En-Ser Firmasının Kurucusu Kudret Tan ile Röportaj

05 Ekim 2020

Endüstriyel Yağlar sektöründe hizmet veren; En-Ser firmasının Kurucusu ve Genel Müdürü Sayın Kudret Tan ile firmanın faaliyet alanlarına, gıda sektöründeki önemli konumuna ve ilerleyen yıllardaki hedeflerine değindiğimiz keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Kudret Tan

Kudret Tan

Okurlarımıza kendinizden, profesyonel geçmişinizden bahseder misiniz?

TED Koleji’nde lise eğitimimi tamamladıktan sonra, Robert Kolej Yüksek’de Endüstri İdaresi Bölümünü 1972 yılında tamamladım. Bilahare, Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde eğitimime devam ederek, 1982’de Endüstri Yüksek Mühendisi olarak mezun oldum. Boğaziçi Üniversitesi’nde okurken, aynı zamanda Türk Hava Yolları A.Ş. Vakfı, Rabak A.Ş., Çukurova İthalat ve İhracat A.Ş.’de Orta ve Üst Kademe Yöneticisi olarak çalıştım. Yaklaşık 14 yıllık özel sektör deneyimim sonrasında, halen yöneticiliğini yürütmekte olduğum En-Ser Taahhüt ve Ticaret şirketini kurdum.

En-Ser hakkında bilgi verebilir misiniz? Hangi sektörlere hizmet vermektesiniz?

En-Ser Taahhüt ve Ticaret, 1984 yılında kuruldu. Önce Shell, Mobil ve Turcas Madeni Yağlar bayiliklerini alarak, özellikle endüstriyel yağlar sektöründe faaliyet göstermeye başladık. Şirketimiz diğer rakiplerine göre daima farklı yöntemlerle müşterilerimize hizmet götürmekteydi. Doğrudan müşterilerimizin ayağına giderek ve detaylı teknik bilgi vererek hem sıcak iletişim sağlıyor, hem de müşterilerimizi bilgilendiriyorduk. 2002 yılından itibaren, merkezi ABD Michigan’da bulunan CPI Inc.‘nın soğutma kompresörü yağlarının Türkiye satışlarını yürütmeye başladık. 2018 yılının Aralık ayına kadar soğutma yağları alanında önemli bir müşteri potansiyeline sahip olduk. 2018 yılında söz konusu şirketle anlaşmamız sona erince, Türkiye’de aynı ürünlerin muadillerinin üretimini yapmayı düşündük. 2019 yılında, Tuzla’da ISO 9001,14001 sertifikalı Petro Viscol tesisleriyle yapmış olduğumuz anlaşma sonunda, söz konusu ürünlerin muadillerini Türk markası ile üretmeye başladık.

Petro Viscol Tesisleri’nin yenilenen ve genişletilen analiz laboratuvarları, yetkin üretim personeli ve yıllar içinde edinmiş olduğumuz teknik birikimimiz yeni ürünlerimizi geliştirmemizde yararlı oldu. Halen bu tesiste naftanik, yarı sentetik ve tam sentetik olmak üzere üç ana türde ve yüksek performansta Carina serisi kompresör yağlarını üretmekteyiz. Tesisin kurucusu olan Sayın Yücel Yıldır Bey, Shell şirketinin Ar-Ge bölümlerinde yıllarca çalışmış yetkin bir kimya mühendisi olarak çalışmalarımıza önemli destek sağladı. Böylece Türkiye’de hiçbir şeyin imkansız olmadığını ve Türk insanının bir çok şeyi başarabileceğini kanıtlamış olduk. Özellikle freon yağları ve amonyak kompresörü yağlarında yüksek performanslı olarak üretilen ürünlerimiz yurt içi ve yurt dışı müşterilerimiz tarafından benimsendi ve önemli bir destek gördük. Ülkemizin katma değerine önemli fayda sağlayacağına inandığımız bu projemiz, ilerde yeni tür sentetik yağlarla devam edecektir.

