İş Sağlığı ve Güvenliğinde Solunum ve İşitme ile İlgili Kişisel Koruyucu Donanımlar ve Uyum Testleri

Nisan 06, 2018, 10:02 am
9 dakika

Uyum Testleri
Mirey Bonfil

Teknik Koordinatör 
İş Güvenliği Departmanı 
3M Türkiye

 

Kişisel koruyucu donanımlar (KKD’ler), risk analizinde hiyerarşik yapıya göre son sırada yer almaktadır. KKD takıldığında, çalışanın
korunması sağlanıyor olarak algılansa da, yanlış kullanım veya seçimlerde, KKD beklenilen korumayı sağlayamamaktadır. Bunun
gibi risklerin olmaması adına, uyum testleri önem kazanmaktadır. Amerika gibi gelişmiş ülkelerde iş sağlığı ve güvenliği açısından
zorunlu olan uyum testleri iki amaca sahiptir. Bunlardan ilki, seçilen KKD’nin kişinin anatomisine uygun olup olmadığıdır. İkinci
amaç ise, seçilen KKD’nin, çalışan tarafından talimatlara uygun bir şekilde takılıp takmadığını kontrol etmektir. Solunum ve işitme
koruma için uyum testleri geliştirilerek teknolojik hale gelerek, hem çalışanın hem de testi yapan operatörün daha kolay anlaması
ve yorumlaması için geliştirilmektedir.

 

Uyum testi ilk olarak Amerika’da OSHA 1910.134 nolu kanun ile tüm ülkede uygulanması zorunlu hale getirilmiştir. Amerika’yı
İngiltere takip etmiş ve OSHA 1910.134’ten alıntılar yaparak HSE 282/28 nolu protokol ile tüm ülkede zorunlu hale gelmiştir.
Amerika ve İngiltere, uyum testi konusunda ilk kanunları çıkartırken, çalışanların kişisel koruyucu donanımları sadece giymelerinin
yeterli olmadığı, çalışanlara uygun olup olmadığını test edip, bu testi rapor altına almaları gerektiği hakkında bir gereklilik olduğu
bilgisi verilmiştir. Uyum testleri, bu kanunlarla her sene tekrar edilecek ve hem çalışana bir hatırlatma hem de kişisel koruyucu
donanımların uygulamalı eğitim kısmının kayıt altına alınmasının, uyum testleri vasıtasıyla yapılması gerektiği bildirilmiştir.

Amerika ve İngiltere’den sonra Yeni Zellanda AS/NZS 1715:2009 nolu standart ile uyum testini zorunlu kılarken, Fransa uyum
testini asbest ile çalışacak kişilerin yapmasını zorunlu kılmıştır.

 

Uyum testinin yapılması zorunlu veya önerilen ülkelerde, genellikle uyum testleri işe başlamadan önce çalışana yapılmaktadır ve
kayıt altına alınmaktadır. Bu kayıt esnasında, test yapan operatörün ismi, çalışanın ismi, tarih, uygulanan uyum testi metodu,
hangi kişisel koruyucu donanım ile uygulandığı kayıt edilmeli ve test sonucunun yazılıp rapor haline getirilip ıslak imzalı olması
zorunludur. Çalışmaya yeni başlayanlar haricinde, uzun süreli işten ayrılanlar, iş kazası geçirmiş olanlar, periyodik eğitim zamanları
gelenler, kişisel koruyucu donanım değişimi yapanlar ve kişisel koruyucu donanım hakkında şikayeti/endişesi bulunanlar uyum
testini yapabilirler.

Türkiye’de uyum testi ile ilgili bir bildiri, standart veya yönetmelik olmamasına karşın özellikle İngiltere ve Amerika menşeili firmalar
kendi iç prosedürlerine göre uyum testini yaptırmaktadırlar.

