Daniel Libeskind

22 Kasım 2018

Fotoğraf: Geni / GFDL CC-BY-SA

 

Daniel Libeskind Eserleriyle Savaşı ve Yıkıcılığını Anlatıyor

 

Fotoğraf: pit-yacker / CC BY-SA 2.0

 

Imperial War Museum North, Büyük Britanya
İngiltere, Manchester şehrindeki Imperial War Museum North (IWMN), savaşın 1914’ten beri İngilizlerin ve İngiliz milletler topluluğunun vatandaşlarının hayatlarını nasıl etkilediğinin hikayesini anlatıyor. . IWM, İngiltere’nin kuzeyinde başka bir müze kurmaya karar verdiğinde, Trafford Park’ın savaş tarihi, onu ideal bir yer olarak öne çıkardı. Burası, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları için mühimmat, tank ve motorlar ürettiği bir yer olma özelliğine sahip.

İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya tarafından yapılan hava saldırısı (Manchester Blitz) ana hedefi Trafford Park bölgesindeki fabrika ve depolardı, ve büyük hasara yol açmıştı. IWM North’un bugün bulunduğu alan, Hovis Tahıl Silolarının bir zamanlar İkinci Dünya Savaşı’nda bombalanıp yakılmadan önce bulunduğu yerdir. Müze inşaatı için temeller kazıldığında, şarapnel ve uçaksavar kartuşları bulunmuştur.

Müzenin tasarım konsepti, parçalanmış ve daha sonra yeniden bir araya getirilen bir dünyadır. Bu parçaların üçünün birbirine kenetlenmesi —toprak, hava ve suyu temsil eder — binanın formunu oluşturur.

Dünya Parçası, açık ve dünyevi çatışma ve savaş alanlarını temsil eden müze alanını oluşturuyor; Hava Parçası, yansıtılan görüntüleri, gözlemevleri ve eğitim alanları ile müzeye dramatik bir giriş niteliğinde; ve Su Parçası ise kanal, bir restoran, kafe, güverte ve performans alanı içeren platformu oluşturur. 2001 yılında tamamlanmasından bu yana, IWMN geçen yüzyılın en önemli on binasından biri (İngiltere, The Rough Guide to England) ve İngiltere’deki en büyük üç büyük ziyaretçi rotasından biri seçilmiştir (VisitBritain’in İngiltere’deki Mükemmellik Ödülleri’nde Gümüş Ödülü 2007).

 

Fotoğraf kaynak: www.pixabay.org

Leuphana Üniversitesi-Forum, Almanya
Lüneburg Leuphana Üniversitesi’nde, Daniel Libeskind işbirliğiyle tasarlanan yeni Forum, üniversitenin inovasyon ve mükemmellik vizyonunu gözler önünce seren bir bina sağlıyor. Bina; Araştırma Merkezi, Öğrenci Merkezi, Seminer Merkezi ve Oditoryum’u tek bir yapıya entegre ediyor. Bu yeni yapılandırma, öğrenciler ve öğretim üyeleri için çapraz disipliner etkileşimi ve dinamik bir öğrenme ortamını destekliyor. Fonksiyonların her biri, kullanım, yapı, enerji tüketimi ve mimarietki açısından  maksimum verimi elde eden büyük bir ompozit yapıyı oluşturan dört adet ayrı ayrı ve karşılıklı olarak birbiriyle bağlantılı hacim içinde barındırılmaktadır.

Leuphana Üniversitesi’nin geleneği olarak, tasarımın geliştirilmesinde öğrenci katılımı, üniversite kampüsünün değişim sürecine entegre edildi. Profesör Libeskind ve üniversitedeki diğer akademisyenler tarafından düzenlenen seminerlerde, öğrenciler çeşitli tasarım aşamalarının karmaşık sorularına dair kavrayışlar kazanma, kendi perspektiflerini ortaya çıkarma ve projenin yürütülmesine yol açan çözümler geliştirme fırsatı buldular. Binanın tasarımı ile birlikte öğrencilerin dahil ettiği diğer konular peyzaj tasarımını, yol bulma sistemini ve iç tasarımı da içeriyordu. Ayrıca çok inançlı arınma ve meditasyon odasının yani ‘Raum der Stille’in tasarımı da seminer konuları arasında yer aldı

Tüm bu katılımın temelinde, iletişim, yaratıcılık ve tasarıma yansıtılan bilgi alışverişi sağlayan bir eğitim alanı yaratma vurgusu yer alıyor. Mimari projede yer alan RW +, detay tasarımı, ihale dokümantasyonu ve site denetimi sağladı. Studio Libeskind ise tasarım ve inşaat sırasında sanatsal denetleme gerçekleştirdi.