Ürün gruplarınızda hijyen amaçlı kullanmış olduğunuz kimyevi maddelerden bahsedebilir misiniz?

Halen tedarik etmekte olduğumuz hijyen amaçlı ürünlerimizden nano gümüş teknolojisiyle üretilen, ANTIGERM NANO 50 kodlu, ortam ve yüzey dezenfektan ürünümüz ile el hijyeninde kullanılan ANTIGERM ORLIN GERMICIDAL adlı iki mükemmel ürünümüz. AB standartlarında üretilmekte olup, aynı zamana Sağlık Bakanlığı ruhsatlarına da sahiptir. Her iki tür ürünümüz de pandemi koşullarında, birçok müşterimiz tarafından özellikle gıda sektöründe ve çok personelli endüstri kuruluşlarında memnuniyetle kullanılmaktadır.

Gıda makinesi yağları ve Gresleri gıda sektörü için neden önem arz etmekte? Bu alanla ilgili ürün gruplarınızı okurlarımızla paylaşabilir misiniz?

Türkiye’de gıda makinası yağ ve gresleri ancak 1990 lardan itibaren tanınmaya başladı. Gıda regülasyonlarında, ihracata bağlı olarak yapılan zorunlu değişiklikler, FDA ve NSF regülasyonları ve Helal belge talepleri bu alandaki talepleri doğal olarak arttırdı. Gıda üretimi sırasında, gıda ürünlerine bulaşabilecek gres ve yağların gıda onaylı olmaları zorunluluğu getirilince, özellikle NSF H1 ve H3 kodlu (gıdaya zararsız) yağ ve greslerin satışı arttı. Halen bu ürünler yurt dışından ithal edilmektedir. Bu ürünleri de geniş bir yelpazede gıda endüstrisi müşterilerimize tedarik etmekteyiz.

Gıda sektörü, ülkemizde gerek ihracat gerekse iç tüketim bakımından hızla gelişen bir sektör olup, burada insan sağlığının gereksinimi olan gıdaya uygun hijyen ve üretim formları gerekmektedir. Daha önce kanserojen etkisi olan mineral yağ ve greslerin gıda endüstrisinde kullanım alışkanlığı mutlaka terk edilmeli ve bu konudaki denetimler artırılmalıdır. Bizim tedarikçi olarak görevimiz ise üretim makinalarının gereksinimi olacak doğru gresleri ve makine yağlarını en uygun fiyat ve doğru kalitede üreticilerimize temin etmektir.

Eş Değer Yağ kavramı neden önemlidir? İthal makine ve cihazlarda kullanılacak olan eş değer yağları tespit etmek için ne tür bir yol izlemek gerekir?

Eş değer yağlar konusunda çalışma yapılırken, belirli bir metodoloji takip edilmelidir. Bu metodolojide, önce araştırma yapılacak yağın teknik spekleri incelenir. Sonra önerilecek eşdeğer yağın teknik spekleri aynı ASTM veya DIN normlarındaki speklerine bakılır. Bu ilk karşılaştırma çok önemlidir. İkinci adımda, müşteriye numune verilerek, cihazında denemesi sağlanır. Uygulama sonuçları da alındıktan sonra, istenilen miktarda yağ veya gres müşteriye verilir. Daha sonra, genelde 3 aylık çalışma saati sonunda, çalışan yağdan bir numune alınarak laboratuvar analizi yapılır. Laboratuvar sonuçlarında bulunan teknik spekler, limitler içinde ise yağın eş değerlik onayı teknik olarak tamamlanmış olur.

