Bedeninde Değil Ek Yerinde Var Sızı

12 Haziran 2019


Cem Ercan

İnşaat Yüksek Mühendisi
Proje ve Teknik Satış Müdürü
Emülzer

 

 

Rahmetli Nesimi Çimen’in “Bedenimde değil ruhumda var sızı” türküsünden etkilenerek, yazıyı betona ve inşaat sektörüne yöneltmek istedim. Günümüzde betonların dış görünüşü, gerek kalıp gerekse beton içerisine giren bileşenlerden dolayı pürüzsüz çıkmaktadır. Betonda ayrışma (segregasyon) neredeyse yok gibi. Beton iyi sıkıştırıldığında, su geçirimsizliği iyice azalmaktadır, ancak su girişi betonun ek yerinden yapıya girmektedir. Beton ek yerlerinde herhangi bir ürün kullanılıp kullanılmayacağı yapım aşamasında tasarlanmalıdır. Şayet kullanılacak ise, beton dökülmeden önce gerekli tedbirler alınmalıdır. Ek yerine alınacak tedbirler proje müellifleri, işveren, yüklenici, yapı denetim kuruluşları tarafından irdelenmelidir.

Betonda ek yerinin yol açtığı hasar bedelini en çok tüneller ödemektedir. Tüneller ciddi su basıncına maruz kalmaktadırlar. New Austrian Tunneling Method (NATM) tip tünel ise ülkemizde yaygın olarak kullanılan, bir tünel tekniğidir. Kısaca bilgi vermek gerekirse; 19. yüzyılda tünel yöntemleri kullanıldıkları ülkeye göre isimlendirilirdi. Bu metot ilk kez Prof. Dr. Ladislaus von Rabcewicz tarafından kullanılmıştır. Rabcewicz, 1948 yılında NATM tekniği için patent başvurusunda bulunmuştur. Tekniğin asıl yayılımı 1964 sonrasında olmuştur. Çalışma prensibi basitçe delme ve patlatma tekniğidir. Ancak Avusturyalıların, sistematik bulonlama ve yerinde ölçüm gibi metoda ilave katkıları da olmuştur.

Betonarme yapıların radye-perde birleşimlerinde olduğu gibi, NATM tünellerinde de, betonda oluşabilecek ek yeri son derece önemli ve sıkıntılı bir durumdur. NATM uzunlukları yaklaşık 8 metr e civarındadır. Beton kalınlığı yaklaşık 1 metreye kadar ulaşmaktadır. Ek yerleri için PVC Su Tutucu Bant uygulaması mümkün değildir (Kemer ve invert birleşimlerinde kullanılabilir). Alında oluşan ek yerlerinden su sızdırmazlığını sağlamak için ‘’Su ile genleşen bantların’’ kullanılması daha doğru çözüm olmaktadır. Beton kalınlığı 40 cm.’den daha fazla ise, su ile şişen bantların en az iki sıra kullanılması daha iyi sonuç verecektir. Su ile şişen bantların bentonit esaslı olan türlerini betona çakarak uygulayabilmekteyiz. Bu tartışılan bir konu olmasına rağmen, zaten bentonit esaslı su ile şişen bantlar parçalanıp dağılmaktadır. Bu nedenle yaklaşık 1 metre ara ile betona çakılarak uygulanmasında bir sorun bulunmamaktadır.

Betonun ek yerlerine uygulanacak su ile şişen bantlar yapım sırasında, beton dökülmeden önce yerleştirilmelidir. Şayet kullanılmaz ise tekrar yerine koymak imkansızdır. Buralardan gelen suyu kesmek için genellikle poliüretan enjeksiyon yapılmaktadır ki, oldukça maliyetlidir.

 

Betonun ek yerlerinden gelen su sızıntını kesmek için yapılan maliyetin analizi:

Sonuç olarak;
Asansör çukuru, toprak altında kalan yapılar, baraj, tünel vb. yapılarda kolon-perde birleşim yerlerinden, tabliyelerden gelen ek yerinin oluşturduğu sorunlar, işçilik hataları vb. nedeniyle yapıya su sızmaktadır. Gelen suyu yalıtmak için gerekli onarım, masraflı olup kesin sonuç elde edilmeyebilir. Tünel gibi yapılarda harcanan bedel milyon dolarları bulmaktadır. Bu bedellerin en aza indirgenmesi için başlangıçta alınacak tedbirlerin planlanarak, uygulanması gereklidir.