Katı Atıklar: Problem Mi Yoksa Değerli Bir Kaynak Mı?

Mart 05, 2019, 1:07 pm
13 dakika


B. Aylin Alagöz

Boğaziçi Üniversitesi
Katı Atık Araştırma ve Denetimi
Türk Milli Komitesi
Yönetim Kurulu Üyesi

 

Doğal kaynaklarımızı ne kadar büyük bir hızla tükettiğimizin, 2018 yılı için 1 Ağustos olarak açıklanan “Dünya Limit Aşım Günü”nün her yıl ne kadar hızla gerilediğinin farkında mıyız? Ya çöp olarak depolama alanlarında bertaraf ettiğimiz katı atıkların gerçekte sağlayabilecekleri ekonomik değerin?

“Atıklar”; Türkiye’de uzun yıllardır farklı yönleri ile tartışılan ve bertarafı için çeşitli çözüm önerileri geliştirilmeye çalışılan çevre problemleri arasında yer almaktayken; özellikle 2015 yılı itibari ile dünyada ve ülkemizde de benimsenen “Döngüsel Ekonomi” ve “Sıfır Atık” kavramları, Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve “Düşük Karbon Ekonomisi”ne geçiş süreci ile; “problem” olmaktan çıkıp “çözüm” olabilecek bir dönüşüm aracı; “cevher” niteliğinde tekrar kullanılabilir değerli bir hammadde kaynağı olarak nitelendirilmeye başlanmıştır. Gelişen çevre olgusu ile birlikte; “entegre/ sürdürülebilir atık yönetimi hiyerarşisi”, “iklim değişikliği”, “yenilenebilir enerji”, “atıktan enerji” vb. konulara ilişkin çalışmalar ülkemizde özellikle son yıllarda ivme kazanan konuların başında gelmektedir.

Dünyada yakın geçmişe kadar uygulanan ve “kullan-at” felsefesine dayanan doğrusal ekonomi modeli; mevcut doğal kaynakların dünya nüfusunun kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için yeterli olmadığını ortaya koymuştur. Yapılan projeksiyonlar, atıktan tekrar istifade edilmesini sağlamak üzere gerek üretim gerekse tüketim alışkanlıklarının değişimini öngören ve sıfır atık ve geri dönüşümü temel alan “Döngüsel Ekonomi Modeli”ne geçiş ile çevresel fayda ve doğal kaynakların hızlı tüketiminin önüne geçilmesi gibi avantajların yanında; 2030 yılına kadar sağlanacak ek ekonomik büyüme potansiyelinin 4-5 trilyon Dolar seviyesinde olduğuna da işaret etmektedir.

Döngüsel ekonomi modeli kapsamında atığın ikincil hammadde olarak yeniden kullanımını öngören ve bir işletme atığının, bir başka işletmenin girdisi olarak değerlendirildiği “Endüstriyel Simbiyoz” ve “Atık Borsası” kavramları da bu model kapsamında ülkemizde uygulanmaya başlanmış ve gerek büyüme potansiyeli ve gerekse yeni iş olanaklarına katkı sağlayacak gelişmeler arasında yerini almıştır. Doğrusal ekonomi modeli ile depolama tesislerinde gömülerek kayıp edilen atıkların, döngüsel ekonomi modeli ile tekrar hammadde pazarına kazandırılması veya enerji kaynağı olarak kullanılması, elde edilebilecek ekonomik değer göz önüne alındığında uygulanabilecek en sürdürülebilir yöntemlerdendir.

Katı atıklar; 05.04.2005 tarih ve 25777 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği”nde tanımlandığı üzere; “üreticisi tarafından atılmak istenen ve toplumun huzuru ile özellikle çevrenin korunması bakımından, düzenli bir şekilde bertaraf edilmesi gereken katı maddeleri ve arıtma çamuru”nu kapsamaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye 2016 yılı itibarıyla 79.81 milyonluk bir nüfusa ulaşmıştır ve 2019 yılında bu rakamın 80 milyonu aştığı tahmin edilmektedir. Bu hızlı nüfus artışı ve beraberinde gelen hızlı tüketim, gittikçe artan miktarlarda atık oluşumuna neden olmaktadır. TÜİK verilerine göre Türkiye’de üretilen atık miktarının yaklaşık 31.5 milyon ton olduğu ve bunun 27.13 milyon tonuna eşdeğer %87.18’lik kısmının ise belediye atıklarından kaynaklandığı belirtilmektedir (Şekil 1).

Şekil 1. Türkiye’de Atık Dağılımı (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2016)

Türkiye’de katı atıklara ilişkin kompostlama, yakma, düzenli/vahşi depolama gibi çeşitli uygulamalar arasında en yaygın olarak kullanılan yöntem, atıkların düzenli depolama alanlarında bertarafıdır. AB Döngüsel Ekonomi paketi kapsamında tüm AB ülkelerinde evsel atık depolama oranının azaltılarak 2030 yılı itibari ile %10 seviyesine indirilmesi, ambalaj atıklarının ise %75’inin geri dönüştürülmesi hedeflenmiştir. Bu yüzdeler ülkemiz koşullarında ulaşılması oldukça zor hedefler olarak değerlendirilmektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2016 verilerine göre, Türkiye’de atıkların %86.7’si gömülerek bertaraf edilmiştir. TÜİK 2016 yılı verileri; ülkemizde 134 düzenli depolama tesisinde 6 milyon tonu tehlikeli olmak üzere 44 milyon ton atığın gömülerek bertaraf edildiğini göstermektedir. Ulusal Atık Yönetim Planı ile ülkemizde bu nedenle; 2023 yılına kadar oluşan atığın %35’inin geri kazanım ve %65’inin düzenli depolama ile bertaraf edilmesi hedeflenmiştir. Bu değerler dikkate alındığında; artan nüfus ile birlikte her geçen gün daha da yüksek miktarlarda üretilen katı atıkların özellikle kaynağında ayrıştırılması, nihai bertaraf alanlarına gidecek atık miktarlarının azaltımında büyük önem taşımaktadır.