Pazarın ihtiyacı olan ürünlerin belirlenmesi ve tedariğinin sağlanması konusunda gerçekleştirmiş olduğunuz faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Bu ürünlerin saptanması, sektörün içinde yoğun olarak birebir faaliyet içinde olmayı gerektirmektedir. Ayrıca makinaları ve cihazları tanımak, kullanmaları gereken yağlar hakkında ön bilgi sahibi olmak gerekiyor. Maalesef Türkiye’de teknik eğitim verilen teknik okullar ve üniversitelerimizde bu konuda yeterli bilgilendirme yapılmamaktadır. Ayrıca, gelişmiş ülkelerde Tribology denilen bir eğitim bölümü vardır ki bu bölümde yağlama teknikleri konusunda geniş eğitim verilir. Ülkemiz bu konuda da çok gerilerden gitmektedir maalesef.Burada görev, soğutma işiyle uğraşan derneklere, makine mühendisleri odalarına da düşmektedir. Endüstride yetişmiş mühendisler ve teknisyenler bu dernekler veya odalarda, sektöre yeni girecek gençlerimize seminerler vermelidirler. Bu sektörde yetişmiş eleman ve teknisyen açığı çok fazladır.

Soğutma sistemleri ve soğutma yağları giderek talebin yoğun olarak arttığı ve gelişmeye en açık sektörlerden biri. Bu çerçevede nitelikli eleman yetiştirmek ve sektöre kazandırmak adına ne gibi çalışmaların gerçekleşmesi gerekiyor?

Soğutma sektöründe Türkiye’de gelişme çok hızlıdır. Zira tarımsal ürünler ve işlenmiş gıda ürünleri konusunda ülkemizde talep hızlı bir şekilde artmaktadır. Buna paralel olarak soğuk depolama, soğuk taşımacılık, soğuk zincir gibi yatırımlar da hızla artmaktadır. Türkiye’de maalesef soğutma kompresörleri üretimi halen gerçekleştirilememekte olup, soğuk depolar ve soğuk zincirlerde kullanılacak tüm kompresörler dışarıdan ithal edilmektedir. Bu alanda da birkaç büyük firma pazara hakim durumda olup, ithal kompresörlerin fiyatları ve parçaları aşırı yüksektir.

Türkiye’de bu konuda da yerli üretime geçilmeli ve döviz kayıplarımız önlenmelidir. Soğuk depo kurma ve işletme maliyetleri de ancak bu şekilde düşürülebilir. Soğutma kompresörlerinin yağları da 2015 sonlarına kadar yabancı markalardı ve önemli kısmı da yurtdışından ithal ediliyordu. Burada bazı markalar adeta tekel kurmuşlardı, yerli üretimin önü açılamıyordu. Biz bu alanda, Petro Viscol firmasıyla birlikte üretimine başladığımız sentetik ve tam sentetik kompresör yağlarımızla önemli bir bariyeri aştık.

Soğutma sektöründeki teknik eleman ihtiyacı da hızla artmaktadır ve genç teknisyenlerin bu alana girmeleri özendirilmelidir. Bu konuda demin belirttiğim üzere, başta makine mühendisleri ve elektrik mühendisleri odalarında olmak üzere, yoğun eğitim programları uygulanmalı, üniversitelerimizde ise Tribology (yağ teknolojisi) bölümleri açılmalıdır.

Sürdürülebilir bir dünya ve daha yeşil bir çevre için üretim gerçekleştirirken almış olduğunuz önlemlerden bahseder misiniz?
Yeşil çevre için suya, toprağa ve atmosfere minimum zararlı ürünlere acilen yönelmek gerekir. Bunun için çevre regülasyonlarına harfiyen uyulması lüzumludur. Ayrıca geri dönüşümlü bazı ürünler de üretilebilmelidir.

 

İlerleyen yıllarda hizmet verdiğiniz sektörde ne gibi gelişmelerin yaşanmasını ön görmektesiniz?

İlerleyen yılar, teknolojinin, teknik eğitimin çok fazla yaygınlaşacağı yıllar olacaktır muhakkak. Birçok mühendislik dalı artık birlikte çalışarak yeniürünler üretecektir. Biyokimyagerler, makina mühendisleri, elektrik, endüstri ve çevre mühendisleri birlikte çalışarak yeni yağları geliştirecekler, endüstriye daha fazla katkı sağlarken, çevreye daha az zarar veren yüksek performanslı ürünleri insanlığın hizmetine sunacaklardır.