar insan hatasını asgariye indirecek şekilde düzenlenmiş durumda. Müşteriden bir
sipariş geldiğinde ürün kodundan siparişini yazılıma giriyoruz, müşteri ile ilgili belirlenmiş olan çeşitleri risk faktörlerini geçtikten
sonra, sipariş üretim planlamanın ekranına düşüyor. Tabi satın alma, satış, sevkiyat hepsi belirli bir süreç olarak birbirini takip
eden bir zincir. Üründe kullanılan hammaddenin hangi batchlerden kullanıldığı, hangi firmadan hangi tarihte alındığı bunların hepsi
kayıtlarımızda izlenebilir durumdadır. Bu şekilde, bir ürünle alakalı bir sıkıntı olduğunda çözümü de ya da sıkıntının nereden
kaynaklandığı geriye dönük olarak izleyebilir durumdayız. Bu bağlamda, bütün firmalar teknoloji, bilgisayar ve yazılım sistemlerini
üretimin içine katmak zorunda ki, uzun vadeli ayakta kalabilsinler ve maliyetleri minimuma indirebilsinler.

Halimoğlu Fasarit Boya’nın yatırım planları oluşturulurken hangi kriterlere öncelik veriliyor? Önümüzdeki dönemler için
Halimoğlu Fasarit Boya’nın yatırım 
planları var mı, varsa nelerdir?
Üretime girişin kolay, sürdürülebilirliğin zor olduğu bir sektörde faaliyet göstermekteyiz. İnsanımızda girişimci ruh var, inanılmaz
bir üretim arzusu ve isteği var. Bugün bakıyorsunuz bir taşeron firma bile belirli bir ürün tüketim hacmine ulaşınca ben nasıl olsa
kullanıyorum diyerek üretime girebiliyor. Ama bunun sürdürülebiliyor olması da gerekiyor. Bu yüzden üretim, ancak belirli bir satış
kapasitesine ulaştıktan sonra daha cazip ve akılcı oluyor. Yatırımın temel öncelikli olarak müşterimize ve sonrasında dolaylı olarak
bize katma değer sağlıyor olması gerektiğini düşünüyoruz. Bunların ışığında öncelikli yatırım hedefimiz, halen iki ayrı lokasyonda
yapmış olduğumuz üretimimizi, entegre bir tesis çatısı altında toplayarak operasyonel verimliliğimizi buna bağlı olarak hizmet
kalitemizin seviyesini daha da yükseklere çıkartmaktır.