 

Royal Ontario Museum Extension, Kanada

Artık Michael Lee-Chin Crystal olarak adlandırılan, Royal Ontario Müzesi’nin (ROM) uzantısı, Toronto’nun merkezindeki en önemli kavşaklardan birinde yer alıyor. ROM, Kanada’nın en büyük müzesidir ve yılda bir milyondan fazla ziyaretçi çekmektedir. Binanın kesişen beş adet metal kaplı hacimleri, kompleksin yeni ismine ilham olmuş. Bu hacimler, ROM’un mineraloji galerilerindeki kristal formlardan esinlenmiş.

Libeskind, Toronto’nun bu önemli köşesini ve tüm müze kompleksini ışıklı bir işarete dönüştürmeyi, organik olarak birbirine geçen prizmatik formlarla başarmış. Bu genişleme ile, Queen’s Park’ta yeni bir grup girişi oluşturulmuş ve burada ziyaretçiler, müzenin iki teması olan “Doğa ve Kültür”ün belirgin bir şekilde sergilendiği muhteşem bir atriyuma, yukarıdaki sergilere giden merdivenler arasından giriş yapabiliyorlar. Tüm zemin seviyesi dolaşım ve şeffaflığın netliği ile kesintisiz bir alana birleştirilmiştir. Kristal, ROM’un kale benzeri karakterini dönüştürerek, Toronto’nun dinamik merkezi olarak Müzenin yeniden canlandırılmasına ithaf edilmiş bir atmosfere dönüştürüyor. Tasarım, bakışları üstüne çekmeyi başarır. Büyük giriş avlusu Gloria Hyacinth Chen Court, tarihi binaların restore edilmiş cephelerini, neredeyse tamamen görebileceğiniz eski tarihi binadan ayırmaktadır. Chen Court ayrıca her türlü kamusal etkinlik için bir mekan olarak da hizmet vermektedir. Haziran 2007’de açılan bu eklenti, yaklaşık 10.000 metrekarelik yeni sergi alanı, yeni bir giriş ve lobi, sokak düzeyinde bir perakende mağazası ve üç yeni restoran sunuyor. Studio Libeskind
ayrıca mevcut tarihi binadaki projenin bir parçası olarak on galeriyi de yeniledi.

 

Fotoğraf: Maulim / CC BY 2.0

Fotoğraf: Dr. Bernd Gross / CC BY-SA 3.0

Military History Museum, Almanya

Şimdi Alman Silahlı Kuvvetleri’nin resmi müzesi olan Dresden Askeri Tarih Müzesi, tüm bir birleşmiş Almanya’yı içeren bir kurumun, bu alana nasıl sığacağının belirsizliği yüzünden bir süreliğine kapatılmıştı. Studio Libeskind, 2001 yılında yapılan, ek genişleme yarışmasının seçileni oldu. Kazanan tasarım, orijinal binanın klasik simetrisini cesurca bozuyor. Geniş, beş katlı, 14.500 tonluk bir cam, beton ve çelik kama uzantısı, eski cephaneliğin klasik düzenine girer ve geçer. 25 metrelik yüksek bir izleme platformu (kama en yüksek noktası 38 metre), modern Dresden’in nefes kesen manzaralarını sunarken, yangın bombardımanın Dresden’de başladığı alanın üçgenleştirilmesine işaret ederek, yansıma için bir alan yaratıyor. Yeni cephenin açıklığı ve şeffaflığı, mevcut binanın opaklığı ve sertliği ile tezat oluşturmayı amaçlıyor. Birincisi demokratik bir toplumda ordunun şeffaflığını yansıtıtken, ikincisi otoriter geçmişteki katılığını temsil ediyor. Bu perspektifler arasındaki etkileşim yeni Askeri Tarih Müzesi’nin karakterini oluşturur. Orjinal sütunlu binanın içerisinde Almanya’nın askeri tarihi, kronolojik bir sırayla sunulur. Kama 1914-1945 yılları arasında bu yatay kronolojiyi keserek, açık ve mimari bir ayrım yaratmaktadır. Yeni sergi alanları, savaş ve şiddeti doğuran toplumsal güçlere ve insan dürtülerine odaklanmaktadır.

Kaynakça:
•Counterpoint: Daniel Libeskind, Paul Goldberger. Walter De Gruyter Incorporated, 2008.
•Daniel Libeskind, Radix-Matrix: architecture and writings. Daniel Libeskind. Prestel, 1997.
•A passage through silence and light. Daniel Libeskind, Hélène Binet, Raoul Bunschoten. Black Dog Pub., Jun 1, 1997.
•https://libeskind.com/work/