Solunum konusunda uyum testi, maske ile yüz arasında kalan boşluktan kaçan partiküllerin belirlenmesine yönelik yapılan bir testtir.
Solunum uyum testlerinin özellikle toz/partikül maskeleri ve tekrar kullanılabilen maskeler gibi negatif basınçlı maskelerde yapılması
gereklidir. Aşağıdaki sebepler nedeniyle uyum testi yapılması önerilir:
• Kişilerin anatomik farklılıkları nedeniyle, her maske herkesin yüz hattına uygun olmayabilir.
• Tekrar kullanılabilir maskelerde ise, beden bulma konusunda hangi maskenin kişinin yüzüne uygun olduğunu görmek amaçlı
uyum testi uygulanabilir.
• Maskelerin kullanım kılavuzları incelendiğinde, maskelerin sakallı ve bıyıklı kişilerce kullanılmaması gerektiğine dair bir ibare
görülmektedir. Sakalın ve bıyığın maskelerin koruma seviyesini nasıl düşürdüğünü göstermek amaçlı uygulanabilir.
• Maskenin kullanım kılavuzunda belirtildiği şekilde, maske takılmaması sonucu koruma seviyesinin nasıl etkileneceğini görmek
amaçlı uyum testi uygulanabilir.

Solunum uyum testi iki farklı metotta yapılabilmektedir. Bunlardan ilki kualitatif, ikincisi ise kuantitatif uyum testidir. Kualitatif uyum
testi subjektif br metottur. Çalışanın tat eşiğine bağlıdır. Tatlı ve acı olmak üzere iki adet solüsyon bulunur ve bu solüsyonlar
pülvarize edilerek aerosol formuna dönüştürülür. Kuantitatif uyum testinde ise, elektronik bir cihaz ile objektif yorumlama
yapılabilmektedir. Bu yöntemde, maskeye özel bir prob takılmaktadır. Bu prob sayesinde cihaz içerideki ve dışarıdaki havada var
olan partikülleri adetsel olarak saymakta ve kendi aralarında oranlamaktadır. Bu orana “uyum faktörü” ismi verilir. Bu uyum
faktörünün her bir maske türü için ayrı bir değeri vardır. Bu listeden kontrol edilerek kişinin testten geçip geçmediğini rapor
halinde sunmaktadır.

Benzer bir mantık ile, işitme uyum testi de gerçekleşebilmektedir. Bazı kişilerin sağ ve sol kulaklarının kanal yapısı bile birbirinden
farklı olabilir. Kulak tıkaçlarında en büyük problem, kişilerin kulak kanallarının boyutlarının genellikle bilinmemesi ve kulak
tıkaçlarının doğru takım konusunda yapılan hatalardır. Bunun için, işitme uyum testi çok önemli bir yer kaplamaktadır.

İşitme koruma uyum testi elektronik bir cihaz yardımıyla, çalışana özel problu kulak tıkaçları verilerek yapılan bir test metodudur.
Özel problu kulak tıkacına bir mikrofon yerleştirilir ve dışarıda da sesi ölçen başka bir mikrofon vardır. 7 farklı frekansta gürültü
veren cihaz ile gürültü gönderilir ve yazılım programı ile sağ ve sol kulak için ayrı ayrı ne kadar sönümleme yapılmış olduğu
ekranda gösterilir. Bu sonuçlara bakılarak, çalışanın takım şekli ve/veya kulak kanal yapısı ile çalıştığı ortamdaki gürültü seviyesi
göz önüne alınarak kullanılan koruyucu donanımın uygunluğu onaylanır.

Amerika’da yapılmış olan bir işitme koruyucu donanım uyum testi sonucuna göre %70 çalışan ilk testte doğru korumayı sağlarken,
%17 çalışan tekrar eğitim ile deneme yaptıklarında doğru sonuca ulaşmıştır. %11’lik bir kesim, yeni bir kulak tıkacı ile deneme
yapmak durumunda kalmıştır. %1.5’luk bir kesime ise kulak kanallarının kulak tıkacına uygun olmadığı, bu nedenle kulak koruyucu
donanım olarak kulaklık kullanmaları gerektiği bilgisi beyan edilmiştir.

  • (gizli tutulacaktır)