Düzenli depolama alanlarında toplanan atıkların karakterizasyonuna ilişkin yapılan çalışmalar; bu alanlara gönderilen evsel atıkların yaklaşık %25’lik bir kısmının, depolanarak kullanım dışı kalan geri dönüştürülebilir atıklardan oluştuğunu göstermektedir. Geri dönüştürülebilir nitelikteki bu atıkların üretildikleri yerde, kaynaklarında ayrı toplanarak, sonrasında atık geri dönüşüm tesislerinde ayrıştırılması; kâğıt, karton, plastik gibi değerli hammaddelerin daha kaliteli bir şekilde sisteme döndürülmesini mümkün kılacaktır. Geri dönüştürülebilir atıkların kaynağında ayrı toplanması, bertaraf edilecek evsel atık miktarının ve bu sahalardan kaynaklanan sera gazı salımlarının da azaltımına yardımcı olacak, yüksek ekonomik değere sahip atıkların düzenli ve vahşi depolama alanlarında gömülmesinin önüne geçilerek, kayıpların ekonomik kazanca dönüşümüne imkan sağlanacaktır.

Türkiye’de özellikle kamu kuruluşlarında, özel sektör, STK vb. ulusal/uluslararası tüm platformlarda hızlı bir dönüşüm ile benimsenen “Sıfır Atık” felsefesi kapsamında; sorumlu ve bilinçli tüketimin oluşturulmasına yönelik toplumsal farkındalık çalışmalarının, sürdürülebilir/entegre atık yönetimine, ikili toplama uygulamalarına ilişkin eğitim programlarının, çalıştay ve toplantıların artırılması, gelişmiş ülkelerin ülkemiz koşullarına uyarlanan başarılı örneklerinin yaygınlaştırılması bu konuda atılmış çok önemli adımlardır. Atık konusunda kamu ve özel sektör yatırımlarının gerçekleştirilmesi ve yerli teknoloji gelişimi için gerekli finansal kaynaklara erişimde yaşanan sıkıntılar ise çözümlenmeye çalışılan konular arasındadır. Bu teknolojilere ilişkin teknik bilgi birikiminin oluşturulması, ülkemizde deneyimli uzman ve teknik personelin yetiştirilmesi ise çok büyük önem taşımaktadır.

Bu konuda yakın zamanda Boğaziçi Üniversitesi- Katı Atık Araştırma ve Denetimi Türk Milli Komitesi (KAKAD) tarafından Uluslararası Katı Atık Birliği (ISWA) ile koordineli olarak başlatılan “Genç Profesyoneller Grubu”, teknik uzman ihtiyacına yönelik aktif çabaların başarılı bir örneğidir. Bu çalışmanın amacı; değişik ülkelerdeki 35 yaş altı araştırmacılar arasında etkili bir ağ kurarak, bu araştırmacıların kendi ülkeleri için önemli çevre, sürdürülebilirlik, katı atık vb. konularda faaliyet göstermelerini, ortak projeler yürütmelerini sağlamaktır. Balkan, Akdeniz ve Karadeniz bölgeleri başta olmak üzere çeşitli ülkelerden katılacak araştırmacıların oluşturacağı “Genç Profesyoneller Grubu” için merkez olarak “Türkiye” seçilmiştir.

Tüm bu gelişmeler değerlendirildiğinde görülmektedir ki ülkemizde özellikle son yıllarda atıklar konusunda önemli bir aşama katedilmiş, “döngüsel ekonomi” modeline geçiş tüm sektörlerce etkili bir şekilde başlatılmış ve çevre, insan sağlığı ve ekonomik açıdan ulaşılabilir atık yönetim hedefleri doğrultusunda çalışmalar hızlandırılmıştır. Bununla birlikte; Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 2018 yılı Ekim ayında açıkladığı Rapor önümüzdeki kritik “20 yıl” da gerekli önlemlerin alınmaması durumunda, küresel iklim krizinin artık geri döndürülemez bir sürece gireceğini; kamu, STK, özel sektör başta olmak üzere tüm paydaşlara bu çalışmaların geliştirilmesi ve gerçekleştirilmesinde daha da büyük ve etkili bir rol üstlenme gerekliliğini işaret etmektedir. Bu farkındalıkla; sadece gelecek nesillere değil, kendimize de yaşanabilir bir gelecek bırakmak için üzerimize düşen sorumlulukların bilincinde olmak ve bir an önce harekete geçmek temennisi ile…

Kaynaklar 
•Republic of Turkey Ministry of Environment and Urbanization, Solid Waste Control Regulation of Turkey , 05.04.2005 date and the Official Gazette No. 25777
•Republic of Turkey Ministry of Environment and Urbanization, “National Waste Management and Action Plan”, 2016.
•https://www.ipcc.ch/
•http://www.skdturkiye.org/blog/dongusel-ekonomiye-gecis-rekabette-one-gecmek-icin-hizli-adaptasyon-sart
•http://www.turkstat.gov.tr/
•https://ec.europa.eu/commission/priorities/jobs-growth-and-investment/towards-circular-economy_en#documents
•https://www.overshootday.org/

  • (gizli tutulacaktır)